İçeriğe geç

Gizemli Bahçe

Bölüm 3 · 19 dk okuma

Gizemli Bahçe

Bölüm 3

Işığın Uğradığı Yer

Sonunda o müthiş, bize kalıcı bir iz bırakacak olan güne gelmiştik. ürkütücü.. Ela'nın korkması gerekiyordu, ama ben hem onun için hemde kendim için onun yerine yeterince korkuyordum zaten. değişik bir cümle oldu? Her neyse. Odamdan çıktım, bugün canım hiç kahvaltı yapmak istemiyordu. Mutfaktan Nalan annemin yaptığı o mükemmel çikolata parçacıklı kurabiyeler den birtane aldım ve dışarı çıktım. Merakıma tekrardan yenik düştüğüm için bahçeye sözde göz ucuyla bakıp gidecektim, ama bahçe çok ilgimi çekti.Tam içeri girecektim ki bahçenin içindeki uzun bir ağacın kenarında arkası dönük bir şekilde ve ağaca yaslanarak duran bir kız gördüm.. kız çok ilginç duruyordu. Nedensiz bir şekilde içimi kötü hisler kaplamaya başladı. Bir anlık bu kişinin katil olabileceği geldi aklıma olabilirmiydi ki? neyse ben kendimi riske atmadan buradan uzaklaşayım en iyisi.. Başı boş gezinirken Ela'yı gördüm. Kaldırım kenarına oturmuş bir şekilde sanki aklına bişeyler takılmış gibiydi. acaba gece yaşanacaklar dan dolayı mı endişeliydi? Eğer bu kadar korkuyorsa bende onun yerine kendimi feda edebilirdim. Güçlü olduğumu düşünüyorum. Boşuna hergün 10 kilo kaldırmıyorum! Aslında şöyle bir düşününcede hergün 10 kiloluk damacana kaldırıp indirmek bana bişey katmazdı? amaan beee ne düşünüyorum ben! Ela'nın yanına gitmiştim, fakat öyle bir dalmıştı ki ruhu bile duymamıştı benim geldiğimi. Onu kokutmamak için biraz ses çıkarttım.

- öhöö öhöööggh!

- aaa, Günpat buradamıydın? Ne zaman geldin fark etmemişim kusura bakma.

- sorun değil. Kafan bişeye takılmış gibi ne düşünüyorsun öyle?

konuya çabuk mu atladım sizce? yok ya nolcak canım

- yanii. evet, dün gece gökalp'in dediklerine takıldım. Aslında gerçekten eğitim aldım, bu tür konularda da iyiyim fakat.. ya gerçekten o anki stres den tüm eğitimi unutursam, ne yapacağımı bilemezsem?

bu kızda dün eşşek sudan gelene kadar dövdüğü kişinin dediklerine mi takıldı şimdi? Madem bu kadar kafaya takmış durumda yapacak bişi yok kendimi feda edeyim bari..

- ozaman, madem bu kadar kafaya takdın? Be-

Konuşmama izin vermeden, hayırdır? Şu aralar herkes birbirinin lafını kesiyo? Ben keserim benimkini kesemezler ama!

- Günpat, sakın bana kendini feda etmek istediğini söyleme! Çünkü ben gircem o bahçeye. Benim en azından eğitimim var.

şaka gibi.. az önce korkudan altına edecekti! Şimdi noldu ya? Yoksa ben mi çok güçsüzüm? Dayanamayarak kolumu kaldırdım. olmayan kaslarımı göstermek için..

- Ela bak bakıyim, yumurta büyüklüğünde bişi görürsen söyle.

Dedim ve avuç içimi sıktım sıkabildiğim kadar.

Ela kıkırdamaya başladı ikinci Bir şoke geçiriyorum resmen! Az önce benim olmayan kaslarıma mı gülmüştü o!

- eheheehhe.. şeyy evet evet, kesinliklee.. yok.

- öff aman Be. Kaslarımın olmaması benim suçum değil!

Ela'da benim yaptığım gibi kolunu kaldırıp avuç içini sıkınca üçüncü Bir şoke geçirdim..

- Yuuuuhhhh! Ela naptıınnn çocuğum ne yedin, ne içtin?!

- ahaha! Bir önceki sene her gün eğitim alıyordum. Ama artık bıraktım, ordan kalma.

şu eğitim işine bende başlayayım en iyisi

- eeee çok boş yaptık Elaa.

