İçeriğe geç

Gercek aile

Bölüm 21 · 9 dk okuma

Gercek aile

Bölüm 21

BÖLÜM 21 — GERÇEK VARİS

BÖLÜM 21 — GERÇEK VARİS

Derin, elindeki fotoğrafa bakmaya devam etti.

Fotoğraftaki iki kişi…

Selin ve Kerem.

Ama asıl korkutucu olan bu değildi.

Korkutucu olan, fotoğrafın arkasına yazılmış tek cümleydi.

“Gerçek varis korunmalıdır.”

Derin'in parmakları titredi.

“Gerçek varis…” diye fısıldadı.

Kerem, karşısında sessizce duruyordu.

Derin başını kaldırdı.

“Bana ne anlatmaya çalışıyorsun?”

Kerem'in yüzünde acı bir gülümseme belirdi.

“Bunca yıl boyunca herkes sana yanlış hikâyeyi anlattı.”

“Ne hikâyesi?”

“Senin Kaan Yılmaz'ın kızı olduğunu.”

Derin'in kalbi duracak gibi oldu.

“Ben… Kaan'ın kızı değil miyim?”

Kerem cevap vermedi.

Bu sessizlik, Derin'in duyabileceği en korkunç cevaptı.

“Cevap ver!”

Sesi depoda yankılandı.

Kerem başını eğdi.

“Hayır.”

Derin'in gözleri doldu.

“Yalan söylüyorsun.”

“Keşke.”

“Sen Kaan'ın ikiz kardeşi olduğunu söylemiştin. Yılmaz ailesinden nefret ettiğini söyledin. Şimdi de bana babamın Kaan olmadığını söylüyorsun. Neden sana inanayım?”

Kerem yavaşça ona doğru yaklaştı.

“Çünkü sana zarar vermek isteseydim, buraya kadar gelmeni beklemezdim.”

Derin bir adım geri çekildi.

“Peki kim benim babam?”

Kerem'in gözleri karardı.

“Bunu söylemeden önce sana bir şey göstereceğim.”

Cebinden eski bir anahtar çıkardı.

Derin kaşlarını çattı.

“Bu ne?”

“Yılmaz ailesinin eski evindeki gizli odanın anahtarı.”

Derin'in nefesi kesildi.

“Eski ev…”

“Orada senin doğduğun geceye ait kayıtlar var.”

Derin bir süre konuşamadı.

“Benim doğduğum gece?”

Kerem başını salladı.

“Ve o gece sadece bir bebek doğmadı.”

Derin'in yüzü gerildi.

“Ne demek bu?”

Kerem ona baktı.

“O gece iki bebek doğdu.”

Derin'in gözleri büyüdü.

“İki…”

“Evet.”

Tam o sırada deponun dışından bir ses geldi.

Bir kapı kapanmıştı.

Derin ve Kerem aynı anda o tarafa döndü.

Kerem'in yüzündeki ifade bir anda değişti.

“Buradan gitmeliyiz.”

“Hayır.”

“Derin—”

“Hayır! Bunca yıldır herkes benden bir şey sakladı. Şimdi kaçmayacağım.”

Dışarıdan ayak sesleri gelmeye başladı.

Yavaş.

Ağır.

Yaklaşıyordu.

Kerem, Derin'in kolundan tuttu.

“Beni dinle. Eğer buraya geldilerse, senin gerçeği öğrendiğini biliyorlar demektir.”

Derin elini çekti.

“Kim geldi?”

Kerem cevap vermedi.

Kapının önünde bir gölge belirdi.

Sonra kapı açıldı.

Derin'in nefesi kesildi.

Karşısında Atlas vardı.

Ama yalnız değildi.

Yanında Karan duruyordu.

Derin, Atlas'a baktı.

“Sen?”

Atlas'ın bakışları önce Derin'e, sonra Kerem'e kaydı.

Yüzü sertti.

“Buraya gelmemen gerekiyordu.”

Derin acıyla güldü.

“Bunu herkes söylüyor.”

Atlas ona doğru bir adım attı.

“Derin, benimle gel.”

“Hayır.”

“Burası güvenli değil.”

“Sen nereden biliyorsun?”

Atlas sustu.

Derin'in gözleri kısıldı.

“Çünkü sen de biliyorsun.”

