Yıllar önce yetimhane
"Küçük kurbağ küçük kurbağ kuyruğun nelede
Kuluğum yok Kuluğum yok yüjelim delede" yetimhanenin koridoru benim sesimle doluyordu. Şarkıyı çığlıklar eşliğinde söylüyordum. Koridordan sağa saptım. Hemen sereni bulmam lazımdı. Ortalıkta gözükmediğine göre gizli yerimize gitmiş olmalıydı. Tekrar sağa sapıp bir kaç adım daha ileri gittikten sonra gelmem gereken yere varmıştım. Ohooooo sununda serenle buluşacaktım. Onu tammm bir gündür görmüyordum bir kere çokkk özlemiştim. En sevdiğim arkadaşımdı o benim. Kapıyı aralayıp içeriye göz attım. Haaaaa işte oradaydı odanın bir köşesinde müdireden gizlice aldığımız oyuncaklarla oynuyordu. Kapıyı sonuna kadar açıp içeriye girdim
"şelennnnnn, ne jamannn geldin şennn"
"Aa mayıdaa şenmi geldinnnn. Ben aş önce geldim m". Koşup serenin iki kollarının arasına girdim ona sıkı sıkı sarılıp.
"Şeni çokkk öşledim kiii benn biliyormuşun"
"bende şeni çok öşledimmm mayıda"serenden ayrılıp yüzünü ellerimin içine aldım. Gözlerim kocaman açılmıştı. İlk önce sağ sonra sol yanaklarını öptüm. Oda aynı benim yaptığımı yaptı ellerimi yüzünden çekip ellerini tutum. El ele olduğumuz odadan birlikte çıktık. Yetimhanenin koridorundan çıkıp kaldığımız odaya doğru ilerledik. Odaya gelince birlikte yattığımız yatağa doğru ilerledik gece olmuştu uyku vaktimiz gelmişti. Hata bir çok kişi uyuyordu bile bir kaç kişi uyanıktı onlarda uyumak üzereydi. Gözlerim nahraya ilişti. Çok güzeldi keşke bende bu kadar güzel olsaydım. Yepyeşil gözleri vardı bir kere. Yeşil göz çok severim ama benimkiler maviydi. Ona gülümseyip serenle birlikte yatağımıza uzandık. Birazdan behiçe abla gelirdi. O bize her akşam masal okurdu ama ne masalar. Korku dolu masalardı onlar. çok korkardım ama söylemezdim kimseye serene bile söylemezdim. Sabahları tiş yaparak uyanmak ahhh sil mayda sil o anları hahaha tamam yok bir şey. Serene biraz daha yaklaşıp yanaklarımızı birleştirip ona sımsıkı sarıldım. O benim en en sevdiğim arkadaşımdı. Yan gözle ona baktım. Gözlerini kapatmıştı,uyudumu ne çabuk. Kapı açılma sesi geldi ahhh ayvayı yedim şimdi behiçe abla gelmişti. Herkes uyuyordu işte. ne diye gelip korkunç masalar anlatıyordu ki.ilerledi, ilerledi ve odanın sağ köşesindeki sandalyeyi çekip oturdu. Hah başlıyorduk şimdi. Derin bir nefes aldı ve başladı anlatmaya.
"yıllar yıllar önce şartel kasabasında biri yaşarmış. Kimse ne ismini bilir ne de sesini duyarmış adeta dilsizmiş yıllarca günlerden bir gün bütün kasabaya tuhaf bir koku yayılmış başlarda kimse anlayamamış nereden geldiği. Çok zaman sonra bu dilsiz yaşlının evinden geldiğini tespit etmişler. Günlerden bir gün kasaba halkı toplanmaya karar vermiş. Köyden bir kaç kişi toplanıp yaşlı dilsizin evine doğru yola koyulmaya başlamışlar. Sonunda eve geldiğinde kapıyı çalmışlar. Ama kimse kapıyı açmamış tekrar ve tekrar çalmışlar ama yok ne bir ses ne kapıyı açan olmamış. En son köy halkı kapıyı kırmaya karar vermiş. Biraz uğraştıktan sonra nihayet kapıyı açabilmişler. İlk önce bir kişi sonra hepsi eve girmiş ama girenlerin hepsi adeta olduğu yerde donup kalmış. çünkü salonun ortasında bir kuyu varmış bütün kokuda ordan geliyormuş kasabalılardan bir kişi elleriyle burnunu tutup kuyuya yaklaşmaya başlamış ilerlemiş ilerlemiş " Allahım bu kadın ne diyordu böyle altıma işeyebilirdim şuan. Hayır hayır mayda gerisini dinleme dinleme ellerimle iki kulağımda kapatıp serenin boynuna sakladım yüzümü. En son anımsadığım ise ahhh sonunda tuvalete gidip işeyebilmiştim. Off galiba yine altıma işemiştim.
