İçeriğe geç

Gökçen Gerçek Ailem

Bölüm 22 · 6 dk okuma

Gökçen Gerçek Ailem

Bölüm 22

20. Bölüm

Gökçen’den

Gözlerimi açmak istedim ama yapamıyorum. Sanki kirpiklerim birbirine yapışmış gibi… Her yerim ağrıyor.

Ne oldu da böyle oldum ben?

Hatırlamaya çalıştım. Birkaç dakika sonra her şey yavaş yavaş aklıma geldi: Biyo takımıyla tartıştık… sonra kriz geçirdim.

Gözlerimi yavaşça açtım. İlk başta beyaz tavanı gördüm. Sesler geliyordu. Yavaşça o tarafa baktım; herkes buradaydı. Karahan ailesi, Umut ve diğerleri… Ama beni fark etmediler. Fark etmeleri için zor da olsa konuştum.

“Kim kızdırdı benim prensimi?” dedim.

Herkes bir anda bana dönüp gözlerini büyüttü.

Umut heyecanla:

“Çiçeğim, uyandın! Allah’ım şükürler olsun! İyi misin? Kendini nasıl hissediyorsun? Ağrın var mı? Ateş, koş doktoru çağır!” diye panikledi.

Ben hafifçe gülümsedim.

“Sakin ol Umut, iyiyim. Biraz ağrım var, o kadar.”

Gözlerim diğerlerine kaydı.

Serhat Bey ve Serpil Hanım, oğullarının yaptıklarından dolayı bana karşı çok pişman görünüyordu. Oğullarına iki kelime edip öylece olanları izlediler. Onlara karşı hayal kırıklığına uğradım, beklemezdim.

7 kardeşe gelince… Cihan beni savundu, yardım etti. Tabii ilk başta kardeşlerinin dediklerine susması onunla ilgili kafamı karıştırdı. Diğer kardeşleri benim için bir şey ifade etmiyorlar.

Boğazım kurumuştu.

“Su…” dedim kısık bir sesle.

En yakınımda olan Umut hemen suyu uzattı ve bana içirdi.

Oh… su gibisi yok.

“Sağ ol Umut.” dedim.

“Afiyet olsun çiçeğim.” diye cevap verdi.

Aylin Sultan yanıma geldi. Herkes bana bakıyordu.

Anne şefkatiyle sordu:

“Geçmiş olsun kızım, çok korkuttun bizi. İyi misin? Nasıl hissediyorsun?”

“Biraz ağrım var, onun dışında iyiyim Aylin Sultan. Merak etme.” dedim.

Aylin Sultan gülerek:

“İyi ol kuzum. Sen yokken bunlar çekilmiyor hiç.”

“Bilmez miyim? Onları en iyi ben tanırım.” dedim.

Kadir Bey de yanıma gelip:

“Geçmiş olsun kızım, iyi misin?” dedi.

Artık yeter dememek için kendimi zor tuttum.

Sürekli ‘iyi misin’ sorusundan gerçekten gına gelmişti.

“Teşekkür ederim Kadir Bey, gayet iyiyim.” dedim ve herkesin duyacağı şekilde ekledim:

“Hepinizden rica ediyorum, artık bana ‘iyi misin’ diye sormayın. Gayet iyiyim ve bir an önce buradan gitmek istiyorum.”

Kaan hemen atıldı:

“Evet abi, çıkış işlemlerini halledelim de gidelim. Gökçen’in bol bol dinlenmesi gerekiyor.”

Biyo takımına bakınca anladım ki ben uyurken birbirlerine girmişler

Pamir abi:

“Ben hemen hallediyorum, sonra da gidiyoruz.” dedi.

Bunlara ne oluyor ya?

Uğur amcam uyarıcı bir ses tonuyla:

“Çocuklar sakin olun. Gökçen’in artık bir ailesi var, unutmayın. Elbette Gökçen isterse gideriz, sakin olun.”

Umut hemen karşı çıktı:

“Hangi aile baba? Ortada ben bir aile göremiyorum. Gökçen’in bu halde olmasına sebep olanları diyorsan… onlar Gökçen’in ailesi değil!”

Ateş de destekledi:

“Kaan ve Umut haklı. Gökçen’in o aileyle gitmesine izin vermiyoruz. Bir daha böyle bir şey yaşanmayacak.”

Off… bunlar neyin kafasında?

Hiçbir şey demedim, sadece dinledim.

Bu saçmalık ne zaman bitecek…

Aylin Sultan ortamın tansiyonu düşürmek için:

“Çocuklar lütfen sakin olun. Buna siz karar veremezsiniz.”

