İçeriğe geç

Geriye Kalanlar

Bölüm 1 · 11 dk okuma

Geriye Kalanlar

Bölüm 1

1. İŞTE BAŞLIYORUZ!

Benim hikayemin kanatlarında yüzlerce pırıltılı yıldız olacak!

Odamın bir köşesindeki ayaklı not tahtasına yazdığım bu cümlenin üzerinden bir hafta geçmişti. Şimdi o tahtanın yanında duran pembe benekli beyaz çalar saat okula geç kaldığımı ciyak ciyak duyururken, külotlu çorabı bacaklarımdan geçirmeye çalışıyordum. Bir yandan da tamir ettirmeye üşendiğim için kendi istemeden asla susmayan saatin tepesine vura vura yok olmasını diliyordum.

Susmadı. Daha sert vurmayı denediğim esnada dengemi sağlayamayarak yere yapıştım.

Ne pırıltılı hikaye ama!

Hala dizlerimin üzerindeyken, beyaz okul gömleğini ve lacivert süveteri giymeyi başardım. Koyu kumral saçlarımı başımın üzerinde rastgele çevirdikten sonra dün gece test çözerken kıçını dişlediğim kalemi arasına sokuşturdum. Tüm bu kargaşaya rağmen uyumaya devam eden ağabeyime hala öfkeli olduğum için çalar saati başucuna bıraktım ve ne yazık ki! ikimize ait olan odadan hızla çıktım.

Koca bir bardak süt içerken, annemin işe gitmeden önce hazırladığı kahvaltı masasındaki nota göz attım.

Odaya dön ve ağabeyinin yanına bıraktığın saati geri al, tatlım. Ayrıca akşamki partiye gidemezsin. Berika üzüntüsünden yataklara düşse bile gidemezsin. İyi dersler, Lalin'ciğim.

Gülücük emojisi çizdiği notu buruşturup çöpe attım.

"Teşekkürler anne!"

Okul servisinde Berika'ya ne söyleyeceğimi düşündüm. Partiye gidemiyordum. Dolayısıyla o da gidemiyordu. Çünkü süregelen dostluk bağı bulunan ailelerimiz, bize verdikleri izinler konusundan nedense birbirlerini taklit etmeye bayılıyorladı.

"Günaydın fıstık."

Yekta. Uzun boylu, sarışın ve zeki çocuk; Berika, o ve ben tüm okul hayatımızı birlikte geçirmiş çocukluk arkadaşlarıydık.

"Günaydın."

Yanımdaki boş koltuğa oturdu ve sinirlendiğimi bildiği halde yanağımı iki parmağının arasında sıkıştırdı.

"Yekta! Kes şunu..." Yanağımı parmaklarından kurtarırken, "Berika nerede?" diye sordum.

"Direk ödül alanına geleceğini söyledi. Sanırım Atıf Amca bırakacakmış."

Atıf Amca, Berika'nın polis babasıydı. Anladığımı belirtmek için başımı salladım. "Şu ödül törenine katılmak zorunda mıyız?"

Cevabı biliyordum. Yine de umut umuttu işte...

"Yarışmacı olduğumuz için maalesef. Umarım kısa sürer."

"Umarım..."

Geçen ay liseler arası gerçekleşen basketbol müsabakasında finale kalmıştık. Şanssızdık ki, rakibimiz yakınlardaki bir kolejin iyi eğitimli öğrencileriydi. Müsabakanın akıbetinde beklenen olmuştu. Kaybetmiştik. Ancak asıl sorun bu değildi. Sorun, içinde Yekta'nın da bulunduğu takımımızı yenen o havalı çocukların küçümseyici tavırlarıydı. Tezahürat tribünündeki kız arkadaşları müsabakanın öncesinde ve sonrasında bizimle alay edip durmuşlardı. Berika bir ara kendini kaybedip bir tanesinin saçlarını eline vermeye kalkışsa da onu durdurmayı başarmıştım.

