İçeriğe geç

Gökyüzünün iki tarafı

Bölüm 1 · 12 dk okuma

Gökyüzünün iki tarafı

Bölüm 1

.

Raftaki uçuşan tozları izliyordum normalde bu beni rahatsız ederdi ama dükkana ayrı bir hava katmıştı bütün bu tarihi eserler tozlanmış ve unutulmuştu hatırlanacak günleri bekliyorlardı bir kısmı unutulup köseye atılmıştı bazıları adeta hazine gibi korunmuştu ama sonunda hepsi bu antikacıda toplanmıştı benim antika dükkanımda . içime sıcaklık ve heyecan sarmıştı rafları temizliyor eşyaları tekrar tekrar diziyordum yerleri süpürmekten nefret ederdim ama bunu bile büyük bir coşkuyla yapıyordum. Dükkânım caddenin tam köşesindeydi gelip geçen insanların dükkana merakla bakması beni heyecanlanıyordu geçen ay ilk satışımı bile yapmıştım göğsümü kabartım her şey mükemmel olmalıydı Bay Malert dükkanımı ziyarete gelecekti onun sayesinde bu dükkana sahip olmuştum tanıştımız günden beri beni desteklenmişti gözlerimdeki cevheri görmüştü onu hayal kırıklına uğratamazdım bina oldukça genişti alt katı dükkan olarak üst katı yaşam alanıma çevirmiştim alt kat oldukça genişti iki kapısı vardı hala yarısı bostu ama bunu dert edecek zamanım yoktu. Bay Malert her an gelebilirdi bana bir keresinde bir tarih eserin ancak tarihi geçince sevilir demişti zamanın kıymetini bize çok iyi yansıtıyordu elli yaslarındaki adam dükkana yavaşça içeri girdi elindeki bastona aldırmadan rahatça yürüyordu yüzünde oldukça rahatlatıcı bir gülümseme vardı. Kız elindeki süpürgeyle coşkuyla yerleri süpürüyordu kapı gıcırtısını duydu anda arkasını döndü elindeki süpürgeyi bıraktı

Bay Malert hoş geldiniz

seni bu kadar heyecanlı görmek beni rahatlattı

şimdiden tozun içinde kalmışın.

Yanaklarım kızardı eteğimdeki tozu silkeledim

Bay Malerta yanına gittim dükkanımı inceliyordu

kapı oldukça gıcırtılı

evet ne yazık ’ki kapıyı yağlamaya fırsatım olmamıştı

bina büyüktü ama eskiydi.

Senin için oldukça zor olmalı oldukça büyük bir bina

Hiçte bile

aceleci cevabim Bay Malerta gülümsetti

ilk gördüm ki kadar zaman heveslisin .

Tarih hep ilgimi çekmişti Bir zamanlar yaşanmış ve kaybolmuşlardı ama bu unutmamız gerektiği anlamını gelmiyordu Bay Malert kasanın yanındaki kanepeye kadar eşlik etim

İstediğinizi bir şey var mıydı ?

Hayır buraya sadece seni ve islerin nasıl gittiğini görmeye geldim

Oldukça iyi ama müşteriler için aynı şeyleri söyleyemem

insanların dikkatini ancak bir yere kadar çekebilirdim

Bu anlaşılır bir şey oldukça yenisin

Bastonunu kanepenin yanına dayadı kanepeye oldukça rahat bir sekilde oturdu ama yüzündeki rahatlık bir anda şaşkınlığa döndü eliyle sanki bir şey arıyor gibiydi

Sanırım unuttum adam mırıldandı

Bay Malert bir sorun mu var ?

Çantamı sanırım trenin içinde unuttum yaşlılık insanı unutuyor

Tren istasyonu pek uzak değildi Saate baktım bir sonraki tren için hala yarım saat vardı eğer simdi çıkarsam yetişebilirdim

