İntihar eden ruhlar vicdanından es geçmeyenlerdir. Taşıdıkları Yükleri katırlarla eş değerdir üst üste biner ve taşınmayacak hale gelir. O zaman ruh bedenden ayrılmak ister.
Bir ışık yakın edebiyen sonsuzluk görünsün. Karanlığın hükmündeki gece mahkum esaretinden kurtulsun. Bir ışık yakın, gece gündüzün aleviyle sönsün.
"ben bir ayyaşım
Sekiz çizer ayaklarım
Özlemişim sarhoşluğunu bu semtin sokaklarını
Gecenin biri, aptalın biri
Kalbinin dışında bekliyor içeri girmeyi"
Evet mayda bundan sonrası neydi Offf nerden bileyim ben.
"hahahahaa" sokağın ortasında bir deli gibi kahkahalarla gülüyordum.evet mayda senin şuan sokağın ortasında ne işin var kızım. Ahhh süper kendi kendime konuşmaya başladığımda göre kafayı cidden güzel sıyırmıştım. Elimdeki içki şişesini kafama diktim. Düşünceler beynimi kemiriyordu. Kelimelerin bir araya geldiği cümlelerle savaşıyordu beynim. İntihar, hayır mayda intiharlar çözüm yolu değildir. İntihar edersen savaşmasın. Savaşçımı olmak istiyorsun giyin zırhlarını çık er meydanına ya kazanacan ya kazanacan.evet mayda nelerle savaşmadın sen bununda üstesinden gelirsin sen. Biliyorum gelirim. Sarsak adımlarla yürüyordum nereye gittiğim hakkında hiç bir fikrim yoktu. Sadece içip soyutlanmak istiyordum. En son bugün arkadaşlarımlaydım yada ailem mi demeliyim onlar benim ailem olmuşlardı artık. Serenle kendimi bildim bileli arkadaştım yetimhaneden. Diğerleriylede üniversitede arkaşlığımız başlamıştı. Bekir, Kumru ve Tayfun da çocukluk arkadaşıydılar.kumru ve Bekir bizim bölümde olduğu için sıksık birbirimizi görüyorduk ve zamanla arkadaş olmuştuk daha sonrasında bizi tayfunla tanıştırmışlardı. İyiki de diyorum onlar için iyikilerimdi çünkü. Sağıma baktım yeşil bir bina beni karşıladı. Önümde ise farklı yollara ayrılan uzun bir yol soluma baktım ağzı dolu olan bir çöp çöpün etrafını sarmış bir kaç kedi ve birbirini sıkı sıkı çerçevelemiş binalar Offf sıkıcı şehir tablosu.
Tekrar önüme döndüm adımlarım bende izinsiz sola saptı sanırım yaklaşık 30 dk daha yürüyüp bir barın önünde durdum. Hmm burası neresi mayda. Ne bileyim ben sen geldin işte kızım . Sus iç ses hiç yardımcı olmuyorsun. Burası bir yerden tanıdık geliyordu ya hadi neyse. Kapını önünde üç ızdarup gibi adamlar vardı yada direk mi demeliyim ohaaa ne kadarda uzundular böyle kapıya doğru sarsak adımlarla yürümeye başladım. İçlerinden birisi önümü kesip "Hanım efendi kimlik" haa yüzüne alık alık baktım ne diyordu bu ya kimlik derken. Onlar yüzüme çelik bir ifadeyle bakıyorlardı. Ben ise sanırım bayık içlerinden birisi
"abi uçmuş bu bırakalım gitsin"dedi
" Abi bencede gitsin ya baksana kendinde bile değil "
"ehh gitsin bakalım"
Kapıyı benim için açtılar ve geriye çekildiler. Onların yanından geçip içeriye girdim. Sarsak adımlarla kalabalığa doğru ilerledim.
"Hmmm ne yapsam acaba"
"Evet mayda ne yapsan acaba"
Buldum, buldum tabikide dans dans dans evettttt.
Sarsak adımlarımla dans pistine doğru ilerledim. çok insan vardı aralarından bile geçilmeyecek derecede hem çok sesde vardı. Bunu daha yenimi anlıyorsun mayda buraya geldiğimden beri olmuş olmalıydı bu kalabalık ve sesler her neyse. Ellerimi havaya kaldırdım ve zıplamaya başladım şuan hissetiği tek şey müzik ve dansı galiba düşüncelerimden sıyrılabilmiştim. Biraz daha hoplayıp zıplatıktan sonra dans pistinden indim. Etrafa kısaca bir göz attım.
