Bulut’un gidişinin üzerinden üç gün geçmişti. Evin her köşesinde beş yılın izi, her sessizliğinde ise Bulut’un o son, zehirli cümlesi yankılanıyordu: "Ölmek üzere olan bir kızı istemiyorum. "Kumsal, üç gündür ne ilaçlarını almış ne de doğru düzgün bir şey yemişti. Perdeyi bile açmamıştı. Karanlık odada, Bulut’un bıraktığı boşluğa bakarak yatağında uzanıyordu. Vücudu ilaçsız kaldığı için isyan ediyor, midesindeki o tanıdık bulantı her an kendini hatırlatıyordu. Telefonuna baktı. Hiçbir mesaj yoktu. Bulut gerçekten de dediğini yapmış, onu bu savaşın tam ortasında, mühimmatsız ve yapayalnız bırakmıştı. "Beni gerçekten hiç sevmemiş," diye fısıldadı Kumsal. Kuruyan dudaklarından dökülen bu gerçek, kanserden daha çok yakıyordu canını. "O sadece benim neşemi, sağlığımı, ona kattığım güzelliği sevmiş. Beni değil..." . . . . . O sırada mutfaktan bir tıkırtı geldi. Kumsal, hırsız girdiğini sanıp korkuyla doğrulmaya çalıştı ama kapı açıldığında karşısında annesini gördü. Anahtarı vardı ve günlerdir ulaşamadığı Kumsal için endişelenip gelmişti. "Kumsal! Bu halin ne? Ev neden bu kadar karanlık? Bulut nerede?" Kumsal cevap veremedi. Sadece hıçkırıklara boğuldu. Annesi yanına koşup ona sarıldığında, Kumsal'ın elinde yine bir tutam saç kaldı. "Gitti anne... 'Ölecek birini istemiyorum' dedi ve gitti." Annesi duydukları karşısında donup kalmıştı ama o an yapması gerekenin ağlamak değil, kızını ayağa kaldırmak olduğunu biliyordu. Kumsal'ın yüzünü ellerinin arasına aldı. "Bana bak Kumsal," dedi kararlı bir sesle. "O bencil adam seni bir ölü gibi gömüp gitmiş olabilir. Ama sen hâlâ buradasın. Kalbin hâlâ atıyor. Eğer şimdi pes edersen, onun haklı olduğunu kanıtlamış olacaksın. Onun istediği gibi 'yok olup' gidecek misin? Yoksa ona gerçek bir kadının, bir savaşçının nasıl olduğunu mu göstereceksin?" Kumsal gözlerindeki yaşı sildi. O an içindeki acı, yerini saf ve yakıcı bir öfkeye bırakmaya başladı. Bulut'un ona vurduğu "hastalıklı" etiketi, aslında Kumsal'ın yeni gücü olacaktı. "Haklısın," dedi Kumsal, sesi ilk defa titremeyerek. "Onun için değil. Kendim için. O kapıdan çıkıp gittiği gün beni öldürdüğünü sandı. Ama ben o küllerden tekrar doğacağım." Kumsal o akşam ilk defa yemeğini yedi, ilacını içti ve aynanın karşısına geçti. Elindeki makineyle, dökülmeye başlayan saçlarının geri kalanını tamamen kazıdı. Şimdi aynada gördüğü kadın, artık o kırılgan Kumsal değildi. O, savaşa hazırlanan bir askerdi. Kumsal, elindeki tıraş makinesini kenara bıraktı ve Bulut'un numarasını telefonundan tamamen sildi. . . . . . . . . . . . . . . . . . . Bölümleri uzun tutayımmı iyi mi?
Bölüm 5
5. BÖLÜM: Sessiz Ev ve İlk Direniş
Bölüm sonu
2 yorum
Hikayeni okudum ve bence güzel gidiyor kalemini beğendim ama yazarken daha fazla boşluk ekleyerek yazarsan daha iyi biraz göz yorucu oluyor onun dışında harika bence kesinlikle devam ettir
Olabildiğince eleştirise bakmaya çalıştım üstüne alınma kitabın gelişmesi için yanlış çıkartmaya çalıştım gördüm yanlışları yazdım yoksa yazdığın şeyler yazın dedin hoşuma gitti yani eline emeğine kalemine sağlık 🥰🥰