Günümüz
Uğruna savaşabileceğimiz şeyler vardır bu hayata. Bunlardan ilki hiç şüphesiz kişiliğin oluşturduğu karakterdir. Merhametindir, vicdanındır, yanlızlığıyla çebeleştiğin hayatındır ve bir çok şeydir. Ama en çokta uğruna savaştığın anılardır.
Mavi harelerimde korku vardı, çaresizlik vardı ama en çokta korku vardı. Hala bir şey idrak edebilmiş değildim. Bilincimin bana oynadığı bir oyunmuydu onu karşımda görmem yoksa gerçekmiydi? Şuan bunun bir sarıdan ibaret olmasını umuyordum. Ama umutlarımı söndüren şey onun bir anda kolumdan tutup duvara doğru fırlatmasıydı. Ahhh sırtım nefesim kesilmişti bu hareketiyle. Bu herif ne olduğunu sanıyordu Allah aşkına biri bu adama despot herifin teki olduğunu söyleyebilirmi. Salakmısın mayda senden başka kim söyleyebilir acaba kendime göz devirip gözlerimi ona çıkardım. Kapıyı kapatmış üzerime doğru geliyordu. Sanki duvarla bütünleşmemişim gibi kendimi duvara doğru ittim. Allahım! Koyu kahve gözleri şuan siyahlarla kaplıydı sanırım sinirden gözrengi değişmişti. banamı sinirliydi koyu kahverengi gözleri. Beni kolumdan tutup yüzünü yüzüme yaklaştırdı. Dudaklarından verdiği nefesler yüzüme çarpıyordu.
"Küçük kız, küçük kız. sen kimsin" Allah aşkına ne diyordu bu yine. Zaten ayılmış değildim. Birde hortlak gibi yüzüme bağırıyordu hayvan herif.Allah aşkına ne istiyordu bu benden.
"Ne istiyorsun sen benden yaa"dedim sinirli çıkarmaya çalıştığım bir sesle.haa evime nasıl gelme cesaretinden de bulundu bu da farklı bir nokta. Şuan burda olduğuna göre tayfunu pek umursamıyordu. Kolumu acıtacak bir biçimde sertçe çekip. Göğüslerimi kaslı vucüdüyla sert bir biçimde çarpıştırdı.
"Ahhh sen ne yaptığını sanıyorsun ya bırak beni hayvan herif" dedim oldukça sinirli bir sesle. Yeter gerçekten artık bana her istediğinde böyle dokunamaz.
" Küçük kız sabrımı sınama, sabrımı sınarsan..."
" haaa sabrını sınarsam ne olur hmm. Bir şeyi unutuyorsun galiba yabancı yada Azer mi demeliyim işte her ne boksan. Sen benim sabrımı sınama asıl. Sence Tayfun tüm bu yaptıklarını duysa ne olur ha yabancı. Söylememi istermisin. " dedim bir çıkışta. Wooww kız mayda aferin la sana bir cesaret gelmiş bak Valahi sana. Tüh tüh maşallah.
" haah bende tam bu konuya girecektim küçük kız. Tayfuna tek bir kelime dahi edersen ne olur biliyormusun"
"hahahaha ne olurmuş. dalgamı geçiyorsun sen benle"
"yok yok sen daha dalga görmemişsin küçük kız. Önce tayfunun boynunu keserim sonra senin. Bilmem anlata biliyormuyum küçük"
Gözlerim ve ağzımımın şokla açıldığını hissedebiliyordum. Ne diyordu bu herif ya. Kendimi geçtim kendi kuzenini öldürmekten bahsediyordu bu herif. Amann Allahımmm!!! Kendi kuzenini öldürmekle tehtit ediyor beni. Koyu kahve gözlerine baktım. Duygusuz bir ifadeyle karşımda duruyordu. dokunsam hiç bir mimik belirtisi olmayacak bir ifade.
" sen... Sen... Aman allahım nasıl Bi... Bii" konuşamıyordum o kadar sarılmıştım ki söyledikleriyle ağzımdan doğru dürüst kelimeler çıkamıyordu. Kelimler kekeleyerek çıkıyordu.
"sen nas... Nasıl bir manyaksın oğlum sen" diye adeta kükreyek yüzüne bağırdım. Hala şokla bedenim titriyordu. Onun kollarında olduğum için o da bunu hissediyordu galiba. Hissetmesin, korkma mayda ona bir şey olmayacak, olmayacak. Göz bebeklerimden intihar etmek isteyen gözyaşları nasıl durduracağımı şaşırmıştım.
