İçeriğe geç

Gerçek ailem

Bölüm 1 · 12 dk okuma

Gerçek ailem

Bölüm 1

1.Bölüm

~🤍Başlama tarihleri alayımmm🤍~

Şimdiden iyi okumalarrr💐✨

Barın ışıkları gözlerimi alıyordu, kulaklarımda müzik ve gürültü birbiriyle yarışıyordu. İçki biraz daha fazla etkisini göstermişti, vücudumda bir sıcaklık hissediyordum. Mete’yle birlikte gülüp duruyorduk, bu geceyi daha fazla uzatmak istiyorduk ama aslında içimde bir huzursuzluk vardı. Her şey geçici gibiydi, bu gece de öyle olacaktı, bir şekilde geçip gidecekti.

Mete’nin sesini duyup kafamı çevirdim. “Yeter,” dedim, hafifçe gülerek. “Bence gidelim.”

“Ne yani? Sen bir içki daha içmeden mi evine döneceksin?” diye takıldı Mete. Ama ben hala içimdeki rahatsızlıkla barın kalabalığından çıkmak istiyordum.

Bir yudum daha alıp, kalktım ve kapıya doğru yürümeye başladık. Dışarısı soğuktu, bu gece tam da kafamın rahatlayacağı türden bir gece değildi ama yine de çıkmak istiyordum.

Mete, yanımda hâlâ gülümsüyordu, ama ben farklı bir dünyada gibiydim. İçki biraz fazla kaçmıştı, adımlarım yalpalıyor, dünya sanki biraz daha genişliyor, biraz daha bulanıklaşıyordu.

Birkaç adım attık, sonra birden birine çarptım. Sertçe.

“Oha dikkat et, lan!” diye bağırdım, ama sesim titriyordu. Kafamda bir şeyler dönüyordu ama gözlerimi açıp karşımda duran iki adama baktım.

İlk başta gözlerim bulanıktı, ama netleşince fark ettim ki bu iki adam… bildik bir şeyler vardı. Birine bakarken içimde bir şeyler kıpırdadı ama ne olduğunu anlayamadan hemen başımı çevirdim.

“Pardon,” dedim, sarhoş bir şekilde. “Bakamadım, kusura bakma.”

Adamlar bana biraz daha yaklaştı, sert bakışlarını benden ayırmadılar. Her şey o kadar tuhaftı ki, kafamı biraz daha salladım. Belki de gözlerim oynuyordu, kim bilir?

“Ona dikkat et,laflarına dikkat etsin yoksa kötü olur,’dedi biri, sesinde sertlik vardı. Ama ben kafamda bir şeyler düşünmeden, hala bir şekilde adımlarımı geri çekip yürüdüm. “İyi geceler Bay ayı,” dedim, umursamazca.

Mete yanımda hâlâ gülüyordu, bir şekilde bu durumu çok da ciddiye almıyordu. Ama ben, bir şekilde rahatsız oldum. O adamlar… Tanımadım onları, ama bir his vardı içimde, bir şeyler eksikti. Ancak kafamı toparlamadan fazla üzerine düşünmedim.

Dönüp bakmadım. Ama bir his var, bir his var ki beni yakaladı.

Eve doğru yürürken, kafam hala dönüyordu. Ve o adamların bakışları nedensizce damarıma basıyordu…

Araba sesleri, birkaç adım ötede ki gülüşmeler, karanlıkta kaybolan ışıklar her şey birbirine karışıyordu. Kafamı bir sağa bir sola çevirip, karanlık sokaklarda yürürken ayağım takılıp düştüm. Neyse ki düşerken gülmeye başladım, bir anda her şey daha eğlenceli hale geldi.

Mete’nin gülüşünü duydum, hemen yerden kalkıp doğruldum. “Sıkıntı yok, devam edelim,” dedim. Bir şekilde sağa sola savruluyordum ama Mete, benden daha dengeliydi.

