İçeriğe geç

Gökyüzünün iki tarafı

Bölüm 4 · 13 dk okuma

Gökyüzünün iki tarafı

Bölüm 4

.

Sert tahta zeminin üzerindeydim mavi gözler beni ciddiye almadı . Sarı saçlı kız sanki ben bir çakıl taşıymışım gibi üstümden atlayıp geçti

Demeki burası bir antikacı parmağını heykel reyonuna gezdirdi göründüğünden temizsin

kaşlarımı çatım Ne demek istiyorsun ?

Soruma cevap bile vermedi dükkanın içinde geziniyordu Gözüne Bay Malertan verdiği heykel takıldı heykeli eline alıp incelemeye basladı tutusu o kadar gevşektiki her an elinden düsücek gibiydi

Ne kadarda çirkin. Bana yan gözle baktı Çirkin şeylere ilgin mi var ?

Ellerimle tahta zeminden destek alıp ayağa kalktım bacağımın acısına rağmen kıza hızlı bir sekilde yaklaştım elindeki heykeli sert bir şekilde elinden aldım

O heykel Bay Malertan hediyesi

Parmağıyla heykeli gösterdi yüzünü buruşturdu Bence göz zevki konusunda cidden düşünmesi gerekiyor .

Bu kız kim oluyordu Bay Malerta eleştiriyor kıza doğru bir adım atım

Birincisi bu bir tarih eser içinde yatan anlamı bilmeden ona çirkin diyemezsin kız dudağını büktü

İyide çok çirkin

Elimle basımı tutum bugün yeterince sabrım zorlanmıştı heykeli nazikçe yerine koydum

İkincisi kız kolarını kenetleyip gözlerini devirdi Bu heykeli bana veren kişi Oldukça önemli biri . kız kenetlediği ellerini kaldırdı

Hadi ya o kadar önemli mi kafasını yana yatırdı

Hiç bilmiyordum

Gözlerimi sonuna kadar açtım ve üçüncü olarak sen de kimsin ?

Anlına düşen sarı saçları üfledi sorumu duyunca gözlerimin içine baktı mavi gözler bana haylazlıkla bakıyordu selam verir gibi eğildi

Kendimi tanıtmadım ben yeni kiracın

Ona boş gözlerle baktım kız elini yüzüne götürdü sanki Karsısında küçük bir çocuk varmış gibi davranıyordu

Dışarıdaki ilanı gördüm ve düşündümki neden bu dükkana kiralacısı olmayım

Özellikle kiracı kelimesini heceleyerek söyledi ilanı koyalı bir gün bile olmamıştı bu kadar hızlı kiracı bulacağımı hayal etmemiştim.

Dükkanı hurdalarla doldurmak kimin fikridi affedersin anlayamadım ?

Dedimki neden dükkan hurdalarla kaplı nesin sen hurdacı mı ?

kaşlarını merakla kaldırdı bu son damlaydı

Sen her kelimele ağzımdan tıslayarak çıkıyordu bana hurdacımı diyorsun ? Her kelimemeyle ona yaklaşıyordum kız köseye çekilmişti beni süzüyordu Kapıma gelip bana çarptıktan sonra tek diyeceğin bu mu bügün bana çarpan üçüncü şeysin ve gelmiş burada benimi eleştiriyorsun sen kimsin ? Bu kadar emin konuşabiliyorsun ? Kız parmağıyla yukarı işaret eti

Bunu duydun mu ?

Gözlerimi bir kaç kez kırptım Neyi ?

Sarı saçlı kız sırıtı Sesizken dükkan Çok huzurlu

Seni pislik

sertçe yakasına yapıştım oldukça iyi ütülenmiş bir takımdı beyaz gömleğinin üstüne giydim siyah sifon elbise çoktan kırışıklarla kaplamıştı sanki yeni ütülemiş gibiydi itiraz etmem gerekirse takıma üzüldüm kız bana sırıtı

Hiç misafirperver değilsin

kaslarımı kaldırdım sıkıca tutum takımı bıraktım biraz kendimi. kaybetmiştim geri çekildim mavi gözler beni izliyordu sanki bundan zevk alıyor gibiydi yakasını düzelti .

