🌸 Hastaneden çıktığında Kumsal için gökyüzü artık eskisi kadar mavi değildi. Elindeki tahlil sonuçlarının olduğu zarf, sanki dünyanın en ağır yüküydü. . . . Adımları onu her zaman gittikleri parka, o yaşlı çınar ağacının altına götürdü. Bulut’la ilk kez burada el ele tutuşmuşlardı. Şimdi ise burada, elleri titreyerek o korkunç kelimeyi zihninde evirip çeviriyordu: Kanser. Telefonu titredi. Bulut arıyordu. "Efendim sevgilim?" dedi Kumsal, sesinin titremesini engellemeye çalışarak. "Sesin neden öyle geliyor Kumsal? Hasta mısın yoksa? Akşam için harika bir planım vardı, en sevdiğin restoranda yer ayırttım," dedi Bulut, sesi neşe doluydu. O kadar hayat doluydu ki, Kumsal bir an için bu neşeyi çalacağı için kendinden nefret etti. "Bulut... Restoran olmasın. Bize gel, olur mu? Biraz konuşmamız lazım. "Bulut’un sesindeki neşe yerini meraklı bir endişeye bıraktı. "Önemli bir şey mi var? "Kumsal gözlerini kapattı, bir damla yaş yanağından süzüldü. "Sadece gel, lütfen." . . . Akşam olduğunda kapı çaldı. Bulut elinde Kumsal’ın en sevdiği papatyalarla kapıda belirdi. İçeri girer girmez Kumsal’ın solgun yüzünü fark etti. Papatyaları masaya bırakıp Kumsal’ın omuzlarından tuttu."Kumsal, korkutuyorsun beni. Ne oldu? İş yerinde bir sorun mu çıktı? Biri canını mı sıktı? "Kumsal, Bulut’un gözlerinin içine baktı. Beş yıldır güvenle sığındığı o kahverengi gözlere... "Bulut, bugün hastaneye gittim," diye başladı söze. Sesi bir fısıltı gibiydi. Bulut hafifçe gülümsedi, hâlâ durumu ciddiye almıyordu. "Eee, neymiş? Vitaminin mi eksikmiş? Ben sana diyorum çok zayıfladın diye- "Kanser dedi doktor, Bulut. Lenfoma. "Oda bir anda buz kesti. Bulut’un elleri, Kumsal’ın omuzlarından yavaşça aşağı kaydı. Yüzündeki gülümseme dondu, sonra yavaş yavaş silindi. Birkaç saniye boyunca sadece salonun köşesindeki saatin sesi duyuldu. "Ne?" diyebildi Bulut. Sesi sanki kilometrelerce uzaktan geliyordu. "Şaka mı bu? Kumsal, böyle bir şaka yapılmaz. "Kumsal, masanın üzerindeki o beyaz zarfı uzattı. . . Bulut zarfı alırken ellerinin ilk defa bu kadar titrediğini gördü. Kağıtları hızla taradı, tıbbi terimlerin arasında "malign" ve "lenfoma" kelimelerini gördüğünde olduğu yere çöktü."Hayır... Hayır, bu olamaz," diye mırıldandı Bulut. "Bizim planlarımız vardı... Biz evlenecektik, gezmeye gidecektik. Nasıl olur?"Kumsal, ağlayarak Bulut’un dizlerinin dibine çöktü ve başını dizine yasladı. "Korkuyorum Bulut. Çok korkuyorum."Bulut, uzun bir süre öylece donmuş bir şekilde boşluğa baktı. Sonra, sanki bir görevmiş gibi Kumsal’ın saçlarını okşamaya başladı. Ama dokunuşu eskisi gibi sıcak değildi; sanki kırılacak bir cam parçasına dokunuyor gibi ürkek ve mesafeliydi. "Geçecek," dedi Bulut, sesi ruhsuzdu. "Hallederiz. En iyi doktorlara gideriz. Ben yanındayım, biliyorsun."Kumsal o an bu sözlerle rahatladığını sandı. Sevgilisinin dizinde, onun desteğiyle bu savaşı kazanabileceğine inandı. Ancak fark etmediği bir şey vardı: Bulut’un gözlerinde o an sevgi değil, saf bir korku vardı. Hastalıktan, hastanelerden ve "ölüm" gerçeğiyle bu kadar yakınlaşmaktan duyduğu o bencilce korku. .... . . . . . . . . . . . . .. . ...... OY VE YORUMLARI UNUTMAYALIMM
Bölüm 2
2. BÖLÜM: Yıkılan Sığınak
Bölüm sonu
1 yorum
Kitaba başladım ama şimdi şöyle birşey var aradaki üç noktaları kesinlikle kaldırmalısınn kitabın akışıno bozmuş bunun haricinde bazı yazım hataları var virgül kullanımı vesaire olsun kelimeler olsun bunlara betimlememwye dikkat et şimdilik 🥰
