İçeriğe geç

Gerçek Mi Ailem

Bölüm 2 · 7 dk okuma

Gerçek Mi Ailem

Bölüm 2

Bölüm 2

Merhabaaa oylama ve yorumu unutmayın. Umarım beğenirsiniz iyi okumalar.

Sabah beynimin içinde öten alarmın sesi ile uyandım. Kalktım ve lavaboya girip işlerimi hallettim. Okul formamı giyip, boy aynamın önüne geçtim. Saçlarımı güzelce tarayıp üstüme parfüm sıktım, okul saatime daha vardı, bende o sırada yüzüme maske yapmaya karar verdim.

Evin gürültüsüz oluşuna karşın cemil'in evde olmadığına karar verdim ve aşağıya indim. Düşündüğüm gibi babam evde değildi ki zaten bu benim için bir artıydı. Anne kadın, salonda oturmuş dizi izliyordu, bana bakıp yüzüne tiksinir gibi bir ifade takındı ve geri dizisini izlemeye devam etti. Göz devirip mutfağa doğru gitmeye başladım.

Evetttt, tam da tahmin ettiğim gibi kahvaltılarını yapmışlar ve sofrayı benim toplamam için öylece bırakıp gitmişler. Ama çok beklerler. Gidip onların sofrasını kaldıracağımı düşünmeyin tabii ki de yapmayacağım çünkü neden yapayım ki.

Göz devirip yüzümdeki maskeyi çıkarmak için odama adımlamaya başladım.

" Efekan yapma oğlum gözün öyle kalacak"

" Off sen yine mi geldin ,ya hayatımda herşey muhteşem gidiyormuş gibi bir de seni çekiyorum"

"Birincisi; geldim kör misin?

İkincisi; Tabikide beni çekiceksin çünkü ben senin içindeyim canım hiçbir yere de gitmedim. Asla unutma ki ben olmadan sen hiçsin aşko"

" Tam bir ego yığınısın, sen nasıl olurda benim iç sesim olabilirsin ya"

" Canım egolu değilim doğruları söylemek ne zamandan beri ego oldu. Ayrıca bana egolu diyen de geçen gün çarpılmış suratına nazar duası okuyordu, hani hatırlatmak istedim."

" Tabi, tabi öyledir"

Ben iç sesimle böyle bir tartışmaya girmişken merdivenin başından bir ses duyuldu. Agğğhhh lanett olsun.

" Sofrayı hâlâ toplamamışsın, daha biz niye hâlâ seni evimizde tutuyorsak, bir gönderemedik ama bekle sen koca evinde de böyle sofrayı toplamadan çıkıp gidebilecek misin görürsün gününü, gerçi sen gibi birini kim almak isteyecekse artık." Diye saydırmaya başladı.

Hiç takmadan odama girdim ve maskemi çıkarıp yüzümü temizledim. O sırada çalan Galatasaray marşı ile telefonumu elime aldim bizimkilerin aradığını gördüm, görüntülü aramayı cevapladım.

"Günaydın Asel aşkım." diyen Efeye "İşte şimdi günüm aydı." dememle hafif kıkırtılar duyuldu.

Çağrı'nın "Asel beş dakika içinde aşağıda ol, geldim sayılır." demesiyle tamam anlamında kafamı salladım ve o sıra Çağrı aramayı sonlandırdı.

Gerçekten Çağrı da tek sevmediğim huy bu olabilirdi. Birini aradığı zaman kendi isteklerini, söyleyeceklerini söyler karşı tarafın sorusunu veya söyleyeceklerini beklemeden çat telefonu yüzüne kapatırdı.

Nedenini sorduğum zaman aldığım cevap " birini ben arıyorsam benim ona söyleyecek bir şeyim vardır söylerim, söyleyeceklerim bittiğinde kapatırım, o bana bir şey söylemek istiyorsa kendisi arar. " demişti ben artık bu konuda ona yorum yapamıyordum, fazla garipti ama onun huyuda böyle yapacak bir şey yok.

Çantamı aldım ve aşağıya indim kapıdan çıkarken anne kadın, "Sen o bulaşıkları yıkamadan, sofrayı kaldırmadan nereye gittiğini sanıyorsun" diyerek kolumu tuttu. Kolumu tuttuğu elini refleksle birden çevirdim ve acılı bir inleme duymamla biraz geriye çekildim.

" Okula gidiyorum ve sizin yediğiniz sofrayı ben toplamak zorunda değilim" dedim ve hızlı bir şekilde kapıdan çıktım. Arkamdan " O baban gelsin ben sana yapacağımı biliyorum okula gidiyorsun da noluyor sanki birinci bile olamıyorsun."