Atlas'ın yüzündeki ifade değişti.

“Ne biliyorum?”

“Benim gerçek ailemi.”

Karan başını kaldırdı.

Atlas'a baktı.

“Bunu ona söylemedin mi?”

Derin, Atlas'a döndü.

“Ne söylemedi?”

Atlas'ın çenesi gerildi.

Karan soğuk bir sesle konuştu.

“Atlas, artık saklayamazsın.”

Derin'in kalbi daha hızlı atmaya başladı.

“Biri bana açıklama yapacak mı?”

Atlas gözlerini kapattı.

Sonra Derin'e baktı.

“Sen Kaan Yılmaz'ın kızı değilsin.”

Derin'in içindeki dünya bir kez daha yıkıldı.

“Bunu zaten biliyorum.”

Atlas'ın gözleri büyüdü.

“Kerem sana söyledi mi?”

“Evet.”

“Peki sana başka ne söyledi?”

Derin, Kerem'e baktı.

“İki bebek doğduğunu.”

Atlas'ın yüzü bembeyaz oldu.

Derin bunu fark etti.

“Sen bunu da biliyorsun.”

Atlas cevap vermedi.

Derin yavaşça ona yaklaştı.

“Atlas.”

Atlas başını eğdi.

“Derin…”

“Kim benim babam?”

Atlas gözlerini kaldırdı.

Ve o an Derin, Atlas'ın gözlerinde ilk kez korku gördü.

“Baban…”

Atlas cümlesini tamamlayamadan dışarıdan silah sesi duyuldu.

PAT!

Derin irkildi.

Karan hemen silahını çıkardı.

Kerem, Derin'in önüne geçti.

Atlas ise Derin'in elini tuttu.

“Koş.”

“Ne?”

“Şimdi!”

Herkes depodan çıkmaya çalışırken Derin'in gözü yerdeki eski fotoğrafa takıldı.

Fotoğrafı aldı.

Koşarken arkasına baktı.

Deponun kapısında bir adam duruyordu.

Yüzü karanlıkta görünmüyordu.

Ama sesi…

Derin'in kanını dondurdu.

“Kaçabilirsin, Derin.”

Adam yavaşça gülümsedi.

“Ama sonunda yine bana geleceksin.”

Derin dondu.

Çünkü o sesi tanıyordu.

Bu…

Kaan'ın sesiydi.

---

Arabaya bindiklerinde Derin hâlâ konuşmuyordu.

Atlas direksiyonun başındaydı.

Karan ön koltukta oturuyordu.

Kerem ise arka koltukta, Derin'in yanında.

Arabanın içinde ağır bir sessizlik vardı.

Sonunda Derin dayanamadı.

“Beni nereye götürüyorsunuz?”

Atlas cevap vermedi.

Derin ona döndü.

“Atlas!”

“Güvenli bir yere.”

“Benim için karar vermeyi bırak!”

Atlas sertçe frene bastı.

Araba bir anda durdu.

Derin öne doğru savruldu.

Atlas ona döndü.

“Sen anlamıyorsun.”

“Hayır. Anlamıyorum. Çünkü herkes bir şey biliyor ama kimse bana söylemiyor!”

“Çünkü seni korumaya çalışıyoruz.”

Derin acıyla güldü.

“Beni korumak mı? Beni yıllarca yalanlarla yaşattınız!”

Atlas sustu.

Derin'in gözlerinden yaşlar süzüldü.

“Ben kimim?”

Bu soru arabada yankılandı.

Kimse cevap vermedi.

Derin başını salladı.

“Bunu bile bilmiyorum.”

Atlas'ın yüzündeki sertlik dağıldı.

“Derin…”

“Hayır. Bana dokunma.”

Atlas elini geri çekti.

Derin arka koltuğa döndü.

“Kerem.”

Kerem ona baktı.

“İki bebek vardı.”

“Evet.”

“Biri bendim.”

“Evet.”

“Diğeri kimdi?”

Kerem uzun süre sessiz kaldı.

Sonra fısıldadı:

“Senin kardeşin.”

Derin'in nefesi kesildi.

“Benim… ikizim mi vardı?”

Kerem başını salladı.

“Vardı.”

Derin'in gözleri doldu.

“Şimdi nerede?”

Kerem cevap vermeden önce Atlas'a baktı.

