BÖLÜM 22 — AYNI KAN
Derin, Atlas'ın söylediklerinden sonra uzun süre konuşamadı.
Arabanın içinde kimse nefes almaya bile cesaret edemiyordu.
Mert Yılmaz.
Bu isim zihninde durmadan yankılanıyordu.
Mert.
Çocukluğundan beri hayatının bir parçası olan adam.
Onu her gördüğünde içinde açıklayamadığı bir huzursuzluk hissettiği kişi.
Bazen kendisinden nefret ediyor gibi davranan…
Bazen de herkes fark etmeden onu koruyan Mert.
Derin yavaşça başını kaldırdı.
“Sen…”
Atlas'a baktı.
“Sen Mert'in benim kardeşim olduğunu biliyor muydun?”
Atlas cevap vermedi.
Derin'in gözleri doldu.
“Biliyor muydun?”
“Evet.”
Bu tek kelime, Derin'in içindeki son güveni de yıktı.
Derin acı bir şekilde güldü.
“Tabii.”
Atlas ona baktı.
“Derin—”
“Hayır. Sakın açıklama yapma.”
“Beni dinle.”
“Yıllardır herkes beni dinlememi söylüyor. Ama kimse bana gerçeği söylemiyor!”
Sesi titriyordu.
“Sen biliyordun. Karan biliyordu. Kerem biliyordu. Mert biliyor muydu?”
Atlas sessiz kaldı.
Derin'in gözleri büyüdü.
“Biliyor.”
Bu bir soru değildi.
Bir tespitti.
Atlas başını çevirdi.
Derin fısıldadı:
“Mert biliyor.”
Kerem arka koltukta sessizce konuştu.
“Evet.”
Derin gözlerini kapattı.
Bir damla yaş yanağından süzüldü.
“Bütün bu zaman boyunca…”
Çocukluğu gözlerinin önünden geçmeye başladı.
Mert'in ona bağırdığı günler.
Onu küçümsediği anlar.
Derin'in ağladığını gördüğünde gizlice kapısının önüne bıraktığı ilaçlar.
Herkesin içinde onu küçük düşürüp, kimse görmezken onu koruması.
Bir keresinde Derin merdivenlerden düşecekken onu son anda tutmuştu.
O zaman sadece şunları söylemişti:
“Daha dikkatli ol.”
Ama gözlerindeki korkuyu Derin hiç unutamamıştı.
Derin yutkundu.
“Beni neden sevmiyordu?”
Kerem gözlerini yere indirdi.
“Çünkü seni sevmemesi gerekiyordu.”
Derin kaşlarını çattı.
“Ne demek bu?”
Kerem derin bir nefes aldı.
“Mert, senin yaşadığını öğrendiğinde henüz çok küçüktü. Ona bir seçim yaptırdılar.”
“Kim?”
“Kaan.”
Derin'in yüzü sertleşti.
“Babam.”
Kerem başını salladı.
“Kaan ona seni koruması gerektiğini söyledi. Ama sana yakın olursa ikinizin de tehlikeye gireceğini anlattı.”
Derin acı bir gülümsemeyle başını salladı.
“Bu yüzden benden nefret ediyormuş gibi davrandı.”
“Evet.”
“Beni korumak için.”
Kerem cevap vermedi.
Derin gözlerini kapattı.
“Ne kadar aptalca.”
Atlas ona baktı.
“Derin…”
“Beni korumak için benden uzak durdu.”
“Evet.”
“Beni korumak için beni yalnız bıraktı.”
Atlas sustu.
Derin'in sesi kırıldı.
“Ben bütün hayatım boyunca onun benden nefret ettiğini sandım.”
---
Aynı saatlerde…
Yılmaz Holding'in en üst katında Mert, pencerenin önünde duruyordu.
Telefonu çaldı.
Ekranda tek bir isim vardı:
Kaan.
Mert telefonu açmadı.
Telefon yeniden çaldı.
Bu kez Mert cevap verdi.
“Ne istiyorsun?”
Kaan'ın sesi sakindi.
“Derin nerede?”
Mert'in çenesi gerildi.
“Bilmiyorum.”
“Yalan söyleme.”
Mert pencereye baktı.
“Artık senden emir almıyorum.”
Telefonun diğer ucunda kısa bir sessizlik oldu.
Sonra Kaan güldü.
“Sen hâlâ benim emirlerimi dinlemediğini mi sanıyorsun?”
Mert'in eli yumruk oldu.
“Derin'e dokunma.”
“Onu korumak için yıllardır ne yaptığını sanıyorsun?”