Merak etmeyin ben gider alırım

Yaslı adam bana endişeyle baktı

İçiniz rahat etsin çantanızı alıp geleceğim

Adam bana Minnettar gözlerle bana baktı

Çok teşekkür ederim

Peki tam olarak nasıl bir çanta

Demir bir bavul ağır olabilir

Merak etmeyin ben güçlü bir kızım

ona gülümsedim hemen geleceğim

Bay Malerta dükkanda bırakarak yola koyuldum Cadde boyunca uzun koyu kahve renkli saçlar dalganı yordu kızın oldukça acelesi vardı Kız saati kontrol eti hala on beş Dakikası vardı neredeyse tren istasyonuna gelmişti kırmızı ışık yandı karısından karsıya geçmek için durdu nefes alışverişim oldukça kontrolsüzdü biraz mola iyi olabilirdi ama buna hiç vaktim yoktu bos yola baktım etrafı kontrol etim yol bostu kız nefes nefese kalmıştı

Bay Malert benim için o kadar zahmete katlanmıştı onun için yapabileceği bir şey varsa yapacaktım hızlıca yola atıldım yolun ortasına gelmemişken bir korna sesi kulaklarımda yankılandı kaçmak için artık çok geçti adeta hipnoz olmuş gibi yolun ortasında hareketsiz bir sekilde duruyordum araba son surat yanımdan geçti adam arabayı zor frenledi derin derin nefes alıyordum etraftaki insanlar toplanmaya başlamıştı adam arabasının penceresini açtı

yolun ortasında ne yaptınız sanıyorsun körmüşsün ?

adam ne kadar bağırdığı anlamıyordum kulaklarımda bir çınlama vardı etraf bulanıklaşmıştı Bir kaç kez gözlerimi kırptım adam bana hala bağırıyordu ellerimi sıktım

Az kalsın beni eziyordun!

Adam kaslarını çatı basımı tutum bunun için zamanım yok

Nereye gittiğini sanıyorsun ?!

Adamın sesini arkada bıraktım saate baktım Beş dakika kalmıştım içimden lanetler savurdum nefesim yeti kadar koşmaya başladım nefes alışlarım iyice dengesizleşti istasyona varmıştım ellerime dizlerime koydum derin derin nefes alıyordum kafamı kaldırdım istasyon insan kaynıyordu Saçım rüzgardan savruldu tren harekete geçmişti

Hayır bekle

Treni yakalamaya çalıştım insanlara istemeden omuz atıyordum

Önüne baksana

Affedersiniz lütfen geçebilir miyim insanları

itekleterek ilerlemeye çalışıyordum aniden ayaklarım yerdeki kesildi ayağım zonkluyordu oldukça sert bir şeye çarpmıştım trenin uzaklaşmasını umutsuzlukla izledim

Olamaz Bay Malert ne diyeceğim

Ayağa kalktım ayağım titriyordu Sinirle çarptım şeye döndüm o lanet şey olmasa yetişebilirdim yolun ortasına metal bir bavul konmuştu gözlerim büyüdü bu Bay Malertan bahşetti bavul olmalıydı demekti cidden kötü bir hafızası vardı bavulu trende değil istasyonda unutmuştu bavulu görünce sinirlerim gevşedi bir dahakine onu karşılamaya gelsem iyi olacak bavulu sapını kavradım kaldırmağı denedim bir kaç santim kaldırdıktan sonra mecburen yere tekrar koydum oldukça ağırdı

Bay Malert bunu nasıl taşıdı

Bavula debelenirken ayağım bileğinde bir acı hissetim bavulu bıraktım bu böyle olmayacaktı bavulu bulmuştum ama ona hareket bile ettiremiyordum Uzaktaki genç adam kızı izliyordu kızın yüzü kıpkırmızı olmuştu uzun düz saçları anlına yapışmıştı oldukça perişan bir halde görünüyordu adam gülümsemeyle kıza yaklaştı

Hanım efendi bir sorun mu var ?

Sesi duyunca kafamı kaldırdım günes gözlüklü sempatik bir adam bana yaklaştı

Bu bavul oldukça ağır görünüyor size yardım etmek isterim ?

Kaslarımı çatım bu oldukça iyi bir teklifte Ama adamın nahoş bir havası vardı bavula baktım yerinden kalkacak hali yoktu iç çektim

Bu oldukça iyi olur teşekkür ederim

Genç adam kafasıyla onayladı bavulu zorlanmadan eline aldı

Evim o kadar uzak değil iki cadde

uzaklıkta adam önden yürümeye başladım ayağım hala azıyordu ama yürümeyecek kadar degil adam birden durdu

Bir şey almam gerekiyor hemen dönerim

Gidisini izledim yandaki bir banka oturdum bileğimi gittikçe kötüleşiyordu. Kafamı kaldırıp etrafı seyretmeye başladım insanlar bir birlerini umursamadan yanlarından geçip gidiyordu o yabancı adam dışında oldukça nazik bir tarafı var gibiydi ona düzgün bir teşekkür etsem iyi olacaktı adam birden kalabalığın içinde çıktı

Ben geldim çok bekletti mi?