Hayır,hiçbir şey duymadım hayır hayır,istemiyorum diye sayıklamam ile bir çift kol tarafından sarılmam bir oldu. O sıra kendime geldim ve yüzümü çevirdiğimde Çağrı'yı gördüm.

Onun kolunun altındayken yürümeye başladık. Ve bizim hep gittiğimiz parkın oraya geldik. "Okula geç kal- " dememe izin vermeden "Şşşht dersin başlamasına daha var." diyerek banka oturdu beni de iyice göğsüne çekti.

Oturalı neredeyse 4-5 dakika olmuştu ikimizden de çıt çıkmıyordu. Çağrı kafasını arkaya yaslamış gökyüzüne bakıyordu ben ise kafamı aşağı eğmiş yerdeki kaldırım taşlarının kaç tanesinin kırmızı olduğunu sayıyordum.

"Sana ben boşuna boş işler müdürü demiyorum bebeğim."

" Sus iç ses zaten gerginim."

"Neee!! ERGİN Mİİİ?? tamam tamam hadi ama biraz relaxing."

" Offf bir bitmiyosunuz ya bir bitmiyosunuz."

" Aselll, Aselll, Aşkıııınnnn"

"Heh, pardon dalmışım."

" İki saattir sana sesleniyorum, boşluğa öyle bir dalmışsın ki.

Neyse anlat bakalım."

"Neyi anlatayım ki?"

"Ne istersen onu anlat ama yalansız anlat ,mesela nasılsın?"

"Bilmiyorum iyiyim diyebilecek kadar iyi değilim, kötüyüm diyebilecek kadar da hayata yeni başlamadım, stabil işte. Sen?". Diye sorduğumda sen? Kısmını atlayarak devam etti.

" Sana herhangi bir şey yapıyorlar mı Asel, hım?" Anne ve babamdan bahsettiğini anlamıştım.

" Yapmıyorlar, yapamazlar da zaten."

"Tabikide yapamazlar, peki ya çok laf söylüyorlar mı, derslerin olsun ev hali olsun seni kıracak şeyler diyolar mı?"

"Hayır demiyorlar." Yalan, diyorlar

"Kırılmıyorum" yalan , sadece takmıyormuş gibi yapıyorum, beni çok kırıyorlar abi ...

Çağrı ile aramızdaki bağ çok farklıydı. Ve benim bu bağı anlatmama kelimelerim yetmez.

Hepsini ayrı ayrı çok seviyorum, hepsinin yeri çok özel zaten sevdiğim tek kişiler onlar. Ama Çağrı, bu hayattaki en değer verdiğim insan.

Beni benden daha iyi tanıyan, bakışlarımla bile beni anlayabilen bir insan benim ve onun arasında bu hayatta hiçbir zaman yalan olmadı.Ne zaman yalan söylemeye çalışsam bile ona işlemezdi benim yalanlarım.

Ailemi ,yaşadıklarımı, bana yaşatılanları, her şeyimi her haliyle bilen tek insan.

Benle yeri gelince çocuk olur, yeri gelince dostum sırdaşım olur, bazen olmayan abim olur, bazen ise benim BABAM olur. Evet babasının nefret ettiği bir kıza yeri gelince baba olur...

Bizimkileri şöyle bir tanıtacak olursam; en neşelimiz ve şakacımız Onur, en romantik ve alınganımız Efe, en anaç ve pimpirikli olanımız Beril, en olgunumuz ve zekimiz ise Çağrı

İşte bizim grup böyle birbirimizi beraberken tamamlayan ama birimiz olmayınca orda hep bir boşluk olan grubumuz...

Tabi ben bunları anlatırken Çağrı ile hala sarılıyorduk. Bana üstten sen iyice yalancı olmaya başladın bakışlarını atarken kafamı daha fazla gömdüm.

"Eveet, şimdi yalanları duyduğumuza göre, bence doğruları da duyabiliriz artık." Demesiyle sanki bu anı bekliyormuşum gibi anlatmaya başladım.

" Dün denemede 4. olduğum için bağırdı çağırdı söylendi, bana benim onlara layık olamadığımı, hiçbir işe yaramadığımı, onları arkadaşlarına rezil etmekten başka hiçbir şey yapmadığımı yine söyledi." Aynı küçük bir kızın yaşadığı kötü şeyi gelip babasına şikayet etmesi gibi şikayet etmiştim ona tüm olanları.

" Birincisi, senin sınavda okul 4.'sü olman çok büyük bir başarı, bunun için onları dinleyip üzülmek yerine, kendini tebrik et Asel. Çünkü ben seninle gurur duyuyorum, aferim kızıma.