Biraz sonra o kendini bilmez takımın ve destekçilerinin kupa kaldırışlarını izlemeye gidecektik.

Servisten indiğimiz an bir köşede tırnaklarını kemiren Berika'yı gördüm. Yekta ona bakarken, kulağıma doğru fısıldadı.

"Berika'ya araba çarptı, desek hocaya?"

"Ne saçmalıyorsun Yekta?"

"Daha iyi bir fikrin var mı? Sanmıyorum bu kez birine saldırmadan dursun."

Ona abartma, der gibi baktım ve Berika'nın yanına yürüdüm.

"Günaydın."

Tırnaklarını ağzından ayırmadan "Günaydın." dedi.

"Kahvaltı yaptın mı? Eğer yapma-"

"İlk ders gidiyormuşuz." diye böldü. "Gebersek ders yapmaktan geri durmayacak hocalar o kolejli aptallara şakşakçı olmamız için iki dersimizi yiyor resmen!"

Öğretmenimizin okuldan çıktığını gördüm. Yekta'ya başımla işaret verip Berika'nın kollarına girdik ve ödül töreninin yapılacağı alana doğru yola çıkmak üzere başka bir servise bindik. Çok istememe rağmen Berika'nın kafasını dağıtamayacağımı biliyordum. Bir elli olan boyundan dolayı dışarıdan bakıldığında minyon ve kibar kız olarak görünmesine rağmen bir şeye taktığında gözü o şeyden başkasını görmeyen tiplerdendi.

"Bahar müsabakasını unutuyorsun. Erkeklerimiz onları yenemedi ama kızları voleybolda duman edeceğiz."

İlgisini çekmeyi başarmıştım. İri gözlerini üzerime çevirdi. "Okul daha iki ay önce açıldı. Koskoca bir kış nasıl bekleyeceğim?"

Saçını hafifçe çekip bıraktım. "Kinci olmayı bırak ve zamanını bekle. Bu arada... Şu karşı takımdaki kumral çocuğu kestiğini fark etmediğimi sanma?"

Bu kesinlikle doğruydu. Maç esnasında ağzından köpükler çıkarken bile rakip takımdaki çocuğa kaçamak bakışlar attığını görmüştüm.

"Yakışıklıydı." diyerek inkar etmedi. "Aksini söylersem çarpılırım ama tavırlarını sen de gördün. Sadece okullarımız denk olmadığı için bizi açıkça aşağıladılar."

"Bunu hepsi yapmadı. O çocuk da azınlıktan biriydi."

Yumuşar gibi oldu. Bu iyiydi. En azından ödül verilirken dikkatinin nerede olduğunu bilecektim.

"Bizimle ilgileneceklerini sanmıyorum. Çok ayrı yerlerdeyiz."

"Saçmalama Beri, eski Türk filminden mi fırladın?"

Omuz silkti. "Bize yaptıkları muameleden sonra aksini düşünmem için bir sebep yok." Aklına bir şey gelmiş olacak ki, bedeninin tamamını bana çevirdi. "Lalin, parti için izin alabildin mi?"

Başımı iki yana sallamam yüzünü düşürdü. "Biliyordum. Bizimkiler de vermedi."

"O partiye gitmeyi neden bu kadar istiyorsun?"

İşaret parmağını kaldırıp, "Birincisi..." diye söze girdi. "Hepimiz on sekiz yaşına çoktan bastık. Yani artık kendi kararlarımızı verebilecek yaştayız. Lise son sınıfta olduğumuzun farkında olduklarını sanmıyorum."

"Ya ikincisi?"

"Parti bir yatta gerçekleşecekmiş. Böyle bir organizasyonda daha önce bulunmadım. Yaşadığımız yenilgiden sonra ilaç gibi gelebilirdi."

Servis, tören alanının önünde dururken, arkadaşıma kuru bir "Haklısın." diyebildim.

