İçeriğe geç

Gökkuşağı Koruyucuları

Bölüm 17 · 6 dk okuma

Gökkuşağı Koruyucuları

Bölüm 17

Zümrüt Ejderha

Nymph odasında oturuyordu.Elleri yeşil saçlarının arasında,altın gözleri ise odanın çevresindeydi. Düşünüyordu ve düşünmek onu tüketiyordu.Persophone'nin yanında olduğunu bütün diyara duyurduktan sonra suikastçı ordusu tehlikeye girmişti.Bu nedenle bulundukları yerden ayrılıp güvenli bölgeye geçmişlerdi.Korkular şelalesinin yakınına inşa ettikleri alanda saklanıyorlardı.Ordusu orada mutluydu fatta Nymph onlara birkaç gün izin vermişti bu yüzden alt katta şarkılar söylüyor,eğleniyorlardı. Fakat Nymph bir türlü rahatlayamıyordu.Ordusunu kurup güç kazanması aptal kardeşinin sandığından uzun sürmüştü.Bu yolda kardeşi kadar sevdiği arkadaşlarını kaybetmişti.Fakat Nymph içgüdüleri yüzünden ona yardım etmişti.Kendisine itiraf edemese de kardeşinin gözlerine her baktığında suçluluk duygusu içini kaplıyordu. Kendisi bile bu duruma şaşırmıştı çünkü Nymph hiçbir zaman başkası için endişelenen biri olmamıştı.Yada suçluluk duyan.O bir şeyi yapar ve yaptığının arkasında dururdu.Kendisini hiçbir zaman bir yere ait hissetmeyen Nymph, bu diyarın varlığını bilmese bile bir gün herşeyin değişeceğini hissediyordu.Diyara bir arkadaşı ile birlikte gelmişti.Bir şekilde onunda bu diyara ait olduğunu düşünüyor ve neden burada olduğunu sorgulamıyordu.Gelişinin üstünden uzun zaman geçtiği için olsa gerek doğru düzgün nasıl geldiğini hatırlamıyordu fakat arkadaşının sürekli onu korumaya çalıştığını ve buradaki en önemli şeylerden birisi olduğunu söylediğini hatırlıyordu.Arkadaşı sürekli onu gizlemiş,özellikle gözlerinin görünmemesi için çok uğraşmıştı. Sürekli ona siyah kapşonlu bir pelerin giydirdiğini anımsıyordu Nymph. Birgün sakladıkları ağaç kabuklarından zorla çıkarılmış ve kelepçelenip ulu kral Thanatos'a götürülmüşlerdi.Huzuruna çıktıklarında ise arkadaşı öldürülmüştü.Tek hatası ise Nymph'ı gizlemekti.O günden sonra Nymph her şeyi öğrenmiş,ama kardeşi gibi aptalca ve bilinçsizce birilerini kurtarmaya çalışmaya değil aklını kullanarak bir plan hazırlamıştı.Önce kralın adamı gibi davranıp onu istediği şekilde edilmesine izin vermişti.Böylece gücünü kazanmış ve kralın göreve gönderdiği yerlerde ona isyan etmek isteyen halkı yavaşça bir araya toplamıştı.Bunun için kardeşinin düşmanı gibi davranması gerekmişti ve herkes ona inanmıştı.Rolünü okadar iyi oynamıştı ki kralın ona izin verdiği zamanlarda dışarı çıkıp gidiyor ve ordusu için mekan ayarlıyordu.Onları eğitiyor,güzel bir bıçağı bilermiş gibi özenli davranıyordu. Elini kolunu sallayarak tekrar saraya döndüğünde ise kralın muhafızları hatta gözcüler bile ondan şüphelenmiyordu.Tabii sarayda olduğu süre boyunca sarayın güvenini kazanarak diyar hakkında çok bilgi edinmişti.Ellerini saçlarından çekti ve önündeki haritaya odaklandı Nymph. Kralın yanında iken gizli gizli kendisi oluşturmuştu haritayı.İki krallık vardı diyarda.Birinin Işık krallığı olduğu zaten biliniyordu.Diğeri ise isimsiz krallıktı.Belli bir ismi olmamasına karşın başka bölgelerde yaşayan halklar oraya "Gölgeler ve Karanlıklar" krallığı adını veriyordu.Bunun nedeni krallığı yöneten Thanatos'un karanlık gücüydü. Bunun en belirgin örneği ise karanlıktan doğan gözcülerdi.Gözcüler diyarın en tehlikeli varlıkları olabilirdi.Rarutalar bile onların yanında masum kalıyordu.Gözcüler ruh emen,karanlıktan yaratılan akıl alınamaz korkutuculukta yaratıklardı.Uzun pençeleri ile kırmızı gözleri ile bilinirlerdi.İnanışlara göre simsiyah kapşonlar giymelerinin nedeni tamamen görünür olduklarında insanları direkt öldürebilecek çirkinlikte olmalarıydı. Ama Nymph biliyordu ki onlardan biri sizi izlediğinde fark etmezdiniz.Bir keresinde gözcülerden birine hissettirmeden onu takip etmiş ve çukuru görmüştü.İçine gireceği sırada aynalı kapıdan iki çift kırmızı göz görmüş son anda tüm gücünü kullanarak onlardan birini yok etmişti.Diyardaki söylentilere kimse onları yok edemezdi ama aralarından sadece birinin bu iş için seçildiğine inanılırdı.Kütüphanede yaptığı araştırma sonucu bunları öğrenen Nymph göz yaşlarını ölen arkadaşı için akıtmıştı.Bunu bildiği için onu sakladığını öğrendiğini öğrendiğinde krala olan öfkesi artmıştı.Işık krallığına geldiğinde ise tanrıçasanın İris olduğunu biliyordu ve krallığın diyarın düzenine karşı koyamayan kadar güçsüz olduğunu.General Balder ise dişli bir rakip olsa bile tek başına Thanatos'u devirebilecek güçte değildi.Orduları yoktu ve eğitimleride öyle.Kardeşi ise kraliçe olsa bile zekasını doğru düzgün kullananıyordu. Boris ise düşman krallıktan geliyordu ve nekadar güvenilir olduğu belli değildi. Nymph parmağını şelalelerden ormanlara çevirdi.Planı kimseye görünmeden güvendiği iki adamını yanına alarak ormana gitmekti.Thanatos Nymph'ın sadakatine inandığından ona bütün imkanları sunmuştu.Nymph ise boş olduğu zamanlarda sarayın kütüphanesini kullanmıştı.Diyarın tarihi ile ilgili bütün kitapları okumuş gerektiğinde notlar tutmuştu.Kitapların sayfaları arasında geçirdiği zamanlar boyunca dikkatini özellikle çeken bir bilgi olmuştu : Taşlar.Tanrıça İris kızlarına taşlar vermişti.Nasıl yollar ile olduğu yazmıyordu ama taşların diyarda saklı olabileceğini düşünüyordu.Özellikle bir tanesi Işık krallığı için çok önemliydi ve krala geçmemesi gerekiyordu.Her iki krallıktan önce bulursa kendisini şanslı hissedeceğini düşünen Nymph ,haritayı katlayıp cebine sıkıştırdı.Üzerinde savaşa uygun kıyafetler vardı ve bacaklarının içindeki hançerler savaşı bekliyordu.Arkadaşından hatıra siyah pelerini alıp iplerini bağladı.Kemerindeki boşluklara birkaç tane daha hançer tıkıştırıp su matarasını kemerindeki klipslerden birine sıkıştırdığında hazırdı.Gideceği yolda güç kullanmanın düşmanları üzerine çekeceğini düşündüğünden atlar ile gideceklerdi. Merdivenlerden aşağı inip kalabalık ordunun arasından gölge gibi geçerken ellerini havaya kaldırıp adamlarına işaret verdi. Vere ve Nomi en güvendiği kızlardandı. Yıllarca kralı devirmek için uğraşmış biri bu uğurda gözünden yaralanmıştı. Nymph ile tanıştıklarında ise sadakatleri hiç sapmamış daima Nymph'ın ikiz gölgeleri olmuşlardı.Orman halkına özel mavi saçları karanlıkta parlıyor gözleri ise kraliçelerine güvendiğini ama yanıt almak istediklerini gösteriyordu.

