Bir gece ansızın gelen öksürük sesiyle uyandım. Tam uykuya dalacakken evde tek olduğum aklıma geldi ve gözlerim kocaman oldu, sanki kan bedenimden çekilmiş gibiydi. Hiç sesimi çıkarmadan yatağımda beklemeye devam ettim, ayak sesleri yaklaşıyordu ve içerideki tek kişi değildi. İyice yaklaştı ve odamın kapısı açıldı gözlerimi hızlıca kapattım. Nefesimi kontrol etmeye çalışıyirdum, ayak sesleri yanıma kadar geldi ve bir anda ağzıma bir bez kapatıldı. Gözlerimi açtığımda yüzlerinde maske vardı. Burnumda bir yanma hissettim etraf karardı ve boşluk...
Yanağımdaki acıyla kendime geldim bir sandalyeye bağlanmıştım ve karşımda 3 adam duruyordu. Hafiften başım dönüyordu, İçlerinden biri telefonu çıkartıp bir numara tuşladı, telefon bir süre çaldı ve açıldı.
EMİR: "Ne var?"
OĞUZ: "Ee Emir Efendi sana bir gün elime düşeceğini söylemiştim. Bakalım şimdi ne yapacaksın?"
EMİR: "Ne saçmalıyorsun yine sana ayıracak vaktim yok beni meşgul etme."
OĞUZ: "Aa olmuyor ama bu ne acele daha sana misafirimi tanıtacaktım." dedi ve telefonu bana doğru çevirdi. Bu adamı daha önce görmemiştim, ama onun beni görmüş gibi bir hali vardı. Beni görünce yüzü kasıldı ama hemen eski haline döndü, gayet ciddi despot ve duygusuz bir yüz. Adam telefonu tekrar kendisine çevirdi.
OĞUZ: "Bak bu benim misafirim ve eminim ki kimse ona zarar gelsin istemez."
EMİR: "Ne yaparsan yap yoksa kimi öldüreceğini de mi bana sorar oldun? Başa geçmemi bu kadar hızlı kabul ettiğini bilmiyorum." Adam kuvveti bir kahkaha attı.
OĞUZ: "Emir... Emir... Bu ukala tavrından hiç vazgeçmeyeceksin değil mi? Ne vardı uğraştırmadan kabullenseydin elime düştüğünü, şu ömrünü baharında ki gencecik kızın hayatı ile oynamasaydın."
EMİR: "O küçük aklında neler kurduğunu bilmiyorum ama bence tehlikeye atılan o arkandaki kızın hayatı değil senin hayatın." Anladığım kadarıyla bu adam beni öldürecekti ama keşke anasaydım.
MİHRİMAH: "Ya siz ne saçmalıyorsunuz? Benimle ne alıp veremediğiniz var da ben tanımadığım biri yüzünden kaçırılıp ölüm planlarına tabi tutuluyorum." Sesim titremeden söylediğim için kendimle gurur duymalıydım, ama söylediğim sözlerle tüm bakışlar bana döndüğünde aynı kararlı ses tonuma devam edebileceğimden emin değilim.
EMİR: "Sana söylemiştim o küçük aklına bana kafa tutmaman gerekirdi şimdi bedelini ödeyeceksin." Tüm bu hararetli konuşmayı bölen içeri telaşla girip Emir denen adamın kapıya dayandığını söyleyen bir korumaydı. Bu haberle birlikte beni kaçıran adamın yüzü resmen mora dönmüştü, Emir efendinin yüzünde ise yerini yadırgamayan zafer gülüşü vardı. Ben ne olduğunu anlamadan adam arkasından bir bıçak çıkardı ve anında karın boşluğuna sapladı benim ağzımdan bir inleme ve Emir'in ağzından da bir hayır çıkmıştı adam Emir'e doğru "Kimliğimizi öğrendi sağ bırakamazdım." deyip adamlarına döndü ve bilincim acıya yenilip de vücudumu terk etmeden önce duyduğum son cümleyi söyledi: "Yakın burayı...
