Ya ölürse küçük kelebek yaşayabilir misin ozaman? Islansa kanatları, uçamasa ve onu öldüren senin yağmurun olsa nasıl hissedersin?
Yalnızlık hayatın en paramparça hissidir.
Ama ben yalnız değilim herkes etrafımda ve ben artık yalnız olmak istiyorum. Okulun popüler kızı Camelia. En dışta kalan ve zorbalığa uğrayan Camelia. Dışa atılan ve sevilen o Camelia işte bendim.
Yalnızlık baş döndürür ama bence en baş döndürücü olay mutluluktur.
Ben mutluluğu hala bulamamış ve deli gibi mutluluk isteyen bir kızım.
Yalnız değilim ama etrafımdaki herkesin ağzında sahte gülücükler var. İşte ben bunu istemiyordum.
Ben ne olursa olsun yalnızlığı tatmak istemiyorum sadece arıyorum bir yerlerde ama fark ediyorum ki ben zaten yalnızım.
Bir ses duydum o an. " Camelia " hemen arkama baktım ve Parla 'yı gördüm. Kızım senin haberin yok herhalde.
Neyden diye sordum kaşlarımı çatarak.
Müdürün çok önemli bulduğu deneme sınavı sonuçları açıklanmış. Giriş kapısına asmışlar. İlk üçe hediye veriyorlar.
Parla elimi tuttu ve beni koşturmaya başladı.
Niye koşuyoruz?
Çünkü sen çok başarılısın ama ben değil ve hala kendi sınavımı öğrenemedim hemde senin yüzünden.
Ona gülümsedim ve koşturmacaya devam ettim. Sonunda girişe gelmiştik. Okul çok büyüktü. Hemen ikimizde listeleri incelemeye başladık.
Off diye bağırdım. Yine iyi bir not alamamıştım.
Parla bağırdı " ben okulda elli birinci olmuşum annem beni öldürecek" diye bağırdı.
Ardından şokla bana baktı. Sen az önce off mu dedin?
Evet elimle gösterdim. Şu nota bak neresi iyi?
Kızım okulda ikinci olmuşsun neresi kötü acaba?
Ama benim birinci olmam gerekiyordu Parla.
Sana inanamıyorum Camelia.
Asıl beni düşün annem bir sürü soru cezası verecek. Hemde cezası günlük altı yüz soru ve az olduğunu söylüyor. Her günde yüzer artırıyor en son ki cezada en son gün iki bin yüz soru çözmüştüm ve sabaha kadar sabahlamıştım.
Kıkırdadım. Bu iyi bir şey Parla. Ailen başarını düşünüyor ama tabi biraz dozu kaçırmışlar.
Anlamadığım bir şey var. Bu kadar soru çözüp nasıl başarı sağlayamıyorsun?
Çünkü sınavda çok strese giriyorum ve adepte olamıyorum hayliyle çözemiyorum. Sonuç olarak sallıyorum.
Sallamamalısın diye kıkırdadım.
O anda kolumda bir sarsılma hissettim. Alçin bana çarpmıştı. Hemde bilerek. Bu kıza çok sinir oluyordum. Üstüne üstlük bana " niye bana çarpıyorsun önüne baksana?" demişti. Hiç bozuntuya vermeden önüme baktım ve yürüdüm.
" Alçin 'e sinir oluyorum" diye mızmızlandı Parla.
Bende sinir oluyorum ama karşılık vermemek en iyisi.
Sınıfa geldik ve boş en ön sıraya oturduk. Dersimiz türkçeydi.
Ve Türkçe en sevdiğim ikinci dersti. Birincisi ise matematik diye kıkırdadım içimden.
Öğretmenler zili çaldı ve öğretmen içeriye girdi.
Aden öğretmeni çok seviyordum. Her zaman her öğrenciye adaletli davranmıştı.
Aden öğretmeni görünce öğretmeni ayağa kalkıp selamladık ve oturduk.
" Dersimizin konusu Şiir Bilgisi çocuklar şimdi size çok sevdiğim bir şiir okuyacağım".
Öğretmen benim çok sevdiğim bir şiiri okumaya başladı.
Karanlığın insanı delirten bir ihtişamı vardır
Yıldızlar aydınlık fikirler gibi havada salkım salkım
Bu gece dağ başları kadar yalnızım
Çiçekler damlıyor gecenin parmaklarından
Dudaklarımda eski bir mektep türküsü
Karanlıkta sana doğru uzanmış ellerim
Gözlerim gözlerini arıyor durmadan
Neredesin?
Bu şiiri hep okumuştum ve çok güzeldi.
Ardından öğretmen şiir ile ilgili bilgileri anlattı ve dersi bitirdi.
Aden öğretmene hep büyülenmiştim. Hayatta gördüğüm en iyi öğretmendi. Bu nasıl anlatsam bilemiyorum ama Aden öğretmen gördüğüm en büyülü bir öğretmendi .
İlk başta çok önyargılı olsamda iyiki önceki türkçe öğretmenlerim gitti demiştim.
Öğretmen beni herşeyiyle çok etkilemişti. Keşke babam olsa demiştim yetimliğimi hatırlayınca. Keşke olsaydı ama değildi işte. Değildi.
Parla arkadaşıyla dışarı çıktı.
O anda bizim gruptan Baler geldi yanıma.
Nasılsın? diye konuşmaya başladı.
Kötü sen?
İyiyim de sen neden kötüsün?
Deneme sınavında ikinci olmuşumda ondan.