İkincisinde onlar haklılar.Evet, onlara layık değilsin. Çünkü sen onlardan çok daha iyilerine layıksın.

Üçüncüsü sen kimseyi kimseye rezil etmiyorsun, çünkü başarı rezil olunacak bir şey değil ayrıca onlar kendilerini sana rezil ediyorlar ama farkında değiller "

Normalde insan içinde sadece gerektiği zaman konuşan ve bu kadar fazla cümleyi bir arada ardarda söyleyecek bir insan değildir. Ama tek kaldığımızda genelde konu benim ailemse lafını esirgemeden herşeyi söyler. Yapmam gerekenleri, yapmamam gerekenleri, kafama takmamam gerekenleri anlatırdı.

"Ve Asel" dedi yüzümü yüzüne çevirdim dinlemeye devam ettim.

" Sana söylediğim şeyi asla unutma evimin kapısı sana daima açık, benim evim senin evin, ne zaman istersen, ne kadar istersen, nasıl istersen , hangi durumda olursan ol her zaman senin evinin yeri belli. Sana gelebilir miyim diye sormana bile gerek olmadan gelebileceğini biliyorsun, anahtarın var."

" Biliyorum, biliyorum ve teşekkür ederi-"

" Sakın Asel, daha önce bunu da konuştuk buna ve buna benzer şeyler için teşekkür etmene gerek olmadığını "

Bunu demesiyle gözlerim doldu ve ordan bir damla yaş aktı. Ellerini yüzüme koyup o damlanın düşmesine izin vermeden sildi ama bu sefer yenileri eklendi, eklendi ve eklendi. Acele etmeden hepsini tek tek siliyordu, ve beni yatıştırmak için bir şeyler mırıldanıyordu. " şşthh......geçti güzel bebeğim..... geçti.......sakin ol......ben yanındayım.......ben burdayım........ geçecek........ düzelecek herşey.......şşşhtt....... akıtma o incilerini önemi olmayan insanlar için, güzelim yüzüne yakışmıyor."

Sözleriyle sakinleştim sadece iç çekişlerim kaldı, kafamı omzuna yatardı ve aklına bir şey gelmiş gibi ben hala ona sarılı bir şekilde omzunda yatarken birden kucağına almasıyla ufak bir çığlık attım. Yürümeye başlaması ile " Ne oldu?" diye sordum. O ise " Birşey olmadı" diyerek yürümeye devam etti onun evinin olduğu sokağa yaklaştık ve kaşlarımı hafifçe çatıp yüzüne baktım, benim yüzümün şeklini görünce dudağının kenarı üste doğru hafif kıvrıldı ve tekrar önüne döndü.

" Tabi sen kaşlarını çatıp baktıysan şimdi yüzün kesin orangutan götüne benzemiştir canım"

" Ya ne alaka, ne alaka off"

" Off 'lamayı bırak da benim kocam seni nereye götürüyor kız de bakim"

" Benim kocam derken? Çağrı ne ara senin kocan oldu iç ses"

"Doğduğu günden beri benim kocam hıh ne sandın gül gibi çocuğu kaptım diye kıskanma aşkom"

" Ne kıskanıcam bee, ayrıca onun senin varlığından haberi var mı sence"

" Sen yine boş konuşmaya başladın ben kaçıyorum cnm, kocamı da sal artık ayrıca hemen o kucaktan iniyorsun"

" Tabi tabi işine gelmeyince kaçarsın zaten, hem ben Çağrı'nın kucağında deği-"

Diyeceğim sırada gerçekten de hala Çağrı'nın kucağında olduğumu gördüm ve inmeye çalıştım. " Ben artık iniyim ehehe, şey olmuş da"

"Ney olmuş Asel"

"İniyim ben yürüyebilirim"

" Yürüyebildiğini biliyorum Asel. Şimdi debelenmeyi bırak çünkü indirmeyeceğim, inebileceğini de sanmıyorum zaten, sabret az kaldı güzelim"

" Yiiaaa güzelin miyim gerçekten"

Çağrı hafif bir gülüş bıraktı. Gülüşünü sevdiğim,

gamzesine öldüğüm.

" Sana her güzelim dediğimde bu soruyu tekrar ve tekrar sormaktan vaz geçmeyeceksin değil mi"

"I-ıh geçmeyeceğim"

Bir sonraki bölümde görüşmek üzere 🤗

Bölümle alakalı soru sorabilir veya yorum belirtebilirseniz sevinirim.

Bölüm sonu

1 yorum