O gün çok garip geçmişti. Nalan annenin bizim bildiğimiz hikayeyi farklı bir şekilde anlatmıştı acaba bizmi hikayeyi yanlış biliyorduk, yoksa Nalan annemi bize yanlış anlatmıştı? Birde okapi'nin şu gizemli bahçede gördüğü değişik bitkiler.. hepsini en yakın zamanda araştıracağım. Peki ya şu beyaz ışık? Okapi'nin bahsetdiği. Bahçeye girdiği an dış dünyanın havasından daha farklı bir hava ile karşılaştığını söylemişti, bembeyaz bir ışıkmış.. ve katilin verdiği Çiçek sayesinde ışık birden etkisini kaybetmiş. Ne değişik? Neyse kafamı bunlarla dağıtmak istemiyorum şu eğitim işine odaklanmam lazım.
Yine her sabah olduğu gibi bu sabahda odamı toplayıp mutfağa indim. Kahvaltı yapmak için masaya doğru yönelmişti ki.. Nalan anne öyle bir kahvaltı hazırlamış ki! Karıncalar bile doyamazdı bununla!! Masada sadece bir avuç kuru yemiş, bir çay kaşığı kadar bal, biraz peynir, sadece bir parça ekmek ve çeyrekten daha az olan bir parça haşlanmış yumurta...
Günpat- Nalan anne.. kahvaltıyı hazırladığına eminmisin?
Nalan- evet, eğitim için daha az yemen gerek ve ayrıca bunların hepsi seni zinde tutacak kadar sağlıklı
Günpat- herşeyi geçtimde haşlanmış yumurta niye bu kadar az!!?
Nalan- Aslında o yumurtayı Can'a yapmıştım ama hepsini yememiş, bende ziyan olmasın diye sana koydum.
Günpat- Allah razı olsun Nalan anne.
Nalan- hadi kahvaltını yap hızlıca. Daha size eğitim vereceğim.
Masaya oturup sözde kahvaltı olan kahvaltımı yapmaya başladım. Yemem bir dakika bile sürmemişti.. eğitim için üzerime rahat spor kıyafeti giydim ve klubeden çıkıp Nalan anneyi beklemeye başladım..... Yaklaşık yarım saat geçti ve hayla gelmemişti!...... Evet, on dakikadır hayla gelmiyor. Klubeye tekrar çıktım alt tarafı bir eğitim niye bu kadar uzun sürdü ki! Klubeye çıktığımda Nalan annenin elinde bir sürü değişik eşyalar vardı.
Günpat- Nalan anne, Bunlarda ne?
Nalan- heh, kızım şu eşyaların birazını tut bakayım.
Nalan annemin elinde bir sürü değişik şeyler vardı. Zeka oyunları, beş tane harita, pusula, saat ve kocaman beş adet sopaya tutturulmuş kukla mı?! Bu eşyaların çoğundan beş adet bulunuyordu. Yani bunlar eğitim içindi. Eşyaların yarısınıda kendi kucağıma aldım ve klubeden çıktık. Nalan anneyi takip ediyordum, eğitim yapabilmek için kocaman bir bahçe olduğunu söyledi Nalan anne. Bahçeye sonunda varmıştık, ve bizden önce tırsinator, livre, Livrenin Arap sabunu ne değişik lakap! Ve okapi varmıştı. Bizi bekliyorlardı. Dördüde Nalan annemin ve benim elimdeki değişik eşyaları görünce bize doğru gelmeye başladılar.
Okapi- bunlarda ne böyle?
Livre- sanırım eğitim için, değil mi?
Gökalp- evet, sanırım eğitim için. Ayy sen ne kadarda zekiymişsinde haberimiz yokmuş livreeem.
Emir- başlatma livrene Gökalp. Bir koydummu uçarsın yurtdışındaki memleketine.
Nalan- çok konuşmayı kesin ve şunları yerleştirmeme yardım edin.
Nalan annede olmasaydı sonsuza dek sürerdi bunların kavgası.
Livre- Nalan anne haklı! Kavga etmeden duramıyorsunuz.
Nalan- eğer kavgayı çok istiyorsanız. Zaten istemeseniz bile az sonra yeterince kavga edeceksiniz.
Nalan anne bunu derken aynı zamanda yarım ağız ile gülüyordu.. şu aralar Nalan annede gerçekten bir his seziyorum..