Atlas'ın yüzü gerildi.

Derin bunu fark etti.

“Atlas.”

Atlas başını çevirdi.

Derin'in sesi titredi.

“İkizim nerede?”

Kerem sonunda konuştu.

“Öldü sanılıyordu.”

Derin'in kalbi sıkıştı.

“Sanılıyordu?”

Kerem'in gözleri Derin'in gözlerine kilitlendi.

“Çünkü o gece hastaneden kaybolan bebek…”

Bir an durdu.

“Sen değildin.”

Derin'in yüzündeki tüm renk çekildi.

Kerem devam etti:

“Sen, herkesin öldü sandığı bebektin.”

Derin nefes alamadı.

“Peki diğer bebek?”

Kerem'in cevabı, her şeyi değiştirdi.

“Diğer bebek…”

Atlas gözlerini kapattı.

Karan başını öne eğdi.

Kerem fısıldadı:

“Yılmaz ailesinin yanında büyüdü.”

Derin'in gözleri büyüdü.

“Kim?”

Kerem, Atlas'a baktı.

Atlas'ın yüzü taş kesilmişti.

Derin yavaşça Atlas'a döndü.

“Kim?”

Atlas konuşmadı.

Derin'in sesi yükseldi.

“ATLAS!”

Atlas gözlerini ona çevirdi.

Ve tek bir cümle söyledi:

“Senin ikizin… Kaan Yılmaz'ın evinde büyüdü.”

Derin'in kalbi duracak gibi oldu.

Çünkü BÖLÜM 21 — GERÇEK VARİS

Derin, elindeki fotoğrafa bakmaya devam etti.

Fotoğraftaki iki kişi…

Selin ve Kerem.

Ama asıl korkutucu olan bu değildi.

Korkutucu olan, fotoğrafın arkasına yazılmış tek cümleydi.

“Gerçek varis korunmalıdır.”

Derin'in parmakları titredi.

“Gerçek varis…” diye fısıldadı.

Kerem, karşısında sessizce duruyordu.

Derin başını kaldırdı.

“Bana ne anlatmaya çalışıyorsun?”

Kerem'in yüzünde acı bir gülümseme belirdi.

“Bunca yıl boyunca herkes sana yanlış hikâyeyi anlattı.”

“Ne hikâyesi?”

“Senin Kaan Yılmaz'ın kızı olduğunu.”

Derin'in kalbi duracak gibi oldu.

“Ben… Kaan'ın kızı değil miyim?”

Kerem cevap vermedi.

Bu sessizlik, Derin'in duyabileceği en korkunç cevaptı.

“Cevap ver!”

Sesi depoda yankılandı.

Kerem başını eğdi.

“Hayır.”

Derin'in gözleri doldu.

“Yalan söylüyorsun.”

“Keşke.”

“Sen Kaan'ın ikiz kardeşi olduğunu söylemiştin. Yılmaz ailesinden nefret ettiğini söyledin. Şimdi de bana babamın Kaan olmadığını söylüyorsun. Neden sana inanayım?”

Kerem yavaşça ona doğru yaklaştı.

“Çünkü sana zarar vermek isteseydim, buraya kadar gelmeni beklemezdim.”

Derin bir adım geri çekildi.

“Peki kim benim babam?”

Kerem'in gözleri karardı.

“Bunu söylemeden önce sana bir şey göstereceğim.”

Cebinden eski bir anahtar çıkardı.

Derin kaşlarını çattı.

“Bu ne?”

“Yılmaz ailesinin eski evindeki gizli odanın anahtarı.”

Derin'in nefesi kesildi.

“Eski ev…”

“Orada senin doğduğun geceye ait kayıtlar var.”

Derin bir süre konuşamadı.

“Benim doğduğum gece?”

Kerem başını salladı.

“Ve o gece sadece bir bebek doğmadı.”

Derin'in yüzü gerildi.

“Ne demek bu?”

Kerem ona baktı.

“O gece iki bebek doğdu.”

Derin'in gözleri büyüdü.

“İki…”

“Evet.”

Tam o sırada deponun dışından bir ses geldi.

Bir kapı kapanmıştı.

Derin ve Kerem aynı anda o tarafa döndü.

Kerem'in yüzündeki ifade bir anda değişti.

