İçeriğe geç

GÖLGE

Bölüm 10 · 3 dk okuma

GÖLGE

Bölüm 10

“Gölge.”

O olaydan bir hafta sonra Kral Kim Marya’yı yanına çağırıp onu affettiğini ve sadık bir asker olduğu için bundan mutluluk duyduğunu söyledi. Her zaman yaptığı gibi eğitimlerine devam etmeye başladı. Olabildiğince Prens Rin’den uzak durmak istiyordu. Ölüm kendisi için kurtuluş olabilirdi. Ama Prens’in çaresizliği ona pes ettirmişti.

Göl kenarına asla gitmiyordu Marya. Ömrünün geri kalanı boyunca oraya adımı atmayacaktı bir daha.

Artık şehrin dışına yavaş yavaş görevlere de gönderiliyordu. Sarayda yatılı çalışan askerler ve görevliler dışında kimse onun kadın olduğunu bilmiyordu. Bu yüzden pelerin ve yüzünün çoğunu saklayan bir maskeyle dolanıyordu şehirde. Sadece gözleri görünüyordu. Ama o da kapüşonu sayesinde gizli duruyordu. Zaten Marya genellikle geceleri çalışıyordu. Bu yüzden adı Gölgeydi belki de.

Göreve gideceği için kıyafetlerini giymişti Gölge. Akşam karanlığına baktı. Bu havaları seviyordu. Sessizdi ve kimse onu görmüyordu.

Odasından çıkmak için hareketlenmişti ki kapı aniden açıldı ve içeriye hırsla Prens Rin girdi. Kapıyı çok sert olmasa da sertçe çarpmıştı. Gölge şaşkınlık içerisinde Prens Rin’e bakıyordu. Tanrı’ya binlerce kez şükretti bu maske için. Çünkü yüzü belli olsun istemiyordu. Prens Rin öfkeyle Gölge’nin yüzüne baktı.

-Sen..sen neden göle gelmiyorsun?

Gölge önce saygıyla eğildi Prens Rin’in karşısında. Onu özlediğini hissetmişti ama o duyguyu görmezden geldi. Yine.

-Efendi Rin bağışlayın. Artık görevlere gidiyorum. Bu yüzden bundan böyle oraya gelmem pek mümkün değil Efendim.

Prens Rin biliyordu. O olaydan sonra Marya da sarsılmıştı ama önündeki pürüzleri düzeltmemiş miydi. Bu yeterliydi. Yıkımı devam ettirmenin bir anlamı yoktu.

-Az da olsa hiç mi zamanın yok Marya! Orada seni bekledim. Her gün!

Öfke ve kırgınlık vardı cümlelerinde. Marya çaresizlikle baktı sadece. Cevap verecek bir şeyi yoktu. Suçlu hissediyordu ama bu yapsa daha suçlu olmaz mıydı?

-Bana cevap ver!

Sertçe ona baktı. Prens Rin kızgındı. Marya onu hiç özlememiş miydi?

Marya tek kelime etmeden sadece Prens Rin’e bakıyordu. Marya’nın bu hareketi Prens Rin’i deliye döndürdü. Prens Rin aniden Marya’ya kolundan tutup kendine çekti. Marya Prens’in gövdesine çarptı ve Prens öfkeyle yüzünü Marya’nın yüzüne yaklaştırdı.

-Demek böyle ilerleyeceksin. Pekala.

Prens Rin delirmiş gibi kafasını aşağı yukarı salladı. Aniden Marya’nın yanaklarını iki eliyle tutup kendine biraz daha yaklaştırdı.

-Eğer yarın gölün orada olmazsan babama kendimi ihbar edeceğim. Sana aşık olduğumu ve senin için tahttan vazgeçtiğimi söyleyeceğim. Duyuyor musun!

Marya dehşet içinde Prens’e bahtı. Bunu yapamazdı. Onu öldürürlerdi. Neden her şeyi bu denli zorlaştırıyordu. Bu hisler zaten başlı başına bir zulüm değil miydi?

-Ne dediğinizin farkında mısınız Efendim. Ben...bağışlayın ama...

Ne diyeceğini bilmiyordu Marya. Kuracağı cümlenin kelimelerini birleştirmeye çalışırken Prens Rin bir elini Maryanın ensesine koydu ve diğeriyle yüzünü hırsla açtı. Boşta kalan elini Marya’nın yanağına koyup dudaklarına yapıştı.

Hissediyordu. Tanrım şahitti kalbi deli gibi çarpıyordu. Bayılmak istedi. Marya’nın ayakları titriyordu. Bu duygular, bu yasaklar ve delirmişlik. Marya bir anda kendine gelmiş gibi Prens’, dehşet içerisinde tüm gücüyle itti. Prens Rin geriye düşerken Marya da ayaklarının kendini taşıyamadığını hissedip yere düştü.

Marya ağlamak üzereydi. Çaresizlikle Prens’e baktı. Prens Rin sürünerek geriye gitti ve sırtını kapıya dayayarak oturmaya devam etti. Kafası yere eğikti. Sık nefesler alıp veriyordu. Ellerini yüzüne kapattı yavaşça ve sonra...sonra...ağlamaya başladı.

Marya onun bu halini görünce yıkılmıştı. Dehşete düşmüştü. Şaşkınlıkla ellerini ağzına götürdü. Yaşlar gözlerinden akmaya başlamıştı çoktan. Ses çıkarmadan ağlamaya başladı.

....

Ne kadar süre bu halde durdular bilmiyordu Marya. Ne yaklaşabiliyordu Prens Rin’e ne de buralardan kaçıp gidebiliyordu. Onun hıçkırıkları, gözyaşları, o hali. Ölebilirdi. Korkacak ne vardı ki!

Derin nefes alıp Prens Rin’e yaklaştı Marya. Onun gibi sırtını kapıya dayadı ve başını yere eğdi. Cesaret toplamak istercesine derin nefes aldı kendi kendine. Kafasını Prens Rin’e doğru çevirdi.

Prens Rin başını yere eğmiş, gözleri kapalı yorgun görünüyordu.

-O an yüzünüzü o halde görünce ölecek gibi hissettim. O çaresizliğiniz, diz çöküşünüz ve kendinizden vazgeçişiniz...

Ağlamamak için durdu bir an Marya. Kendini biraz toparlayıp devam etmek istedi. Ama yapamadı. Gözlerinden sessizce yaşlar akarken elini kaldırıp Prens’in yanağını tuttu ve kendine çevirdi yavaşça. Prens Rin gözlerini açınca yaşlar döküldü. Bir kez daha içi acıdı Marya’nın. Marya yüzünü yaklaştırdı Prens Rin’e.

-Korktum.

Diye fısıldadı Marya. Yavaşça değdirdi dudaklarını Prens Rin’in gözlerine.

-Bundan fazlası gelmiyor elimden.

Prens Rin Marya’nın bu haline burukça gülümsedi. Lakin hala yaşlar dökülüyordu gözlerinden. Ellerini kaldırıp Marya’nın yanaklarını tuttu.

-Benim elimden geliyor Marya’m.

Dedi ve günahlara sürükledi iki bedeni.

Bölüm sonu

Sonraki bölüm kilitli

11. bölümü 5 jetonla uygulamada açabilir, kaldığın yerden devam edebilirsin.

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.