Aslında oldukça küstah biriyim insanlar beni çekilmez bulur ama sen bende daha betersin hiç bu kadar fazla konuşan biriyle tanışmadım o neydi öyle kafam ütülendi resmen .

kafasını her an düsücekmiş gibi tutuyordu anlımımdaki kırışıklar her saniye artıyordu

Ve senin kadar dikkatsiz biri bu dükkanı nasıl isletiyor elinde kolye vardı parmağında gamsız bir sekilde çeviriyordu istemsiz elim boynuma giti kolyem yerinde yoktu onu aldığım günden beri çıkarmamıştım kız kolyeme salıyordu .

Bu kadar yeter kolyemi ve burdan defol!! BUNA DAHA FAZLA KATLANMIYACAM

Elindeki kolyeyi almak için atıldım kız çok hızlı bir sekilde geriye çekildi

Neden bahsediyorsun ne kolyesi ?

Benimle dalga geçme kolyemi geri ver avucumu ona doğru açtım

O kolye benim için değerli

Dudaklarını büktü bende kolye yok ellerini kaldırdı oldukça masum bakıyordu bana hangi kolyeden bahsettini açıklarsan belki yardımcı olabilirim ?

Bana dükkana geldiğinden beri ilk defa sıcak bir sekilde gülümsedi ellerini arkadan birleştirdi bana doğru eğildi. Kolyen nasıl görünüyordu ?

Kafamı eğidim dudağımı ısırdım benimle oynuyor elimi o kadar sıkıyordum ki neredeyse kanayacaktı derin bir nefes aldım kendimi sakinleştirmem gerekiyordu madem benimle oynamak istiyor oynayalım o zaman. kafamı kaldırdım bu degisim kızın ilgisini çekmiş gibiydi.

Aslında o kolye kitaplık düştünden beri kayıp kitaplık dağıldı ve kitaplar her tarafa dağıldı neden aramam yardım etmiyorsun ?

Parmaklarımı birbirime değdirdim ona oldukça kibar bir sekilde gülümsedim kız ağzını açıp kapadı sinirden köpürmemi bekliyor olmalıydı.

Bunu evet olarak kabul edeceğim arkamı dönüp kapının önüne dağılmış kitap sürüsüne doğru yöneldim eteğimi düzeltip zarifçe eğildim karton kutuya kitapları yerleştirmeye basladım

Hey yardım etmeyi teklif eden sendin Arkamda olduğu için nasıl bir tepki verdiğini göremiyordum kösede bir kitaplık var sen gelmeden önce kitapları yerleştiyordum hala biraz kitap kaldı belkide kolyem kitaplığı arkasına düştü neden gidip kitaplığı arkasını bakmıyorsun sonra belki kitaplığın duvar vidalarını sıkılarsın tekrardan kitapların düşmesini istemem

Cevap gelmeyince ona doğru hafifçe kafamı çevirdim kız hala merakla beni inceliyordu tekrardan kitaplara döndüm

Eğer yapmak istemesen seni tutan yok istersen cümlemi bitirmeden keskin bir söz lafımı kesti

Yapacağım

Ayak seslerinin uzaklaşmasını dinledim sanki arkamı döndüm anda orda belircek gibiydi Kitapları olabildiğince yavaş kutuya yerleştiyordum içimdeki ses bana izlendiğimi söylüyordu ayağa kalktım etrafı kolaçan etim habersiz misafir ortalıkta görünmüyordu kitapları almak için eğildim mavi gözler beni karşıladı

Ne kadar yavaşçan .

Korkuyla geri çekildim sen nasıl ?

Kız bağdat kurmuş elini kafasını koymuştum beni izliyordu.

Ne zamandır beni izliyorsun ?