Mert'in nefesi kesildi.
Kaan devam etti:
“Onu benden koruduğunu mu?”
Mert cevap vermedi.
“Senin en büyük hatan ne biliyor musun, Mert?”
Mert'in gözleri karardı.
“Ne?”
“Derin'e gerçekten bağlandın.”
Mert'in yüzü gerildi.
Kaan'ın sesi daha da soğudu.
“Başta sadece görevdi. Sonra kardeşin olduğunu öğrendin. Sonra onu korumaya başladın.”
Mert'in gözleri doldu.
“Kes sesini.”
“Şimdi ise onu kaybetmekten korkuyorsun.”
Mert telefonu kulağından uzaklaştırdı.
Kaan son cümlesini söyledi:
“Çünkü Derin artık gerçeği biliyor.”
Mert'in nefesi kesildi.
“Ne yaptın?”
“Ben hiçbir şey yapmadım.”
Kaan güldü.
“Gerçekler kendi kendine ortaya çıkar.”
Telefon kapandı.
Mert birkaç saniye hareketsiz kaldı.
Sonra masanın üzerindeki eski fotoğrafı aldı.
Fotoğrafta iki bebek vardı.
Biri onun yanında.
Diğeri…
Yıllardır kayıp sanılan kardeşi.
Derin.
Mert fotoğrafı avucunda sıktı.
“Bunu öğrenmemeliydin.”
---
Araba nihayet durdu.
Derin dışarı çıktı.
Burası şehirden uzakta, eski bir evdi.
Derin etrafa baktı.
“Burası neresi?”
Atlas cevap verdi.
“Güvenli bir yer.”
Derin ona döndü.
“Bana artık güvenli yer deme.”
Atlas sustu.
Derin eve girdi.
İçerisi eskiydi ama oldukça düzenliydi.
Duvarlarda eski fotoğraflar vardı.
Derin bir fotoğrafın önünde durdu.
Fotoğrafta genç bir kadın ve iki bebek vardı.
Kadını tanımıyordu.
Ama bebeklerden birinin yüzü…
Ona çok tanıdık geliyordu.
Derin fotoğrafa yaklaştı.
“Bu kim?”
Kerem'in yüzü değişti.
“Annen.”
Derin yavaşça ona döndü.
“Annem mi?”
Kerem başını salladı.
“Evet.”
Derin fotoğrafa baktı.
“Ben annemi hiç görmedim.”
“Gördün.”
Derin kaşlarını çattı.
“Ne?”
“Çok küçükken.”
Derin'in gözleri doldu.
“Bana öldüğünü söylediler.”
Kerem cevap vermedi.
Derin'in sesi yükseldi.
“Annem öldü mü?”
Kerem uzun süre sustu.
Sonra söyledi:
“Hayır.”
Derin'in kalbi duracak gibi oldu.
“Ne?”
“Annen yaşıyor.”
Derin'in elindeki fotoğraf yere düştü.
“Bana… annemin öldüğünü söylediler.”
“Biliyorum.”
“Kim söyledi?”
Kerem başını kaldırdı.
“Kaan.”
Derin'in gözleri karardı.
“Bütün hayatım…”
Sesi titredi.
“Bütün hayatım yalanmış.”
Atlas ona yaklaşmak istedi.
Ama Derin elini kaldırdı.
“Bana yaklaşma.”
Atlas durdu.
Derin'in gözlerinden yaşlar akıyordu.
“Ben artık kimseye güvenmiyorum.”
Tam o sırada kapı açıldı.
Herkes bir anda döndü.
Karan silahına davrandı.
Ama kapıda duran kişi hiçbirinin beklemediği biriydi.
Mert.
Derin onu görünce dondu.
Mert'in gözleri doğrudan ona kilitlendi.
İkiz kardeşler…
Yıllar sonra ilk kez gerçeği bilerek karşı karşıyaydı.
Mert birkaç saniye konuşmadı.
Derin de konuşmadı.
Sonunda Derin fısıldadı:
“Sen benim kardeşim misin?”
Mert'in yüzündeki bütün sertlik dağıldı.
Gözleri doldu.
“Evet.”
Derin'in nefesi kesildi.
Mert bir adım attı.
“Derin…”
“Bana yaklaşma.”
Mert durdu.
Derin'in sesi kırılmıştı.
“Benden nefret ediyormuş gibi davrandın.”
Mert gözlerini kapattı.
“Biliyorum.”
“Beni küçük düşürdün.”
“Biliyorum.”
“Beni yalnız bıraktın.”
Mert'in dudakları titredi.
