İçeriğe geç

GÖLGE

Bölüm 5 · 3 dk okuma

GÖLGE

Bölüm 5

"Karşılaşma"

Marya süslü bir odanın içinde yumuşacık bir yastığın üstünde oturuyordu. Bir aydır o cani adamın kafesinde hayvan gibi sergileniyordu. Marya o kafesin demirlerini kaçmaması için koyan adama sadece bu yüzden teşekkür edebilirdi. Çünkü o demirler kendisini koruduğunu düşünüyordu. Fakat dün biri onu almıştı. Ağlamak istemişti Marya ama uzaun zamandır yaşları akmıyordu. Sadece tepkisizce sürükleniyordu. Bu yere geldiğinde bunun bir saray olduğunu anlamıştı. Peki niye buradaydı? İşte onu bilmiyordu.

Odanın kapısı açılınca Marya kafasını kaldırdı hemen gelen iki kadın vardı. Güzel yüzleri vardı ama ifadesiz bir şekilde duruyorlardı. Ona bilmediği bir dilde bir şeyler anlatıyorlardı.

-Sizi anlamıyorum ki.

Diye söylendi öyleye. Kadınlar birbirine baktılar. Sanırım Marya’nın onların dilini anlamadığını bilmiyorlardı ve şimdi öğrenmişlerdi. Kadınlar tekrar dışarı çıktılar. Küçük Marya’da can sıkıntısıyla ayağa kalktı. Etrafı görmek istedi. Pencereye yaklaştı ve etrafı izlemenin iyi olabileceğini düşündü. Perdeyi hafifçe kenara çekince kocaman bir alan karşısına çıkıyordu. İlerde ellerindeki çubuklarla birbiriyle savaşan çocukları gördü. Sesleri geliyordu. Marya’nın daha önce duymadığı bir dil ile konuşuyorlardı. Çocuklar biraz durgundu. Hemen hemen Marya yaşlarındaydılar.

Perdeyi biraz daha çekip kocaman bir alan açtı kendine. Onları daha rahat izlemek istiyordu. Onların biraz hantallığına canı sıkılmıştı Marya’nın. Ama aralarında biri Marya’nın dikkatini çekmişti. Bir tek o çocuk hırslıydı, canlıydı. Kıyafetleri de diğerlerinden farklıydı. Marya onu izlerken çocuk bir anda kafasını çevirdi ve Marya’yı gördü. Marya çocukla göz göze gelince hemen duvarın arkasına saklandı. Panik yapmıştı. Neden saklanmıştı ki. Belki de yakalanmak istenmiyordu. Ne kadar öyle durdu bilmiyordu ama yeterince sürenin geçtiğinden emin olunca kafasını hafifçe uzattı Marya. Kimseler yoktu. Ya da öyle sanıyordu. Duvarın öbür tarafında Marya’yı izleyen biri vardı. Marya rahatça ayağa kalkınca çocuk bir anda önünde belirdi. Marya korkuyla geri çekilip düştü. Çocuk Marya’nın bu haline gülebilirdi ama gülmedi sadece şaşkındı. Marya da sesini çıkartmıyordu. Çocuğun kendi dilinden bir şey söylediğini fark etti ama hiçbir şey anlamadığı için ona sadece baktı. Çocuk kızı inceliyordu. Daha önce böyle bir insan görmemişti. Marya’da şaşkınlık içerisinde sadece adını söyleyebildi.

-Marya.

Çocuk kızın dudaklarına baktı. Ve sadece ağzını oynattı. Sanırım sadece kızın söylediklerini sessizce tekrar ediyordu. İki çocuk birbirine bakarken uzaktan birinin seslenmesiyle çocuk o yöne doğru döndü. Telaşlanmıştı sanki çocuk. Tekrar kıza baktı ve can sıkıntısıyla bir nefes alıp uzaklaşmaya başladı. Yolu neredeyse yarılamışken arkasına dönüp bağırdı.

-Rin.

-Rin

Marya ağzından o tereddüt etse de sesli bir şekilde söylemişti. Çocuk heyecanla gülümseyip bu defa koşmaya başladı. Marya adını öğrendiğini düşündüğü çocuğu kaybolasıya kadar izledi. Daha sonra arkasında kalan kapı tekrar açılınca oraya doğru baktı. O iki kadın tekrar gelmişti.

.......

Marya Kral Kim’in huzuruna çıkarılmıştı ve Kral Kim ona bakarak bir şeyler söylüyordu. Kimse onunla konuşamıyor ve anlaşamıyordu. Marya bu durumdan rahatsızlık duyuyordu. Onlara derdini anlatmak istiyordu ama şu anlık böyle bir şey mümkün değil gibi görünüyordu. Karşısındaki yaşlı adam etrafındaki saygıyla başlarını önüne eğmiş insanlara bir şeyler anlatıyordu. Marya, Kral’ın gözlerine bakınca babasını hatırladı birden. Yeni değildi bu hatırlayışlar ama Kral’ın gözleri babasınınkine çok benziyordu. Marya içinden bir şeyler koptuğunu hissetti ve o kocaman odanın ortasında Kral’ın karşısında ağlamaya başladı.

Kral şaşkınca durdu. Küçük kızın acı dolu ağlayışlarını işitti ve sessizleşti. Bu kızın bir köle satıcısının eline nasıl düştüğünü merak ediyordu. Bunun için askerlerinden bazılarını görevlendireceğini kendine tembihledi.

Kral elleriyle insanlara çıkmasını işaret etti. Herkes dışarı çıkarken Kral tekrar bakışlarını çocuğa yönlendirdi. Kral normalde yumuşak kalpli biri değildi. Lakin bu küçüğün kendi karşısında böylesine ağlaması onu da üzmüştü. Belki de atmışlı yaşlarının sonuna geldiği için artık kalbi tüm sertliğini kaybetmişti.

Yavaşça ayağa kalkıp çocuğa doğru yaklaştı. Onun önünde diz çöküp elleriyle yaşlarını sildi. Kız üzgün bir suratla yüzüne bakıyordu. Sanki ondan yardım istiyormuşcasına acılar içinde bakıyordu.

-Sen benim en büyük silahım olacaksın Gölge. Bu yüzden üzülme, seni koruyacağım.

Kral Kim diz çöktüğü yerden kaldırdı ve çocuğun kafasına elini koyup teselli edercesine iki küçük dokunuşlar vurdu. Marya gerçek adını hiçbir zaman unutmayacaktı ama Gölge adıyla yaşarken bu ismi asla duymayacaktı.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.