Yavaşça evin yoluna girdik. “Burası…” diye mırıldandım, kapıyı açmadan önce biraz duraksadım. Sanki evin kapısını daha önce hiç açmamış gibi hissediyordum. Her şey garipti, ama yine de eve girmemiz gerekiyordu. Her adımda kafam biraz daha dağılmaya devam etti.

Eve girdik, içeriye adımımızı attık. Her şey sessizdi, evin içi oldukça sıradan, bildiğimiz gibi. Bir an Mete’ye bakarak, “Hadi bir şeyler içelim mi?” dedim. O da bana doğru dönüp, “İçtiğin yeter,” dedi ve gülümsedi.

Ama ben hâlâ içimde bir boşluk hissediyordum. Bu geceyi bitirecek, rahatlayacaktım belki ama bu boşluk geçmeyecek gibi.

Mete’nin odasına geçtik, bir şekilde yatağa oturduk. “Burası biraz farklı,” dedim, ama bu farklılık neydi, bilemiyordum. O kadar sarhoştum ki, her şeyin anlamı yok gibiydi. Yavaşça uzandım, gözlerim tavanda geziniyordu. Her şeyin ve herkesin biraz daha uzaklaştığı bir geceydi bu.

Mete’yle konuştuk biraz, ama yine de konuşmalar boştu, anlamsızdı. Sarhoşluk çok garip bir his, her şeyin anlamı yok ama bir yandan da bir şeyler var. Bir şeyleri hep atlıyorum, bir şeyleri hep kaçırıyorum gibi. Gece ilerledikçe, gözlerim ağırlaşmaya başladı. Sonunda uyudum.

Göz kapaklarımı yavaşça açtığımda kafamın zonkladığını hissettim,kahretsin! Çok acıyor ve midem bulanıyordu galiba dün fazlasıyla içmiştim

yataktan kalkıp hızlıca lavaboya girdim ve klozetin kapağını açıp içimdekileri çıkarmaya başladım,ıyy! En nefret ettiğim şey ama rahatlamamı sağlıyor

klozetin kapağını kapatıp sifona bastım,aynanın önüne geçince kendime baktım,bayık bakışlar ve bembeyaz surat,ve asla olmazsa olmaz patlak dudak,galiba bu boktan şeyler hep beni buluyor ha

”Utku iyi misin lan!?”,Mete lavaboya girmiş bana bakıyordu

Mete,Mete benim ev arkadaşım yani şöyle diyebilirim ben beş yaşındayken annem denen kadın öldü ondan sonrasında o adam yani baba karakteri olan kişi ona asla baba demedim,neyse o günden sonra şiddetlere devam etmiş hatta daha fazla uygulamıştı

Ve ben on yaşındayken bir kadın buldu ve onunla evlendi ben on üç yaşında iken bir kızları ve bir oğlu oldu,bende o günden sonra tek ve çok sevdiğim arkadaşlarımın yanına gittim

Hıçkırıklarım ve ağlamamla beraber olayı onlara anlatmış ve sakinleşmeye çalışıyordum,Ozan ve Ömer’in ailesi katıydı izin vermezlerdi ama Mete’nin ailesi iş için yurtdışında kalıyorlardı ve evde tek olunca onun evinde kalmama karar verdiler

O günden sonrada zamanım hep onlarla ve Mete ile geçmişti,Mete’ye çok minnetkardım,o olmasa ben sokaklarda kalmıştım büyük ihtimalle

“Utku iyisin di mi lan bana bak!”,Mete’nin bağırması ile odaklandığım yerden ayrılmış kahverengi gözlere baktım,”Bok gibiyim,çok içtik”

”Bu sefer sen çok fazla içtin en sonunda nasıl olduysa sen gidelim dedin,hayret!”,dediği şey ile yüzüme mutluluk denen duygu eklendi,gülünce gamzelerim belirginleşiyordu ve bu galiba fazla çekicileştiriyordu

“Motorları alıp dolaşsak mı”,sorduğum soru ile Mete’ye baktım,Mete ise tek kaşını kaldırıp söylendi,”Hem kötüsün,hem kahvaltı yapmadık hem de daha yeni kaza yaptık ulan!”