"Neyi arıyorsun mayda"
"sana ne iç ses kendi işine bak sen" kendime göz devirdikten sonra az önce gözüme kestirdiğim barmene doğru yol aldım.rasgele bir yer seçip orda oturdum. Barmane kısık gözlerle baktım. Oda bana bakıyordu.
"merhaba güzellik ben Bedirhan kısaca bedo derler.
Ne içersin"
Alkolden dolayı yayık bir sesle "merhaba bedo, hmm ben bir ımmm viski alayım."
"emin misin güzelim, o ağır bir içkidir yanlız"
Kafamı olumlu anlamda salladım.
"eminim, eminim ver"
"hemen hazırlıyorum güzellik" onu dikkatli bir şekilde bakmaya başladım. Baya yakışıklı biriydi. Sipsiyah saçlar, saçlarına ters düşen okyanus gözler ve güzel bir burun ve dudakları vardı. Burnunda bir hızma kulaklığının tekinde bir kükpe vardı. Kaşlarının altında ise çözemediğim bir dövmesi vardı. Yani kısaca baya yakışıklı bir erkekti.sanane ne mayda sana ne sanan da senin yakışıklın. Öyle bir anlatınki çocuğu aşık oldun sanki ha mayda. Düşüncelerime göz devirip barmene tekrar döndüm o ise çoktan bana içkimi vermiş başka kişilerle uğraşıyordu. Kadehimi alıp localara doğru yol aldım. Rastgele bir yere geçip oturdum ve viskimi yudumlamaya başladım. Bunu yaparken etrafa göz gezdiriyorum herkes kendi halindeydi, benden bir farkları yoktu hepsinin kafası uçmuştu. Az ilerde bir kaç masa ötemde tanıdık bir sima gördüm. Onu gördüm. Koyu kahve gözler karşısındaki adamla konuşuyordu. Bu adamı artık görmekten bıkmıştım. Her gördüğümde nasıl daha çok şaşırıyorum orasıda hayret vericiydi. Şokla açılan gözlerimle ona bakıyordum o ise beni görmemişti. Haa ne dedim ben daha beni görmedi. Tüy hemen burdan mayda tüy ondan kaçarken yine onu görmem bu koca bir ironi olmalıydı. Peki mayda sen onu sarhoşken bile nasıl tanıdın hıı. Bedenim benden bağımsız hareketlendi. Ayaklarımın beni onun yanına götürüyordu. Bunun bilincindeyim ama bunu nasıl durduracağımı bilmiyordum. Şuan aramızda sadece bir kaç adım kalmıştı. Ona ne fazla yakındım ne de fazla uzak tam olmam gerektiği yerdeydim. O ise karşısındaki adamla hararetli bir şekilde konuşuyordu. Kulağıma ulaşan bütün uğultular kestim sadece onun sesine odaklandım.
"beni anladın değilmi sam"
"anladım Azer anladım elimden geldiğince yardımcı olmaya çalışırım biliyorsun"
"biliyorum, sağ ol sam. Ha bu arada şeker işini ne yaptın yarın ulaşması lazım muhakkak biliyorsun değilmi bir aksaklık istemiyorum"
"merak etme teslimat yarın olması gerektiği yerde olacak Azer. Şimdi gitmem gerekiyor"
Elini yabancıya uzattığını gördüm adamın yada sam galiba ismi buydu. Yabancıyla tokatlaşıp vedalaştılar. O beni hala görmemişti. Duyduklarımı idrak edebilmiş değildim. Şeker derken tam olarak neyden bahsediyorlardı? Hiç bir fikrim yoktu bunu düşünmeyi sonraya bıraktım Ayaklarım benden bağımsız onun yanına ilerledi. Az önceki adamın kalktığı yere oturdum. O ise hâla beni görmemişti. Kafasını mekanik bir şekilde bana çevirdi. Çehresine yayılan şaşkınlığı soludum. Hayırdır Ne oldu koçum hep sen mi şaşırtacan bizi. Demek istesemde sadece içimden söyledim. Çehresini kaplayan şaşkınlığın yerine öfkeyi bıraktı. Kaşlarını sert bir şekilde çattı. Ağzını aralayıp
"kızım senin ne işin var burda. Tövbe estağfurullah bak bir şey yapmayayım diyiyorum ama sen ila gel bulaş diyorsun" o bunları söylerken yerinden hiç kıpırdamamıştı yüzüde ifadesizdi. Sadece çehresinde öfkeyi sezebiliyordum. Ona muhtemelen şuan bayık bakıyordum. Ona herhangi bir cevap vermedim. Allık alık yüzüne baktım.