Üzülme bende üçüncü oldum ama ben üzülüyor muyum niye birinci olmadım diye?
İşte bu benim huyum Baler üzülmemek elde değil.
İlk tanıştığımız anı hatırlıyor musun? diye sırıttı.
Hatırlamaz olur muyum. Sen denemede birinci oldun diye senin saçını başını yolmuştum. Ardından özür dilemiştim ve bunlara rağmen arkadaş olmuştuk. Komikti.
Acaba başkası birinci oldu diye onun da mı saçını başını yolsak belki arkadaş ediniriz?
Güldüm. Aferin Baler beni güldürmeyi başardın. Ama burası Fransız okul ve katı kuralları var. Disipline gitmekten zor kurtulmuştum. Ailem okula bağış yapmak zorunda kalmıştı.
Üstüne üstlük bir hafta boyunca okulun çöplerini temizlemiştim. İğrençti.
"Bu doğru". İğrenirmiş gibi yüzünü buruşturdu Baler.
"Bir şey diyeyim mi ama kızma" ?
Tabiki.
Siz Aden öğretmenle çok benziyorsunuz sizcede çok tuhaf değil mi?
Yani insan insana benzer. Bu normal bir durum.
Yani, ama siz aşırı benziyorsunuz.
Yani sen bana erkek mi demek istiyorsun?
Baler kahkaha attı. " Tabiki hayır ama özellikleriniz çok benziyor".
Boşver bu konuyu söylemen bir şeyi değiştirmiyor.
Benim bir ailem yok hiç de olmadı. Vâr olduklarını bilsem bile yoklar. Benim için yaşamıyorlar nede olsa.
Eskiden o polislerin karşısında ifade verirken de yoklardı şimdi de yoklar.
Olsalar bile karşılarında o masum ve küçük kız yok artık.
Ben büyüdüm.
Baler hüzünlü bir gülümseme yansıttı yüzüne. Sıkıca kollarını doladı bana ve sarıldı en iyi arkadaşlarımdan biriydi Baler.
Gözümden akan yaşı hemen sildim ve sahte bir gülücük kondurdum yüzüme.
Ödül törenine hazır mısın? diye sordu Baler.
Yani alışkınım artık ve hep aynı şey sıkıldım.
Bu ödül başkaymış öyle diyorlar. Başkalarının dediklerine bakma yalan olma ihtimali çok yüksek. Zaten ödül bizim için bu kadar önemli olmamalı. Başarmak zaten başlı başına bir ödüldür.
Baler onaylarcasına başını salladı.
"Hadi dışarı ders bitti ödül töreni var".
Mızmızlanarak ayağa kalktım ve Baler 'le aşağı inmeye başladık.
Hemen sıramıza heçtik ve müdürün konuşmalarını dinlemeye başladık.
"Merhaba değerli öğrencilerim. Bu gün güzel bir gün. Bu gün sizlerin başarınızla gururlandığım gün. Evet bugün ödül töreni var ama şunu unutmayın ki başarınız sizin en büyük ödülünüzdür. Şimdi başarılı olan öğrencileri kürsüye alıyorum".
"Birinci olan öğrencimiz Seçim Başar 'ı kürsüye davet ediyorum"
Kız büyük bir gururla kürsüye çıktı ve çalışmakla alakalı bir kaç söz söyledi ve kenarda beklemeye başladı. Ödülleri en son veriyorlardı.
"İkinci olan öğrencimiz Camelia juka' yı kürsüye davet ediyorum".
Hemen kürsüye ilerlemeye başladım. Ardından mikrofonu alıp konuşmaya başladım.
"Öncelikle başarılı olmayı, öğretmeyi siz öğretmenler bizlere öğrettiniz bu yüzden siz öğretmenlerimize çok teşekkür ederim. Elbetteki bizlerden daha iyileri var ve biz her zaman daha iyilerine ulaşmaya çalışmalıyız. Herkese teşekkürlerimi sunuyorum".
Kürsüden aşağı indim ve kenarda beklemeye başladım. O anda müdür üçüncü olan Baler'i de çağırdı. O da konuşmasını yaptı ve yanımıza geldi.
Ardından müdür ellerimize bir paket hediye verdi. Paketi açtım ve çıkan şeyle birlikte kaşlarımı çattım. Bir bileklik vardı içinde. Müdür yanımıza geldi ve konuştu.
" O bileklikler yapay zekayla yapılmış çok iyi bileklikler. İstediğiniz kişiyi üç boyutlu bir şekilde konuşabiliyor ve görebiliyorsunuz".
Teşekkürler dedim müdür beye.
Ne demek rica ederim başarılarınızın devamını dilerim.
Gülümseyerek gitti yanımızdan müdür.
Böyle bir şey beklemiyordum diye fısıldadım Baler 'e.
"Bende".
Hemde irternetsiz çalışıyor çok acayip.
Teklonoji çok gelişti ne yapalım dedi Baler gülercesine.
Ben eve gidiyorum Baler yarın okulda görüşürüz.
"Görüşürüz".
Yavaş yavaş eve ilerlemeye başladım. Eve geldiğimde kapıyı açtım ve üvey anne ve babamı selamladım. Odama çıktım ardından bileklikten ses geldi kaşlarımı çattım ve bilekliğe odaklandım.
Hemen bilekliği açtım ve gelen mesajı okudum. Boğazımda bir yumru oluşmuştu sanki.
Sesim titreyerek mesajı okudum.
"O okulda bir şeyler var dikkat et".
Dost biri...