- sen olduğun sürece evet

dördüncü şoke de burdan gelsin tam olsun. Bu kız bana laf sokup duruyor! Ve biz bir süre daha bu şekilde konuştukdan sonra Can'ın bize doğru geldiğini gördüm. bu çocuğa o günden beri çok kızgınım bir süre daha ona trip atıcam

- Günpat, ablaaaaaaa!

- hıh, ne var Can?

- hayla bana kızgın mısın?

Kollarımı birleştirip Can'ın tersi yönüne döndüm cringe değilim sadece trip atıyorum..yada atamıyorum mu demeliyim?

- evet, Can hayla kızgınım

Ela şaşkın bir şekilde bana bakıp,

- kardeşin mi?

- hayır, teyze oğlu işte anlarsın.

- heee, anlıyorum

Can yanıma oturup,

- Günpat abyaaa

Aha bu çocuk eğer "L" harfini "Y" harfi yaparak konuşuyorsa benden bişey isteyecek demek olur. Bunu anladığım için hemen engelledim,

- Hayır, Can her neyse izin vermiyorum!

- ama daha sormadııımmm

- sormaa!

- soruyorum?

- hayır!!

- bugün tüm gün boyunca senle gezeceemmmm!

-Ne!!

- evet

bu gece yanımızda duramazdı! Buna izin veremem..

- Ablacığım bugün olmaz ama yarın söz veriyorum tamam mı?

buna kesinlikle izin veremem bu yüzden yumuşak konuşmam gerekiyor yoksa hayatta böyle konuşmam!

- ama nedeen?

- nedeni yok öyle olması gerekiyo

- yoksaaa

- ne yoksa?

- yok bişey :)

Off delirtecek bu çocuk beni!

- Günpat abla istediğini de, istediğin kadar yalvar bugün seninleyim.

bu velete yalvarmaktansa benimle o bahçeye gelmesini yeğlerim. Ama benimle gelmesi büyük sıkıntı..

- tamam Can yanımda dur ama..

- ne ama?

Ela şaşkın bir şekilde bana baktı oda biliyordu bu gece yaşanabilecek şeyleri.

- Günpat! Delirdin mi? Küçücük çocuğun oraya gelmesi doğru olmaz!

- biliyorum, ama bu velete söz dinlettiremessin ki?

Ela bana az önce göz mü devirmişti?

- Can, ablacığım evine gidip kendine bir göz bandı alıp gelebilir misin?

Ela'nın çocuklar ile arası fazla iyi sanırım

- Ela abartma o kadarda kötü şeyler olcağını sanmıyorum..

- Olucak, seri katilden bahsetdiğimizi unuttum heralde!

az önce ela Can'ın yanında katil kelimesini mi kullandı?! Naptın Elaaa!

Can saçma bir merak ile,

- NE!? Seri katilmii!!!

Ela ile ikimiz aynı anda "Olamaz!" Dedik..

Bir şekilde Can'a seri katil diye bişey olmadığını kabullendirmemiz gerekiyordu. ve işte bunu ela'nın yapması gerekiyor!

- Şimdi şöyleki Can, Ela ablan hergün saçma salak filmler izlemekten olmayan hayal gücüsü genişlemiş e böyle olunca da olmayan şeyleri arada bir azından kaçırabiliyor. Çok takılma sen

- inanmıyorum, gerçekten bir seri katilin yanına mı gidiceksiniz?

hadi Ela açıklayabiliyosan açıklada görelim!

- eeee, şeyy şimdi şöyleki Can'cığım senin tam olarak yaşadığın klubenin arka tarafındaki bahçede bir seri katil yaşıyor...

inanamıyorum! Bu kız az önce bahçenin gizli sırrını henüz 8 yaşındaki velet Can'a mı açıklamıştı?

- Ela!! Senin ağzından çıkanı kulağın duyuyor mu?

- benim bir suçum yok Günpat, bana bu çocuğun hiç bir şeyden anlamadığını söyledin. Bende açıkladım ne var bunda?

- çok şey var!! Ya Nalan anneye söylerse?

- A- Can? Söylemezsem dimi?

Can hiç bişey anlamamıştı şaşkın şaşkın bize bakmakla yetinebiliyordu sadece.

- Can bana bak. Evet, klubenin arkasındaki bahçede bir seri katil var amaa bunu gidipde Nalan anneye söylemeye kalkışırsan, bu sefer gece milleti uyandıran kişi ben olurum!

- tamam ablalar sakin olun. Ben seri katilleri severim, bir çırpıda da yere sererim!

bu dediklerini anca karabasan basarsa görür

- Can, bizim günpat ablan ve başka 3 kişi ile bir planımız var ama senin bu plana girmen pek güzel sonuçlar çıkarmaz. Bu yüzden uslu uslu hadi klubene yallah.

