İçeriğe geç

Gizli Aşk

Bölüm 2 · 5 dk okuma

Gizli Aşk

Bölüm 2

2. Bölüm

Büyük günün telaşıyla erkenden uyanıp teyzemlerin evine gittik. Melis Abla için hazırlıklar hummalı bir şekilde başlamıştı. Ben ve diğer nedimeler-yakın arkadaşları son işleri halledip her şeyin kusursuz olduğundan emin olmaya çalışıyorduk. Düğün yaklaştıkça hazırlanma sırası bize gelmişti. Bahçeye inip anneannemin arabasını çalıştırdım. Anneannem ve teyzem de gelince, kendimi kuaförün yoluna bıraktım. Kuaföre vardığımızda istediğim saç modelini gösterdim. Yanlara taranmış, modern bir su dalgası. Sonuç, tam hayal ettiğim gibiydi, saçlarım yüzümü zarifçe çerçeveliyordu. Göz makyajım hafif, kahve tonlarında yapıldı ve dudaklarıma sürülen kırmızı ruj ile tüm görünümüm ortaya çıktı. Eve geldiğimde, kırmızı, yere kadar uzanan, beli saran elbisemi giydim. Üzerime tam oturmuştu. Kısa boyum yüzünde elbiseyi güzel taşıyabilmek için 10 santimetrelik topuklularımı giydim. Vazgeçilmezim olan Crystal Noir parfümümden sıkıp aşağı indim. Anneannem de hazırdı. Üzerinde siyah, ışıltılı elbisesiyle tam bir "gelinin anneannesi" modundaydı. "Ne güzel olmuşsun anneanne'cim," dedim hayranlıkla. "O senin güzelliğin kızım. İyi ki bu elbiseyi almışsın. Çok yakışmış da senin boyun mu uzadı?" diye takıldı. "Anneanne, topuklum on santim," diye güldüm. "Arabaya babetlerimi de koydum. Gecenin ilerleyen saatlerinde değişebilirim." "İyi yaptın. Hadi, vakit kaybetmeyelim. Anahtar bende," dedi ve anahtarı uzattı. Anahtarı alıp arabayı çalıştırdım. Anneannem yerleşince, Melis Abla'nın hayalindeki kır düğününü gerçekleştirdiği alana doğru yola koyulduk. Melis Abla, bildim bileli kır düğünü hayal ediyordu ve gerçekten de hayalindeki manzarayı yaratmıştı. Deniz manzarasıyla kutsanmış alan, mis kokan çiçekler, zarif ışıklar, renkli mumlar ve özenle hazırlanmış masa düzeniyle süslenmişti. Dans pistinin hemen önünde duran canlı müzik standı, Melis Abla ve Koray Abi'nin üniversitede tanıştığı konserdeki grubun performansı için kurulmuştu. Teyzem, misafirleri karşılarken yanında anneannemin de olmasını isteyince erkenden gelmiştik.Arkamdan gelen ıslık sesiyle irkilerek döndüm. Çocukluk arkadaşım Mert beni görünce koşarak sarıldı. "Suzi! Kanka, bu güzellik ne?" "Mert! Nerelerdesin sen? Sonunda geldin." "Melis ablam evlenir ve en yakın kankam çağırır da gelmez miyim?" "Sen neden yoksun buralarda?" "Malum uzak mesafe ilişkisi... Ama bitti." "Bu kaçıncı Mert?! Yirmi iki yaşına geldin. Biraz büyü artık." "Erkekler geç olgunlaşıyormuş. Büyümeme daha çok var," diye sırıtarak omuz silkti. "Ne konuşuyorsunuz siz ikiniz fısır fısır?" Murat abi yanımıza gelince hemen sarılıp selamlaştık. O da ne kadar güzel olduğumu söyleyip Mert'le sohbete daldı. "Suzi 22 oldun büyü artık ilişkiler konusunda diyor da ben de Murat abimi örnek alıyorum dedim." "Haha! Aferin." Mert benim doğduğum günden beri en yakın arkadaşımdı. Anneannelerimizin dostluğu sayesinde, hayata hazır bir en yakın arkadaşım olarak gelmiştim. Mert dışında liseden arkadaşlarım Pelin ve Ekin de oradaydı. Burası küçük, nezih bir yerdi. Herkes birbirini tanır ve saygı gösterirdi.Onları masalarına kadar eşlik ederken sıra gelin ve damadın girişine geldi. Herkes pür dikkat girişe bakıyordu. Melis abla, omuzlarından süzülen gelinliği ve asil duruşuyla Koray abi’yle birlikte giriş yaptı. "Lover" şarkısıyla yaptıkları ilk danslarıyla herkesi büyülediler. Onlar yerlerine geçince, misafirler yemeğe ve sohbete başladı. Ben arkadaşlarımla aynı masadaydım. Pelin'in zoruyla hava kararmadan fotoğraf çekimi için giderlerken, ben masada oturmuş, yan masada oturan gelin ve damadı izliyordum. "Nasılsın?" dedi bir ses, kulağıma yaklaşarak. İrkilerek arkamı döndüm. Murat abi'nin Canla göz göze geldik. "Kusura bakma. Korkutmak istemedim ama çok ses var." Sesi, kalabalığa rağmen yumuşaktı. "Haklısın. İyiyim, sen nasılsın?" Normalde abimin arkadaşlarıyla konuşurken hep sizli-bizli konuşurdum ama Can direkt sen demeye başlayınca, ben de bu mesafesizliğe uyum sağladım. "Geçen gün tam konuşamadık. Sen beni tanımadın ama ben seni