Bir süre sonra..
Okapi- Allah'ın vicdansız kadını yeter!!
Livre- gerçektende yeterli değilmi artık!!?
Gökalp- livrem sen yorulduysan bırak ben senin yerinede yumruklarım bu lanet kuklayı!!
Emir- sen bırak Gökalp! Bende yumruklayabilirim!
Günpat- şu halde bile hayla kavga ediyorsunuz!!
Gökalp- Emir beyde herşeye laf yetiştirmesin ozaman!!
Emir- Başlatan sensin!
Livre- Allah'ın Arap sabunu! Kes çeneni! Abi, sende gerçekten her şeye laf yetiştirme! Bittim burada yumruk atarken.
Nalan- madem bu kadar yoruldunuz, yumruklamayı bırakın!
Günpat- sonunda vicdanın el verdi herhalde!? Bir saattir kukla yumrukluyoruz!!
Gerçektende bir saattir kukla yumrukluyoruz. Ama kuklalarında içine taş koymuş herhalde çok sert!
Okapi- eee? Şimdi ne yapacağız. Aslında biraz dinlensek? Ne dersin Nalan an-
Nalan- olmaz! Dinlenirseniz üşengeç olursunuz. Hiç dinlenmeyeceksiniz!!
Livre- ama.. daha iyi savaşabilmek için dinlenmek çok önemlidir. bana önceden gittiğim eğitimde öyle öğrettiler?
Nalan- demekki sen kötü bir eğitim görmüşsün! Bu, bu demek olur.
Gökalp- birkere benim livrem herşeyin en doğrusunu bilir!
Nalan- sen! Kuklayı elli kez daha yumrukla!!
Gökalp- nee? Şaka yapıyor olmalısınız!!
Livre- Nalan anne çok sinirli görünüyor Gökalp, sanırım şaka değil.
Livre bunu söylerken kıkırdıyordu. Gökalp isteksiz bir şekilde kuklaya doğru gidip, güçsüz bir şekilde yumruklamayı başladı. O sırada Nalan anne elinde 5 tane harita ile yanımıza doğru geldi ve hepimize birer tane harita verdi.
Günpat- bu haritalar ne için?
Nalan- size söylemiştim ya, katilin eskiden yakın bir arkadaşıydım ve bu yüzden o bahçeye bir kaç kere girme şansım olmuştu. Bende bahçenin haritasını çıkarttım ve çoğaltarak size veriyorum şimdi. Bu haritaya bakıcaksınız ve aklınıza kodlayacaksınızki ona göre hareket edeceksiniz.
Okapi- ama.. bu haritanın şu tarafındaki ağaç uzun olarak gözüküyor. Fakat ben bahçeye girdiğimde tam tersiydi. O ağacın kısa olması gerekmez mi?
Livre- evet, sanırım bende öyle hatırlıyorum. Tam net olarak aklımda değil ama.
Nalan- sizmi benden daha iyi bileceksiniz!
Okapi- peki..
Nalan anne neden bu kadar kızdı ki şimdi?
Nalan- herkes buraya baksın küçük veletler!
Velet senin babandır!
Nalan- haritadada gördüğünüz gibi girişte upuzun bir ağaç var. Eğerki katil size doğru geliyorsa ve elinde bir silah varsa, o ağacın arkasına rahatlıkla saklanabilirsiniz ki kurşun size isabet etmesin.
Elimdeki haritaya baktığımda gerçektende girişte uzun bir ağaç işareti vardı. Nalan anne bu sefer elinde 5 adet pusula ile yanımıza doğru geliyordu tekrar herkese pusula verdikten sonra anlatmaya başladı yine.
Nalan- bu pusulalar size çok lazım olacaktır. O bahçe hayal ettiğinizden çok daha büyük bu yüzden kaybolma ihtimaliniz yüksek. Haritaya göre hareket etmeyi unutmayın!
Gökalp'da sonunda 50 yumruk görevini tamamlamıştı ve pusulalardan birini aldığı gibi incelemeye başladı.
Gökalp- iyi güzeldee.. bu pusulalar yanlış?
Emir- evet, Gökalp haklı. Pusulalar yanlış gösteriyor.
Nalan- hayır, yanlış falan değil şeyden oo..