Tören alanı kalabalıktı. Sahnenin önünde dizilen diğer okullara ait grupların yanında sıralandık. Kazanan grup henüz görünürde yoktu. Biraz sonra müsabaka sunucusu mikrofonu eline aldı. Finale kalan okul olarak önce bizim takım çağrılacağı için gerdindim. Bunu ne Berika'ya ne de sahneye çıkmak üzere olan Yekta'ya belli etmedim. Okulumuzun adı telaffuz edildiğinde, Berika ile birlikte Yekta'nın sırtını okşayarak erkeklerden oluşan takımımızı sahneye gönderdik. Görevli, kısa bir tebrik konuşmasının ardından yarışmanın katılım plaketini grubun kaptanı olan Yekta'ya takdim etti. Her şeye rağmen sadece mücadeleleri için bile gururdan ağlayabilirdik! Avuçlarımız patlarcasına alkışladığımız sırada sahnenin yakınlarından alaycı bir ses duyuldu.

"Amorti!"

Kazanan gruba tezahürat eden kızlardan biriydi. Önce elinde plaketi tutan Yekta'ya ardından da bize bakarken, yanındaki arkadaşlarıyla fısıldaşmaya başladı.

"Arkadaşınız amortinin ne demek olduğunu bilmiyor sanırım!" diye atladı Berika. Sonra doğrudan o kıza bakarak başıyla dışarıyı işaret etti. "Gelsene dışarıya, öğreteyim."

Öğretmenimiz Berika'ya susmasını işaret etti. O sırada bizim takım sahneden indi ve bu kez kazanan kolejin adı duyuldu. Kolejli kızlar heyecanla sahnenin önüne akın ederken, bir yandan da zıplayarak tezahürat yapmaya başladılar.

Her zaman sakin ve içine kapanık bir kız olmuştum. Hiç taşkınlığım olmamıştı. Öğretmenlerimin sözünden çıkmamıştım. Çoğu insanın sıkıcı, diye tasvir edebileceği kişilikte olan ben, karşı takımın kaptanı olan esmer çocuk kupayı aldığı anda "Yuhhh!" diye bağırdım.

Tanrım, bunu gerçekten yaptım!

Sesler kesildi. Yanaklarım giderek daha fazla ısınmaya başladı. Üzerime çevrilen gözler yeterince utanç vericiydi ancak olduğum yerden silinmek istememin asıl sebebi o çocuğun keskin bakışlarıydı. Kupayı parmaklarının arasında sıkarken, karşısında onlarca kişi değil de yalnızca ben varmışım gibi bir tek bana bakıyordu.

Onu gerçekten kızdırmış olmalıydım.

Öğretmenimiz durumu toparlamaya çalışan sunucunun yanına gittikten kısa süre sonra dikkatler yeniden sahnede toplandı.

"Siktir!" Berika bugün gördüm en keyifli halindeydi. "Bu on sekiz yıldır yaptığın en iyi şeydi Lalin!"

Yekta gözlerini kısarak, içime bir şey kaçmış gibi baktı. "Aldığın cesaret hapından istiyorum."

Başımı önüme eğdim, dudaklarımı dişledim. "Hemen buradan gitmek istiyorum."

Yekta "Plaketimizi aldık." dedi.

Berika sırıtarak sahneye baktı. Ben bakamıyordum. "Tebriğimizi de ettik."

"Yani artık gidebiliriz."

Üçümüz gizlice alandan ayrılırken, en öndeki adımlar bana aitti.

Okula gitmek yerine arada yaptığımız kaçamaklardan birini yaptık; Bim'den Le Cola, cips ve bolca Wow çikolata alarak küçüklüğümüzden bu yana bolca oynadığımız parka gittik. Yaptığımla övünmüyor olmama rağmen saatlerce törendeki çıkışımdan bahsedip durdular. Berika o kadar fazla sırtıma vurdu ki bir ara kusacağımı zannettim. Ortaya attığım sinema fikri sayesinde iki saat de olsa çenelerinden kurtulmayı hedeflerken, filmi izlemek yerine yarın öğretmenden yiyeceğim azarı düşünerek sinemayı kendime işkence ettim.

