O günün sabahında yaşananlar Karman'ı inanılmaz değişikliklere hızla sürüklediğinden olsa gerek, başına gelen durumu tam olarak kavrayamadan çaresizce yatağına yığıldı. Karman duyguları ile başa çıkamayınca beyni durumu ele aldı ve REM evresine geçti. Daha önce hiç görmediği bir yerde ve karanlıkta ışıldayan varlıkların arasında kendini buldu. Bambaşka bir boyutta gibi gözüken varlıklardan birine baktı ve gördüğü kadarıyla onlardan dışarı sızan enerjiyi tutan kabukları sadece bu alemde var olmaları için bir araçtı.
Farklı savaşçılardan ve güçlü hizmetkarlardan oluşan bu kalabalık ortama, karanlık bir varlığın girmesiyle etraf sessizliğe büründü. En başta karanlığın vücudunda büyük bir mücevher gözüktü. Mor alevleri ile yanmaya başlayan değerli taş, titreşime girdi, saniyeler içerisinde ortamı kapsayan her şey sarsılmaya başladı. Bu sarsıcı auraya dayanmakta zorlanan Karman etrafındaki kalabalığın, karanlık güce doğru yarılarak, kendisine doğru bir yol açıldığını görünce donakaldı.
Ardından mor alevler karanlığı kapladı. Onun gerçek oluşumu bir anlığına gözlerinin önüne serildi ve o karanlığın, enerjiden oluşan atomik görünüşteki evrenin morluğundaki gözleri Karman'a doğru kaydı. Lordlarının otoritesinin önünde saygı ile eğilen ordunun dikkatleri Karman'a kesildi. Ondan uzakta olan lord, bir göz çırpışında önünde belirdi ve zırhlı elini Karman'ın kalbine saplayarak onu söktü.
Bu yoğun baskının altında ezilirken duyduğu son şey ordunun zafer çığlıkları ve kalbindeki boşluktan fışkıran kandı. Bu korkunç gerçeklikten bambaşka bir gerçekliğe önceden hayatında yalnız bir kere hissettiği o acı ile uyandı.
Yeni güçleriyle ve yeni ustası ile birlikte geçtiği yeniden doğanların hayatına alışmaya çalışan Karman sanki bir bebek gibi birçok şeyi yeniden öğreniyordu. Dünyanın düzeni, avcılar, güçleri ve kendi başına hayatta kalmak gibi hakkında hiç düşünmediği ve buna gerek duymadığından olsa gerek, bunların yaşamında en önemli şeyler olduğu gerçeğini kabullenmek ona gayet ağır geliyordu.
Yine de o korkunç günden beri aynı duruma bir daha düşmemek için her gün çılgınlar gibi kafa yoruyor ve elinden gelenin en iyisini yapmaya çalışıyordu. Ustası Satoru ile ormanlarda hayatta kalmayı öğreniyor ve şimdilik civarlarda yaşayan köylülerden gizlice özünü karşılıyordu. Ne kadar zorluklarla karşılaşsa dahi yeni yaşam tarzı sayesinde fiziki ve mental olarak büyük ölçüde gelişmişti. Artık kulakları o seslerle yankılanmıyordu, geceleri sessiz, sakin ve bazen endişe verici bir şekilde günden güne sıcaklayarak geçiyordu. Beslenmek için kullanmadığı kalan özünü lütufa çevirerek aldığı güçler dahi değişikliğe uğruyordu.
Karman'a her gece gittikçe kendisine yaklaştığı izlenimine kapıldığı o gözler ustasının anlattığına göre
"İleride o gözlerin kendisi için geleceği, o gün için hazırlık yapması gerektiği, geldiği zaman, istediği cevaplara ulaşacağı"manasına geliyordu.
Durmaksızın gelişmeye devam eden Karman, güçlerinin gittikçe bir canavarın seviyesine geldiğini hissediyordu, onun emirlerine uyması gerektiğini bildiği ustasına fark etmesede çoktan bağlanmaya başlamıştı.
Gün geçtikçe öğreniyor, değiştiriliyor ve gelişiyordu. Farklı avcılarla karşılaştıklarında ya onlar gidene kadar saklanıyorlardı ya da ustası Avcı'nın işini hallediyordu, işbirlikçilik adına hiçbir şey yapmıyorlardı. Aradan aylar geçti ve Karman neredeyse tamamen bambaşka birine dönüşmüştü. Lakin o kazadan beri tek önemsediği mor alevler dışındaki her şeye karşı olan umursamaz tavrı aynıydı.