“Biliyorum.”
Derin'in gözlerinden yaşlar süzüldü.
“Beni neden sevmedin?”
Mert başını kaldırdı.
“Çünkü seni sevdiğimi belli edersem seni öldüreceklerini biliyordum.”
Derin sustu.
Mert devam etti:
“Ben senin kardeşin olduğumu öğrendiğimde on iki yaşındaydım.”
Derin'in gözleri büyüdü.
“On iki…”
“Bana seni gösterdiler. Sen küçücüktün. O zaman seni koruyacağımı sandım.”
Mert acı bir şekilde güldü.
“Ama Kaan bana bir seçim yaptırdı.”
“Ne seçimi?”
“Ya senden uzak duracaktım…”
Mert'in sesi titredi.
“Ya da ikimizden biri ölecekti.”
Derin'in nefesi kesildi.
Mert gözlerini ondan ayırmadı.
“Ben senden nefret ediyormuş gibi davrandım.”
Bir adım daha attı.
“Ama her gece odana gidip uyuyup uyumadığını kontrol ettim.”
Derin'in dudakları titredi.
“Sen miydin?”
Mert sustu.
Derin devam etti:
“Ben küçükken kapımın önüne hediyeler bırakan…”
Mert başını eğdi.
“Ben.”
“Hasta olduğumda anneme ilaç getiren…”
“Ben.”
“Biri bana zarar verdiğinde onu tehdit eden…”
Mert cevap vermedi.
Derin'in gözleri doldu.
“Sen miydin?”
Mert bu kez başını kaldırdı.
“Evet.”
Derin'in içindeki öfke bir anlığına dağıldı.
Ama yerini daha büyük bir acı aldı.
“Bana neden söylemedin?”
Mert'in gözlerinden ilk kez bir damla yaş süzüldü.
“Çünkü seni kaybetmekten korktum.”
Derin hiçbir şey söyleyemedi.
Mert yavaşça elini uzattı.
“Ben senin kardeşinim.”
Derin onun eline baktı.
Sonra başını kaldırdı.
“Bunu söylemek için yirmi yıl bekledin.”
Mert'in sesi fısıltıya dönüştü.
“Çünkü seni korumak için seni kaybetmek zorundaydım.”
Derin gözlerini kapattı.
Ve ilk kez…
Mert'in ona neden nefretle baktığını anladı.
Ama her şey için çok geç olabilir miydi?
Tam o sırada Kerem'in telefonu çaldı.
Kerem ekrana baktı.
Yüzü bir anda değişti.
Derin ona döndü.
“Ne oldu?”
Kerem telefonu kapattı.
“Annen.”
Derin'in kalbi hızlandı.
“Ne olmuş?”
Kerem'in gözleri Derin'e kilitlendi.
“Bulundu.”
Derin'in nefesi kesildi.
“Annem nerede?”
Kerem cevap vermeden önce dışarıdan bir araba sesi duyuldu.
Herkes pencereye yöneldi.
Siyah bir araç evin önünde durdu.
Kapı açıldı.
Ve arabadan bir kadın indi.
Derin, kadını görür görmez dondu.
Çünkü kadın…
tıpkı onun gibiydi.
Aynı gözler.
Aynı yüz hatları.
Aynı bakış.
Kadın evin kapısına doğru yürüdü.
Mert, Derin'in önüne geçti.
Karan silahını çıkardı.
Atlas gerildi.
Kapı yavaşça açıldı.
Kadın içeri girdi.
Derin ona baktı.
Kadın da Derin'e.
Sonra dudaklarından tek bir cümle döküldü:
“Kızım…”
Derin'in gözleri doldu.
Kadın ona doğru bir adım attı.
“Yıllardır seni arıyorum.”
Derin geri çekildi.
“Sen…”
Kadın ağlamaya başladı.
“Ben senin annenim.”
Derin'in kalbi parçalanacak gibi oldu.
Ama o anda kadın, Mert'e baktı.
Ve yüzündeki ifade bir anda değişti.
“Sen…”
Mert dondu.
Kadın fısıldadı:
“Sen burada ne yapıyorsun?”
Derin ikisine baktı.
“Birbirinizi tanıyor musunuz?”
Kadın cevap vermedi.
Mert'in yüzü bembeyaz olmuştu.
Derin'in içindeki tüm umut bir anda yerini şüpheye bıraktı.
Çünkü annesi Mert'e bakarken…
korkuyordu.
Ve Derin o an anladı.
Mert'in ona anlatmadığı bir şey daha vardı.
Mert gerçekten onun ikizi miydi?