Şehir gürültüyle uyanıyordu. Sokak lambalarının soluk ışıkları titrerken, yağmur damlaları asfaltta yankılanıyordu. Derin bir nefes aldı, kaçması gerektiğini biliyordu. Fakat şu anda, bu ara sokakta, karşısındaki kadının gözlerinde kendi geçmişini görüyordu.
Polis yaklaşıyordu. Siren sesleri sokaklarda yankılanıyor, uzaklarda öfkeli motor sesleri duyuluyordu. Adamın kalbi hızlandı. Buradan çıkmalıydı, ama kadın… Kadın bir sorundu.
**“Kararını verdin mi?”** diye sordu, sesi keskin ve buyurgan çıkmıştı.
Kadın titreyen dudaklarını araladı, ama konuşmadı. Yalnızca derin bir nefes alıp başını salladı.
**“İhbar etmeyeceğim.”** dedi sonunda.
Adamın kaşları çatıldı, gözlerinde gölgeler dans ediyordu.
**“Akıllı bir seçim.”** dedi alçak bir sesle. Ama akıllı seçimler her zaman güvenli değildi.
Polis araçlarının ışıkları sokağın köşesinde belirirken, adam hızla cebinden telefonunu çıkardı ve hızlı bir mesaj yazdı.
**“Çıkış yolu hazır. Sekiz blok ötedeki eski depoya gidiyoruz.”**
Kadın gözlerini kırpıştırdı.
**“Gidiyoruz mu?”**
Adam ona baktı.
**“Sen de işin içindesin artık. Eğer burada kalırsan, kim olduğunu öğrenirler. O zaman her şey biter.”**
Kadın içindeki çelişkiyle boğuşuyordu. Burası onun dünyası değildi. Ama burada kalmak, yalnız ve savunmasız olmak, daha kötü bir seçenekti.
Adam onun karar vermesini beklemeden bileğini kavradı.
**“Koş.”**
Polis aracı hızla sokağa girdiği anda, ikisi de sokak boyunca fırtına gibi ilerlediler. Yağmur hızlanmış, caddelerin üstü kayganlaşmıştı. Adam arkalarına bakmadan kadınla birlikte gölgeler içinde kayboldu.
Kaçış başlamıştı.
---