Hayır o kadar bekletmediniz

Nedense içimi okumuş gibiydi ondan hoşlanmadığımı fark etmişti Adamın yüzü gevşedi elinde su sise tutuyordu banka doğru eğildi bileğimde bir soğukluk yayıldı

Bileğiniz incinmiş gibiydi soğuk iyi gelir Şaşkın gözlerle onu izledim Buralarda yeniminsiniz ?

Nasıl anladın ?

Resmi konuşmayı kesmiştim Buralı insanlara benzemiyorsun Kendimi sorguladım evet buraya yeni gelmiştim ama anlımda böyle bir şey yazmamıştım

Tıpkı köyden gelmiş gibisin

Bir kahkaha atı Yüzümü buruşturdum o da bana bir gülümsemeyle karşılık verdi kafamı çevirdim onun yüzüne bakmıyordum

Hey sadece bir sakaydı

Oldukça komikti bir daha yapsana

Başka sakam yok

Ne kadar da üzücü

Ona bakmak yerine kalabalığı seyrediyordum insanlar trenlerden iniyordu herkesin bireye gitmesi gereken bir yer vardı düşüncemi haylaz bir ses kesti

Tamam tamam sen kazandın sadece seninle dalga geçiyordum tüm o insan kalabalığın içinde kalman dikkatimi çekti

Herkes kalabalığın içindeydi bu çok mantıksız

Tıpkı dalgaya karsı yüzüyor gibiydin bu da dikkatimi çekti

O kadar dikkat çekti mi fark etmemiştim

Oldukça inatçı birine benziyorsun tanıdığım birini hatırlatın

Bana göz kırptı

O zaman artık yola koyulsak iyi olur

bavulu hiç zorlanmadan kaldırdı rahat adımlarla yürümeye basladı onu takıp ediyordum sanki evin yolunu biliyor gibiydi

Evin tam olarak nerde ?

Ev denemez daha çok bir antikacı

Antikacımı ?

Kafa salladım iki sokak ötede bir antikacıda çalışıyorum

Sanki bir şey hatırlıyor gibiydi bu sabah önünden geçmiştim oldukça tuhaf bir dükkan

Teşekkür ederim sanırım öyle

Ayak bileğim sohbetin hızından mı yoksa başka bir şeyden mi artık acımıyordu

Bir kaç dakika sonra dükkanda olurduk umarım Bay Malert fazla bekletmemişedir genç adam birden durdu sanki havaya bakıyor gibiydi ama saatini kaldırdı olamaz ne kadar dalgınım Merakla kafamı çevirdim

bir sorun mu var?

Şey ben oldukça geç kaldım

Az önce dünya yansa umurunda olmayacakmış gibiydi onu böyle görünce ne dense garipsedim Elim metal bavula gitti

O zaman gitsen iyi olur gerisini ben hallederim geri çevirmeden direk elime bavulu verdi bir an afalladım aniden bırakmasını beklemiyordum