- hayır! Gitmicem, bende sizinle gelicem. Yoksa her şeyi Nalan anneye anlatırım!!

yok canım böyle olmicak şart koşul yapsak nasıl olur?

- Can! Sana 2 tepsi sütlü baklava ısmarlarım?

- olmaz!

- 3 tepsi?

- Hayır!

- 10 tepsi? abarttım mı?

- Beni obezite mi yapıcan Günpat abla?

- haklısın.

- eee başka şartın yok mu?

- hepsine hayır derken iyiydi ama?

Ela saçma bakışlar ile sadece şunları diyebildi,

- Can veleti- ay pardon Can'cığım sana tamı tamına 7 paket şeker getirsem, seri katili unutup, bizimle bahçeye gelmez ve hiç bişeyden Nalan anneye bahsetmesen?

- öncelikle bana velet dediğin için kabul etmiyorum. Demesen bile kabul etmicektim zatende neyse. Ne zaman gidiyoruz?

yok kardeşim bu çocukla olmayacak

- ama Can-

Ela'nın sözünü kesmiştim çünkü bu çocuk dünyaları versekde hiç bir şeyi kabul etmeyeceği belliydi!

- Ela boşuna uğraşma bizimle gelir olur biter. Zaten onluk bişi yok.

- peki,

Biz bu şekilde konuşmaya devam ederken opaki,tırsinator ve gökalp'in bizi karşı kaldırımda dinlediklerini hiç fark etmemiştik ayrıca o sıyırık 3'lü bizim konuştuklarımıza mı gülüyorlardı? Burda ciddi bişey konuşuyoruz bunlar gülüyor!

Attıkları saçma kahkahalara dayanamayıp durdurmaya çalıştım,

- siz 3'lü ne zamandan beri oradasınız?

Opaki kahkahasını zor durdurarak,

- Can yanınıza geldiğinden beri! Değilmi emir'ciğim?

bu kız emire böyle davranmaktan yorulmadı ben izlerken yoruldum

Ela sinirli bir şekilde,

- neden geldiğinizi bunca zamandır söylemiyorsunuz?

Gökalp yine o saçma hareketini yaptı. Ne mi? Tabii ki o saçma sırıt ma haraketi..

- livremm ne yapalım? Konuşmanızı ve minicik çocuğa yalvarışlarınızı izlemek çok keyifliydi.

Ela'nın sinir sisteminin oynadığını görebiliyordum bu kız sinirlenince cidden korkutucu oluyordu.

- gel lan buraya Gökalp! Ananıda laciverte boyamazsam benim adım Ela değil!!

- Ay gelme livreeemmmm! Senin elin çok sertt! İyiki hemşire olmamışsınn!!

- bana bak gökalpp!!!

- baktım livrem noldu?

- Yaaaaaağğ!!!!! patt gümmm gümm ve patt

- Aaayygg! Livrem gözünü seveyim dur la!

- Hayla livrem diyo çıldırıcam!!

Ela bu sefer fazla sert vuruyordu sanırım gökalp de hergün dayak yemesine rağmen bir türlü vazgeçemiyor şu kızdan

Kavgayı sonlandırmak için araya girdim,

- Durun! Her dakika kavga edip durmayın artık be!

- biz kavga etmiyoruz ki sadece livrem biraz sinirlendi.. o kadar.

Gökalp bunları derken yeni jolelediği saçları Ela sayesinde havaya kalkıp bozulmuştu. bazen bu çocuğa üzülüyorum. Sevgisi yüzünden dayak yiyo

O sırada Can hayla karşı kaldırımda kalmış ve bizi hayretle izliyordu,

- Gökalp abi iyimisin? Ela abla sende sakin ol. Çocuk seni seviyo işte zorlama.

Bunu duyan Emir yerinde duramadı.

- hayırdır velet? Kim kimi sevmiyomuş, bir kere bahsetdiğin kız benim kardeşim tamam mı? Gökalp'in falan değil. Ayrıca Ela gökalp'i sevmiyor. Değilmi Ela?

Emir bunu dediğinde ela sustu.. ee bu ne demek şimdi? Ela'da mı gökalp'i seviyor? E ozaman niye hergün dövülüyo bu çocuk?

- ela!? Niye cevap vermiyosun! Sevmediğini söyle!

- s-sevmiyorum abi...

Can yanıma gelip kulağıma,

- seviyor değilmi günpat abla?