tanıyordum..." Gözlerime dikkatlice bakıyordu. "Tanıyor musun?" "Murat, üniversiteden beri senden sık sık bahsederdi," diye gülümsedi. O an, daha önce gördüğüm mesafeli tavrından eser kalmamıştı. İlk tanıştığımızda benden hoşlanmamış, sanki zorla getirilmiş gibiydi. Şimdi ise benimle konuşmak için yanıma gelmişti. Can ağzını açmış bir şey söyleyecekken, anneannemin ismimi seslenmesiyle hızlıca ayağa kalkıp onların masasına gittim. Ailece fotoğraf çekinecekmişiz. Fotoğraf faslı bittiğinde yaklaşık yarım saat geçmişti. Masama geri döndüğümde Can'ı göremedim. Yan masamızdan gelen kahkaha sesleriyle Murat abilerin orada olduğunu anladım. Can da oradaydı. Gözlerimiz buluştuğunda hemen başımı çevirdim, bu durum nedense içime hafif bir burukluk hissettirmişti.Sıra dans etmeye geldi. Herkes pisti doldururken, gelinin kız kardeşi olarak yerimi almalıydım. Bizimkileri kaldırıp birlikte piste yürüdük. Tüm düğün müziklerinde eğlenerek kurtlarımızı döktük. Murat abi, Melis abla, anneannemler, arkadaşlar... neredeyse herkesle karşılıklı oynadıktan sonra dinlenmek için oturdum. O sırada pasta kesildi ve sıra after party'ye geldi. Anneannemi teyzemler eve bırakınca araba bende kalmıştı. Melis abla'ya after elbisesini değiştirmesine yardım edip arabaya gidip babetlerimi giydim. On santimetre kısalarak boyum yine 1.60'a döndü. Ben dönene kadar içkiler çoktan içilmişti. Koray abi ve Melis abla sırayla konuşmalarını yapıp birer shot atıp partiyi başlattılar. Disko şarkıları eşliğinde içkilerimizi yudumlarken, bana alkolün dokunduğunu unutmuştum. Murat abi bir tarafta arkadaşlarıyla coşarken, bizimkiler çoktan sarhoş olmuştu. Bense şaşırtıcı bir şekilde hala kendimdeydim. Yeni shotımı alırken Can elimdeki shotı alıp, "Yavaş gitmelisin bence," dedi, gözlerinde hafif bir endişe vardı. "Ya ama!" dedim, sarhoş olmasam asla benden çıkmayacak çocuksu bir ses tonuyla. "Biraz dans et." "Sen de et." "Ederim." "Hayır, benimle et," dedim, dudaklarımı büzerek. Can'ın elini tutup onu kenara çektim. Pistten uzak, masaların yanında şarkıya eşlik ederek dans etmeye başladım. Can öylece durmuş beni izliyordu, yüzünde ne olduğunu çözemediğim bir ifade vardı. Bir süre sonra Mert'in bana seslendiğini duydum. "Mert çağırıyor Can abi," dedim panikle. "Gideyim biraz orada oynayayım." Can şaşkınlıkla bana baktı. Tam gidecekken başımın dönmesiyle dengemi kaybettim. Can, belimi kavrayıp düşmemi engelledi. Yakınlığı beni bir an afallatmıştı. "Sağ ol Can abi," deyip hızla Mert'lerin yanına koştum. After bittiğinde herkes sarhoştu. Ben, neyse ki, hala az da olsa kendimdeydim. Ekin daha ayık olduğu için Mert ve Pelin'i taksiye bindirip uğurladı. Murat abi'nin arkadaşları da arabalarına binip gittiler. Gelin ve damadı da taksiyle otellerine uğurlayınca, ben, Murat abi, Can ve bir arkadaşları daha kalmıştık. Murat abi sallanarak, "Suzi, bu halde arabaya binemezsin. Taksiye binelim biz en iyisi," dedi. Murat abi'nin arkadaşı Tugay yanımıza gelerek, "İsterseniz ben bırakabilirim. Bir bira içtim sadece. Can, seni bıraksın. Ben de kuzenini bırakırım istersen." "Sağ ol Tugay ama zahmet vermeyelim." "Ben ikinizi de götürürüm. Yakınlar zaten," dedi, diğer arkadaşları Can kaşlarını çatarak. "Nasıl isterseniz. O zaman görüşürüz," dedi Tugay.Tugay gidince, Murat abi alkolün etkisiyle sendeledi. Can, onun kolunu boynuna atarken bana dönüp, "İyi misin Suzan?" diye sordu. Adımı tam telaffuz etmesi bile o an hoşuma gitmişti. "İyiyim. Geliyorum arkanızdan." Can, Murat'ı arka koltuğa bindirip benim için ön kapıyı açtı. "Teşekkür ederim," deyip yerleştim. Yol boyu müzik eşliğinde ilk Murat abi'yi eve bıraktık. Sıra beni eve bırakmaya gelince kendimi mahçup hissettim. "Teşekkür ederim Can abi. Sana da zahmet verdik. Kendimizi idare edemedik," dedim. "Önemli değil. Bunun için varım. Siz rahatça eğlenin," dedi, gözlerinde tatlı bir gülümseme vardı. Eve vardığımızda Can hızlıca inip benim için kapıyı açtı. İndiğim anda aniden mide bulantısıyla elimle ağzımı tuttum. Can görmesin diye hiçbir şey demeden, hızlı adımlarla eve doğru koştum.

Bölüm sonu

1 yorum