Oldukça uzun zamandır baksana kitaplar toz tutu kitabı gösterdi bilerek yavaş çalışmıştım ama abartıyordu

Bana inanmıyorsun gözlerini devirdi o zaman kanıtlayım

Kitabı eline aldı bana sırıtı kitaba bana doğru üfledi toz dumanı doğruca yüzüme geldi toz parçaları dükkanımda geziniyordu toz dumanına elimle dağıtmaya çalışıyordum tozlar yüzünden kuru öksürümü yutum kız ise kitabı yere atı

Gördün mü oldukça tozlu

Benim panikle havam ondaki rahatlıkla çelişiyordu nasıl bu kadar gamsız olabilir dükkananın camlarını açtım camlar eskimişti ama hala işlevini yerine getiriyordu rüzgarın yüzüme esmesine izin verdim temiz hava almak bana iyi gelmişti hava iyice kararmıştı

Baksana dükkana gelen davetesiz misafire döndüm iki gündür tuhaf seyler oluyordu ama açık ara en garipleri bu kızdı bunu nasıl yaptın ?

Neyi nasıl yaptım ?

Ellerinde kitaplarla dükkanımın ortasında dikilen kıza döndüm

kolyemi nasıl aldın ? nasıl birden belirdin ?

kız kutudaki kitapları taşıyordu kafasını yana yatırdı Sadece çok dikkatsizsin

Kolarımı kenetleyip sırtımı penceye doğru yasladım madem dikkatsizliğimden oldu peki ya kitap bir kitaptan bu kadar toz çıkmasını kimse beklemezdi

kız kutuyu kapının önüne koydu ona verdiğim tüm isleri anında halletmişti

Sana söyledim kolyen bende değil elliyle boynun gösterdi elimi boynuma götürdüm kolye sanki hiç ordan ayrılamamış gibiydi

Bunu nasıl yapıyorsun ?

O da tıpkı benim yaptığım gibi kendini duvara yaslamıştı ellerini arkasında saklıyordu kafasına kaldırdı

Meslek sırı diyelim ikimizde birimizle mesafeli duruyorduk kısa süreli ateşkes ilan etmiştik mesleğin tam olarak ne ?

Mavi gözler ilk kez heyecanlandı

Sanrım sırımı birileriyle paylaşmak vakti geldi

Bana parmağıyla işaret eti ona yaklaştım kulağını yaklaştır etrafa kontrol eti kulağıma ona yaklaştırdım

Ben aslında bir sihirbazım

Bunu oldukça yüksek sesle söyledi kulaklarımı kapadım . Bu kadar sesli söyleceksen neden kulağıma bu kadar yaklaştın ki

Basını çevirdi sende hiç sakadan anlamıyorsun .

Bir dakika sen sabahki sihirbazsın kız kafasını merakla kaldırdı demeki gösterime katıldın

Hayır ama broşürün yüzüme sert bir sekilde çarptı .

Tabii sonuçta broşürü ben hazırladım

kasımın tekini kaldırdım kız tatmin olmamıştı gibiydi onu hazırlamak için ne kadar uğraştımın haberin var mı ? Doğru malzemeleri birleştirmem ne kadar sürdü . Kendini kaptırmıştı.

itiraf etmem gerekirse oldukça etkileyici mavi gözler bana oldukça berrak baktı yani tuhaf ama etkileyici

kitapları koyduğu yerden kaldırdım kitaplığı oldukça iyi tamir etmişti

Oldukça iyi işçilik.

Yetenekliyimdir keskin ses arkamdan geldi buna itiraz edemezdim .

Bu arada dükkanın ismine İstanbul antikacısı koymak kimin aklına geldi ? Neden ila baş kent iyide

İstanbul baş kent değilki

Kız dediklerimi pek takmış görünmüyordu elimi uzatım Benim adım Elçin kız elini kaldırmadı ellim havada asılı kaldı kız gülerek cevap verdi

Bende Berlin .

