Wattpad'deki gerçek ailem kurgumu bu platformda da yazmak istedim. İyi okumalar.
Oylamayı unutmayın. 🤗
Evet, evet ben burdayım. Bugün de burdayım ki zaten dün de burdaydım yarın da burada olacağım ertesi günde...
Farklı olan tek şey saatleri belki de dakikaları, bilemem. Yer aynı, zaman farklı. Kişi aynı, ama hisleri farklı... Her gün bir önceki günden daha fazla hissizleşiyorum.
Kışın bu ayazın ortasında ortalıkta başı boş öylece geziyorum, bu kuytu sokak aralarında çünkü her zaman olduğu gibi yine Cemil'le tartıştık ve kendimi burda buldum yıkık dökük harabelerin arasında sakinleşmeye çalışıyorum. Kavgamız tekrar ve tekrar beni küçümseyip durmasıyla başladı.
Yarım saat önce
"Ben sana demedim mi sınavdan düşük almayacaksın diye?"
Resmen evi inleten bir sesle neredeyse yattığı yataktan düşecekti Asel.
"Sen yine beni rezil ettin, bu hayatta hiç bir zaman bana layık bir kız olamadın senin yüzünden elaleme rezil oluyoruz." diye tekrar bağırması ile kız olayı çaktı.
Okulda yapılan deneme sınavında 4. olmuştu ve babası okulun web sitesinden sonuçları yeni görmüştü. İçinden bir küfür mırıldanıp. Adamın dediklerini takmamaya çalıştı. Ama ne mümkün.
"Milletin çocuğu birinci oluyor, birde bizimkine bak hem evimde barınıyor hemde her seferinde yüzümü kara çıkarıyor. Ama hata bende anlaşılan seni iyi eğitememişim. " demesi artık Asel için bardağı taşıran son damla olmuştu.
Babasının karşısına geçti ve öylece bekledi. Önce kafasını yukarı doğru kaldırdı gözlerini kapattı ve Allah'tan sabır diledi. Ardından dönüp hala başının etini yiyen babasına bir bakış attı ve ağzını bile açmaya gerek duymadan hızlı adımlarla dış kapıya doğru ilerledi. Ayakkabısını ayağına geçirdiği gibi bağcıklarını bile önemsemeden evden dışarı kendini attı.
Ve her zaman olduğu gibi kendini ait hissettiği o sokağa giriş yaptı.
O sokak onun için bu hayattaki herşeyden çok daha fazla önemliydi. Çünkü o sokak, kızın yüklerini kızla beraber taşıyordu. Çünkü o sokak, kızın ilklerini kızla beraber yaşıyordu.
İlk kinine, ilk ağlayışına, ilk çaresizliğine, ilk derdine, ilk ölmek istemesine, ilk annesizliğine, ilk babasızlığına, ilk büyümek zorunda kalışına tanık olmuş olan bu sokak kızın ilklerine sahip olduğu gibi onun sonlarına da sahip olmak için boşluklar bırakacak mıydı ?
Bu hayatta değer verdiği diğer şeyler de arkadaşlarıydı. Onur ,Çağrı ,Beril, Efe. Kendi gibi olup deli gibi eğlenebildiği tek yer bu 4 gencin yanıydı.
______^______^______^_____^_____^
Bugün bir değişiklik yapıp kendi duvarımın olduğu yere değil Çağrı'nın duvarının önüne oturdum.
Evet bizim bu mekanda herkesin kendi duvarı var ve biz o duvarlara istediğimizi çizer, istediğimiz yazar, duvarlarımızın önüne oturup istediğimizi düşünürdük.
Tam duvarın önüne çökmüş oturacakken cebimdeki telefonun titreyişi ile sinirle elimi cebime attım. Arayana baktığımda Beril olduğunu gördüm, sesli bir nefes verip telefonu cevapladım.
- Söyle Beril
- Kızım nerdesin sen, mesaj attım bir sürü hiçbirine bakmadın.
-telefonum sessizdeydi, görmemişim kusura bakma
- Yok sorun değil de senin sesin niye öyle geliyor, sinirli gibisin noldu? O adam yine bir şeyler mi söyledi.
Diyerek ardarda soruları sıralamaya başlamıştı.
- Sıkıntı değil ya her zamanki halimiz işte, sen ne yapıyorsun?
- Ne demek sıkıntı değil neredesin sen şimdi, dışarda mısın? yanına geleceğim.
- Evet dışardayim, bizim ordayı-
Demeye kalmadan telefonu kapattı. Benim gelme, yalnız kalmak istiyorum adlı bahanelerimi sıralayacağımı biliyordu.
Aradan yaklaşık 10 dakika geçmişti. Yakınımdan gelen ayak sesleri ile Beril' in geldiğini anladım. Kafamı yasladığım duvardan kaldırdım baygın baygın Beril'in suratına bakmaya başladım. Yanıma gelip yere oturunca sırtıma yumuşacık bir mont koydu montu giydikten sonra fermuarımı kapattı. Bağcıklarımı gördü, ve benim yapmaya üşendigim için oturduğumdan beri bağlamadığım bağcıkları özenle bağlamaya başladı o sırada beni de azarlamayı unutmadı
Beril :
- Evden çıkmadan önce dedimki bu soğukta benim beyinsiz arkadaşım o sinirle kesin yine montunu almadan çıkmıştır. Anlaşılan yanılmamışım.
Kızım bir kere de şaşırt beni ya bir kerede. Bu soğukta böyle çıkılır mı ? Kaç dakikadır burdasın sen buz gibi olmuşsun, hasta olmazsın inşallah.
Hafifçe gülümsedim. Beni iyi tanıyordu ve bana aynı annemmiş gibi davranıyordu .
Annemden daha annemdi ...
Bana sıkıca sarılması ile ona karşılık verdim. Ben artık alışmıştım bu duruma ama Beril benden daha çok üzülüyordu bana. Gözleri dolu doluydu tebessüm ettim iyi olduğumu söyledim benim için üzüldü, üzülmesin, üzülmesindi...
-
-
-
-
Hava kararmıştı ve ben eve girmeyi hiç istemiyordum neredeyse 2 saat önce Beril eve gitti ve ben hala ortada dolaşıyorum. Evin biraz uzağındaki parka gidip oturdum. Sallanmaya başladım ve eve gidince tekrar çıkacak tartışmaya düşünüyordum. Bunu düşünürken bir sigara yaktım ve dumanı içime çektim.
Saat neredeyse gece 01.00 olmuştu daha fazla burda oturmanın bir anlamı yok diyerek eve doğru yürümeye başladım. Eve varınca ailenin herhangi bir üyesiyle karşılaşmamak adına zile basma düşüncesini kafamdan sildim ve bahçenin arka kısmına ilerledim balkonun demirliklerinden tırmanıp ikinci kattaki hafif aralık bıraktığım odamın penceresinden içeri girdim. Ve hiçbir şeyi düşünmeden kendimi yatağa bıraktım, yavaş yavaş gözlerim kapanırken kendimi uykunun kollarına bıraktım.
Bir sonraki bölümde görüşmek üzere öpüldünüz 😚♥️