Gökalp- neyden??
Nalan- şeyden, şeyden..
Emir- neyden?
Nalan- bahçe'nin havasının dış dünyadan farklı olduğu gibi yönüde farklı yanii. Bahçenin dışındayken bu yön kuzey isee.. bahçeye girdiğinizde bu yön güney olarak görülecektir.
Nalan anne bunu niye bu kadar düşündü ki?
Gökalp- peki.
Elimdeki pusulayı incelemeye başladım gerçektende yanlış gösteriyordu. Neyse Nalan anneme güveneceğim. Nalan anne bu sefer elinde 5 tane minik pusula boyunda saatler ile geldi.
Livre- sanırım bu minik saatler ise doğru zamanda haraket edebilmemiz için değilmi?
Nalan- aynen öyle.
Ama bu saatte yanlışlık vardı. Tam yirmi dakika geç gösteriyordu. Telefonum sayesinde hesaplamıştım geç gösterdiğini.
Günpat- Nalan anne bu saatte tam yirmi dakika geç gösteriyor. Buda gizemli bahçenin zaman ayarları yüzünden mi?
Nalan- evet, ondan öyle ayarladım...
Nalan annemin yüzünde bir eminsizlik görüyordum. Neyse çok önemli değildir değilmi?
Nalan anne bu seferde bir kutu zeka oyunu getirdi.
Nalan- bu oyun sayesinde daha hızlı haraket etmeyi öğrenicek ve hafızanızı geliştirecek siniz.
Nalan anne kutudan aldığı oyunun nasıl oynanacağı o öğreten kağıdı eline alıp okudu ve nasıl oynanacağını bize anlattı.
Nalan- yere satranç tahtası gibi büyük bir alan çizeceğim. Her bir kareye sembol vereceğim. Bu sembollerin anlamları şunlar: siyah taş tehlikeyi, beyaz taş güvenli alanı, üçgen tuzağı, Yıldız ise çıkış noktasını semboller. Bunu aklınıza kazıyın. Bu sembollerin hepsinden beşer tane her bir kareye çizeceğim.
Okapi-peki oyun nasıl oynanıyor?
Nalan- çizdiğim sembollerin yerlerine sadece on saniye bakacaksınız. Daha sonra üstünü örteceğim. O sırada sizin tüm sembollerin yerini aklınızda tutmanız gerekecek. Size söylediğim sembolün üzerinde duracaksınız.
Dedi ve çizdiği alandaki Her bir kareye sembol çizmeye başladı.
Nalan- arkanızı dönün! Sembollerin yerine sadece on saniye bakacaksınız! Hile yok.
Beşimizde bir anda arkanızı döndük ve Nalan anne elindeki boya ile yere sembolleri çizmeye başladı.
Nalan- evet, şimdi arkanızı dönücek ve sadece on saniye bakacaksınız ve bende alanın üzerine bu koca örtüyü sericem.
Livre- bu oyunun bize ne katkısı olacak peki?
Nalan- çok katkısı olacak.. sizin hafızanızı test edeceğim ve ona göre-
Gökalp- ona göre? Ne yapacaksınız??
Nalan- ona göre sizi daha iyi eğiteceğim.
Arkamızı döndük ve hepimiz sembollere bakmaya başladık.. hepsini aklımda tutmam gerek. Bu çok zor!! En solda üçgen.. en yukarının üçüncü karesinde siyah taş.. sağın dört kareside beyaz taş ile kaplı.. eee.... En ortada yıldız vaar...
Nalan- 1, 2, 3, 4, 5,
Sağ taraftan ikinci karede ise üçgen..
Nalan- 6, 7, 8,
Okapi- yavaş say biraz adi karı!!
Nalan- 9, ve 10!
Olamaz.. hepsini unuttum bile.!..
Nalan anne hemen örtüyü alana örttü ve bize komut vermeye başladı.
Nalan- herkes yıldızın olduğu kareye!
Yıldız neredeydii...? Evet, En ortada!! Hemen en ortadaki kareye geçtim ve yerimi aldım.
Emir- nasıl bu kadar emin olabiliyorsun günpat!!
Günpat- hafızam iyidir. Böyle Söylemek çok kolaymış..
Herkes yerini almıştı. Nalan anne elindeki kartona bakarak yanlış yerleşen kişilerin yerini söyledi.
