İçeriğe geç

Gökyüzünün Bahçeleri

Bölüm 13 · 6 dk okuma

Gökyüzünün Bahçeleri

Bölüm 13

Ay Tenli Kadın🌙

Gecenin karanlığını alan tenin ay ışığıyla birleştiğinde soluk yüzün daha canlı gözüküyor , karanlığa büründüğünde bütün acıların ortaya çıkıyor. Acıların bir bir döküldükçe yer yüzüne gerçekler çıkıyor ortaya ,sen çekip alıyorsun bizi buradan . Geçmişine, ne yaşadığına ve ne yaşayacağına götürüyorsun. "Siz beni kurtaramadınız ama ben sizi kurtarıyorum" diye fısıldıyorsun elinde yüzünü aydınlatan el fenerinle.

Ve dediğini yapıp kurtarıyorsun bizi , geçmişte bildiklerin geleceğin de işe yaramıyor, aldığın yaralarla göçüyorsun bu hayattan .

İsmin gibisin ay tenli kadın ,ismin gibi bir kuyruklu yıldızsın ve sanki hiç gökyüzünü aydınlatmamış gibi kayıp gidiyorsun .

Gittiğinde geri gelmemek üzere gidiyorsun ,keşke gelseydin de , o sokakta bitirmeseydin her şeyi. Keşke gelseydin ,hiç gitmeseydin biz de bitmeseydik.

6.Sokak diye adlandırdığımız ama her yere 'Ay tenli kadın ' diye yazdığımız sokak . Her bir kaldırım taşında ellerinin ve parmak izinin olduğu , her bir karışında acı bağırışların ve gerçekliğe karışan haykırışların olduğu o halet-i ruhiye sokağı...

Gözlerimden yaşlar akmaya devam ederken ' 6.Sokak ' diye fısıldadım defalarca . Kesik kesik nefes alış verişlerimin arasında konuşuyordum . "Tanıyorum onu ,6.sokakta gördüm en son . Onu aradım ben ,bulamadım. "

Melih hızla bana dönerek elimden fotoğrafı çekti ve beni sarsarak konuştu . "Kuzey ne biliyorsun konuş, anlat ne oldu benim kardeşime?"

Hareket edemiyordum , kilitlenmiştim, ellerim soğuktu içimi bir titreme ve ürperti kaplamıştı. Konuşmadım, sustum ama aklımdan geçen düşünceler , gözümün önüne gelen görüntüler midemi ağrıtıyor ve nefesimi kesiyordu. "Herkes ona öyle seslenirdi , kuyruklu yıldız diye. Çok severdi bu seslenişi ." Sustum ,konuşmak istedim ama sustum. Bu sefer sustum çenemi kapatan ve sıkan bir şey vardı. Bir el sen değilsin bu ay tenli kadın, senin ecelin ,senin ecelin olan o adam benim suskunluğumun sebebi . O herkesi susturan , o kuşları öldürüp bir kafese koyan bir adam , o bir ecel.

Melih göz yaşlarını sildi eliyle ve konuşmaya devam etti kısık bir sesle . "Seni o sokakta gördüm , orada oturuyordun . Senden yardım istemek için gelmişti bir kere yanına. "

Başımı salladım onaylarcasına . "Biliyorum , hatırlıyorum. Bazı zamanlar fark ediyordu beni ,bazen ise fark etmiyordu ,çok dalgındı."

Melih konuştu, "Peki ya beni hatırlıyor musun ? Hamdi'yi ? "

Melih'e çevirdim bakışlarımı ve yüzünü incelemeye başladım, tanıdık gelen bir şey göremiyordum yüzünde sadece bakıyordum. Hayır anlamında Başımı salladım, hemen söze girdi . " İlginç Kuzey ,çok ilginç. Beni hatırlamaman çok İlginç. " Kaşlarımı çattım ve baktım ona "Hatırlamıyorum "diye konuştum.