- bu sorunun cevabını bilim adamları araştırsa bulamaz Can..

Bir kaç saat sonra...

Biz bu şekilde konuşurken saatin gecikdiğini ve akşam olduğunu yeni fark etmiştik. Ve sanırım o gizemli bahçe'ye girmek için çok vakit kalmamıştı... 5'imizde artık zaman yaklaştığı için gizemli bahçe'ye doğru yola koyulduk. Saat tam 00.00'da girmemiz gerekiyordu Ela yoldayken bilmem kaç kere dua okudu kendisi bile sayamamış bahçenin tam önünde durduk etraf karanlık'dı fazlasıyla karanlıktı içimi çok kötü hisler kaplamaya başlamıştı. Can'ın korkmasını bekliyordum ama düşündüğümden daha cesur çıktı. Saat 11.45'di son beş dakika bekledik.. ve saat 11.49 oldu kalbim o kadar hızlı atıyorduki korkudan tek yapabildiğim 3 adım geri çekilmek oldu. Saat 00.00 olmuştu gözünü saatten ayırmayan Ela 00.00 yazısını gördüğü gibi içeri girmişti...korkuyorum.

Ela'nın Bakış Açısından:

Korkmuştum.. içeri girdiğim an gözlerim kamaştı elim ile gözlerimi kapatmak zorunda kalmıştım. Işıldak dolayı hiç bir şey göremiyordum bahçenin kapısına döndüm. Bana bakan 4 kişi... Sanki bana yapabilirsin dercesine bakıyorlardı tekrar bahçeye döndüm. Gözlerim şiddetli ışığa alışmıştı. Nedenini bilmiyorum ama içeriye girdiğim gibi bembeyaz bir ışık ile karşılaşmıştım. Tek düşündüğüm ya yapamazsam? O anda aklıma bir plan geldi. Hatırladığım kadarıyla şu ünlü katilin kötü bir geçmişi vardı değilmi? Tabii ya! Eğer çaresiz kalırsam onu kötü geçmişi ile ayağından vurabilirdim. Bunu kapıda beni izlemek ile yetinebilen 4 kişiye söylemem gerekiyordu. Ama nasıl? O anda bana doğru gelen bir kız gördüm. İliklerime kadar işleyen bir ürperti ve dişlerimin durmadan birbirine çarpması kötü hissettiriyordu... Karşımda ki kız kimdi? Yanıma gelmişti tam önünde durdu yerden duran bir çiçeği koparttı ve bana uzattı. Buda neydi şimdi? Çiçeği aldım. Çiçek elime geçtiği an gözlerimi kamaştıran etraftaki bembeyaz ışık gitti yerine normal göz kamaştırmayan bir ışık geldi böylece etrafı daha net görebiliyordum. Karşımda duran kıza tekrar baktığımda hiç bir şey hissedemedim. Kızın yüzünde kan izleri vardı ama yeni değillerdi kurumuşlardı. Saçlarını topuz yapmıştı ve ayrıca saçları dalgalı ve kahverengi tonlarında bir renkteydi göz rengi simsiyahdı. Kim olduğunu çözemedim ama sanırım katil oydu tam karşımda duruyordu.. katil kız yürüyerek kapıda bize bakan 4 kişinin yanına doğru yürümeye başladı. Onlarada bişey yapmasına izin vermezdim koşarak oraya gitmesini tam engelleyecek iken durdu ve.. kısık harıltılı bir ses ile,

- kurban olmasına rağzı olduğunuz arkadaşınız bumu? Kız bunu dediğinde gökalp'in değişen korkulu surat ifadesini görebiliyordum.. kız bana dönü ve dediki,

- arkadaşlarına demek istediğin son bir şey var mı?

Evet vardı.. ama nasıl söyleyeceğim.. buldum! Makarna!! Tabii yaa!

- e-evet. diyebildim sadece daha sonra bana korku dolu bakışlar ile bakan 4 kişinin tam karşısında durdum. Biraz bekledim.. umarım bu dediğimden birşey çıkarabilirler..

- Gökalp.. b-bana makarna yapar mısın?

Bunu özellikle gökalp'e söylemiştim çünkü bu şifreyi beraber türetmiştik.. ilk başta anlam veremedi ama sonra ne demek istediğimi çok iyi anladı şükür... Gülümseyerek şunu diyebildi,

- tamam, livrem en sevdiğinden.. salçalı soslu olan...