”Off hadi ama ya! Halimde ne varmış turp gibiyim ben hem kahvaltıda yaparız sıkıntı yok ve kazayı boşver sen dikkatsiz davranmıştık sadece”,o kadar söylenmemden sonra kabul ederdi di mi?

“Pekala,önce ekipmanlarını takıp giyin sonra mutfağa gel”,dediği şey ile saçlarını bir köpek gibi sevip odadan attım,kıyafet dolabını açıp elime Nike beyaz tişört ve altınada normal siyah şort aldım ve giyinmeye başladım,giyinince çekmeceden sigara,çakmak ve cüzdanımı alıp odadan çıktım

Mutfağa geçip Mete’ye baktım,bardaklara çay koyuyordu daha doğrusu çayın yarısı yerdeydi

”Utku öyle bakacağına bir yardım mı etsen diyorum he”,yanına geçip elinden çaydanlığı alıp bu sefer ben doldurdum,tabi güçlü kaslı olduğum için hemen doldurmuştum

”Ne kadar beceriksiz,güçsüz,kassız,ez-“,lafımı bölüp araya girdi,”Lan göt!,kahvaltıyı bile ben hazırladım ağzımı açtırma şimdi”,bir tık kızdı gibi

”Tamam sustum”,dediğimi duyunca gözlerini devirip sırıtmıştı

Motorları garajdan çıkarıp hazırlıklarımızı tamamladık. Rüzgarın yüzümdeki hissini özlemiştim. Mete’nin suratı ise hâlâ sabahki ufak atışmamızın izlerini taşıyordu. Kaskımı elime alıp ona baktım.

“Tamam, surat yapmayı bırak da çıkalım,” dedim hafif bir gülümsemeyle. Mete bana ters bir bakış atıp kaskını taktı.

“Bu sefer düzgün sür, tamam mı? Yoksa beni bekleme,” dedi ciddi bir sesle.

“Ben mi düzgün sürmüyorum? Asıl sen geçen kazada dengesizce döndün de motoru az kalsın devirecektin,” diye karşılık verdim, motorun üzerine atlayıp çalıştırırken.

Mete alaycı bir ifadeyle başını iki yana salladı. “Konuşmayı kes de yola çıkalım. Sahilde biraz kafa dağıtırız,” dedi.

Motorun gazına dokunduğum anda vücudumu rüzgara bıraktım. Hava serin, yollar boştu. Yanımda Mete, hızını artırıp beni geçmeye çalışırken kısa süreli bir yarış havası oluşmuştu. Onun o rekabetçi bakışlarını görmek her seferinde beni biraz daha gaza getiriyordu. Sokakları döne döne, sahile doğru ilerledik. Motorun o ağır, güçlü sesi kafamdaki tüm sesleri bastırıyordu.

Sonunda sahile vardık. Motorları kenara çekip park ettik. Kaskımı çıkardığımda saçlarım darmadağındı, ama o rüzgarın etkisi her şeye değerdi. Mete kaskını çıkarırken bana doğru dönüp gülümsedi.

“Hadi, o kadar hızlı geldin, beni geçecektin sözde,” dedi alaycı bir tonla.

“Geçerdim de yol bana fazla dar geldi,” dedim, keyifle gülerek.

Birlikte sahile doğru yürüdük. Denizden gelen rüzgar yüzümüze vuruyordu. Hafif dalgaların sesi, uzaktan gelen martıların cıvıltısı… Bütün bu sessizlik, sanki beynimdeki kargaşayı susturmuştu. Kumlara oturduk. Mete cebinden sigarasını çıkarıp bir tane yaktı.

“İster misin?” diye bana uzattı.

“Yok,” dedim başımı sallayarak. “Zaten dün fazla içtim, kafam hâlâ toparlanmadı.”

Mete omuz silkip sigarasını yakarken denize doğru baktı. “Böyle kaçmak iyi geliyor, biliyor musun?” dedi sakin bir sesle.