Hücrede sadece o vardı, ona ait bir yer verilmişti . Yanında konuşacağı biri yoktu , ya da o öyle hissediyordu . Dışına ne yansıttığını biliyordu insanlar , içindekini değil . İçinde kızıl kıyamet fırtınalar kopuyordu . Elini duvara doğru uzattı ve dokundu dakikalarca ,konuştu nefes nefese . "Buradasın, geldin yine ." Duvar cevap vermedi ,bembeyazdı . Soğuk bir şekilde karşındaki adama bakıyordu. Adam elini çekti duvardan ,duvarın yüzünde bir öfke ve soğukluk belirdi ,öfkeli ve ürkütücü ses tonuyla konuştu. " Burada değilim hep oradaydım ,içinde öfkende ve düşünde." Adam bu hücreye yayılan ses tonundan ürktü ,konuşmak istedi susturuldu dudaklarına kapanan bir el ile. "Sen beni unutmak istedin , intikam almak istedin ." diye konuştu duvar, adam nefes nefese kalırken bir ses daha çıktı dudaklarının arasından. "Beni hatırladın mı Mert ? "

Hatırladım, seni hatırladım diyemedi sadece baktı. Ellerini duvara uzattı ve soğuk tenine dokundu . Duvar kapalı tuttuğu gözlerini aniden açtı ve yemyeşil gözlerini yeşil gözlere sabitleyip konuştu. "Senin yanına geldim ,senden seni almaya..."

Gözlerini hızlıca yeşil gözlerden ayırdı adam irkildi ,sustu konuşmadı. Bedeni titriyordu kendini geriye ittirip duvara yaslandı ve uzakta duran bembeyaz tenli yeşil gözlü duvara çevirdi bakışlarını. Bir ses daha yankılandı odada " Bana o zaman baktığın gibi baktın." Duvar ruhsuzdu ,soğuktu . Artık tehlikeliydi , hücrede tek başına duran adam suskundu ,sessizdi . Yerler değişmişti satranç tahtası üzerinde. Şah ve vezir girmek üzereydi oyuna , şuan piyonlar vardı .

İçindeki ses duvarlara çarptığında ne mi oluyordu ? Ona göre bu başka bir şeydi ama sana ve bana göre şizofren...

Bütün piyonların bir bir kan içinde kaldığı bu evrende tek bir şey soğuktu , yıldız , bir kuyruklu yıldız. Adam duvara bakıp konuştu. "Hala parlıyorsun kuyruklu yıldız, hala soğuksun o gün ki gibi. " Duvarın yüzü değişti ve bağırdı bir anda boş duvarların arasında. "Sus sakın konuşma sus. Sen Mert ... " durdu ve devam etti . Öfkeli gözlerle bakıyordu. "Yanlış oldu , Mert Feza Karamanlı, sen öfkesiyle ve planlarıyla hayatımı elimden alan ecelim ,artık ecel olan sen değilsin."

Duvar adama yaklaştı tam anlamıyla yanına geldiğinde ellerini boğazında hizaladı ve sıktı. Adam çırpınırken bir ses duyuldu yorgun ve ürkütücü bir ses . "Buradayım Mert ecelin olarak. " Adam sustu , bir kez daha susturuldu ve yeşil gözlerini sonsuz bir uykuya kapattı.

Halet-i Ruhiye uykusuna.

Melih gözlerini bir süreliğine yatakta uzanarak kapatmıştı bende ayak ucunda oturmuş ,olan biteni düşünerek hatırlamadığım şeyleri hatırlamaya çalışarak beyin fırtınası yapıyordum.

Melih'in gözlerinden yaşlar akarken içeriye bir anda giren güvenlik sert bir ses tonuyla konuştu..

Sabrının sonunda taştığını fark etmiştim, göz bebekleri gözlerinden çıkacak gibi duruyordu . Bedeni kafeste olduğu yetmiyormuş gibi düşüncelerine kilit vurup bunca sene çıkaramayıp şimdi çıkarmaya çalışması onu bir anda ihtiyar birine çevirmişti. Çökmüştü ...