Nymph kendine bakan kızlara gülümsedi,onları daima daha çok sevmişti.Gülümsemesi kısa süren Nymph sert bir ses ile konuştu "Kimseye gözükmeden ormana gitmemiz gerekiyor" Sözlerini sırıtışı ile tamamladı "Ava çıkacağız" Aynı anda gülümseyen kızlar Nymph'a çok benziyorlardı.Kapşonunu kapatan Nymph çıkışa doğru yürürken kızların arkasından geldiğini biliyordu.Dışarıda bekleyen atlara gidip ağaçlardan çözdükten sonra aynı anda atlara bindiler.Bir süre yol gittiler.Nihayet ormana gittiklerinde biraz yavaşlamışlardı.Bunun sebebi kralın adamlarının ormanda daha çok dolanıyor olmasıydı.Üstelik herhangi bir rarutaya denk gelmek isteyecekleri son şey bile değildi.Bir anda gözüne bir şey çarptı Nymph'ın. Elini kaldırdı ve durmaları için işaret verdi.Tam önlerinde bir kadın oturuyordu ve perişan haldeydi.Fakat Nymph her zaman en kötüsünü düşünürdü ve tuzak olabileceği düşüncesi aklından çıkmıyordu.Atından yavaş hareketler ile inip kadına temkinli adımlarla yaklaştı.Aniden başını kaldıran kişiyi kim olduğunu anlamadı uzun sürmedi.Altın sarısı gözleri... Bu diyarda Altın sarısı gözlere sahip üç kişi vardı sadece. Tanrıça İris'in bu haline üzülmüş olsa bile ona karşı ailesel bir his beslemediğinden ne diyeceğini bilemiyordu.Kendisinin kızı olduğunu bildiğini zannetmediğinden kendisi gibi davranmaya karar veren Nymph,tanrıçanın karşısına bağdaş kurarak oturdu ve konuşmaya başladı.