Bu sefer ona kızmadım bana livre demişti ama bu sefer kızamadım.. katil kız alaycı bir şekilde güldü bu dediğime ne demek olduğunu bilseydi bide ozaman ne düşünürdü acaba! Katil beni kolumdan çekerek bahçeye doğru sürüklemeye başladı engel olamadım, bahçenin dışından bana bağıran kişilere cevap veremedim.. beni bir tahta sandalyenin yanına getirdi. Sandalyenin yanında yosundan yapılmış bir halat ip vardı. B-bir saniye o halatı umarım bana deydirmez çünkü benim yosuna alerjim var!! Hiç bir şey diyemedim sadece kaderimi izlemek ile yetindim ama eğer bunu arkadaşlarım için yapacaksam ölmeyi bile yeğlerdim.. katil kız tahta sandalyeye bir süre baktı. Sanki aklına kötü şeyler gelmişti. Bir saniye? Yoksa katil kız genç iken bu sandalyede mi işkenceye maruz kalmıştı? Olabilir. Beni kolumdan tutup sandalyeye oturttu. Öyle sert oturttuki sandalyede tahta olunca kalça kemiğim kırıldı sandım bir an. Sandalyenin karşısında duran tahta masadaki yosundan yapılmış halatı alıp sandalye ile birlikte halatı kollarıma bağladı. Yosuna alerjim olduğu için kollarım aniden yanmaya başlamıştı, boynum kaşınıyordu ama kollarım bağlı olduğu için kaşıyamıyordum, kollarım resmen domates gibi kızarmıştı çok acıyordu. Katil kollarıma baktı ve kızarıklığı fark etti. Sonra boynuma baktı ama yüzünde hiç bir ifade değişikli yoktu. Çünkü istediğide buydu zaten, acı çekmem!! Hiç bir şeyi umursamadan yerde duran sivri bir alet aldı yosuna karşı o kadar hassastımki gözlerim acımaya başlamıştı her yerim yanıyordu. Elindeki sivri ne olduğunu çözemediğim aleti aldı ve tam sandalyenin kenarına koyduğum elime geçirip elimi delesiye kadar sokup çıkarma hamlesini yapacakken aklıma bir fikir geldi yosuna olan alerjimi avantaj olarak kullanıp bayılma numarası yaptım. Kafamı geriye doğru attım. Eli havada kalmıştı tek isteğinin elindeki sivri şey ile benim elimi yarıp, oyup elimin içine etmekdi!. Ama yapamamıştı ve sinirliydi. Geriye düşen kafamı kaldırdı çenemi tutup sıktı yüzüme yaklaştı ve inceledi elindeki sivri şeyi yüzüme bir kaç kez dokundurdu, bir anda daha sert dokundurmaya başladı. Canımın çok acımasına rağmen bağırmamak için zor duruyordum...

Katil Kızın Bakış Açısından:

Ahh! Yapamamıştım!! Bu kızın yosuna alerjisi vardı ve bayılmıştı! Elimdeki sivri alet ile onun parmaklarını oymak istiyordum çok istiyordum. Yapamamıştım, sinirliydim bunun öcüsünü bir gün alacağım! Ozaman görecekler! Aslında.. şuanda da alabilirdim sonuçta sadece baygın? Halatı değiştirirsem bir sıkıntı olmaz diye düşündüm. Yosun kaplı halatı sökdüm. Hayla baygındı. Nasıl olsa uyanmaz diyerek yerde duran bir diğer yosunsuz halatı aldım. OLAMAZ!!!! kaçıyooorr!!!!

- Gel lan buraya!!! Şimdi işini bitirdim senin!!

Beni oyuna getirmişti!!! Alerjisini kullanarak hemde!! Buna nasıl kanarım? Kolundan tuttum, o anda aklıma henüz çok küçükken o adamın bileğimi tutuşu aklıma geldi... Bunu hatırlayınca daha çok sıktım,sıktım,ve daha çok sıktım. O kadar sıkmıştım ki sessiz inleyişlerini duyabiliyordum. Bu hoşuma gidiyor tuttuğum kolunu kendime doğru çektim ve bir anda bıraktım yosunlarla kaplı yere düştü her yeri kızarmıştı, çok rezil ve acınası görünüyordu bundan çok hoşlandım işte kalkmaya çalıştı ama gücü yetmedi gülerek onu izliyordum çok eğlenceli tam kalkmayı başarmıştı ki tekrar ayağım ile ittim ve sırt üstü yosunları üzerine tekrar düştü

- Ahahahahah kalkamadın mı? Zavallı cık!