"Hamdi Paksoy ziyaretçin var ." Geldiğimden beri ilkti sanırım bu , genelde Hamdi'nin yanına kimse gelmezdi . Görüş salonuna gider ,görüş boyunca birilerinin gelmesini beklerdi . Kimileri özlem, kimileri hasret içindeyken o özlem duygusunu yaşlı gözleriyle en çok yaşayan arasındaydı. Görüş bittiğinde kimisi yüzünde buruk bir gülümseme ile dönerken koğuşa, o omuzları çökmüş her an yıkılacak gibi yürürdü . Ama benim takıldığım bambaşka noktalar da vardı, ben neden hatırlamıyordum . Hamdi kapıya adımlarken , soy ismi düştü aklıma. Bunun üzerinde fazla durmadım .

Duvarların arkasından gelen bir çığlık ile irkildik , hepimiz birbirimize bakarken , sesin tanıdık gelmesiyle ikinci kez irkildim ve Melih ile birbirimize baktık. Ne olduğunu anlamaya çalışırken koridorlarda bir isim yankılanıyordu ve Melih'e bu isim tanıdık gelmesiyle asabı bozulmuş olmalı ki eli yeniden yumruk şeklini aldı ve bakışlarını bir yere sabitleyip dakikalarca durdu .

Tekrar bir ses yükseldi, koridorda . Kızıl kıyamet fırtınalar koparan o ses ,hepimizi yıkıp geçti aslında. Duyduklarımızdan çok sesin sahibiydi etkileyen bizleri .

Feza , şuana kadar herkese ecel olan adamın eceli gelmişti belki de . Boğazında taşıdığı eller ve yüreğinden akan kanlarla ilerliyordu bağıra bağıra koridorda. O konuşmuyordu , konuşturuyordu biri onu , kim olduğunu o biliyordu sadece , kimine göre bir ay parçası, ona göre bir ecel . Eceli olduğu kalbin eceli... Birçok koridordan geçti adam , sadece bir kapıda takılı kaldı gözleri , bir odada kaldı ruhu ,bir yerde sabit kaldı bakışları . Korkuyordu ölmekten, öldürmekten korkmadığı kadar . Biliyordu biteceğini, yıkılacağını ve öleceğini.

Burası karanlık korkuyorum çok kasvetli ve boğucu , gündüzdü gece oldu ve Ay'ın ışığı düşüyor suya ,ellerim soğuk ve uyuşuk. O tuttu ve suya bıraktı bedenimi artık tenim sımsıcak, soğuk ve serin suyun içinde bedenimin yandığını hissediyorum. Tenimin üstünde gezinen soğuk bir cisim hissediyorum, kafamı kaldırıp bakamıyorum. Ağzımı açıp konuşamıyorum ,susturuldum . Susmak ve susturulmak zorunda kalan bir çok kadın gibi .

Ben daha küçüğüm yapma diyemezdim çünkü suskunum, çünkü dilimi kaybetmiş gibi dilsiz kaldım ben . Yapma diyemedim sadece göz yaşlarım akarken gözümden Ay ışığında takılı kaldı bakışlarım. O an kendime bir isim taktım bu acıyı unutup , vücudumun her zerresini yakıp kavuran acıyı hissetmemek için .

' Ay Tenli Kadın '

Önce sesler kesildi sonra ormanın ve içinde olduğum bataklığın sesini duydum ve o an anladım. Ölmüştüm.

Kuşlar kanat çırparken bana doğru, başım düştü kuruyan yaprakların üstüne ve adım sesleri uzaklaştı ,uzağa...

Adam aniden kulağında çınlayan seslerle daha çok bağırdı . Kimse görmemişti onu böyle, göstermemişti içindeki o kırılmış paramparça adamı. Bağırdı defalarca çöktü bir duvarın dibine ve vurdu kafasını . Vurduğu görünüşte kafasıydı ama ona göre geçmişiydi ,sevgisi ve yaptıklarıydı.

'Git . Sus sus . '

Dakikalarca bağırdı, onu durduran kolunda hissettiği uyuşukluk ile ince bir iğnenin bayıltma hissiydi .

Kısa bir süreliğine kapattı gözlerini, ara verdi düşüncelere.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.