"Takılma Lalin. Sen örnek bir öğrencisin, ilk hatanı kesinlikle görmezden geleceklerdir."

Sinema çıkışında durağa yürürken, Berika'nın söylediklerinde haklı olmasını istedim. Kasım ayıyla birlikte hava da hızla soğumuştu. Şalımı ağzımı kapatacak şekilde sardım.

"Bence de." diyerek destekledi Yekta. "En fazla kenara çekip konuşurlar. Diğer öğrencilerin içinde seni rencide edeceklerini düşünmüyorum." Berika ve kendisini gösterdi. "Biz olsak ibret-i alem için Taksim Meydanı'nda sallandırırlar ama sen başkasın."

Cevap vermek yerine göz devirdiğim sırada Berika telefonunda her ne gördüyse sevinçle zıpladı. "Evet be!"

"Ne oldu?"

"Annem bu akşam vardiyaya kalıyormuş. Babamın da zaten nöbeti vardı. Anlayacağınız evde yalnızım."

"Sabaha kadar film izleyeceksin, desene." Bilmiş bir edayla koluma girdi. "Tam olarak öyle değil. Başka bir planım var?"

Ona soran gözlerle baktığımda, "Partiye gidiyoruz!" dedi.

"Beri, söyledim ya. Annem izin vermedi. Ayrıca sen de izinsiz gitmemelisin."

Bu kez gözlerini deviren Berika'ydı. "Konuştu inek." Bir anda tavrından vazgeçti. Kolumu okşadı ve bir kedi gibi başını omzuma koydu. "Saat on olduğunda odana kapanıyorsun. Ödev yapıp uyuyorsun ve kimse seni rahatsız etmiyor. Bunu kendin söyledin."

Konuyu nereye getireceğini anlayarak başımı iki yana salladım. "Olmaz, izinsiz çıkamam Ayrıca... Parti sahiplerini bile tanımıyoruz. Çağıranın kim olduğunu da söylemedin."

"Kuzenim Cansu'yu tanıyorsun. O davet etti. Kolejli arkadaşlarından birinin partisiymiş. Kızım, birkaç saat eğlenip stres atacağız altı üstü." Destek beklercesine Yekta'ya baktığında, Yekta ellerini yukarı kaldırıp tarafsız olduğunu ortaya koydu.

Kimsenin olmadığı otobüs durağına ulaştığımızda, Berika bu kez dudaklarını büktü. "Lütfeeeen Lalin. Lütfen, lütfen, lütfen, lütfen."

"Berika..."

"Bugün bir kez aştın kendini. Bir kez daha yapabilirsin."

İçimde partiye gitmek konusunda bir istek yoktu ama Berika'yı seviyordum ve pek az şeyde bu kadar istekli olduğunu görmüştüm. Babam iş nedeniyle bir süredir yurtdışındaydı. Ağabeyim ne kadar annem onaylamasa da çoğu gecelerde kız arkadaşının evinde kalıyordu. Annem işten yorgun geldiği için neredeyse benimle aynı saatte yatıyordu. Ona yalan söylemek istemiyordum.

"Yalan söylemeyeceksin." dedi Berika aklımı okumuş gibi. "Sadece... Hiçbir şey söylemeyeceksin. İki saat durup döneceğiz. Söz!"

Yapmak üzere olduğum şey delilikti. "Tamam."

Gelen otobüse binerken, Berika kimseye aldırmadan sevinç dansı yaparak koridorda ilerledi. Birkaç adım gerisinde kalıp, onu tanımıyormuş gibi yapmak Yekta ve benim alışık olduğumuz bir durumdu.

🕯️

Kırmızı elbiseye baktım. Pembeye, lilaya ve siyah olanına... Hepsi akrabalarımızın düğününde giydiğim annemin seçimi olan abiyelerdendi. Yarım saattir bakınıyor olmama rağmen giyecek uygun bir şey bulmamıştım. Bu bile gitmemem için bir işaret, diye düşündüm ancak Berika'ya söz verdiğim için gardrobumu incelemeye devam ettim.