"tövbe estağfurullah yarabimmm. Kızım içtin mi sen" bunları söylerken elliyle yüzünü sıvazlıyordu. Oturduğum yerden kalktım ve sarsak adımlarla onun yanına gittim. Tam dibinde durdum ona üsten baktım o ise kısılan gözlerle bana Altan anlamsız gözlerle baktı. Bir anda ellerimi onun boynuna sardım ve kucağına oturdum. Neee! Allahım ben onun kucağına oturdum. Tanrım!! İçimden bunun yanlış olduğu bas bas bağırıyordum. Ama hareketlerim bunun tam tersiydi. Donup kalmıştı yabancı koyu kahve gözler şaşkınlıktan açılmıştı şayet benimde öyleydi şuan. Mantığım bunun büyük bir yanlış olduğunu söylüyor ama hareketlerim ise aksini iddia ediyordu. Şuan koyu kahve gözlerle bakışıyordum donup kalmıştı adeta. Ellerimle boynuna daha çok sarılıp.
"Ne, niye bakıyorsun öyle bana. Yoksa sendemi aşık oldun bana" herhangi bir cevap gelmedi. Söylediklerimi idrak ettiğini düşünmüyordum. Şayet benimde ağzımdan çıkanları kulağımın duyduğunu sanmıyordum.
"Ne çirkinmiyim yoksa" sesim ağlamaklı çıkmıştı. birazdan ağlayabilirdim. Bana çirkin dese hemen ağlardım.
Dudaklarımı büzüp ona biraz daha sokuldum oda bu sırada elleri belimi bulmuştu. Galiba düşmemem için. Düşebilirdim çünkü.
"Gerçekten çirkinmiyim ben" dedim koyu kahve gözlere bakarak. Yüzümüz arasında çok az bir mesafe vardı. Dudakları ve dudaklarım arasında bir santim falan vardı galiba. Çokmu sıcak oldu ne.
"burdan ne kadarda yakışıklısın böyle"dedim.koyu kahve gözlerinde şaşkınlığı soludum. Gerçi şuan bende çok şakımdım ama bir şeylerde yapamıyordum. Buna bir dur diyemiyordum ne olmuştu bana böyle. Offf sarhoş olmuştum işte. Yabancı ise sanki lal olmuş gibi konuşamıyordu.
"cevap ver bana çirkinmiyim ben Azer hı" mavi harelerim, koyu kahve hareleriyle bakışıyordu. Cevap vermesini istiyordum. Dolgun dudaklarını araladı. Alt dudağı üst dudağından daha dolgundu muazzam görünüyordu şuan.
"güzelsin küçük kız duymak istediğin buysa eğer çok güzelsin" sözleriyle gözlerim kocaman açıldı. Bunu söylemesini beklemiyordum. Kesin bana çok çirkinsin demesini bekliyordum. Ama o ise bana güzelsin demişti. Ona mümkünmüş gibi daha çok sokuldum.
"Gerçekten güzelmiyim ben hı Azer" koyu kahve gözleri dudaklarımı buldu.gözlerim Adem elmasını buldu. Sert bir biçimde yutkundu ve dolgun dudaklarını araladı
"evet öylesin, benim güzel kızım" kalbim tekledi yemin ederim o bunları söylerken kalbim yerinden fıryacakmış gibi atmaya başladı. Koyu kahve gözler yavaşça kapandı ve yüzünü yüzüme mümkünmüş gibi daha çok yaklaştırdı. Aman tanrım!! Öpüşecekmiydik. Ahhh buna hiç hazır değildim ben ama. Salak mayda şuan bunumu düşünüyorsun sen. Benimde gözlerim yavaşça kapandı. Hayır hayır bu yanlış beynim bana sürekli bunu yanlış olduğunu tekrarlıyordu ama karşı koyamıyordum ben bu çekime. sert soluklarını dudaklarımda hissediyordum. Ahhh Tanrımmm!!
Bölüm sonu❤️
Beğenip yorum yapmayı unutmayın ballarım💚




