Okulun bodrum katındaki kazan dairesine giden merdivenler, rutubet ve pas kokuyordu. İzel, Alaz’ın kolundaki baskısından sıyrılırken zihni bir bilgisayar işlemcisi gibi çalışıyordu: *Alaz duygusal bir patlamaya hazır, Gece ise fazla zeki. İkisi de bu operasyon için yürüyen birer güvenlik açığı.*
"Babanın arkadaşları mı dedin?" dedi İzel, sesindeki yapay korkuyu silip yerine bıçak kadar keskin bir ciddiyet bırakarak. "Baban ne iş yapıyor Alaz? Çünkü o arabadakiler okul aile birliğinden gelmişe benzemiyor."
Alaz duraksadı. İzel’in ses tonundaki değişim, sanki karşısında başka biri varmış gibi onu sarstı. "Babam... İthalat ihracat işinde. Ama son zamanlarda okul müdürüyle çok sık fısıldaşıyorlar. Gece, babamın bilgisayarından bir dosya kopyaladı. 'Tasfiye' yazıyordu."
Gece, elindeki meyve suyu kutusunu bir kenara fırlatıp tabletini çıkardı. "Dosya şifreliydi. Ama içinde bu okulun koordinatları ve bazı öğrenci numaraları var. Senin numaran da dahil, Karagül."
İzel’in kaşları havalandı. *Benim numaram mı? Henüz bugün geldim.* Bu, şebekenin istihbaratının sandığından çok daha derin olduğunu gösteriyordu. Belki de onun bir ajan olduğunu en başından beri biliyorlardı ve onu bir tuzağa çekiyorlardı.
"Şu an bizi izliyor olabilirler," dedi İzel, başını hafifçe yukarı kaldırarak tavan köşesindeki paslı kamerayı işaret etti. "O kamera çalışmıyor sanıyorsunuz ama üzerindeki kırmızı ışık saniyede iki kez yanıp sönüyor. Bu, verinin buluta yüklendiği anlamına gelir."
Gece şaşkınlıkla kameraya baktı. "Ben onu bozuk sanıyordum..."
"Bozuk değil, modifiye edilmiş," dedi İzel. Hızla Alaz ve Gece’nin arasına girdi. "Eğer o dosyayı açmak ve babanın neyin içinde olduğunu öğrenmek istiyorsak, bu akşam müdür yardımcısının odasına girmeliyiz. Asıl sunucu orada."
Alaz heyecanla atıldı. "Harika! Ben kapıda dururum, sen de..."
"Hayır," diye kesti İzel. "Sen kapıda durursan beş dakika içinde yakalanırız. Gece, sen okulun alarm sistemini uzaktan devre dışı bırakabilir misin?"
Gece hafifçe gülümsedi. "Okulun güvenlik duvarı, geçen yüzyıldan kalma bir kalkan gibi. Onu delmek benim için çocuk oyuncağı."
"Güzel," dedi İzel. Alaz’a döndü. "Sen de okulun arka kapısındaki kuryeyi oyalayacaksın. Bir kavga çıkar, bir kaza yap, ne yaparsan yap ama o arabanın dikkatini başka yöne çek."
Alaz şaşkındı. "Sen nereden biliyorsun bunları? Kimsin sen?"
İzel, Alaz’ın gözlerinin içine derin derin baktı. "Sadece hayatta kalmaya çalışan bir nakil öğrenciyim, Alaz. Şimdi, akşam saat dokuzda spor salonunun arkasında buluşuyoruz. Geç kalanı geride bırakırım."
İzel yanlarından hızla uzaklaşırken kulaklığındaki cızırtı şiddetlendi. *"Gölge, protokol dışına çıkıyorsun. Sivilleri operasyona dahil etmek yasaktır."*
İzel, koridorun sonundaki lavaboya girdi ve aynadaki yansımasına baktı. "Protokol, hedefimi korumamı söyler," diye fısıldadı boğazındaki alıcıya. "Ve şu an bu iki çocuk, hedefimle aramdaki tek köprü. Onları eğitmek zorundayım."
Akşam dokuz olduğunda, İstanbul’un soğuk rüzgarı okul bahçesinde uğuldarken İzel spor salonunun gölgesinde bekliyordu. Tam vaktinde iki gölge belirdi. Alaz üzerinde siyah bir hoodie, Gece ise kucağında bilgisayar çantasıyla gelmişti.
"Hazır mısınız?" dedi İzel.
"Macera için her zaman," dedi Alaz, yumruklarını sıkarak.
"Ben daha çok veriler için buradayım," dedi Gece.
İzel, belindeki gizli bölmeden lazerli bir kilit açıcı çıkardı. "O zaman son ders başlasın: Sızma ve Gözlem."