"Bir tanrıçayı burada göreceğimi hiç sanmazdım." İçten olmaya çalışmasına karşın üstünden düştüğünden tanrıça ona ters ters bakıyor ve zararsız olup olmadığını anlamaya çalışıyordu.Ne yapacağını bilemeyen Nymph elini uzattı. "Ben Nymph suikastçılar kraliçesi." Tanrıça emin olamayacak elini uzatıp "İris" dedi.Bir süre tanrıçayı konuşturmaya çalışan Nymph'ın tanrıçanın da konuşmaya hevesli olduğunu hissetmişti.Tanrıça neredeyse ona herşeyi anlattığında Nymph'ın yüzünü buruşturarak "Biraz daha yavaş olmanı beklerdim" Tanrıçanın ters bakışları yeniden onu bulduğunda ellerini kaldıran Nymph "Tamam özür dilerim" keyifli sohbetleri neredeyse hoşuna gitmeye başlayacaktı tâki Vere bağırana kadar. Sözsüz çığlık ormanı yırtarken hızla arkasını dönen Nymph gözünün ortasına gelecek olan oktan son anda kurtulmuştu.Koluna saplanan ok yüzünden yere düşen Vere'ye koşamadan etrafının sarılı olduğunu fark etmişti bile.Kralın hiç özlemediği sesi kendisinden önce açıklıkta yankılandığında Nymph elini hançerlerine uzatmıştı.

"Hain de buradaymış,seni burada görmek ne güzel Nymph resmen yerde ararken gökte buldum"

Nymph bezgin bir ses ile

"Bende sana bayılmıyorum Thanatos, şimdi aklıma geldide söyleyeyim dedim seni nasıl uyuttum aylarca" Gülmemek için dudağını ısıran Nymph kesinlikle ciddiydi. Thanatos ise "Uzatmayacağım tanrıçaya artık dokunamam ama senin için bu kuralın geçerli değil bu nedenle ya taşın nerede olduğunu söyle yada öl"

Nymph ise bozuntuya vermeden savaş pozisyonu almıştı bile "Eğer Vere öldüyse senden acısını çok fena çıkaracağım" aklı hâlâ Vere'de olan Nymph gözlerinden yaşlar akmaması için uğraşıyordu. Düşmanlarının kanlarına seslenmeden önce söylediği tek şey ise şu olmuştu;

"Zümrüt Ejderha seni avlamaya geliyor Thanatos"

Çünkü zümrüt ejderha Nymph'dı.

Bölüm sonu

Sonraki bölüm kilitli

18. bölümü 5 jetonla uygulamada açabilir, kaldığın yerden devam edebilirsin.

14 yorum