Nalan- Gökalp! Sen yanlış yerdesin!!
Gökalp- nasıl olur?! Çok emindim burası olduğuna!
Livre- üzgünüm Gökalp hile yok!
Livre- bunu söylerken sinsice gülüyordu. Bu ikisinin arasında birşeyler var ama çözemedim..?
Gökalp- öyle olsun livreem!..
Livre- oldu bilee
Nalan- Gökalp sana Bir eksi koyuyorum. Evet, şimdi sıradaki sembolu söyleyeceğim.
Emir- tekrar on saniy bakmamız gerekmiyor mu?
Nalan- en başta bakdınız bir kere yeter.
Emir- ama hiç birisi aklımda değiill!!
Nalan- yapabileceğim bir şey yok. Şimdi herkes tuzağı simgeleyen sembole gitsin!!
Tuzağı simgeleyen sembolmu? Sanırım üçgendi?! Üçgene hiç dikkat bile etmedim.. yapacak bişey yok rastgele bir kareyi seçeceğim.
Nalan- herkes doğru yeri seçti! Aferim size güzel ilerliyorsunuz son bir turumuz daha var.
Okapi- hafızamı güçlendireyim derken kaybettim sanırım!!
Emir- okapiciğim aklına gelmediğinde söyle ben sana yardım ederim *ve göz kırpar
Livre- abiciğim? Hani hiç birisi aklında değildi!! Sen yardım etmeden daha iyi olur!
Emir- ne o? Kıskandın mı?
Nalan- gürültüyü kesin!! Yoksa hepinize eksi vereceğim! Bu son tur ve son sembolunuz. Herkes güvenli alanı simgeleyen sembole gitsin!
Bunu çok iyi hatırlıyorum. Sağ tarafın hepsi beyaz taş ile kaplıydı, yani güvenli alan ile.
Nalan- Gökalp hariç herkes doğru yerde!
Gökalp- Ne!!
Gökalp bağırmaya başlayınca hepimiz soluksuz gülmeye başladık.
Nalan- 3 tur attınız ve herkes hepsinide doğru bildi ama sen Gökalp! İki kesin var!! Bu gidiş ile katille savaşmayı rüyanda görürsün!!
Gökalp- hepsi kötü hafızam yüzünden!!
Livre- başka neyden olacaktı sanki Gökalp? Gökalp'mi demeliyim yoksa senmi söylemek istersin Allah'ın Arabıı!
Okapi- çok güzel bir espriydi livre, lütfen bir daha olmasın!
Livre- hayırdır?
Okapi- hayrın yolu bayırdır!
Livre- başlatma bayırınıda yolunada! Sen bana ne zamandan beri livre diyorsun!!
Okapi- bilmem?
Livre- ne demek bilmem!?
Günpat- livreciğim kavgayı kesermisiniz?
Livre- sendemi!!!?
Nalan- yeter! Eğitim bitti. Yarın tekrar aynı saatte burada olacaksınız.
Hepimiz kafamız ile onaylayıp koca bahçeden uzaklaşmaya başladık. Lanet olası kuklalarda burada kalacaktı, çünkü yarın tekrar gelip yine durmak bilmezmiş gibi yumruklayacaktık. Neyse en azından kas yapmış oluyorum.
Yolda boş boş yürüyorduk.
Emir- arkadaşlar yaklaşık yarım saattir yürüyoruz. Ya kaybolursak, katil gelir ve bizi kaçırırsa? Ve organlarımızı söküp satarsa!?
Gökalp- saçmalama Emir!
Günpat- Emir değil onun ismi tırsinator!
Okapi- haklısın günpat.
Okapi bunu söylerken sırıtıyordu. Yolda yürümeye devam ederken hava çoktan kararmıştı bile.
Gökalp- şu karşıdaki elinde sivri bir alet ile bize doğru koşan kişi kim?..
Evet, Gökalp haklıydı karşımızda böyle biri bize doğru koşuyordu ama çok yakınımızda değildi.
Emir- Ben demiştim!! Katil bizi buldu..
Okapi- N-ne yapıcaz!!?
Livre- elindeki şey bıçak mı??
Günpat- konuşmayı kesin ve topuklayın!!!