“Buradan gitmeliyiz.”

“Hayır.”

“Derin—”

“Hayır! Bunca yıldır herkes benden bir şey sakladı. Şimdi kaçmayacağım.”

Dışarıdan ayak sesleri gelmeye başladı.

Yavaş.

Ağır.

Yaklaşıyordu.

Kerem, Derin'in kolundan tuttu.

“Beni dinle. Eğer buraya geldilerse, senin gerçeği öğrendiğini biliyorlar demektir.”

Derin elini çekti.

“Kim geldi?”

Kerem cevap vermedi.

Kapının önünde bir gölge belirdi.

Sonra kapı açıldı.

Derin'in nefesi kesildi.

Karşısında Atlas vardı.

Ama yalnız değildi.

Yanında Karan duruyordu.

Derin, Atlas'a baktı.

“Sen?”

Atlas'ın bakışları önce Derin'e, sonra Kerem'e kaydı.

Yüzü sertti.

“Buraya gelmemen gerekiyordu.”

Derin acıyla güldü.

“Bunu herkes söylüyor.”

Atlas ona doğru bir adım attı.

“Derin, benimle gel.”

“Hayır.”

“Burası güvenli değil.”

“Sen nereden biliyorsun?”

Atlas sustu.

Derin'in gözleri kısıldı.

“Çünkü sen de biliyorsun.”

Atlas'ın yüzündeki ifade değişti.

“Ne biliyorum?”

“Benim gerçek ailemi.”

Karan başını kaldırdı.

Atlas'a baktı.

“Bunu ona söylemedin mi?”

Derin, Atlas'a döndü.

“Ne söylemedi?”

Atlas'ın çenesi gerildi.

Karan soğuk bir sesle konuştu.

“Atlas, artık saklayamazsın.”

Derin'in kalbi daha hızlı atmaya başladı.

“Biri bana açıklama yapacak mı?”

Atlas gözlerini kapattı.

Sonra Derin'e baktı.

“Sen Kaan Yılmaz'ın kızı değilsin.”

Derin'in içindeki dünya bir kez daha yıkıldı.

“Bunu zaten biliyorum.”

Atlas'ın gözleri büyüdü.

“Kerem sana söyledi mi?”

“Evet.”

“Peki sana başka ne söyledi?”

Derin, Kerem'e baktı.

“İki bebek doğduğunu.”

Atlas'ın yüzü bembeyaz oldu.

Derin bunu fark etti.

“Sen bunu da biliyorsun.”

Atlas cevap vermedi.

Derin yavaşça ona yaklaştı.

“Atlas.”

Atlas başını eğdi.

“Derin…”

“Kim benim babam?”

Atlas gözlerini kaldırdı.

Ve o an Derin, Atlas'ın gözlerinde ilk kez korku gördü.

“Baban…”

Atlas cümlesini tamamlayamadan dışarıdan silah sesi duyuldu.

PAT!

Derin irkildi.

Karan hemen silahını çıkardı.

Kerem, Derin'in önüne geçti.

Atlas ise Derin'in elini tuttu.

“Koş.”

“Ne?”

“Şimdi!”

Herkes depodan çıkmaya çalışırken Derin'in gözü yerdeki eski fotoğrafa takıldı.

Fotoğrafı aldı.

Koşarken arkasına baktı.

Deponun kapısında bir adam duruyordu.

Yüzü karanlıkta görünmüyordu.

Ama sesi…

Derin'in kanını dondurdu.

“Kaçabilirsin, Derin.”

Adam yavaşça gülümsedi.

“Ama sonunda yine bana geleceksin.”

Derin dondu.

Çünkü o sesi tanıyordu.

Bu…

Kaan'ın sesiydi.

---

Arabaya bindiklerinde Derin hâlâ konuşmuyordu.

Atlas direksiyonun başındaydı.

Karan ön koltukta oturuyordu.

Kerem ise arka koltukta, Derin'in yanında.

Arabanın içinde ağır bir sessizlik vardı.

Sonunda Derin dayanamadı.

“Beni nereye götürüyorsunuz?”

Atlas cevap vermedi.

Derin ona döndü.

“Atlas!”

“Güvenli bir yere.”

“Benim için karar vermeyi bırak!”

Atlas sertçe frene bastı.

Araba bir anda durdu.