“Haklısın,” dedim, başımı denize çevirerek. Söylenecek başka bir şey yoktu çünkü Mete’nin dediği zaten her şeyi anlatıyordu.

Öylece oturduk. Saatler geçti mi, yoksa sadece birkaç dakika mıydı bilmiyorum. Ama zaman durmuş gibiydi. Rüzgar, deniz, sahil… ve o sessizlik. Bazen insan, konuşmadan da rahatlayabiliyordu.

Tam o sırada cebimdeki telefon titremeye başladı. Göz ucuyla ekrana baktım; O adam arıyordu. Hemen açmak istemedim. Telefon titremeye devam ederken Mete’nin sesiyle kendime geldim.

“Kim arıyor? Açsana, belki önemli bir şeydir,” dedi.

“Boşver,” dedim, umursamaz bir şekilde telefonu cebime geri koyarak. Ama arama bitmeden tekrar çalmaya başladı. Birkaç saniye sonra yine ve yine… Artık can sıkıcı bir hâl almıştı.

“Hayırdır ya? Bir şey mi oldu?” diye sordu Mete, bu sefer daha ciddi bir tonla.

Ben ise dişlerimi sıkarak telefonu tekrar çıkardım. “Söyleyeceği hiçbir şey ilgimi çekmiyor,” dedim. Ama aramalar ısrarla devam edince sonunda sinirle telefonu açtım.

“Ne var?!” diye bağırdım, sesimdeki öfkeyi saklamaya bile çalışmadan.

Onun sesi karşı taraftan soğuk ve kararlı bir şekilde geldi. “Hemen attığım yere gel ve soru sorma. Sana konum attım, oraya geleceksin. Şimdi.”

Ne olup bittiğini anlamadan telefon yüzüme kapandı. Birkaç saniye boyunca öylece durup ekrana baktım. Konum çoktan gelmişti. Hastane…

“Hastane mi? Neler oluyor?” diye mırıldandım, Mete ise endişeli bir şekilde yüzüme baktı. “Bir şey mi oldu?”

“Bilmiyorum,” dedim kısa bir sessizlikten sonra. “Ama gidip öğrenmem gerekiyor.”

Motorumu çalıştırıp kaskımı takarken Mete, “İstersen ben de geleyim,” dedi.

“Hayır, tek başıma gitmem lazım,” dedim kararlı bir sesle. “Ne olduğunu öğrenirsem haber veririm.”

Gazı açtım ve motorun titreşimini hissettiğimde biraz olsun kafam dağıldı. Ama içimde tuhaf bir his vardı. Onun hiçbir şey açıklamadan konum atması… Bu işte bir gariplik vardı.

Yol boyunca düşünceler beynimde dolanıp durdu. Soğuk rüzgâr yüzümü keserken, önümde uzanan dar yolda hızla ilerledim.

…

Motoru otoparka park ettikten sonra hastanenin girişine doğru ilerledim,girdikten sonra resepsiyona ilerleyip oradaki hemşireye sordum,”Merhabalar acaba 314 numara kaçıncı katta”,Hemşire bilgisayardan tuşlara basıp birşeye baktı ve bekletmeden cevapladı,”3.üncü katta Beyefendi”

Cevabını aldıktan sonra asansöre ilerleyip tuşa bastım,ellerim farketmeden yumruk halini almıştı

Asansöre binip üçüncü kata bastım ve beklemeye başladım,meraktan dişlerimi sıkıyor tırnaklarımı elime bastırıyordum acaba yine hangi bataklığa battı,kapı açıldığında hızlıca çıkıp odayı aramaya başladım

310,311,312,313,314…

Odanın önüne geldiğimde derin bir nefes alıp verdim ve kapıyı tıklatıp içeri girdim,gözlerim hemen o adama dönmüştü