Bunu söylediğim gibi beşimizinde arkamızı dönüp aynı anda koşmaya başladık. Koştuk, koştuk ve koştuk.. arkamı dönüp ne olduğu veya kim olduğu hakkında bir gram fikrim olmadığı varlığın gelip gelmediğini kontrol etmek için arkamı dönüp baktığımda hayla bize doğru koşuyordu!!
Günpat- geliyor hızlanın!!
Okapi- daha fazla koşamam!!
Gökalp- koşacağız ama nereye kadar? Saklanmalıyız.
Emir- haklısın, saklanalım!
Az önce Emir gökalp'e hakmı vermişti? Ben yanlış duymuş olamam değilmi?? Acaba hayatta son günümüz falanmı?
Bulduğumuz bir çalılığa doğru çöküp saklandık. Hepimiz nefessiz kalmıştık. Bir süre çalıların arkasında saklandık.
Livre- ş-şey şurada bize doğru gelen birinin gölgesini görüyorum.. umarım yanlış görüyorumdur.
Ela bunu dediği gibi arkanızı döndük ve.. tabiiki tam karşımızda duruyordu! Karşımızdaki varlığı gördüğümüz gibi beşimizinde çığlık atması bir oldu! Ağağağağ!!!!!
Varlık- sussanıza ne bağırıyorsunuz!!
Ciddi olamazdı değilmi? Kim bu varlık türü yaa?
Emir- sen kimsin?..
Varlık- ben Can!! Günpat ablaa!!?? Bendenmi korkuyorsunuz! Yarım saattir sizi arıyorum.
Yarım saattir ödlek gibi kaçtığımız varlık Canmış!!
Hempimiz aynı anda tekrardan "ne!?" dedik.
Günpat- Can, Sen misin?
Can- Evet!
Günpat- o elindeki ne Can?..
Can- aaa! Klubede meyve kesiyodum bıçak elimde kalmış. Siz yoksa o yüzden mi korktunuz? Hahahahshahsh çok komiksiniz yaa.
Günpat- Offf Can! Yüreğimizi indirdin.
Emir- tırsinatordüm sayende artık neyim bende bilmiyorum!!
Günpat- peki neden bizi takip ediyordun?
Can- hiiçç, öylesine sizinle uğraşasım gelmişti hatta istemeden sinirinizi bozmayı başardım bile. Ne mutlu bana!
Okapi- Can, daha fazla sinirimi bozmadan hemen şuradan kaybol!
Can- aman Be, sizinlede uğraşmaya gelmiyo! Gidiyorum ben.
Emir- hadi canım s-
Emir yine küçücük çocuğun yanında saçmalamaya başlamadan hepimiz aynı anda Emiri susturmayı başarmıştık "Emir sus!"
Günpat- henüz küfürün ne demek olduğunu bilmeyen bir çocuğa küfretme lütfen. Saygımızı koruyalım değilmi?
Emir- senide gördük Günpatcığımm
Okapi- hayırdır Emir? O "cığım" ekini kullandığını görmeyeyim!
Of aman yine başlamıştı bizim kıskançlık işi! Nedense bir eksiklik hissetmiştim. Normalde olsa okapi böyle dediği için livre çok kızardı ama şimdi neden kızmadı- Livre! Livre- yok! Nereye gitmiş olabilir ki? daha az önce buradaydı.
Günpat- Livre yok!!
Gökalp- Ne? Nereye gitti!
Emir- of! Nereye gitti yine bu kız?
Gökalp- livrem ile ilgili düzgün konuş lütfen!
Günpat- kes çeneni Gökalp! Livre yok diyorum...
Ela'nın açısından:
Hava karanlıktı. Aynı o gün gibi.. bulutlar yerini parlak yıldızlar almıştı. Aynı o gün gibi..
