İçeriğe geç

GÖLGE ALTINDA

Bölüm 1 · 2 dk okuma

GÖLGE ALTINDA

Bölüm 1

Koğuş

2 gün önce...

"Koğuş kalk!" Yataktan fırladım. Herkes hızlıca ayağa kalktı ve hazır ol duruşuyla komutanı karşıladı.

"Bugün daha fazla çalışacaksınız. Düşmanlara karşı daha tecrübeli olacaksınız. Hiçbir işkence sizi yıldırmayacak. Anlaşıldı mı?"

Selam vererek "Anlaşıldı komutanım!" diye bağırdı herkes bir ağızdan. Bir dakika içerisinde hepimiz giyinip dışarı çıktık. Derin bir nefes aldım.

"Oğlum, Murat. Biz geberirsek yokluğumuzu hissettirme. Benim yerime katıl bütün savaşlara. Vatanı başı boş bırakma."

"Saçmalama oğlum! Ne gebermesi? Sende gebercek göz yok. Hepimiz ölürüz, sen kazık dikersin!"

"Konuşma!" diye bağırdı komutan. "Herkes yere yatsın. Yat! Yoldaki taşların üzerinde sürüne sürüne denize kadar gideceksiniz. Daha sonra denizin dibinde 400 tane şınav çekiceksiniz. Başla!"

Sürünerek ilerledik. Dirseklerimizdeki yaralar tekrar kanadı. Ama daha beter acılar da gördüğümüzden bu acı bizi ilgilendirmedi. Komutan herkesin sırtına basa basa yürüdü. Kimse ağzını açmadı. Yarım saat süründükten sonra denize gelmiştik.

"Size sorular sorucam. Cevap verirken şınav çekmeyi bırakmayacaksınız." Bir hareket yaptı şınava başlamamızı söyleyerek. Yere yakınlaştığımızda saçlarımız dahil heryerimiz suyun içinde kalıyordu. Komutan yanıma geldi.

"Hazine nerde?"

"Bilmiyorum." Sırtıma kırbaçla vurdu. Dişlerimin arasından ufak bir ses çıktı. Acıdığını belli eden kısık bir çığlık gibiydi.

"Belgeler nerde?"

"Bilmiyorum." Bir kırbaç daha vurdu.

"Söyle. Söyle de bitsin bu işkence."

"Bilmiyorum."

"Biliyorsun, söyle. Şahi toplarını hâlâ sakladığınızı biliyorum. Nerdeler?" Bir kırbaç daha vurdu.

"Bilmiyorum. Bilsem bile asla söylemem." Hepsinden sert bir kırbaç daha geçirdi sırtıma. Şınav çekmeyi asla bırakmadım. Yanımdaki adama geçti.

"Eğer hazinenin, belgelerin ve topların yerini söylemezsen seni suda boğarım!"

"Söylemicem."

"Söyle!"

"Söylemicem!" Kafasını tuttu komutan. Adam hem şınav çekiyor hem de kafasını suda tutmak zorunda kalıyordu. Tabii bu onu pek etkilemiyordu.

Sırayla herkesi sorguya çekti. İşkenceler etti. Ve 400 şınav bittiği zaman hepimizi sırayla falakaya yatırdı.

Herkese sayısını bile saymadan vurdu. Tırtıklı ve ağır odunlarla vuruyordu. Herkes kıvranıyordu. Kıvrandıkça daha da fazla vuruyordu.

"Düşman sizi esir aldığı zaman canınızın acıdığını bu kadar belli ederseniz daha da sert vurur, gerizekalılar! Hiçbir şey belli etmeyeceksiniz. Acınızı unutacaksınız. Kimsenin canını önemsemeyecekler. Hiçbirinize üç öğün yemek ve su vermeyecekler." Herkese tekrardan vurdu sırayla. Tüm gücünü buna harcıyordu. Son iki günüm kalmıştı. Askerliğimin bitmesine son iki gün. Evime dönmeme son iki gün...

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.