Kumsal için geceler, gündüzlerden daha uzundu. Kemoterapinin yan etkileriyle sarsılan bedeni, kalbindeki şüpheyle daha da ağırlaşıyordu. Bulut artık eve uğramaz olmuştu. Attığı mesajlar kısa, soğuk ve sanki bir zorunluluktan ibaretti. O sabah Kumsal, aynaya baktığında sadece dökülen saçlarını değil, yavaş yavaş solan ruhunu da gördü. Ama hâlâ bir umudu vardı: “Belki o da çok üzülüyordur, belki beni böyle görmeye dayanamıyordur,” diyerek Bulut’u içten içe haklı çıkarmaya çalışıyordu. Akşam saatlerinde kapı kilidinin döndüğünü duydu. Kumsal, başındaki tülbenti düzelterek heyecanla ayağa kalktı. Gelen Bulut’tu. Ama içeri girdiğinde Kumsal’a sarılmadı. Hatta göz göze gelmemek için bakışlarını yerdeki halıya dikmişti. "Hoş geldin," dedi Kumsal, sesi titreyerek. "Seni çok özledim. Günlerdir konuşamadık doğru düzgün. "Bulut, elindeki anahtarı masaya fırlattı. Sıkıntılı bir nefes verdi. "Konuşmamız lazım Kumsal. Artık böyle devam edemiyorum. "Kumsal’ın kalbi hızla çarpmaya başladı. "Tabii, edemezsin... Sen de çok yıprandın. Ama birlikte aşacağız, doktor dedi ki tedaviye cevap veriyorum... . . . "Hayır!" diye bağırdı Bulut aniden. Sesi odada yankılandı. "Sen anlamıyorsun. Ben bu hayatı istemiyorum. Her gün hastane konuşmak, ilaç kokusu solumak, senin her geçen gün daha da çöküşünü izlemek... Ben bu kadarını taşıyamam. "Kumsal duyduklarına inanamıyordu. "5 yıl Bulut... 5 yılımız geçti. Hastalık elimde olan bir şey değil, ben mi istedim bunu? "Bulut kapıya doğru bir adım attı, sanki kaçmak için can atıyordu. Yüzündeki o soğuk, bencil ifade Kumsal’ı kanserden daha çok yaraladı. "Biliyorum senin suçun değil ama benim de suçum değil. Ben daha gencim, hayatımı bir yas evinde geçiremem. Ben neşeli bir hayat istiyorum, her sabah 'bugün ölecek miyiz?' korkusuyla uyanmak istemiyorum." Kumsal, gözyaşları içinde Bulut’un koluna yapıştı. "Beni böyleyken mi bırakacaksın? En çok ihtiyacım olduğu anda mı?" Bulut, Kumsal’ın elini kolundan sertçe itti. O an kuracağı cümle, 5 yıllık aşkı tek kalemde silecek kadar acımasızdı: . . . "Bak Kumsal, dürüst olacağım. Ben ölmek üzere olan, hastalıklı bir kızı hayatımda istemiyorum. Seninle bu şekilde bir gelecek hayal edemiyorum. Beni aramayı bırak, bu süreci kendi başına atlatman ikimiz için de en iyisi." Bulut, eşyalarını bile almadan, arkasına bir kez bile bakmadan kapıdan çıktı. Kapının kapanma sesi, Kumsal için idam sehpasının devrilme sesi gibiydi. 5 yıldır "bulutum" dediği adam, üzerine sağanak yağmurlar bırakıp gitmişti. Kumsal koridorda dizlerinin üzerine çöktü. Omuzları hıçkırıklarla sarsılırken sadece şunu fısıldayabildi: "Ben ölürken... O beni çoktan gömmüş." . . . . . . . . . . . . . ... . . ... ..OY YAPMAYI UNUTMAYALIMMM
Bölüm 4
4. BÖLÜM: Maskelerin Düşüşü
Bölüm sonu
0 yorum
Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.