Geçmiş yıl 2022:
Saat gece dokuzdu. Her zaman yaptığım gibi bugünde gece atıştırmalığı almak için markete gidecektim. Normalde abim Emir ile giderdim markete, ama bugünlük gelmek istemedi. Bende zaten artık 12 yaşıma girmiştim ve büyümüştüm bu yüzden kendimde gidebilirdim. Üzerimde pijamalarım vardı hava soğuk olduğu için sadece bir ceket giyip çıkmıştım dışarıya. Hava karanlıktı, ben ise karanlık yollarda yürüyordum. Markete az kalmıştı ki bir anda karşımda beliren bir insan gördüm. Hava fazlasıyla karanlık olduğu için yüzünü çıkaramadım. İlk başta abim sandım, adamın üzerine doğru yürümeye başladım. Bir anda adamın yüzü artık daha belirgin hale gelmişti, yaklaşık 30 yaşlarında daha önce hiç görmediğim bir adam tam karşımda duruyordu. Onu abim sanıp yanına gittiğim için utandım ve özür dileyerek tam yanından ayrılacakken buna izin vermedi.. önüme geçerek yolumu kapattı. Diğer taraftan geçmeye çalıştım ama yine aynısı olmuştu. Adam üzerime doğru gelmeye başladı, yaklaştı, yaklaştı ve yaklaştı.. ben o her yaklaştığında korkulu adımlarımı geriye doğru atıyordum.
Adam- neden benden kaçıyorsun ha?! Cevap ver!
Adam bağırmaya başlayınca yerimde kaskatı kesildim. Bir anda çenemi tüm eli ile kavrayıp yüzümü kendi yüzüne doğru yaklaştırdı. Elleri o kadar serttiki canım yanmıştı. Bir anda diğer boştaki elini pijamamın yakasının içinden soktu.. evet, bunu yapmıştı.. neye uğradığımı şaşırmıştım. Bana dokunuyordu.. kurtulmaya çalıştım ama boşuna.. adam çok güçlüydü. Yakama soktuğu elini çıkarıp boynumu sıkmaya başladı. Bir an bu adamın sarhoş olup olmamasını düşündüm ama gayet bilinçli gibiydi. Korkudan ne yapacağımı şaşırmıştım. Resmen adamın bende ellemediği bir kalça tarafım kalmıştı. Evet... Ben bunu düşünürken bunuda yapmaya kalkıştı.. alt pijamamı kavrayıp tam çekecekken tüm gücümü topladım ve adama yumruğu bastığım gibi koşmaya başladım. Koşarken aynı zamanda avazım çıktığı kadar bağırıyordum. Bir yandanda ağlıyordum.. koştum..koştum.. ve koştum.. yarım saat koştum.. korkudan arkama bile bakmamıştım.. bir an durdum ve bana dokunduğu an geldi aklıma.. iğrendim, öğürdüm.. ağladım o an aklıma geldikçe midem bulanıyor ve resmen kusasım geliyordu. Boğazım yırtılmıştı resmen bağırmaktan gözlerim şişmişti hatta belkide mosmor olmuşlardı ağlamaktan... Havaya baktım, bulutlar yoktu yıldızlar vardı pasparlak parlıyorlardı. Sanki benim şu halime acır gibi bakıyorlardı bana hava artık dahada karanlıktı.. bir an tekrar aklıma o adam geldi ve korkudan hemen eve gittim. Eve girdim ve abimi gördüğüm gibi sarıldım sımsıkı sarıldım..
Emir- Ela, iyi misin?
Abimi duymamazlıktan geldim ve ağlayarak odama girdim. Abim kapıyı yumrukluyordu.
Emir- Ela! Noldu?! Aç şu kapıyı.
Ela- iyiyim ben gidin!!
Hiçde iyi değildim.. hemde hiç, hiç olmadığı kadar. Normalde kitap okumaktan nefret ederdim, ama abim sürekli inadına bana kitap alır ve okumamı söylerdi ama asla okumazdım. Rafımda 2 aydır okunmayı bekleyen bir kitap çarptı gözüme. Kalktım gözyaşlarımı kollarıma silip kitabı aldım elime. Kitabın ismi gecenin parlak yıldızlarıydı... Bu kitabın ismini hiç sevmemiştim ama yinede açtım ve o olayı unutabilmek için okumaya başladım. Okudum, okudum, okudum ve okudum. Kitabı bitirmem uzun sürmemişti. Kitaba bayılmıştım ve okurken o sahneyi unutmuştum bile beni alıp farklı dünyalara uçurmuştu. Daha mutlu, daha huzurlu ve insanların daha iyi olduğu bir dünyaya.. işte kitap okumaktan nefret eden Ela, o gün sırf o olayı unutmak için kitap okumuştu ve kitapları sever olmuştu. O günden sonra kitap okumak benim için su içmek gibiydi...