Ne kadar sinirlendiğini görebiliyordum, sessiz çığlıklarını duyabiliyordum hoşuma gidiyor yosunların üzerinde kıvrılan kızın iki kolundan tutup yerde sürüklemeye başladım yerler full yosun ile kaplıydı can çekişen kızı tuttuğum kolları o kadar kızarmıştı ki bu benim için en iyi resim ve ressamlıkdı kızı 4 arkadaşının yanına doğru sürükledim can çekişen kızı gören Gökalp ismi bildiğim kadarıyla Gökalp çünkü şuan yerde sessiz çığlıklar atan kız ona böyle seslenmişti her neyse Gökalp yerde baygın duran kızı görünce sinirlenip tam bahçeye girecektiki yanındaki arkadaşı durdurmuştu keşke durdurmasaydı ikinci bir kişiyi daha kurban ederdim yerde baygın yatan kızın yanına eğilip,

- son sözlerini söyle, Gökalp senin için endişeleniyor! Zavallı cık..

Yerdeki yosunlardan kurtulmaya çalışırken bir yandan da sinirini kontrol edemiyordu ayağa kalkmaya çalışıyordu. Ve en sonun bir şekilde dizlerinin üzerinde gökalpe doğru baktı yosunlardan dolayı kıpkırmızı olmuş olan kolları ile duvardan destek alarak zar zor ayağa kalkmıştı dengesizdi heran düşebilirdi bunu çok sevdim..

Ela'nın Bakış Açısından:

Bu acımsasız katil beni yosunları içine gömmüştü!! Ama şuan kendi acım umrumda bile değildi benim yüzümden 4 kişinin acı çekmesini istemiyordum ayağa kalkmayı başarmıştım. Bir süre benim bu halimle dalga geçen insafsız katil yürüyerek alanı terk etmişti. Gökalp'e doğru baktım ben bahçenin içinde o dışında.. karşı karşıyayız.. bir tek şunları diyebildim..,

- G-g-gökalp...

- livreemm!!! Gözlerini kapatma lütfen!!! Konuş ve şu lanet bahçeden çık!! Hemen!!...

- dengemi kaybettim, gücüm bitti, dizlerimi hissedemiyordum, tüm bedenim kaşınıyordu, sinirliydim bir o kadarda acınası haldeydim.. dengemi kaybetdiğim için tekrar duvara tutunmaya çalıştım başaramadım.. bir anda gözlerim kamaştı, kaşıntı hissim ve yanma hissim gitmişti. Gözlerimi zorladım ve yarı açık gözler ile nerde olduğuma bakmaya çalıştım. Gökalp'in kucağına düşmüştüm.. nereye düştüğüm umrumda değildi sadece doktor istiyorum..

Tekrar Güneş Işılın Açısından:

Ela... Çok kötüydü, gerçekten kötüydü hiç birşey yapmıyorduk. Ela'nın bayılmadan önceki son sözü Gökalp olmuştu. İlk başta "bana makarna yap" demişti bunun bir planım var demek olduğunu biliyordum ama sanırım yosuna olan alerjisi yüzünden planını bile uygulayamamıştı. Gökalp şaşkındı, ne yapacağını bilemez haldeydi kucağında baygın yatan Ela duruyordu

Gökalp değişik bir ses tonu ile şunları söyleyebildi,

- Doktor getirin, bulun! Bişey yapın!!!

Yanımda korkudan tir tir titreyen Can elindeki telefondan ambulans'ı aradı.

O sırada emirin yine şu gereksiz kıskançlığı tutmuştu,

- kızı bana ver Gökalp.

- lan! Kız bayıldı senin hayla düşündüğüne bak!!

- Ver dedim Gökalp!!

- Vermicem benim üstüme düştü ve son söylediği isim benim ismimdi duydun değilmi?

- Onun söylediği veya yaptığı şeyler umrumda değil kızı bana ver dedim!!!

- Hayır!!

Bunlar yine saçma kavgalarını yaparken Ela gözlerini hafif açmıştı nee bayılmadımı yanii?!

- Kavgayı kesin!!! Ela uyandı!! Bu dediğimi duyan Emir ve Gökalp, hemen kavgayı kesip gözlerini Ela'ya doğru götürdüler.

- Ela! Abiciğim orada mısın?

Ela kısık gözler ile Emir'e bakıp, hafif bir ses ile,

- a-abi..

Okapi ve Can ambulansın geldiğini söylemek için yanımıza koşarak geldiler,

- Günpat ablaa! Ambulans geldi!