Geçen yıl doğum günüm için aldığım pudra rengi, askılı elbise sanırım yatta gerçekleşecek bir parti için uygundu fakat hatırladığım gibi dizimin hemen üzerinde değil kalçamın bir karış altında bitiyordu. Bu kadar kısa olduğu için memnun olmadım ama boyum uzadığı için sevinmeliydim.

Umarım bir altmış beş olmuşumdur.

Ortadan ayırdığım küt saçlarım maşa tutmayacak kadar düzdü. Onlara dokunmadan rimel ve renksiz bir parlatıcı ile makyajımı tamamladım. Gözlerimin altı genetik olarak hafifçe koyuydu ama bir kapatıcıya sahip değildim. Bu yüzden kendimle daha fazla ilgilenmeden odadan ayrıldım. Üzerime elbisemle aynı renk olan uzun kabanımı giyip, kapı aralığından salona baktım.

Işıklar yanmıyordu.

Annem uyumuştu.

Berika şanslıydı.

Parmak uçlarımda ilerleyip kapıdan çıkarken, yatak odasının aralık kapısına doğru fısıldadım.

"Özür dilerim, anne."

🕯️

Berika ve Yekta ile parkta buluşup bir taksi tutmak için harçlıklarımızı birleştirdik. Hesaplamalarımıza göre paramız dönüşümüze de yetiyordu. Bu iyiydi. Çünkü taksiye verecek paramız olmadığı için kilometrelerce yol yürümüşlüğümüz bir hayli fazlaydı.

Sahil sessizdi ama partinin gerçekleştiği yat ışıl ışıl ve bolca gürültülüydü. İçeri girdiğimiz andan itibaren kulaklarımın ağrımaya başladığını hissettim. İnsanların çoğu içerideydi. Güvertede sigara içenler arasında tanıdık biri yoktu. Bana kalsa bir süre dışarıda kalıp denizi izlemeyi yeğleyebilirdim ama Berika her ikimizin de koluna girerek bizi insanların deli gibi dans ettiği kamaraya soktu.

İçerisi karanlık sayılabilecek kadar loştu. Morumsu disko ışığı oradan oraya savrulurken, hissettiğim ilk şey yoğun içki kokusu oldu. Arada rahatsız eden başka bir koku daha vardı ama ilk kez duyumsadığım için bir şeye benzetememiştim.

"Cansu nerede!"

Berika bir kulağını kapatarak, "Bağır!" diye bağırdı. "Anlamıyorum."

"Cansu, diyorum. O nerede?"

"Etrafına baktı. Neredeyse göz gözü görmüyordu. "Bilmiyorum. Önce oturalım. Sonra onu bulurum."

Dans eden insanların aralarından geçtik ve kendimize boş bir kokteyl masası bulduk. Etrafta hiç görevli yoktu, bu detay ilginçti. Yekta'nın bar kısmındaki şişe şişe içkilere merakla baktığını fark ettim. İnsanlar oraya gidip istediklerini sorgusuzca alıyordu.

"İçkiler benden kızlar!" Yekta ne istediğimizi bile sormadan bara yönelirken, burada kola içmenin abes olabileceğini düşündüm. Bir bira içebilirdim.

Bir biradan bir şey olmazdı.

"Ah, siktir! Benim gördüğümü sen de görüyor musun, Lalin?"

Berika'nın afallamış gözlerle baktığı yöne baktığımda, dudaklarım şaşkınlıkla aralandı.

Basketbol müsabakasından yenildiğimiz kolejli çocuklar ve onlara tezahürat yapan kızlar sadece birkaç masa ötemizde eğleniyordu!

"Burada ne işleri var!"

"Bilmiyorum Lalin. Açıkcası ilgilenmiyorum da. Umarım bizi fark etmezler. Bu lehlerine olur. Çünkü burası okul değil!"

