İçeriğe geç

Gerçek Ailem:Kayıp Varis

Bölüm 9 · 3 dk okuma

Gerçek Ailem:Kayıp Varis

Bölüm 9

9. BÖLÜM: KARANLIĞIN TİCARETİ

Zaman: Cuma, Saat 01:15

Mekân: Moretti Malikanesi, Aria'nın Odası

Anlatan: Aria'nın anlatımıyla ve iç sesiyle

O eski, rutubetli depoda hain Varan'ın dökülen kanını geride bırakıp odama girdiğim an, sırtım kapının o soğuk ahşabına yaslandı. Üzerimdeki o barut kokan kıyafetlerden nefret ederek banyoya koştum. Hepsini üzerimden fırlatıp kendimi duşun altına attım. Sıcak suyu sonuna kadar açtım. Su tepemden aşağı dökülürken, gözyaşlarım da benden izinsiz, sessizce o sıcak suya karışıyordu. Çok üzülüyordum. İçimde öyle devasa, öyle ağır bir vicdan azabı vardı ki, göğsümün sıkışmasından nefes alamıyordum. O sıcak suyun altında dakikalardır duruyordum ama gitmiyordu; o deponun rutubeti, barutun kokusu ve o dökülen kanın şoku sanki tenime değil, doğrudan ruhuma işlemişti. Ellerim suyun altında bile zangır zangır titriyordu, durduramıyordum. Hayatımda ilk defa başıma böyle bir şey geliyordu. Ben dün sıradan bir kafede çay dolduran, kendi halinde bir kızdım; bu gece ise birinin hayatını elinden almıştım. Hıçkırıklarımı yutmaya çalışarak duşun ıslak fayanslarına tutundum. İçimdeki o ahlaki sorgulama beni diri diri yiyordu. Canım acıyordu, kalbim paramparçaydı. Bu ev, bu altın varaklı lüks odalar bana güç vermiyordu; aksine, beni istemediğim bir canavara dönüştürüyordu. Hayatımda ilk kez bu kadar büyük bir çaresizlik ve pişmanlık yaşıyordum.

Duşun altında ne kadar kaldığımı, tenimi kızartana kadar akan o sıcak suyun ne zaman soğuduğunu bile fark etmemiştim. Banyodan çıktığımda odanın içi hâlâ zifiri karanlıktı. Yatağa uzandım ama gözümü kırpmama bile izin vermeyen o eski deponun görüntüsü zihnimin tam ortasına çakılmıştı. Sabaha kadar tavanı izledim. Günün ilk ışıkları o devasa malikanenin pencerelerinden içeri sızmaya başladığında, üzerime dökümlü siyah bir kazak yardımıyla sıradan bir pantolon geçirip odadan çıktım. Ayaklarım beni koridorun sonundaki o ağır, ahşap kapıya doğru sürükledi. Burası babam Marcus Moretti’nin çalışma odasıydı. Kapıyı hafifçe aralayıp içeri girdiğimde, odadaki yoğun tütün kokusu doğrudan yüzüme çarptı ve genzimi yaktı. Babam, o devasa masanın arkasında oturmuş, önündeki kalın yeraltı sevkiyat dosyalarını inceliyordu. Hemen yanında ise en büyük abim Leonardo, elleri cebinde dikilmiş, soğuk bir yüz ifadesiyle liman raporlarını inceliyordu. İkisi de geldiğimi fark etse de kafalarını bile kaldırmadılar. Odadaki bu sessizlik, dün gece o depoda patlayan silah sesinden bile daha eziciydi. Kapının hemen yanındaki büyük kütüphanenin gölgesine sığınıp ayakta beklemeye başladım.

İçim hâlâ alev alev yanıyordu. Canım çok acıyordu, öfkeden ve üzüntüden o masayı başlarına yıkmak istiyordum. Dün gece o suyun altında çektiğim vicdan azabını yüzlerine vurmak, "Beni ne ara bir katile dönüştürdünüz?" diye haykırmak istiyordum ama sesimi çıkaramadım. Çıkaramazdım. Başımı yavaşça öne eğip parmaklarımla oynamaya başladım. Çünkü tüm takipçilerimin de bildiği o büyük, acımasız gerçeğin farkındaydım; karşımda oturan adam sadece benim babam değildi, tüm yeraltı dünyasını yöneten acımasız bir mafya lideriydi. Ve arkasında duran abilerimle birlikte bu koca aile, bana karşı geleceğimi bildiğim ama asla karşı duramayacağım kadar devasa, ezici bir güçtü. Burada atacağım tek bir yanlış çığlık, beni bu canavarların arasında yok ederdi. Üzüntüden mahvolmuştum, içim paramparçaydı ama hayatta kalmak istiyorsam, bu kurallara Genel Anlatıcı'ya ve bu aileye sessizce itaat etmekten başka hiçbir çarem yoktu.

Babam Marcus, nihayet kafasını o dosyalardan kaldırdı. O buz gibi görünen ama içinde gizli bir endişe barındıran yaşlı gözlerini doğrudan benim üzerime dikti. Sesi ağır ama bu kez çok daha korumacıydı. "Dün gece o depoda olanlar, senin bu dünyanın ne kadar tehlikeli olduğunu anlaman içindi Aria," dedi, sesindeki o mesafeli ciddiyeti koruyarak. "Dışarıda Valente ailesi senin attığın her adımı izlerken, seni o sokaklarda yapayalnız bırakamam. Bu yüzden kendini tamamen korumayı öğrenene kadar, bu malikaneden dışarı tek bir adım bile atmayacaksın. Kapındaki korumalar seni hapsetmek için değil, seni bu dünyadan korumak için orada duruyorlar. Katiana ve abilerin seni burada, bizim gözümüzün önünde eğitecek. Artık tamamen güvendesin." Boğazımda kocaman bir düğüm oluştu. Beni o tehlikeli işlerin içine hemen sokmayacak kadar temkinli, ama canımı koruyacak kadar da kollayıcıydılar. Gözlerimi yerdeki halıdan ayırmadan, içimdeki o büyük yorgunluğu, üzüntüden mahvolmuşluğu ve çaresizliği saklayarak sadece sessizce başımı salladım. "Tamam," diyebildim kısık, neredeyse duyulmayacak bir sesle. Karşı gelemezdim. Bu acımasız mafya ailesinin içinde benim de sessiz, hüzünlü ve mecbur itaatim böylece başlamış oldu.

Bölüm sonu

22 yorum