Bunu duyunca doktorların bu bahçeyi görmemeleri için hemen bahçeden uzaklaşarak klubenin ön tarafına doğru gittik. Ela'yı sedyeye yatırıp neyi olduğuna en azından neyi olmadığına baktılar Can'ı klubeye çıkarmıştım,ve onu özellikle bu yaşananlardan Nalan anneye bahsetmemesi için uyardım. Büyükanneme haber vererek bende Ela'nın yanında diğreleri ile birlikte gitmiştim büyükannem nedenini çok sormuştu ama bu konu hakkında tek kelime etmedim ve sadece ela'nın hastalandığını söyledim.

Bir saat sonra:

Ela'yı hastaneye getireli bir saat geçmişti neyseki şuanda hafif Aygın, hafif baygındı değişik bir cümle oldu yine. Aman neyse Ela baygınken sürekli şu cümleleri tekrarladı sivri, sivri, sivri... acaba katil ona işkence ederken sivri bişeyi batırmaya mı kalkışmıştı? Olabilir. Bir süre sonra Ela sonunda kendine gelmişti kolları, bacakları, boynu, yüzü her yerine yanık kremi ve alerji kremi sürmüşlerdi.. çok kötüü! Ela gözlerini açmayı başarmıştı, bir süre etrafı izledi, nerede olduğunu anlamaya çalıştı. Yanında uzun süredir uyanmasını bekleyen Emir ve Gökalp Ela'nın uyandığını fark etmemişlerdi. Emir ve gökalp'in fark etmeleri için ses çıkardım,

- Ela!

Bu dediğimi duyan Emir ve Gökalp hemen yere doğru bakan kafalarını kaldırıp Ela'ya baktılar

Emir Ela'nın yanında oturan gökalp'i kaldırıp yerine kendisi oturmak istemişti. Acaba yine kıskançlıktan mı, yoksa merak ettiği için miydi?

- Gökalp, kalk ordan ben oturucam. Sonuçta benim kardeşim.

- oradan sandalye çekip oturabilirsin Emir.

Haklıydı?

- ben senin yerine oturmak istiyorum Gökalp!

Gökalp, Emirin yine kıskançlıktan yapıp yapmadığını öğrenmek istercesine, yerinden kalktı ve başka bir sandalye alıp Ela'nın öbür yanına koyup oturdu birde bilerek kızın dibine girdi. Bu çocukdaki zekada bendeki ne acaba?

- kalktım emirciğim oturabilirsin. Bende buraya oturacağım ozaman.

Emir sinirden kıpkırmızı olmuştu. Kıskançlığını hissedebiliyordum daha doğrusu hissedebiliyorduk. Emir bu sefer kavga çıkarmamak için kendini zor tutuyordu ama Ela için yapacaktı e bir zahmet bari burada kavga çıkarmasın!

Gökalp merakla şunu sordu,

- Ela, nasıl hissediyorsun livrem?

Ela bu haliyle de olsa tekrar sinirlenebilmeyi başarmıştı,

- Gökalp! Öhhgöö ööhöö! Şükret şu haldeyim yoksa sana yapacaklarımı hayal bile edemezsin!

Emir tabiiki o mükemmel hamlesini yaptı,

- Kız haklı Gökalp! Sal şu kızı artık!!

- Asıl sen beni sal bee!

- Benim seni salmam için önce senin Ela'yı salman gerek!

- Yooouuu salmiicaammm napıcaann??

- bana bak Gökalp!!

- Baktım nolduuu??!

- Eben oldu!!!

Okapi içeriye girip,

- Emirciğim lütfen saygılı ol amaa. Sana hiç yakıştıramadım.

Gökalp bunu duyunca kahkahalara büründü o kadar güldüki kıpkırmızı olmuştu gülerken ayılaşıyor bu çocuk bazen Emir'de gülmemek için kendini zor tutuyordu ama okapi fazla ciddiydi. Ela okapi'nin sürekli Emir'e "Emirciğim" gibi seslenmesinden bıkmışcasına Okapiye bakıyordu abi kardeş birbirlerini kıskanıyorlar!! Olaya bak!?

Ela sinirle,

- Okapi? Emir senin tam olarak neyin olur?

- eee şeyim olur..

- neyin?

- şeyimm...

- Neyin lan söylesene!!!

- Arkadaşııımmm? Neyim olcak başkaa?!

- ozaman arkadaşça davran!! Saçını başını yolarım kızım senin!!

Okapi göz devirerek yanıma oturdu.

Ve sessiz, sadece benim duyabileceğim bir şekilde,

- Günpat? Sencede livre fazla abartmıyormu?!