Bacaklarını üst üste atmış telefonundan birisi ile gülümseyerek mesajlaşıyordu…

Boş bir sandalyeye geçip tanımadığım kişilere baktım,bir adam ve bir kadın vardı aslında yaşlarına göre baya yakışıklı ve güzel görünüyorlardı ve yanlarında benimle yaşıt görünen bir çocuk vardı onun tarzı niyeyse gözüme iyi görünmüştü ama umursamaz bir tipe benziyordu

kişileri inceledikten sonra kapı aralanmış ve içeri doktor girmişti,doktor girdiğinde herkese bir ciddiyet gelmişti,ben hariç

Olayı anlamadığımdan dolayı o adama baktım,bana o gün kü gibi gülümsemişti ne işler çevirdiğini anlamadım

Annemi öldürdüğü gün gibi…

“Herkes geldiğine göre kan alımına başlayalım değil mi”,doktor önce babaları almıştı

…(Üşengeçlik belirtisi)

(Kanlar alındı falan fistan)

Kanlar alındıktan sonra üç saatin sonunda testlerin açıklanacağı belirtildi,odaya girip o adamın yakalarından tutup duvara yasladım,sinirden gözüm dönüyordu

”Herşeyi açıkla ne bok dönüyor burda!”,şansıma odada sadece ikimiz vardık

”Doğumda karışmış olabilirmişsin,bende bilmiyordum hastaneden aradılar ama eğer sonuç gerçek çıkarsa gerçek oğlumu alırım yanıma”,dediği şey kendimi tutamayıp yüzüne yumruk atmıştım,yakalarını bırakıp ciddiyetle konuştum

”Sen beni hiçbir zaman yanına almadın,o gün annemi öldürdüğün gibi hayat benim için bitmişti biliyor musun,ben o günden sonra geceleri uyuyamamıştım yemek yiyememiştim ama sen naptın ben on yaşındayken başka bir kadınla olup hiç utanman yokmuş gibi bana evlilik davetiyeni gönderdin üstüne üstün annemi öldürdüğün günün tarihinde evlendin!,senin gibi olmaz olsun Allah belanı versin orospu çocuğu!”

Sonlara doğru bağırmamdan dolayı sesim titremişti,son anda akacak olan göz yaşımı silip odadan çıktım

Asansörle aşağıya inip bahçeye çıktım ve bir çardağa oturup titreyen ellerimi cebime koyup etrafı izledim,cebimden çakmağı ve sigarayı alıp sigarayı yaktım,ağzıma koyup içmeye başladım

Çocukları unutup telefonumu elime aldım ve gruba girip yazılanlara baktım

~İşsizler~

Ozan=Amk bugün niye bu kadar sessizsiniz lan

Ömer=Valla diğerlerini bilemem ama ben pizza yiyorum

Ozan=Afiyet olsun göm göm

Ömer=Sağol koçum

Mete=Valla bende sahilde oturuyorum,Utku’yu bekliyorum

Ozan=Niye nerde la

Mete=Ne bilim şerefsiz aradı konum attı falan Utku hastane falan dedi ama anlamadım

Ömer=Noldu la acaba

Ozan=O niye arıyo amk

Mete=Ne bilim lan ne bilimmm

Ozan=Tamam lan Birşey sorduk sanki küfrettik amk

*Çevrimiçi*

Ozan=Tamam küfrettim

Mete=Ksmdmsmxös

Ömer=Kskmsösössmkx

=Şuan hastanedeyim doğumda karışmış olabilirmişim test falan yaptılar

Mete=Ha?

Ömer=Ney

Ozan=Nası amk

=Ne bilim amk üç saat sonra belli olucak zaten sonuç gerçek çıkarsa gerçek aileme gitmem

Ömer=Oha amk bu ne lan

Mete=Bu arada birşey dicem bundan 5 sezonluk film çıkar

Ozan=Harbi amk

Ömer=Sen herşeye amk demek zorunda mısın lan

Ozan=Sanane amk

*Çevrimiçi*

Gruptan çıkıp telefonu kapattım ve cebime koydum

kuşların,rüzgarın,yaprakların uçuşma sesi artık uykumu getiriyordu bende daha fazla dayanamayıp gözlerimi kapattım

…

Üç saat geçmiş sonuçlar açıklanacaktı,oturduğum yerden doktoru dinlemeye başladım

”Murat Özçelik ile Arda Öztürk arasındaki kan bağımı %99’dur,Utku Özçelik ile Alparslan Öztürk arasında ise kan bağımı %99’dur,hastanemizde yapılan hatadan dolayı özür diliyor ve doktorları bizzat biz mahkemeye veriyoruz,yeniden özür dileriz.