Bu gerçek bir isim olduğundan emin değildim elimi sıktım selamlaşmayı sevmiyor bir şeyi sevdiğinden bile şüpheliydi

Geliş amacına geçelim onu kanepeye kadar eşlik etim kız ıslık çaldı

Yeni olan bir şey

Sonuçta bu kanepe satılık değildi

kanepeye rahat oturdu sanki o ev sahibi oydu

Elimle guguklu saati gösterdim bu saat dükkanı arıyor . Özellikle saati ortaya koymuştum uzun haşmetli bir saati kahverengi gövdesi meşe ağıcı dan oyulmuştu bu saatin çok özel bir özelliği var kuş hem sag hem sola bakıyor aslında hatalı bir saat ama bu onu daha değerli hala getirmişti guguklu saatlerin on sekiz yüzyıldan beri bu kadar popüler olmasına şaşmamak gerek aslında kimin hangi amaçla yaptığı bilinmiyor ama her kim yaptıysa oldukça geniş bir hayal gücü olmalı ve bu saatin altında A ve E harfi yazıyor birisi altına harfleri kazımış .

Anladık çok özel alt tarafı bir saat neden bu kadar abartıyorsun

Ama bu tarihi bir eser

kız sağ tarafa geçti sen bana sunu söyle saatin sağ tarafı benimi

Evet dükkanı eşit bir sekilde ikiye böldüm ve daha fiyata anlaşamadık aklımda bir fiyat var ama pazarlığa açıyım

Ne kadar istiyorsun ?

Dükkanın boyutu dükkan konumu ve metro uzaklığını hesaplarsam

Boş versene ne kadar istersen vericem .

Bu doğru değil düzgün bir anlaşma yapmamız gerek kontrat imzalamız gerek

Gözlerini kıstı neden bir kontrat imzalayım hem senin faydana olur beni istediğin zaman çıkarabilirsin ve para sorunum yok

Ellerimi kenetledim Bundan emin misin seni birden kovabilirim yada zam yapabilirim

Gözlerini devirdi Bu kadar dert etme bir yerde fazla kalan tiplerden değilim

O zaman anlaştık elime ikinci kez kaldırdım elime baktı hadi ama elimi ikinci kez boş bırakma kız elime sıkı bir sekilde tutu

Anlaştık

Elini anlaşma yapar yapmaz çekti elime uzun bir sekilde bakacak ne yapmış olabilirim

Ne zaman tasınacaksın ?

Hemen simdi

İsine karışmak istemem ama vakit geç oldu neden yarın taşınmıyorsun sana yardımda edebilirim

Dükkana geldiğinden beri ayaktaydı daha yeni oturmuştu istersen kanepe uzan gidecek bireyin varsa başka.

Kız kollarını kenetli kanepeye gömülmüştü kanepe iyi

Ben yukarı kata kalıyorum istersen yukarda kalabilirsin

Kanepe en iyisi

Arkasını bana döndü bir iç çektim tıpki çoçuk gibi davranıyordu

Pekala o zaman iyi geceler

Aynen sanada

Ona son kez baktım merdivenlerin basamakları gıcırdıyordu oldukça hantalca merdivenlerden çıktım

Yorucu bir gündü

Odamı göz gezdirdim kasvetliydi bir havası vardı perdeler eskimişti ama odayı dekorasyonu bozmuyordu ama ışıklardan korudu pek söylenemezdi çekmecede kibrit aradım elim küçük kutuya giti masının üstündeki mum elimle yokladım bal mumu elime yapıştı elimi hızla salladım pek bir faydası olmadı bal mumu masama akmıştı bu sorunu şimdilik görmezden geldim mumu kendimi yaklaştırdım kibrit çöpünü kutuya sürtüm küçük kıvılcımlar bana adeta gülüyorlardı mumu kıvılcımlara besledim mum gururla yanıyordu karanlık odayı aydınılatıyordu mum odayı aydınlatabilirdi ama artık buna gerek yoktu lambanın icadından sonra bu görevi hakkıyla teslim etmişti artık ona gerek kalmamıştı bir dekordan fazlası değildi eski görkemli zamanları arıyordu belki. postalara göz gezdirdim İçimde küçük bir umut vardı Bay Malertan davetiyesini arıyordum belki gözden kaçırmışımdır gözlerime güvenmemeyi bügün gayet iyi öğrenmiştim o haylaz kız sayesinde . sihire inanmazdım eski çağlarda cadılar ve büyücüler inanılırdı ama bunu asla kanıtlayamadılar gerçi o zamanlar ona sihir değil büyü diyorlardı Bu gösterileri orta çağda yapsa çoktan nalları dikmişti en hafif ceza idam olurdu doğdun çağ kaderindir bu düsüncelerden sıyrıldım kutudaki zarfları açtım her zarfla umudumu kaybediyordum