Adam hızlı adımlarla uzaklaşmaya basladı bu arada Arkasını döndü Tanıştığımıza memnum oldun Aynen ne demesin Tuhaf yabancının gidisini izledim ta ki siyah bir nokta olana kadar sanki kafamı çevirsem yok olacak gibiydi kendime Bay Malert hala beni dükkanda beklediğini hatırladım bavul hala çok ağırdı tam olarak kaldıramıyor umdum metalin asfalta sürtünme sesi oldukça kulak tırmalayıcıydı yüzümün kırp kırmızı olduğuna bahse girebilirdim bu da yetmezmiş gibi valiz elimden ani bir şekilde düştü dengemi yakalamakta bir an zorlandım sinirle valize baktım valizi tekmelememek için kendimi zor tutum dayan az kaldı dizlerim büktüm ve valizi kucağıma aldım her adım da yer çekimi yoksa valizin ağırlığımı anlayamadım bir yük vardı üstümde dişlerimi gıcırdadım hadi ama antika dükkânımın tabelasını görünce valizi hemen bıraktım metal valiz gürültüyle yere düştü elimle ciğerlerimin hala yerinde olup olmadığını kontrol etim sanki biri onları yerinden sökmüş gibiydi valizin yanına çömeldim dizlerim titriyordu zemine oturmak istedim ama üzerimdeki siyah elbiseyi daha bu sabah ütülemiştim. Dükkân kapısı gıcırtıyla açıldı Bay Malerta bana oldukça nazik bir gülümseme ile yaklaştı bir an hiç gelmeyeceksin sandım ona beceriksize gülümsedim adam elindeki baston yoktu benim görünce hemen yanıma gelmiş olmalıydı affedersiniz Bay Malert sizi bekletti mi? Muzip bir tavır aldı gittiğinden beri saati kontrol etim istemeden bir kahkaha atım Bay Malert bana eline uzattı elinin ne kadar buruşmuştu zaman insan anada işliyordu bundan kaçınamazdık acaba bizde o eseler gibi değerli olacak mıydık yoksa bir kenara mı atılacaktık bunu zaman gösterecek di ve hala zamanım vardı Bay Malert benim kaldırdıktan sonra valize yöneldi. Buna gerek Bay Malert ben taşırım biliyorum tatlım sen güçlü bir kızsın ama bu yaslı adam hala toz olamadı. Bay Malert böyle söylediklerine karsı koyamazdım yaslı adam valizi rahat bir şekilde kaldırdı hadi artık içeri geçelim bu valiz yeterince bizi oyaladı sanki haylaz bir çocuk gibi içeri girdi. Terden saçlarım anlıma yapışmıştı düzgün nefes bile alamıyordum ama içime bir huzur kapladı dükkânımın önündeki manzara seyretmeye başladım binalar her yeri kaplamıştı ama yine de günes tüm mahalleyi aydınlanmıştı kuşlar coşkuyla uçuşuyordu sanki mavi gökyüzü onlara izin vermişti bu durumda ben cezalımı oluyordum bu saçma düşünce anlımı kırıştırmama neden oldu. Bay Malert beni bekliyordu metal bavula merakla baktım içinde bu kadar ağır ne vardı. Bay Malert bana sırıttı bu sana getirdim küçük bir hediye bavulu nazikçe açtı onu merakla izliyordum içinden siyah taştan bir heykel çıktı yüzü beyaz şeritlerle boyanmaya çalışılmış gibiydi yüzünde iki göz yeri vardı biri kırmızı bir mücevherle süslenmişti ama diğer göz yuvayı bostu bu çok özel bir parça bulamam çok zamanımı aldım ama buna değdi . Bay Malert çok incesiniz bunca zahmeti benim için çekmişti yüreğime bir sıcaklık kapladı adam heykeli dikkatlice masaya koydu beğeneceğini düşündüm garip ve gizemli şeyleri seviyorsun bunun yarı iltifat yarı saka yoluyla söylemişti elimle heykelin yüzeyinde dokundum oldukça pürüzlü bir yapısı vardı. Çok teşekkür ederim Bay Malert bunu saklaya cam Ben raflarda güzel duyur diye düşünmüştüm onu satamam o sizin hediyeniz yaşlı adam güldü hayat enerjisi hala yüksekti sen nasıl istersen bu artık senin hala heykeli inceliyordum peki bu hangi çağdan biraz ilkel bir işçiliği var hangi dönemden ? yapısı Mezopotamya’dan kalma gibi süslemeleri sanki mısırdan çıkma Bilmeceleri seversin hangi dönemden oldunu bilirsen sana bir sürprizim olacak gözlerim parladı tabii bunu bilirsem yapma ama sen akılı bir kızsın kısa sürede