Elanur ateşli bir şekilde:

“Kim karar verecek Aylin teyze? Gökçen’e bunları yaşatanlar mı?”

Artık konuşma zamanı gelmişti.

“Herkes sakin olsun artık. Umut, Kaan, Ateş, Elanur… tamam, söylediklerinizde haklısınız ama böyle olmaz. Sizinle gelmek ben de isterim ama reşit değilim. 18 olduğumda ayrılacağım ama şimdi değil. Lütfen daha fazla uzatmayın, ben iyiyim.”

Oda sessizleşti. Herkes hak verdi.

Pamir abi yanıma gelip alnımdan öptü:

“Şimdi gidiyoruz ama en ufak bir şeyde arıyorsun Gökçen. Yoksa ne olacağını biliyorsun.”

Ben de gülerek:

“Tamam abi, bir şey olursa ararım. Ve ne olacağını çok iyi biliyorum. Merak etme, öyle bir şey olmayacak.”

Diğerleriyle tek tek vedalaştık. Oda sessizleşti.

Sadece Karahan ailesi ve Kadir Bey kalmıştı.

“Ne zaman gideceğiz? Bir an önce gitmek istiyorum.” dedim.

Kadir Bey:

“Ben çıkış işlemlerini halledeyim. Doktor son kez seni muayene etsin, çıkarız kızım.”

Doktor geldi, muayene etti. Bir daha kriz geçirirsem her şeyin çok daha kötü olabileceğini söyledi. İlaç yazdı ve çıkabileceğimi belirtti.

Hastaneden çıktık. Arabada kimse konuşmuyordu.

Serhat Bey ve Serpil Hanım bile…

Hâlâ oğullarının yaptıkları yüzünden bana karşı pişmanlık duyuyorlar. Haklılar; onlar kadar sustukları için kendileri de suçlular.

Eve gidince konuşmak daha iyi olacak.

Eve geldik.

Cihan abi hemen yanıma gelip kapıyı açtı.

“Seni kucağıma alsam sorun olur mu?” dedi.

“Gerek yok, yürüyebilirim.” dedim. Bozuldu; yapacak bir şey yok.

Serhat Bey ve Serpil Hanım önden gidip zile bastılar.

Kapıyı Sultan teyze açtı. Gözleri ışıldadı.

“Hoş geldiniz. Çok geçmiş olsun kızım.”

“Sağ ol Sultan teyze, iyiyim.” dedim.

Salona geçip oturduk. Hepsi bana bakıyor.

Serhat Bey: “Kızım, odana çıkıp dinlenseydin. Çok yoruldun.”

“Yorgun değilim Serhat Bey. Olanlar hakkında konuşmak istiyorum.” dedim.

Serpil Hanım: “Kızım, biz engel olmaya çalıştık ama olmadı. Bir daha böyle bir şey yaşanmayacak, endişen olmasın.”

Cihan: “Gökçen, kardeşlerim adına özür dilerim. Sana davranışları, söyledikleri yanlıştı ama onlar da kendilerince haklı. Sen de biliyorsun.”

Hepsine baktım. Evet, kardeş takımı üzgün, pişman gözüküyor. Yaptıkları asla kabul edilir bir şey değil.

“Ben konuşayım, herkes dinlesin. Ben hakkımda birçok şeyi hastanede öğrenmişsiniz belli… Bu hiçbir şeyi değiştirmez. Serhat Bey, Serpil Hanım… siz geldiğim günden beri oğullarınızın bana söylediklerine karşı iki kelime edip sustunuz. Hiçbir şey olmamış gibi davranmanız olmadı, size yakışmadı.

Siz 7 kardeş… hepiniz benim hakkımda laflarınızda senaryo kurmuşsunuz. Ona göre davranıyorsunuz. Bir iyi, bir kötü… Neyse o olun. Sizden abilik kardeşlik bekleyen yok. Bugün gördünüz; benim 4 tane kardeşim var. Benim bir ailem var, başka aile istemem.”

Kimseden ses çıkmadı. Bir şey demelerini de beklemiyorum.

Hiçbir şey demeden odaya çıktım. Yatağa uzandım, düşündüm.

Buraya geleli yoruldum. Keşke gelmeseydim diyorum ama oldu; gelmeyi kabul ettim. Kendi isteğimle geldim. Bundan sonra onlara ona göre davranacağım.

İç sesim: “Geçmiş olsun Gökçencim.”

