On beş tatilin 3. günü
Sabah odamın perdesinden içeriye sızan güneşin ışıklarıyla uyandım. Normalde kendim uyanmazdım ya annem uyandırırdı ya da telefon alarmımın sesi. Ama bugün kendim uyanmıştım buda demek oluyor ki günüm ya güzel yada berbat geçecekti.
"Ne olacaksa olsun hazırım." diye mırıldandım kendi kendime ve yatakta doğrulup biraz dışarıyı izledim. Ve başımı sağa sola çevirip telefonumu aramaya başladım. Telefonumu yatağımın yanındaki komodine bırakmışım yatağın etrafından dolanmaya üşendiğimden yatakta sürüklenip telefonumu elime aldım.
E madem bugün erken uyandım kendime bir kahvaltı hazırlayıp ders çalışacaktım. Saat 07:32' idi. Yataktan kalkıp odamdaki küçük banyoma gittim, suyu açıp ılımasını bekledikten sonra yüzümü yıkadım ve kuruladıktan sonra banyodan çıktım gardırobumu açtım içinden beyaz bol bir sweatshirt çıkardım altına ise siyah bir şort çıkardım ve yatağa fırlattım çorabımı ise avokado desenli bir çorap çıkardım.
Üzerimi giyinip yatağımı düzelttim, odama biraz çekidüzen verdim ve telefonumu alıp mutfağa yöneldim. Annem ve babam uyuyordu. Hemen mutfağa geçip kendime bir kahve ve tost hazırladım ve odama geçtim.
Bilgisayarımı açıp kendime bir çalışma programı ve bir kaç test sorusu çıkardım. Fotokopiler çıkana kadar tostumu yedim. Fotokopileri yazıcıdan alıp masaya bırakırken kapı açıldı gelen annemdi.
"Tuana, kızım evde ekmek kalmamış fırından alıp gelir misin"
"tamam anne giderim şimdi" dedim annem odadan çıkarken.
Bilgisayarımı kapatıp ayağı kalktım ve gardırobumu açıp içinden uzun bir hırka çıkardım.
Hırkamı giyip telefonumu elime aldım ve odadan çıktım annem kaç ekmek alacağımı söyledi ve evden çıktım. Evle fırının arasında 5 dakika olduğu için hızlıca gittim ekmeği aldım ve kasaya yöneldim.
"Kolay gelsin Ahmet abi" dedim ve fırından çıktım. Ağır ağır yürürken arkadan gelen biri omzuma çarptı az daha düşüyordum ki son anda kolumdan tutu.
"oha ya oha, az önüne baksana kolumu çıkardın yerinden" dedim sinirle ve başımı kaldırıp oğlana baktım. Oğlan bana bakıp pişkin pişkin gülüyordu.
"Çok mu komik" dedim ve bir adım geri çekildim.
"Kusura bakma acelem vardı görmedim seni"
"Nasıl görmedin ya kocaman kızım" dediğimde üzerimde bir göz gezdirdi.
Göz devirdim.
Güldü.
"Neyse ben gidiyim" dedim ve ilerleme başladım. Binanın önüne geldiğimde bağrış sesleri geliyordu. Binadan içeri girdiğimde Selma teyze kapıdan başını çıkarıp bana seslendi.
"Tuana kızım ev sahibi kapınıza dayandı bir şeyler söyledi baban çıldırdı koş yanına" dediğinde hızlıca merdivenlerden bizim kata çıktım.
Babam ve ev sahibi kapıya çıkmış tartışıyorlar annem ise babamın kolundan tutmuş onu çekmeye çalışıyordu. Koşup babamın kolundan tuttum ama sakinleşmedi en son çareyi ev sahibini oradan uzaklaştırmak oldu. Hemen koşup ev sahibimiz olan Samet amcayı oradan ittirerek asansöre bindirdim ve gitti.
İçeri girdiğimizde babam sinirden dört dönerken anneme ne olduğunu sordum ev sahibimiz kirayı düzenli ödememize rağmen bizim çıkmamızı ve kendinin yerleşeceğini söylemişti ve babamda itiraz edince sinirler hoplamış. Ayağı kalkıp babamın yanına gittim ve karşısında durup:
"Halledeceğiz baba sen sakin ol otur ben sana bir kahve yapayım sakince düşünelim"
Babam gülümseyerek başını salladı. Bu evden gitmek istemiyordum arkadaşlarımı, bu evdeki odamı bırakıp gitmek istemiyordum. Mutfaktan cezveyi çıkarıp iki fincan su koyup kahveyi hazırladım.
İçeri gidip kahveleri sehpanın üzerine koyup yerime oturdum ve konuşmaya başladım.