Bay Malert beni davet etmemişti dudaklarımı sıktım zarfları düzenledim çekmeceye düzgün bir sekilde yerleştirdim geriye doğru esnedim güneş çoktan batmıştı ay onun ışığını çalmış tüm görkemiyle parlıyordu bu tatlı hırsıza herkes göz yumardı . Gözlerim yatağa kaydı yatağım bana oldukça davetkar bakıyordu mumu elime aldım alevler önümü aydınlatıyordu cadıları ateşle yaktıklarını duymuştum elimdeki muma merakla baktım ateş onun besin kaynağıdı ama onu öldüyor du onsuz bir hiçti ama onunla ölmeye mahkumdu hangisi daha cazip geliyordu bilmiyordum . Bir cadı peki neden yanardı ateşin içinde kalırdı sanırım bir mum olmadığım için şanslıyım ya da bir cadı muma nazikçe söndürdüm zifiri karanlık beni karşıladı alt kattaki misafir oldukça rahat uyuyordu dünya yansa umrunda olmayacakmış gibiydi ne kadar pervasız beni sinir ediyordu onu dükkana almak iyi bir fikir olup olmadığını sorguladım becerikli biriydi kitaplığımı hemen tamir etmişti temiz işçiliği vardı ve kira sorunu yasayacakmışız gibi görünmüyordu eksi ve artıları topluyordum bir tarafım onu kovamamı söylüyordu baş belasının tekiydi ama haylaz tarafı vardı komik ama şımarık o berrak gözler aklımda canlandı kim bilir neler saklıyordu belki sadece oyun istiyordur bunları düşünürken gözlerim yavaşça kapandı . Dün aksam oldukça iyi bir uyuku çekmiştim saat sabahın sekiziydi iki kupaya çay hazırlıyordum . Davetsiz misafirim bügün dükkana tasınacaktı Belki Bay Malert haklıydı onun iyi anlaşabilirdim

Seçeneklere baktım kuşburnu pek iyi bir seçenek değildi elim papatya çayına giti en iyi seçenek papatya çayı dünkü olanlardan sonra biraz sinirlerimiz gevşemesi hiç fena olmazdı sıcak suyu kupalara döktüm papatya çayının kokusu etrafa dağıldı oldukça tazeleyiciydi dumanı tüten iki kupayı alıp asaya indim merdivenlerden inerken dükkanın o eski havası beni karşıladı her şey olması gerektiği gibiydi taki sağ tarafa dönene kadar gözlerim açıldı gözlerimi bir kaç ovuşturdum dükkanda olmaması gereken bir sürü eşya suan tam karsımdaydı sihirbazların kulandığı insanları ikiye ayıran kutu ,bir kaç şapka tuhaf bir küre anlamadığım dönen tuhaf halkalar etrafa saçılmış küçük toplar iskambil kağıtları değnek ve sopalarla gecede bu kadar eşya ile gelmiş olamazdı

Demeki uyandın Heyecanlı ses beni karşıladı sen uyurken çoktan tasındım gerçi hala herseyi taşımadım