"Evet küçük kızz umarım beni anlamışsındır" yüzünü boyun girintimle başım arasına koydu fısıltı lı bir sesle "anladın anladın küçük neymiş ikinizde ölürmüşsünüz" ellerini kollarımdan çekip benden uzaklaşmaya başladı bir adım, iki, üç ve kapıyı açıp dışarıya çıkıp kapıyı sert bir şekilde kapatı. Hala olduğum yerde ağaç gibi dikiliyordum. Adeta donup kalmıştım ağzım kelimelere varamıyordu. Kelimeler kayıptı . Şok olmuştum. O benim evime gelmiş canımı acıtmış, üstüne üstelik beni tehtit edip gitmişti. Tanrımmm!! O bizi öldürmekle tehtit etmişti. Ne sanıyordu kendini bu herif ya. Transa geçmiş bedenimi de alıp mutfağa geçtim bir su içsem iyi olacaktı. Titreyen ellerimle Bir bardak alıp kendime su doldurdum. Suyu içip uyuduğum odaya geçtim. Yatağa geçip uzandım. Hissizleşmiştim,hayatımda hiç görmediğim şeyleri görüyor hiç tatmadığım duyguları tadıyordum.tüm uvuzlarım sancıyla çebeleşiyordu sanki. Sanki değil öyleydi . Kendimi çıkmazda hissediyorum. Her yer karanlıktı ışığı patlamış sokak lambası giydim. etraf sanki gecenin hükmündeydi. Mahkumu olduğum gerçekler yüzümüze derinden vuruluyor Yalanlar ise zamanla gerçekliğini kaybediyordu.Hissizliğiyle çebeleşen ruhlar onarılamazdır. Onlar dipsizliktedir.
"hahahahah arkadaşım eş arkadaşım şek arkadaşım eşek hahahahah" bekirin bilmiyorum kaç kez tekrarladığı şarkıyı tekrar söylüyordu kulaklarıma bir şey olacak diye korkmaya başladım desem yalan olmaz herhalde. Kulüpte sarhoşken yaptığım şeyleri duyunca tabikide inanmadım. Aslında inandım çünkü alkolüyken her bokun yeme ihtimalim vardı. Ama bunları onların bilmesine hiç gerek yoktu. Ne kadar inkar etsemde en son çektiktikleri videoları gösterince kabul etmek zorunda kaldım.
Serenin "Diyarbakır yoluna ley Diyarbakır yoluna" deyip kumrunun ellerinden tutup halay çekmeye başladılar onlara gözlerimi devirip dudaklarımı büküp iki kolumuda göğüslerimde birleştirdim çarpaz bir biçimde. "küstüm konuşmayacam işte sizinle ben" bunları söylerken ayaklarımıda yere vuruyordum. Şuan tıpkı bir çoçuk gibiydim. Ne yapayım onlara nazlanmayı seviyordum. Nazlanmayı serende öğrenmiştim o benim ilk nazlandığım kişiydi sonrada işte beko.,Tayfun ve kumruydu başka birine nazlanırmıydım hiç sanmıyorum. Tayfun beni kollarımdan çekip sıkıcı bana sarıldı.
"şşşş şaka yapıyoruz prenses her zamanki hallerimiz ciddiye alma sen bizi."
Dudaklarım iki yana kıvrıldım "Şaka yapmıştım zaten size küsermiyim ben hiç. Çokkkkk seviyorum sizi ben bir kere!" beko kafama bir tane şaplak atıp "tabi sevecen kızz ballı bir sevme tekmelerim o götünü"
"Offf beko yaaa kafam" bekirde gelip benle tayfuna sarıldı kumruyla serende sarılmış bir biçimdeydiler gözleri dolmuştu. Onlara anlamsız bir bakış attım. Serenin "çok gururlu bir anneyim şuan" dediğini işittim kumrununda ona ayak uyup "Bende çok gururlu bir baba. ahhh hanım ahhh yavrucaklarımıza bakkkk" onlara göz devirip.
"kız gelsenize sizde" diye bağırarak çağırdım oysa hemen 3 adım önümdelerdi ikiside bir çırpıda gelip bize sarıldılar. şuan beşimiz birbirinize sarılıyorduk. İşte benim için mutluluk, huzur ve aile onlardı. Onları herşeyden ve herkesten çok seviyordum. Kimsesizlerin en büyük acısıda bu olsa gerek gerek sevgisizlik ve sevgisiz insanlar bir hiçten ibarettir bu dünyada.
Bölüm sonu
Bölümü nasıl buldunuz ballarım 😊
Beğenip yorum yapmayı unutmayın❤️