Derin öne doğru savruldu.

Atlas ona döndü.

“Sen anlamıyorsun.”

“Hayır. Anlamıyorum. Çünkü herkes bir şey biliyor ama kimse bana söylemiyor!”

“Çünkü seni korumaya çalışıyoruz.”

Derin acıyla güldü.

“Beni korumak mı? Beni yıllarca yalanlarla yaşattınız!”

Atlas sustu.

Derin'in gözlerinden yaşlar süzüldü.

“Ben kimim?”

Bu soru arabada yankılandı.

Kimse cevap vermedi.

Derin başını salladı.

“Bunu bile bilmiyorum.”

Atlas'ın yüzündeki sertlik dağıldı.

“Derin…”

“Hayır. Bana dokunma.”

Atlas elini geri çekti.

Derin arka koltuğa döndü.

“Kerem.”

Kerem ona baktı.

“İki bebek vardı.”

“Evet.”

“Biri bendim.”

“Evet.”

“Diğeri kimdi?”

Kerem uzun süre sessiz kaldı.

Sonra fısıldadı:

“Senin kardeşin.”

Derin'in nefesi kesildi.

“Benim… ikizim mi vardı?”

Kerem başını salladı.

“Vardı.”

Derin'in gözleri doldu.

“Şimdi nerede?”

Kerem cevap vermeden önce Atlas'a baktı.

Atlas'ın yüzü gerildi.

Derin bunu fark etti.

“Atlas.”

Atlas başını çevirdi.

Derin'in sesi titredi.

“İkizim nerede?”

Kerem sonunda konuştu.

“Öldü sanılıyordu.”

Derin'in kalbi sıkıştı.

“Sanılıyordu?”

Kerem'in gözleri Derin'in gözlerine kilitlendi.

“Çünkü o gece hastaneden kaybolan bebek…”

Bir an durdu.

“Sen değildin.”

Derin'in yüzündeki tüm renk çekildi.

Kerem devam etti:

“Sen, herkesin öldü sandığı bebektin.”

Derin nefes alamadı.

“Peki diğer bebek?”

Kerem'in cevabı, her şeyi değiştirdi.

“Diğer bebek…”

Atlas gözlerini kapattı.

Karan başını öne eğdi.

Kerem fısıldadı:

“Yılmaz ailesinin yanında büyüdü.”

Derin'in gözleri büyüdü.

“Kim?”

Kerem, Atlas'a baktı.

Atlas'ın yüzü taş kesilmişti.

Derin yavaşça Atlas'a döndü.

“Kim?”

Atlas konuşmadı.

Derin'in sesi yükseldi.

“ATLAS!”

Atlas gözlerini ona çevirdi.

Ve tek bir cümle söyledi:

“Senin ikizin… Kaan Yılmaz'ın evinde büyüdü.”

Derin'in kalbi duracak gibi oldu.

Çünkü o anda aklına tek bir kişi geldi.

Yıllardır aynı evde yaşadığı…

Aynı soyadı taşıyan…

Ve kendisinden nefret ettiğini sandığı kişi.

Mert.

Derin'in dudaklarından tek bir kelime döküldü:

“Hayır…”

Kerem gözlerini kapattı.

Atlas ise hiçbir şey söylemedi.

Çünkü Derin artık gerçeğin en tehlikeli kısmına ulaşmıştı.

Mert Yılmaz, onun kardeşi olabilirdi.

Ama asıl soru şuydu:

Mert bunu biliyor muydu?

Ve eğer biliyorsa…

Neden Derin'den nefret ediyormuş gibi davranıyordu?o anda aklına tek bir kişi geldi.

Yıllardır aynı evde yaşadığı…

Aynı soyadı taşıyan…

Ve kendisinden nefret ettiğini sandığı kişi.

Mert.

Derin'in dudaklarından tek bir kelime döküldü:

“Hayır…”

Kerem gözlerini kapattı.

Atlas ise hiçbir şey söylemedi.

Çünkü Derin artık gerçeğin en tehlikeli kısmına ulaşmıştı.

Mert Yılmaz, onun kardeşi olabilirdi.

Ama asıl soru şuydu:

Mert bunu biliyor muydu?

Ve eğer biliyorsa…

Neden Derin'den nefret ediyormuş gibi davranıyordu?

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.