Aaaa geldi benimki. “Sağ ol Haşmet, merak etme gayet iyiyim. Yoksun bir süredir, hayırdır?”

İç sesim: “Canım istemedi, gelmedim. Şimdi canım istedi, geldim. Beni sorguya mı çekiyorsun Gökçen?”

“Haşmet, her lafımdan bir anlam çıkarmayı kes. Hem benim senin yardımına ihtiyacım var.”

İç sesim: “Hahahaha, inanamıyorum! Gökçen kendi isteğiyle benden yardım istiyor! Ay tamam, ciddi oluyorum… anlat, ne oldu? Nasıl yardım edeyim sana?”

“Şimdi olanları biliyorsun, her şeye hakimsin. Ben ne yapacağım Haşmet? Gitsem gidemiyorum, kalsam her gün onlarla yüz yüze gelmek yoruldum. Bana bir akıl ver.”

İç sesim ciddi sesiyle: “Gökçen dürüst olacak, öncelikle ne olursa olsun sakin olacaksın. Evet, reşit değilsin; bu sebeple gidemiyorsun. Gidersen seni kolaylıkla alırlar.

Onların yüzünü görmek istemiyorsun, bu imkansız. Aynı evde mecbur bir araya geleceksiniz. Anladığım kadarıyla pişmanlar ama senin için bir şey ifade etmiyor. Yapman gereken kendin olmak, zamanı bırakmak. Olanları düşünme. Su akar yolunu bulur.”

Ağzım açık kaldı. Benim iç sesimde ne marifetler varmış da benim haberim yokmuş.

“Haşmet… senden beklemezdim. Teşekkür ederim. Söylediklerinde haklısın; en iyisi zamana bırakmak.”

İç sesim: “Gökçen, sana kızmayacağım bana Haşmet dedin diye. Normalde olsa olay çıkar. Bugünlük laf yok. Hadi ben gittim, sen de dinlen. Kafana takma.”

Gitti resmen… İç sesim bana akıl verip gitti. Haşmet’e bak sen Haşmet’e!

Telefonuma üst üste mesaj gelince alıp baktım. Bizimkiler.

Grubun ismini görünce güldüm. Bizimkilerde ara sıra grup ismi sabit kalmaz, değiştiririz.

5Lİ KARDEŞ TAKIMI GRUBUNA HOŞ GELDİNİZ

Kaan: Daha fazla dayanamadım Gökçen. Kız, nasıl oldun? Daha iyi misin?

Ateş: Kaan yazmasa ben yazacaktım. Gökçen, onlarla gitmene izin verdik ama aklım sende kaldı.

Umut: Al benden o kadar! Gökçen, ne oldu? Bir şey dediler mi sana? Bak, bir şey dedilerse sesi gelip alırız. Bir daha da gitmene izin vermeyiz.

Elanur: Gençler bir sakin olun. Gökçen bebeğim, zorla tutuluyorsan hepimizin bildiği bir şey söyle. Gelelim, kurtaralım seni. Sakın korkma.

Kaan: Elanur saçmalama, o kadar da değil.

Ateş: Aynen Elakuşum, sakin. Öyle bir şey olsa Gökçen kalır mı orada?

Umut: Kafanızı çalıştırıp mantıklı şeyler söyleseniz keşke. Herkes haklı olabilir, bence güzel fikir.

Elanur: Aşk olsun Umut başkan, kırdın kırdın.

Umut: Elanur seni bilmesem kırıldın sanacağım.

Gökçen: Yeter gari! İyiyim ben, sorun yok. Kimsede laf etmedi.

Gökçen: Ela aşkım, ciddi misin? O nasıl senaryo hahaha.

Elanur: Ay tamam be, gelmeyin üstüme.

Gökçen: Neyse ben uyuyacağım, büyüyeceğim. Hadi bay bay size.

Kaan: Hahahaha.

Ateş: Uyu da büyü Gökçen kaptan.

Umut: İyi geceler kardeşim.

Elanur: Uyu ama büyüme bebeğim hahaha.

Yazdıklarına güldüm. Biz böyleyiz işte. Telefonu kapatıp yastığın altına koydum. Başımı yastığa koyar koymaz bayılıverdim.

Şaka şaka, uyudum.

SON

Bölüm sonu

Sonraki bölüm kilitli

23. bölümü 5 jetonla uygulamada açabilir, kaldığın yerden devam edebilirsin.

1 yorum

  • Abla bölüm kilidini açar mısın herkeze aynı şeyi yazmaktan yoruldum bee bide sakınca olmazsa açtım diye mesaj atar mısın ?