Bu durum hiç hoşuma gitmemişti. Berika'nın bizi buraya davet eden kuzeni ortada yoktu ama o kolejli çocuklar şimdi tam karşımızda duruyordu. Yekta'nın masaya bıraktığı içkimden büyükçe bir yudum aldım.

"Eğlenmenize bakın kızlar! Sizin farkınızda bile değiller."

"Öyle yapacağım Yekta'cığım." Berika kadehini kaldırdığında, biz de aynısını yaptık. Kadehlerimizi tokuşturduğumuz sırada müzik aniden kesildi ve yat hafifçe sallandı.

"Buldunuz bedava içki, için bakalım!"

Bu, tören alanında takımımız plaket alırken, "Amorti!" diye bağıran kızdı ve daha da kötüsü şimdi elinde içkisiyle bize doğru yaklaşıyordu.

"Su." dedi içlerinden biri kıza. "Neler oluyor? Parti bitti mi?"

Su kahkaha attı. Sonra da içkisinden yudumladı. "Hayır tatlım, parti şimdi başlıyor."

Berika'nın herhangi bir atağına karşın tedbir olarak koluna girdim. Su bunu kaçırmadı. "Ne oldu? Korkuyor musun?" Bana iyice odaklandığında, ince kaşları havalandı. "Seni nereden tanıyorum?"

"Beni tanımıyorsun." dedim. Herkes içip bize bakıyordu. Hatta kimi içinde bulunduğumuz durumla eğleniyordu.

"Hey serseri." İçlerinden bir erkek Yekta'ya omuz attığında, Yekta'nın elindeki kadeh yere düşüp kırıldı. Atılan kahkahalar kulaklarımı cırmalarken, bir an önce buradan gitmek için yüksek bir istek duydum. "Daha elindeki kadehi tutamıyorsun iki çıtırı partiye getirmişsin dostum."

Yekta sevimli ve anlayışlı bir çocuktu ama bu rahatsız edici tavır karşısında onun bile gözlerinden ateş çıktı. Berika'nın kolunu bırakıp onunkine girdim. "Boşver Yekta, gidelim buradan."

"Gitmek mi? diye sordu Su. "Yüzerek gitmek istiyorsanız atlamanız için yatın kıçı müsait. Önden buyrun."

Lumbozlardan birine baktığımda, artık kıyıda olmadığımızı gördüm. Tanrım! Kıyı görünmüyordu bile.

"Geri dönün!" diye bağırdım. "Hemen bizi geri götüreceksiniz!"

Kalabalığı yararak ilerleyen birinin varlığı tüm kahkahaları susturdu. Bir çift ela göz gözlerime dokundu. Onu tanıyordum. Hikayemin gizemi tam da bu noktada uyanıyordu; o da beni tanıyordu.

"Beni yuhalarken, daha cesaretli görünüyordun."

Onunla bakışmamız yalnızca birkaç saniye sürdü.

Sonra kafamın içinde bir kıyamet koptuğunu hissettim.

Her yer hiçbir şey görünmeyecek şekilde aydınlandı.

Her yer hiçbir şey görünmeyecek şekilde karardı.

Sonrasında bana kalan sonsuz bir çınlamaydı...