"Ee ne yapacağız şimdi, taşınacak mıyız buradan"
"Durum onu gösteriyor bir ev tutup çıkacağız bu evden" dedi babam.
O an sanki kalbime bir öküz oturdu o kadar istemiyordum ki kendimi bu evin duvarlarına mühürleyesim geldi. Gözüm doldu hemen ayağa kalktım ve annemlere dönüp dedim ki
"O zaman ben internetten ev bakayım numara alırım birkaç tane belki buluruz" dedim ve odama ilerledim. Odama girip kapımı kapattım ve bilgisayarımın başına oturup ev ilanlarına bakmaya başladım.
Birkaç numarayı bir kağıda not aldım ve babamların yanına gittim kağıdı babama uzattım babam numaraları tek tek arayıp evlerin durumunu sordu.
2 ev tutulmuş 1 evde halen kiracı var 1 ev ise boştu babam boş olan evin sahibiyle eve bakmak için gün belirledi ve telefonu kapatıp derin bir nefes aldı.
"Sağol kızım" dedi babam.
Gülümsedim.
Gülümsedi.
"E ben odama geçeyim belki biraz kitap okurum" dedim ve yanlarından ayrılıp odama geçtim kapımı kapattım ve yatağıma uzandım. Telefonumdan müzik açtım ve baş ucuma bırakıp tavanı izlemeye başladım. Yaklaşık 10-15 dakika sonra uykuya daldım.
Uyandığımda annem odama girmiş katlanan elbiselerimi dolaba yerleştiriyordu uyandığımı görünce
"Heh kızım bizde yemek yiyecektik kalk hadi sende gel"
"Tamam anne geliyorum" deyip doğruldum ve yataktan kalktım içeriye gittim annemin masayı kurmasına yardım ettim ve yemeklerimizi yedik. Sofrayı toplayıp odama gittim ve hırkamı üzerime geçirdim telefonumu ve kulaklığımı cebime atıp odadan çıktım.
"Ben biraz dışarda dolaşacağım gelirim yarım saate" dedim.
"Tamam kızım dikkat et çok uzaklaşma" dedi annem.
"Tamam anne merak etme bir şey olursa ararım" dedim ve evden çıktım.
Binadan çıkıp apartmanın önündeki banklardan birine oturdum kulaklığımı takıp müzik açtım ve sosyal medyada dolaşmaya başladım. Yaklaşık 5 dakika sonra yanıma birisi oturdu korkuyla geri çekildim ve kim olduğuna baktım bu bu sabah bana çarpıp seni görmedim ya diyen oğlandı ama nasıl o burada mı oturuyordu.
"Sen sabah bana çarpan çocuksun" dedim.
"Evet" dedi ve elini uzattı.
"Ben Batuhan, sende Tuana olmalısın.
"Evet ama sen nerden biliyorsun"
"Bu sabah Selma teyze sana seslenirken duydum"
"Nasıl yani sen burada mı oturuyorsun ama ben seni hiç görmedim"
"Görmemen çok normal çünkü ben üniversiteyi Samsun'da okuyorum"
"Memnun oldum Tuana"
"Memnun oldum Batuhan"
"E hayırdır niye bu soğukta dışardasın" diye sorunca yüzüne baktım.
"Yakın zamanda taşınacağız buradan babam ev buldu"
"E ne güzel işte yeni bir ev yeni mahalle neyine üzüldün bunun"
"Ama alışması zor oluyor"
"Zor oluyor ama oluyor sonuçta birde o yönden düşün"
Haklıydı hem de çok haklıydı alışacaktım alışmak zorundaydım.
"Biliyor musun kafa dengi birisin"
"Övünmek gibi olmasın öyleyimdir" dediğinde ikimiz birden güldük.
"Senin bölümün ne Batuhan"
"Psikoloji, senin ki ne"
"Tesadüfe gel benimki de psikoloji"
"Kaçıncı sınıfsın"
"2. sınıf öğrencisiyim"
Bu şekilde 15 dakika sohbet ettikten sonra birlikte birlikte markete doğru ilerledik kendimize yiyecek bir şeyler alıp çıktık ve parktaki çardağa oturduk.
"Numaranı versene" dedi bir anda.
"Tamam vereyim" dedim ve numaramı telefonuna yazdım ve kendimi "ESKİ KOMŞU KIZI" olarak kayıt ettim.
"Böylede çok yabancıymışsın gibi oldu"
"Zaten yabancı değil miyim"
"Değilsin" dedi
"Öyle olsun" dedim
Güldü.
Güldüm.
( 2 Hafta sonra)
Okuduğunuz için teşekkür ederim. Umarım sevmişsinizdir.
Devamı çok yakında sizlerle...