Ellerini kare yaptı tıpkı elinde bir kamera varmışta dükkanı inceliyordu

Aslında köseye su tankımı getirebilirim

kendini kaptırmıştı bile elimdeki kupayı ona uzatım

Sanada günaydın kız elimdeki fincana baktı Alsana zehirli değil

Kız dudaklarını büktü elimdeki kupayı aldı gözlerini devirdi

Zehirli olmadığını biliyorum

Ona sırıtım yani bana güveniyorsun

Kanepeye doğru ilerledim yumuşak kanepeye kendime bıraktım adının Berlin olduğunu iddia eden kız sanki kırk yıllık komşuymuşuz gibi rahatça yanıma oturdu

Hayır aslında çayı zehirlesen bunu fark ederdim

Çaydaki yansımamı izliyordum Sencede fazla abartılı bir tepki değil mi ?

Bana doğru kupasını tutu papatya çayımı gerçekten mi ? Beni ayıltmaya mı çalışıyorsun bayıltmaya mı ?

Kupayı ağzıma götürdüm ılık çay boğazımı ferahlatı belki kahve yapsam daha iyi olabilirdi fincana takımı alsam iyi olacaktı misafir karşılamaya alışık değildim tavşanlı ve ayıcık desenli iki kupa pek uygun olamadı elinde beyaz tavsan desenli kupa vardı çayı şapırdatarak içiyordu sanırım böyle seyleri takılacak biri değildi sağ taraftaki eşyalara bakıyordum elimdeki kupayı ağzıma götürmeyi unutum bir an parmak sıklatma sesi beni kendime getirdi

Nereye öyle dalgın dalgın bakıyordun ?

Berlin gözlerini kısarak bana baktı kupasını kaldırdı anladım demeki eşyalarıma bakıyordun merak etme dağınık değilimdir yani çoğu zaman

Elindeki kupayı gururla ağzına götürdü bacak bacak üstüne atmış rahatça çayını içiyordu sanki evin sahibi oydu bacaklarımı kenetlenmiş zarifçe çayımı içiyordum

Bu kadar eşyayı tek basınamı mı taşıdın nesin sen nakliyecimi ?

Berlin gözlerini devirdi kafasını geriye çevirdi yardım aldım diyelim

Eşyaların konumu oldukça rastgele düzenlenmişti sanırım eşyalarını düzenlemek için zamanı olmadı kısa bir ıslık çaldım

O yardımdan bende isterdim bir ay oldu ama hala çok şeyim eksik baksana fincan takımı bile yok çamaşır makinesi alamadım bile çamaşırcıdan kıyafetlerimi almam gerek ve sen bana bir gün içinde eşyalarını taşıdığını mı söylüyorsun ?

Evet

Elini kafasını yaslamış kız sanki bir hiçmiş gibi cevap verdi neden uğraşıyorum ki elimdeki kupayı kanepeye koydum saat sekiz buçuk olmuştu bile dokuzda dükkana açıyordum kapama saatlerim hala değişiyordu kendi isinin olmasının iyi yönlerinden biriydi açılışa yarım saat vardı hala düzgün bir kahvaltı yapmamıştım Berline döndüm mavi gözler benim kahve rengi gözlerimle buluştu

Yine ne oldu ?

Aslında kahvaltı yapıp yapmadığını soracaktım

Hayır kahvaltı yapmadım

Tabiikide yapmadın tüm bu tasıma islerinde oldukça meşgul olmuştur

Güzel o zaman neden benimle kahvaltı yapmıyorsun yakında oldukça iyi bir fırıncı var benimle beraber fırına gelebilirsin

Berlin bana yan gözlerle baktı kahvaltı yapmamı sevinen ilk kisi sensin

Tiz bir şekilde güldü ne kadar duygulandım anlatamam eliyle olmayan göz yaşlarını sildi

Gözlerimi devirmemek için kendimi zor tutum

Tamam seninle gelirim aniden koltuktan kalktı nerde bu fırın

Fazla uzakta değil beş dakikalık yürüme mesafesinde

O zaman yolu göster

Hay hay

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.