Bölüm sonu

7 yorum

  • https ://discord.gg /SJtpHRWMFF Merhaba🌺3600+ üyeli yazar ve okur topluluğu adına buradayım. Sizi Discord'ta sohbet eğlence,oyun,dil sohbet (Native Ingilizlerle), kitap, vote, AI resim/sohbet botları temelli "Yazarlar Ansiklopedisi" isimli, tüm gün aktif sunucumuza davet ediyorum.Sunucumuzda özenle seçilmiş yazarlar ve okurların içinde sizi de görmeye mutlu oluruz.Sunucumuz keşfedilmemiş ve gelişmekte olan yazar ve okurlardan oluşuyor.Haftanın 5 günü sırayla bir yazarın kitabının 3 bölümü okunur yorumlanır,sunucuda isteğe bağlı iki tur var; "eleştiri ve destek"turları,eleştiri turunda yazarın nerede eksiği olduğunu ve iyi olduğunu söylüyoruz.Destek turu ise fazla vakti olmayan,sınavlara hazırlanan üyelerimiz içindir.Bu turda okuma zorunlu değildir ve görevleri fazla zaman almayan görevlerdir Etkileşimi az olan yazarlar için en iyi koşulları oluşturmaya çalışıyoruz.Sunucumuzda yarışmalar düzenliyor,bu yarışmaları kazananlara yorum,vote gibi ödüller veriyoruz.Sunucuda etkinlikler hazırlıyoruz.Bundan başka sunucumuzda 🏆Ayın Yazarı🏆 yarışmasıda geçirilmekte ve kazanana yorum vote ödülleri verilmektedir. Ilave bilgi için yazabilirsiniz Gruptan da bahsedeyim.Şu an 3600+ üyeye sahip her daim aktif. Sunucumuzda 13 yaşından 50 yaşına kadar her yaştan yazar ve misafir üye var. Her gün sosyalleşme etkinlikleri yapıyoruz.Bunlar role play, tiyatro gibi etkinlikler.Oyun kanallarımızda ise üyelerle lol, valorant, mafya,vampir köylü,cinayet çözme, gartic, among us gibi oyunlar da oynuyoruz.Eğlence için owo,satranç,kelime türetmece,adam asmaca gibi oyunlar da var.Her gece üyeler seslide toplanarak müzik dinliyor, sesli sohbet ediyoruz. Sunucumuza girmek için burada yukarıdaki linktedi boşlukları bırakmadan oluşturup kopyalayın.Sonra discorda, Instagram'da ya da burada yoruma atın ve üzerine tıklayarak dahil olun. Anlamazsanız bana sorun.Bu linkin süresi asla geçmiyor ve her zaman dahil olabilirsiniz. Linke panomdandan da tıklayabilirsiniz.

  • https://discord.com/invite/M2PUn4GY2q Merhaba🌺 2500+ üyeye sahip yazar ve okur topluluğu adından sizi Discord'ta sohbet eğlence, kitap, vote, dil sohbet (Native Ingilizlerle), AI sohbet/foto bot, oyun(lol, gartic, valorant), temelli "Yazarlar Ansiklopedisi" isimli tüm gün aktif sunucumuza davet ediyorum. Sunucumuzda özenle seçilmiş yazarların ve okurların arasında sizi de görmekten mutluluk duyarız. Sunucumuz gelişmekte olan yazarlardan ve nitelikli okurlardan oluşuyor.Haftanın beş günü sırayla bir yazarın kitabının üç bölümü okunur yorumlanır, sunucumuzda isteğe bağlı iki tur vardır " eleştiri ve destek" turları, eleştiri turunda yazarın nerede eksiği olduğunu ve nerede iyi olduğunu söylüyoruz. Destek turu ise fazla vakti olmayan üyelerimiz içindir. Bu turda okuma zorunlu değil.Sunucumuzda yarışmalar düzenliyor, yarışmaları kazananlara yorum,vote gibi ödüller veriyoruz. Ve sunucumuzda 🏆Ayın Yazarı🏆yarışmasıda geçirilmekte. Şu an 2500+ üyeli her daim aktif sunucumuzda 13 yaşından 45 yaşına kadar her yaştan yazar var. Tabi çoğunluk 13-45 yaş arası. Oyun kanallarımızda ise toplu mafya, vampir köylü, cinayet çözme role play, tiyatro gibi oyunlar da oynuyoruz ve farklı bot oyunlar da var. Her gece üyeler seslide müzik dinliyor, sohbet ediyoruz. Sunucumuza girmek için yukarıdaki linke tıklamanız yeterlidir. Unutmayın bu linkin süresi asla geçmiyor ve her zaman dahil olabilirsiniz. Linke panomdandan da tıklayarabilirsiniz.