çözersin tıpkı o inanılmaz tez gibi yapmayın ama sadece şansım yaver gitti . Sende şanstan fazlası var yaslı adam bana göz kırptı bu arada bu sana tek hediyem değildi Bay Malert elini cebine atı heyecandan tüm yorgunluğum gitmişti ayak bileğimin acısını bile unutmuştum cebinden anahtar çıkardı bu dükkânın yedek anahtarı artık buna ihtiyacım yok gözlerim büyüdü ne demek istiyorsunuz yoksa taşınıyormuşsunuz ? Buradan ayrılacakmışsınız ? peki ya dükkan her zamanki gibi endişelisin yaslı adam benle dalga geçti buna artık ihtiyacım yok artık bu dükkan sahibi ben değilim bu yüzden yeni sahibine vermeliyim heyecandan elim titriyordu ne demek istiyorsunuz? Bu dükkânının en yeni sahibine yani sana anahtarı veriyorum . Bay Malert bunu kabul edemem burasını kira olarak kullanmam bile çok fazla . Mütevazi olmana gerek yok bunu hakkettin şok olmuştum Bay Malert dükkanını kullanmama izin vermesi bile çok fazlaydı şimdi bana bizzat anahtarı ve dükkanı veriyordu . Elim havada kaldı ben yaşlı bir adamım . Affedersiniz anahtarı elime bırakmasına izin verdim anahtarı çok sıkı tutum metalin sivri uçları derime batıyordu ama buna aldırmadım sanki rüya görüyordum . Bay Malerta ne diyeceğim hiç bilemiyorum kafana takma bu yaslı adamdan sana küçük bir hediye . Küçük dediğiniz bir dükkan heykellide unutma onun için istasyona kadar gittin . Onu unutmama mümkün değil heykel sanki bana bakıyordu sansın yaver gitti diyordu ben olmasaydım bunlar hiç biri olmazdı der gibiydi Bay Malert omzuma dokundu bu yaslı adama müsaade ama Bay Malert daha yeni geldiniz, Merak etme dükkânın yerini biliyorum Ne zaman isterseniz gelebilirsiniz adam bana gülümsemeyle karşılık verdi adam kanepeye yaslı olan bastona uzandı gitmeden eski dükkanına baktı . Ben elimdeki anahtarı baktım peki simdi ne yapmalıyım? Bu dükkan oldukça büyüktü tüm dükkana antikayla dolduramazdım şuan bunu yapmazdım Bay Malert? Adam tam kapının önündeydi size bir şey danışılabilir miyim ? Tabiyi bu dükkan çok büyük sizce bu boş alanı nasıl değerlendirmem gerekiyor adam bir an durdu Adam gözlerini bana çevirdi gözlerinin etrafı kırışmıştı ama hala eski canlılığını koruyordu Elçin işimim duyunca ürperdim Bay Malert isimleri pek kullanmazdı ona göre isimler bir etiketi o yüzden Malert lakabını kullanırdı onun gerçek ismini bilmiyordum adam bana hayatımda asla unutmayacağım bir sekilde gülümsedi sen akılı bir kızsın bu özelliğini çok seviyorum şuan ihtiyacın olan en yegane şey ne ? Etrafıma baktım raflarda çeşit çeşit eşyalar vardı ama bir çok şey eksikti . Aslında şuanda bana ihtiyacım olan şey para adam kafasıyla onayladı bu dükkan bir kişi için çok büyük değil mi sence de evet öyle biri olsa çok iyi olurdu. Evet ama onun için ona bir şey sunman yani ona bir alan vermen gerek neden burayı kiraya vermiyorsun hem sana yardım eder hem de para kazanırsın bir taşta iki kuş. Elimi çeneme götürdüm bu oldukça mantıklıydı kişisel alanımı rahatsız edilmesini sevemem ama oldukça makul bir anlaşma olurdu o zaman dükkânımın yarısını kiraya veririm bu sayede hem yerden tasarruf eder hem para kazanırdım Bay Malerta sanki cevabı bulmuşum gibi basıyla onay verdi Bay Malert her şey için teşekkür ederim istersiniz sizi gideceğiniz yere kadar eşlik edebilirim. Yaslı adamın elindeki bavulu göstererek bence bu bavulu yeterince taşıdın tatlım buraya özleyeceğim oldukça iyi bir havası var sen neden yeni kiracıyı bulmuyorsun belki çok iyi anlaşırsınız bu pek mümkün görünmüyordu ama denerim gözünüz arkada kalmasın Bay Malert bana son kez selam vererek dükkandan çıktı boş alana baktım kiracı demek o kadar zor olamaz her halde

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.