Odamın sessizliği, evin geri kalanından çok daha huzurluydu.
Yatağımın üzerinde oturmuş, elimdeki kitabın sayfalarını dalgınca çeviriyordum. Düşüncelerim karmakarışıktı ama nedenini ben bile bilmiyordum.
Tam odadan çıkacakken salondan gelen sesler dikkatimi çekti.
Annem ve babam konuşuyordu.
Ses tonları normal değildi.
Merakıma yenik düşerek kapıyı hafifçe araladım ve koridora çıktım. Sessiz adımlarla salona yaklaştım.
Babamın durgun sesi yankılandı.
"Alina'yı o ortama bilgi sızdırmak için gönderemem, Aylin."
Kalbim bir anlığına duracak gibi oldu.
Benden mi bahsediyorlardı?
Annem umursamaz bir tavırla konuştu.
"Hiçbir şey olmaz, anlıyor musun? Alina'yı yakalayıp ne yapacaklar?"
Babam derin bir nefes verdi.
"Sorun o değil."
Annem ayağa kalktı.
"Şimdi Alina'yı çağırıyorum. Sen de ona söylüyorsun."
Duyduklarım karşısında afalladım.
Hızlı adımlarla odama geri döndüm ve yatağıma oturdum. Sanki hiçbir şey duymamış gibi davranmalıydım.
Bir süre sonra kapım yavaşça tıklatıldı.
"Gel."
Kapı açıldı.
Annem, her zamanki memnuniyetsiz ifadesiyle içeri baktı.
"Baban çağırıyor."
Sesi ne sıcak ne de soğuktu.
Sadece mecburiyetten söylenmiş birkaç kelime...
İç çekerek ayağa kalktım.
"Tamam."
Hızlı adımlarla salona indim ve babamın yanına oturdum.
"Ne oldu? Beni çağırmışsın."
Babam bana baktı.
Gözlerinde her zamanki şefkat vardı.
Sanki söyleyeceklerinden dolayı suçluluk duyuyormuş gibiydi.
"Babacım..."
Bir an durdu.
"Şimdi bizim Atabeylerin şirketine gizlice bizden birini sokup bilgi sızdırmamız gerekiyor."
Kaşlarım çatıldı.
Babam devam etti.
"Ama adamları riske atamam. Onları tanırlar. O yüzden senin gitmen gerekiyor."
Sesi yumuşaktı.
"Bunu yapabilir misin?"
Boğazım düğümlendi.
"Baba..."
Başımı iki yana salladım.
"Ben yapamam."
Annem anında araya girdi.
"Yapacaksın."
Babam sertçe anneme döndü.
"Kızı zorlama."
İçimdeki korku giderek büyüyordu.
"Hayır, olamaz."
Sesim titriyordu.
"Ben elime yüzüme bulaştırırım."
Annem sinirli bir kahkaha attı.
"Baksana... Hayalimdeki aile tablosu."
İğrenmiş gibi yüzünü çevirdi.
Babam bu sefer daha sert konuştu.
"Aylin, abartma. Burada insanca konuşuyoruz."
Salon sessizliğe gömüldü.
Dudaklarımı ısırdım.
Sonra aklıma bir isim geldi.
"Ama... Arden..."
Babam kaşlarını kaldırdı.
"Arden derken?"
Annem umursamazca elini salladı.
"Arden'den bize ne?"
Başımı eğdim.
"Baba, biz eskiden arkadaştık. Beni tanır."
Babam birkaç saniye düşündü.
"Sen şu an onu tanıyor musun?"
Yavaşça başımı salladım.
Hayır...
Yıllardır görüşmemiştik.
Yüzü bile zihnimde silikleşmişti.
Babam hafifçe gülümsedi.
"Peki, sen onu tanımıyorsan o seni nereden tanıyacak?"
Bir an durdu.
"Rahat ol."
Derin bir nefes aldım.
Belki de haklıydı.
Belki gerçekten beni hatırlamayacaktı.
Belki...
İçimdeki korkuyu bastırmaya çalışarak gözlerimi kapattım.
"Tamam..."
Sesim fısıltı gibiydi.
"Ben yapacağım."
"Yapabilirim."
Ama içimde bir his, bunun hayatımın en büyük hatası olacağını söylüyordu...






