Yatın kristal şamdanları söndüğünde, Boğaz’ın karanlık suları tek ışık kaynağı haline geldi. Misafirlerin çığlıkları, dalga seslerine karışırken İzel çoktan hareket geçmişti. O artık garson kılığındaki bir öğrenci değil, karanlıkta avlanan bir yırtıcıydı.
"Gölge 2, Gölge 3; rapor verin!" diye fısıldadı İzel.
"Mutfaktayım, tezgahın altına girdim," dedi Gece. Sesi titriyordu ama klavye sesleri hala geliyordu. "Sistemi geri almaya çalışıyorum. Kapıları açmam lazım!"
"VIP katındayım," dedi Alaz. Nefes nefeseydi. "Babam... tam karşımda. Beni görmedi ama elinde silah var İzel. O gerçekten ateş edecekmiş gibi duruyor."
"Sakın kıpırdama Alaz. Sadece nefes al."
### **Karanlıktaki Dans**
İzel, ceketinin koluna sakladığı manyetik bıçağı avucuna düşürdü. Koridorda fenerlerle ilerleyen iki maskeli korumayı fark etti. İlk adam yanından geçerken İzel bir gölge gibi duvardan koptu. Tek hamlede adamın boğazına baskı uygulayıp onu sessizce yere indirdi. Diğer adam arkasını dönemeden, İzel’in dizi adamın midesine inmiş, ardından dirseği çenesinde patlamıştı.
İki koruma da ne olduğunu anlamadan saf dışı kalmıştı. İzel, adamların telsizini ve fenerini aldı.
"Gece, kapıları açamıyorsan havalandırmayı kullanacağım," dedi İzel. "Bana VIP katının planını yansıt."
"Yansıtıyorum... İzel, dikkat et! VIP salonunun ortasında bir sinyal bozucu var. Yaklaşırsan iletişimimiz kopacak."
### **Büyük Yüzleşme**
İzel, havalandırma boşluğundan VIP salonunun tavanına ulaştı. Aşağıdaki manzara dondurucuydu. Selim Kurt, salonun ortasında duruyordu. Yanında müdür yardımcısı ve elinde tablet tutan, yüzü maskeli bir figür vardı: **Gölge Baron.**
"Mühür burada değil, Baron," dedi Selim Kurt, sesi her zamankinden daha soğuktu. "Oğlum onu denize attığını sandı ama bende olduğunu biliyorum. Sadece nerede sakladığını bulmam lazım."
Baron’un metalik sesi yankılandı. "Vaktimiz doluyor Selim. Eğer o mühür on dakika içinde masaya gelmezse, infaz listesi onaylanacak. Ve listenin başında sen değil, Alaz olacak."
Tam o sırada, salonun yan kapısı büyük bir gürültüyle açıldı. Alaz, elinde bir işaret fişeği tabancasıyla içeri daldı.
"Buradayım!" diye bağırdı Alaz. Gözleri babasına kilitlenmişti. "Mühür bende. Babamı bırakın, listeyi silin!"
Selim Kurt şaşkınlıkla oğluna baktı. "Alaz, kaçman gerekiyordu..."
"Kaçmayı bıraktım baba. Bana dürüstlüğü sen öğretmiştin ya hani? Ben de dürüst olacağım: Bu mühür senin sonun olacak."
İzel yukarıdan Alaz’ın yaptığı hatayı izliyordu. Alaz kendini yem olarak ortaya atmıştı. Baron’un korumaları silahlarını Alaz’a doğrulttuğu anda, İzel tavan panelini tekmeleyerek aşağı atladı.
Havada süzülürken iki elindeki fenerleri yakıp Baron’un adamlarının gözlerini kör etti. Yere indiği anda Alaz’ın önüne bir kalkan gibi geçti.
"Ders 10: Asla tek başına pazarlığa girme," dedi İzel, Alaz’a bakmadan.
"Karagül..." dedi Selim Kurt, dişlerini sıkarak. "Yine sen."
Müdür yardımcısı tetiğe basmak üzereyken, Gece’nin sesi tüm yatın hoparlörlerinden patladı:
*"Sistemi geri aldım! Tüm motorlar kilitlendi! Sahil Güvenlik yola çıktı ve bu yattaki tüm konuşmaları canlı yayında emniyete aktarıyorum! Herkes silahını bıraksın!"*
Baron bir an duraksadı, sonra karanlık bir kahkaha attı. "Güzel deneme küçük dahi. Ama bu yatın altına yerleştirilmiş patlayıcılardan haberiniz yok sanırım. Eğer ben gitmezsem, kimse gitmeyecek."