Soğuk bir kış gecesiydi. Dışarıda kar yağıyor, güçlü bir rüzgar esiyordu. Bütün yollar buz tutmuşdu. Richardson ailesi sıcacık evlerinde yemek masasında oturup Bay Thoması bekliyorlardı. Evleri bayağı büyükdü. 7 odalı bu evde 4 kişi yaşıyordu. 9 yaşında Edward, 15 yaşında Rose, Bayan Clara ve Bay Thomas. Çocukların odasıyla Bayan ve Bay Richardsonun. 2 katlı bu evdeki her kes çok mutluydu. Ama bir gün……
***
Bay Thomas işten yeni gelmişti. Thomas üzgün bir surat ifadesiyle Claraya fısıldadı. Çocukların yanından ayrıldılar. Odaya geçip kapıyı kapattılar. Bayan Clara Thomasla içeri geçdi. Çocuklar hemen kapıya gidip onları bekleyen kötü haberi öğrendiler. Onların çok üzgün bir şekilde konuşduklarını duyuyordular. Thomas:
- Clara ne yapacağız?
- Bilmiyorum. Burada daha fazla kalamayız.
- Haklısın. Valizleri toplayıp yarın Londraya gideceğiz. Ben şimdi biletlerini satın alamaya gideceğim.
- Lütfen dikkatli ol. Polisler seni her an yakalaya bilir.
- Merak etme. Hemen geleceğim.
Çocuklar odadan birinin çıktığını duydular ve derhal odaya geçtiler. Thomas çocukların odasının kapı sını tıkırdatır. İçeriye gelip Rosenin yatağına oturdu ve Edwardı çağırdı. Sonra her ikisinin başını okşayarak onlara şu sözleri söyledi:
- Çocuklar. Sizi çok seviyorum. Öncelikle bu güne kadar sizin için elimden gelen her şeyi yaptım ve yapmaya da devam edeceğim. Size bir sorum var başka bir şehire taşınsak nasıl olurdu?
- Babacım işlerin kötü bunu biliyorum ve seni anlıyorum. Hatta sen çok büyük tehlikedesin bunun için burdan hemen ayrılmalıyız.
Rosenin bu şevkatli sözleri Thoması çok mutlu etti her ikisini kucaklayıp - İyi uykukar - dedi
***
Bay Thomas biletleri almak için evden ayrıldı. Çocukları garip bir hiss uyutamıyordu. Clara evde normalde daha erken gelecek olan Thoması bekliyordu. Evde büyük sessizlik vardı. 15 dakika sonra bu sessizliği bozan bir telefon araması olacaktı. Telefon çaldı Clara telefona eline alıp - Kim olur bu saatte - tepkisini verdi. Claranın çığılığı evin sessizliğini tamamen bozdu. Duyduğu haber evin her tarafını ona karanlık etti. Çocuklar Claranın yanına geldiler. Claranın ağlayarak kendsini yere attığını gördüler. Edward anlamasa da Rose annesine bu tavırlarından kötü haber geldiğini anladı. Rose hemen annesinden:
- Anne babam nerede? Neden hala gelmedi?
- Çok üzgünüm Rose. Hem de çok.
Çocukların hiç bir şey den haberi yoktu. Rose bir şeyler anlamıştı ama babasına bir şey olduğunu sanırım anlamamıştı. Clara hastanede gitti. Kocası ameliyatta can veriyordu. Onun bu hallerini görmek istemedi. Hemen eve geri döndü ve Thomasın arkadaşı Martinden haber bekliyordu. Eve vardığında çocuklar her şeyden haber almış ve ağlayarak - babam iyi olacakmı? - soruyordular. Clara Martini aramayı dendedi. Öncelikle telefonu açmadı. Yaklaşık 10 dakika sonra telefonu açtı:
- Bay Martin ne oldu? Kötü bir şey……
- Çok üzgünüm. Başınız sağ olsun. Thomas hayatını kayıp etti.
Bayan Clara bağırarak: - Neee. Thomas öldümü?
Telefonu elinden düşürdü. Rose hemen Claranın yanına geldi:
- Bu doğrumu Anne?
Clara cevap vermedi
- Anne sana doğrumu dedim.
- Evet. Doğru.
Rose sanki bir heykele dönüştü. Hareket etmiyor, suratı bembeyaz oldu. Sonra ağlamağa başladı. Edward hala küçük olduğu için olayları tam kavrayamıyordu. Ama o da ağlamasını kesemiyordu.
Thomas biletleri alıp evine geri dönüyordu. Her şeyin düzeleceğine ve yeni hayatta iyi günler geçireceğine inanıyordu. Sadece bu düşünceler geçiyordu kafasından. Ama bir kaç dakika sonra…
Thomas kötü bir kaza geçirdi…..
***
Richardson ailesinin sıcacık evi aşırı soğuk bir buz cehennemine dönüşmüştü. O gece Richardson ailesinde hayatın ışığı sönmüştü. Bu ışığı yakmak için bir umut yeri lazımdı.
