Okul çıkış zili çalar çalmaz, koridorlar bir anda kalabalıklaştı. Öğrenciler hızlı adımlarla dağılıp kendi yollarına yönelirken, Ela sırt çantasını omzuna daha sıkı geçirdi ve arka bahçeye doğru yürümeye başladı. İçinde hâlâ sabahın huzursuzluğu vardı; Berk’in sınıfa ilk girişindeki sessizliği, gözlerindeki o hüzün dolu bakış hâlâ aklındaydı.Bahçenin gölgeli bir köşesinde, geniş dalların altında siyah hoodie’siyle oturan Berk’i gördü. Başını hafifçe yana eğmiş, kulaklıkları kulaklarında, dış dünyadan uzak bir haldeydi. Ela, adımlarını yavaşlattı, çekingenliğini yendi ve yanına oturdu.“Yalnız mısın?” diye sordu, sesi biraz kırılgan.Berk başını kaldırdı, kulaklıklarını çıkardı ve göz göze geldiler. Hafifçe gülümsedi, ama gözlerinde saklı derin bir hüzün vardı. “Evet… yeni bir yerde olmak kolay değil,” dedi yumuşakça.Ela da gözlerini yere indirdi. “Biliyorum… Okul, bazen bir döngü gibi geliyor bana. Aynı koridorlar, aynı yüzler, aynı hikâyeler… Hâlâ arada kayboluyor gibi hissediyorum.”Berk başını salladı. “Değişim zor ama belki de bazen küçük bir adımla başlar,” dedi. “Ben de bunu umuyorum.”İkisi orada, ağaçların hafif esen rüzgarı arasında, birbirlerine sözsüz bir güven duymaya başladılar. Kelimeler eksikti, ama hissedilen şeyler fazlaydı. Ela, içindeki sıkışmışlığı biraz olsun hafiflemiş hissetti.“Bazen müzik dinlemek iyi geliyor,” diye ekledi Berk. “Sana ne dinlemeyi sevdiğini sorsam?”Ela hafifçe gülümsedi. “Her türden ama özellikle… hüzünlü olanlar. Sanki onlar benim hissettiklerimi anlıyor.”Berk hafifçe başını eğdi. “O zaman bir gün sana sevdiğim birkaç şarkıyı gösterebilirim.”Ela’nın kalbinde küçük bir kıpırtı başladı. Belki de bu okul yılı, beklediği gibi olmayacaktı.
Bölüm 2
İlk Göz Ağrısı
