GİZLİ ŞİFRE
BÖLÜM 13
“AMANDA! ÇIKAR BENİ BURADAN! NE İSTİYORSUN BENDEN!? BU ÇOCUKÇA OYUNLARINI BIRA-”
“sussana Seraphina başımı şişirttin. Oh! Pardon! Bal küpü mü demeliydim? acaba Thorne bu lakabı sana neden taktı? Yoksa... sana aşık olduğu için olabili-”
Sinirle sandalyemi ona yaklaştırıp yüzüne tükürdüm. Eliyle yüzünü silip boş ama bir o kadar da anlamlı baktı.
“yanılıyor muyum Seraphina? Thorne’nin sana olan bakışları aşk kokuyor, bu kadar da aşktan korkm-”
Tekrar yüzüne tükürdüm.
“BEN ONUNLA 2 YILDIR ÇALIŞIYORUM! BİRBİRİMİZİ ARKADAŞ OLARAK GÖRDÜK HEP! BU UYDURMALARINI KESİP BENİ BIRAK ARTIK!”
“nasıl Türkiye’ye döneceksin ki? Pasaportun yanında değil”
O an alaycı bir şekilde sırıttım.
“pasaportumu ve diğer önemli eşyalarımı yanımda taşıdığımı biliyor muydun peki?”
Amanda’nın beni kaçırdığı günden beri lazım olur diye hep yanımda taşıdığım kalemimi cebimden zorlanarak aldım. Ucunu ittirip çıkan bıçağıyla elimdeki ipi kestim. Elimi açtıktan sonra ayağımı açtım. Etrafımdaki ipi de açınca Amanda’nın karşısında bütün özgüvenimle durdum.
“neden beni durdurmadın?”
“çünkü... iplerden kurtulsan da buradan kurtulamazsın”
“derken? Kapı mı kilitli?” alaycı bir şekilde güldüm.
“hayır”
Usulca balkonu olan odanın üst tarafına çıkıp demirlere tutundu.
“çünkü canından olacaksın”
Arkasında sakladığı tabancayı bana doğrulttu.
Biraz ürpersem de bunu dışarıya vurmadım. Özgüvenli durmaya devam ettim.
“sık”
Gözlerimi onaylar şekilde kırpıştırdım.
“hadi... ne bekliyorsun* seni ifşa etmemi istemiyor muydun? Vur ve kurtul”
“seni tek bir şartla serbest bırakırım”
“serbet kalmak istediğimi kim söyledi? Hadi... vur”
AMANDA’NIN ANLATIMIYLA
Parmağımı tetiğe yaklaştırdım. Gözlerimi kısıp derin bir nefes aldım. 7 kişiyi nasıl öldürdüysem, aynı şekilde Seraphina’yı da öyle öldürecektim.
Çıkan kurşunun sesiyle ürperdim. Gözümü açmayı başardım.
NE?
Seraphina kaybolmuştu!
“BULUN SERAPHİNA’YI! BECERİKSİZLER!”
SERAPHİNA’NIN ANLATIMIYLA
AManda’nın gözünü kapatıp hazır hissetemsinden yararlanıp yavaşça kapıya yöneldim. Kapıyı sessizce kapatıp çıkışa kadar koştum.
Burası bir apartmandı. Çıkışa kadar hızımı düşürtmeden koşmuştum. Kapıdan çıkıp yola girdim. Karşısında bir kafe vardı.
Kafeye girip en kuytu yere oturdum. Zar zor kahve sipariş ettikten sonra telefonumu aldım. Telefon Türkiye saatine ayarlıydı. Umursamadan Thorne’nin numarasını tuşladım.
“alo? Thorne?”
“efendim bal küpü, bu arada 2 gündür gelmedin şirkete, bir sıkıntı mı var?”
“evet, Amanda tarafından Tayland’a kaçırıldım”
“NE? HEMEN BİLET ALIYORUM!”
“yok, kaçmayı başardım. bilet alıp geleceğim, 2 gün sonra gelirim şirkete. Haber veririm”
“bugün nerede kalacaksın?”
“otelde”
“peki... haber vermeyi unutma”
“unutmam... neyse görüşürüz”
“görüşürüz”
Garson masaya kahveyi bırakıp gitti. Kahvemi içerken bilet aldım.
...
Ingilizce bildiğim için ingilizce konuşarak oda ayırttım bir geceliğine.
Thorne’ye haber verdikten sonra odaya girdim ve anında uyudum.
...
Evet, uçağım birazdan kalkacaktı.
Saatim gelince uçağa binip koltuğuma oturdum.
...
Sabah saatlerinde uçuş bitmişti. Taksiye binip evime gittim
. Biraz dinlendikten sonra ofise gittim.