Şimdiki Zaman 2026:
Yıldızlar tıpkı o günkü gibiydi.. aklıma o kitap geldi. Ansızın gülmeye başladım kahkaha attım, daha çok güldüm.. delirmiştim değilmi? Ne zaman o tacize uğradığım gün gelse hiç duygularını dışa dökmeyi sevmeyen ben, ağlar olurdum..
Güneş ışıl'ın açısından:
Koca ormanda Ela'yı ararken bir kahkaha sesi duydum. Bu Ela'nın sesiydi, eminimki Ela'nın sesiydi.
Günpat- sizde duyuyormusunuz?
Gökalp- neyi?
Günpat- sanki Ela'nın sesine benzeyen bir ses "parlayan yıldızlar" diyerek kahakaha atıyor gibi.
Emir- Olamaz!!
Okapi- ne oldu?
Günpat- bilmediğimiz bir şeymi var Emir?
Emir korkmuş ve endişeli bir şekilde sese doğru koşuyordu, bizde arkasından koşmaya başladık. En sonunda bir ağacın altına oturup kalmış Ela'yı gördük.
Emir- Ela? Abim, iyimisin? Lütfen o günü hatırladığını söyleme!! Lütfen..
Gökalp- ne günü!?
Ela uyukluyor gibiydi ama bir anda ayağa kalktı. O sırada ağlamış olduğunu fark ettim çünkü gözleri kıpkırmızıydı. Ela'nın daha önce hiç ağladığını görmemiştim duygularını içinde tutan ve dışarıya belli etmeyen bir kızdı, ama bu sefer çok sarsıcı bir şey olmuş olması gerekki burada oturup ağlamazdı.
Ela- ben gayet iyiyim.
Emir- yalan söylüyorsun, o gün yaptığın gibi!
Ela- ben iyiyim dedim!
Okapi- o gün derken neyden bahsediyorsunuz anlatırmısınız?
Emir- size daha sonra anlatacağım.
Ela- hayır, gerekirse ben burada anlatırım.
Ne oluyordu? Ela ne yaşamıştı ki? Ben tam bunları düşünürken yanımıza yaşlı bir adam geldi.
Yaşlı adam- çocuklar, bu saatte burada ne işiniz var?
Yaşlı adamı gören Ela aniden sanki korkmuş gibi Emirin arkasına geçti.
Emir- sizi ilgilendirmez ihtiyar, gidebilir misiniz?
Yaşlı adam hiç bişey demeden hemen uzaklaştığı sırada Ela rahat bir nefes aldı ve Emirin arkasından çıktı.
Gökalp- livrem? Ne zamandan beri yaşlı adamlardan korkuyorsu-
Emir- sus Gökalp!! Henüz hiç bir şey bilmiyorsun!
Ela- onun bir suçu yok bağırmayı kes!
Gökalp- livrem haklı, olayı anlatırsan bende ona göre davranırım!
Emir- benimle gelin, Ela sen eve git.
Ela- ama-
Emir- aması yok! Eve git dedim. Yıldızlarıda unut öyle bir şey yok.
Okapi- artık anlatır mısınız? Meraktan çatlayacağımda.
Emir- tamam, Ela bazenleri geceleri markete gider ve...
Emir anlattıktan sonra:
Gökalp- inanamıyorum.. yani, bu yüzdenmi o yaşlı adamdan korktu?
Emir- evet, o günden sonra erkeklere karşı temas kuramıyor.
Okapi- geçmiş olsun..
Günpat: ozaman, bu yüzden mi Ela eğitim almıştı?
Emir- evet, bunu kendisi istemişti. Eğitimde çok iyi olduğu için arada bir rahatlıkla tek başına geceleri çıkabiliyor ama yıldızların parlak olduğu gecelerin kötü geçeceğini sanıyor. Bunun ne kadar saçma olduğunu anlatsamda anlamıyor.
Okapi- peki, bu zamana kadar Gökalp'in yanında nasıl durdu?
Emir- Gökalp'e alışması zor olmadı, bana onu iyi biri ve böyle şeyler yapmayacağına emin olduğunu söylemişti. Yani sizlere güveni sonsuz.
Gökalp- demek öyle haa?
Gökalp yine başlamıştı şu saçma sırıtma haraketini yapmaya.
Emir- kes çeneni Gökalp!