Bu piç 17 yıl için sadece özür mü diledi yoksa benim mi kulaklarım sağır…

”Ben kendi oğlumu alacağım”,tabi hemen kendini belli etti orospu

”Hemen mi,çocuklara bir veda edelim konuşalım”,Karşıdaki adam kadar olamadın ya başka da birşey demiyorum,”Benim Utk-”,lafını kesip ona doğru konuştum

“Adımı ağzına alma!”,dediğim şey üzerine karşıdaki kadın ve adam şaşırmış bir şekilde bakıyordu,o ise sinirden ellerini yumruk haline getirmiş çenesini sıkıyordu,“Ben oğlumu alıp gidicem,istediğiniz şeyleri son kez ona söyleyebilirsiniz”,yıllarca değişmeyen kararlı sesiyle konuştu

”Son kez derken,istediğim zaman konuşabilirim o da istediği zaman benimle konuşabilir,şimdi mümkünse onu beş dk alıyorum”,bu adamı sevmiştim

Kadınla adam çocuk ile konuşurken bende oturmuş gözlerimi yere dikmiştim,konuşmaları bitince Murat dayanamamış oğlunu alıp hemen çıkmıştı,bende odadan çıkacakken adam kolumu tutmuş durmamı sağlamıştı

”Nereye?”,bu nasıl soru amk evime tabi,”evime tabi”

”Hayır olmaz,eşyalarını alıp bizimle geliyorsun tabi”,adam kararlı sesiyle konuşmuştu,”İyi de gelmek istemiyorum”

”bize bir şans versen”,kadın ikna edici sesiyle konuşmuştu ama ben durur muyum hayır,”Gelmiyorum sizinle falan”

Tam odadan çıkacakken durmama sebep olan o cümleyi söylemişti adam,”Seni zorlada olsa alabilirim o yüzden biraz daha düşün oğlum”,oğlum…

Doğru diyor zorlada olsa beni alabilir sonuçta on yedi yaşıma daha yeni girdim,ama hiçte gitmek istemiyordum çocukları nasıl bırakıcaktım…

”Peki.. nereye gideceğiz”,ikisi birbirine bakıp gülümsedi,”Mardin’e oğlum,aslında biz…”,aşiretiz de bide tam olsun

”Mardin’de aşiretiz,herkes bizi tanır zaten”,ney…

ben götümden uydurmuştum ama tuttu amk,bunu sınavda yapsam sınav bana girer

”Peki o zaman ama on sekiz yaşımda giderim,karışmazsınız”,cümlemi bitirip odadan çıktım,”Bunu son kez diyeceğine yemin edebilirim ama neyse”,arkamda oldukları için dediklerini duymayıp otogara ilerledim

”Ben motorumla eve gidip eşyaları alırım sizde beni takip edersiniz,büyük ihtimalle motor ile oraya kadar gitmeme izin vermezsiniz o yüzden sizin arabanıza geçip eşyalarımı koyar binerim”,o kadar çok konuşmuştum ki ağzım yorulmuştu

”Akıllı çocuksun,bana benzemişsin aslında”,dediği şey ile yutkunamadım…

…

BÖLÜM SONUUUU✨✨✨

Yazım yanlışları olursa veya beğenmediğiniz kısım olursa sıkıntı etmeden bana söyleyebilirsinizzz✨💗

Yeni bölüme hemen başlayacağım merak etmeyin

Lütfen kitabı okuduğunuz gibi beğenmeyide unutmayınnn

Ha bu arada aklıma senaryo gelmiyor önerilerinizi yazın lütfennn(olay falan)

İyi okumalar Güzel/Yakışıklı okurlarımmmm💗✨💐

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.