- yaniii.. bilemiyorum

- nasıl bilemiyorsun günpat! Onun tarafından olduğunu söyleme sakın!!?

- ben taraf tutmuyorum sorry..

- off! Ama sana bir sır vermek istiyorum.

- iyi sır tutarım rahatlıkla verebilirsin.

- sencede Emir çok yakışıklı değilmi???

Bu kız cidden delirmiş bende daha güzel bir sır verecek sanıyorum!

- Benim tipim değil sadece bunu diyebilirim..

- ama benim tipim? Ne diyosun???..

- bişi demek istemiyorum...

- öffff! Çok sıkıcısın Günpatt!!

Emir yanımıza gelip,

- siz ikiniz ne hakkında konuşuyorsunuz?

Okapi bana şaşkın bir şekilde bakıp yalan uydurmaya çalıştı.

- hiiçç dersler hakkında konuşuyorduk

Bu kız bir daha yalan söylemesin!!

- hangi ders peki?

Bu kızın daha fazla saçmalama sına izin vermezdim,

-matematik dersinin ne kadar zor olduğu hakkında konuşuyorduk da çok önemli değil

- peki,

- peki?, emir bir şeyleri anlamış gibiydi

Ela ve gökalp'e baktığımda Ela gökalp'den kurtulmaya çalıştıkça Gökalp kıza yapışıp bırakmıyordu. Ve bunu gören Emir tabiiki hemen ayaklandı.

- Gökalp!!

- Ne var yine?

- şu kızı sal!!

- off lütfen aramıza girip durma burda mühim bir konu konuşuyoruz. Değilmi livrem?

Ela sinirli bir şekilde,

- Gökalp! Başlatma yine livrene!!!

- sinirlenme livrem bak şuan kötü bir durumdasın

- Aptal!! Sayende dahada kötü oluyorum!!!

- Aaaaa? Ayıp oluyor ama livrem seni kötüleştirmem ben iyileştiririm. Hem bak iyiki aklıma getirdin senin içmen gereken ilaçlar var.

Gökalp bunu diyip masada duran haplardan 2 adet aldı bir bardak su doldurdu ve livreye götürdü

- aç bakıyim ağzını livreemmmm

Ela her nekadar istemese de ilaç olduğu için zorla ağzını açmak zorunda kalmıştı

- Ham yap bakayım şunu

- aaa- Gökalp ağzıma tıkdın hapı napıyosu-

- heh, al şunu iç aç aç ağzını aaaa yap!

- Aaaaaaaa!

Gökalp suyu Ela'nın ağzına tıkıştırıp gülmeye başladı bende Ela'nın gerçekten aaa! Yapıcağını hiç düşünmemiştim

- livrem sende gelişmeler var.

- ne gibi?

- bilmem

- bilmiyorsan niye var diyon Allah'ın Arap sabunu!!!

- bir Arap sabunu olmadığımız kalmıştı çok şükür onuda olduk hayırlısıyla...

Odadaki herkes gülmeye başladı. Bu ikili birbirleri için doğmuşlar. Aman bunu dediğimi livre duymasın bu son düşüncem olur, demedi demeyin. Herkes odanın bir kenarına kıvrılıp geceyi atlatmaya çalıştılar. Bende aynı şekilde yapmıştım.

Sabah olduğunda Ela kendini daha iyi hissettiği için hastaneden naklini yapıp çıktık. Okapi'nin minik klubesi boş olduğu için orda toplanmıştık. Yuvarlak şeklinde yere oturduk ve tekrar bir plan yapmaya çalıştık.

Livre- bu sefer yine bahçeye girecek kişi ben olacağım. Çünkü bahçenin içini falan gördüm ve yerlerin yosunlar ile kaplı olduğu için daha çok önlem alacağım.

Gökalp- hayır! Livrem olmaz tekrar hastanelik olmanı istemiyorum! Ben giderim.

Günpatyani ben- gökalp hayır. Ben giricem, çünkü o klubede yaşayan benim bu yüzden benim girmem daha doğru olur.

Tırsinator- hayır ben giricem

Okapi- Emir senin gibi bir tırsinator'un orada iki saniye bile kalabileceğini düşünmüyorum!

Tırsinator- o kadarda tırsık değilim!

Gökalp bunu ölçmek için sessizce ayağa kalkıp emiri korkuttu.

Gökalp- böööğğğggh!!!

Emir- Aaaağağağağağ!!! Anneeeehhhğğ!!?

Emir o kadar korkmuştuki okapi'nin üstüne düşmüştü... Bu sahneyi hayal etmek bana fazla gelir..

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.