Mesajı okuduktan sonra içimi bir merak saldı ve yazmaya başladım
Siz: Evet poyraz neymiş acil olan?
Poyraz: sana bir şey anlatmam lazım ama telefondan olmaz yüz yüze olmamız gerek.
Siz:Tamam olur buluşuruz bana konum atarsın yarın.
Poyraz: Tamam görüşürüz
Siz: Görüşürüz.
Telefonu kapatıktan sonra biraz düşündüm acaba benimle ne konuşucaktı bilmiyordum ama merak ediyordum en sonunda düşünceler eşliğinde uykuya daldım...
Kalktığımda sarpın gelmesine 1 saat kalmıştı 2 saattir uyuyordum. Yataktan kalkıp merdivene yürüdüm aşağıya inince mutfağa girdim ve pilavı yapmaya başladım.
30 dakikanın sonunda pilav pişmişti sarp yolda olmalıydı onu beklerken bezelyeyi ısıtmak için ocağa koydum ardından masayı hazırlamya başladım masanız mutfaktaydı zaten iki kişiydik o yüzden küçük bir masamız vardı. En son bardaklarıda dizdim salata yapmaya başlamıştım tam tabaklara koyarken kapı çaldı sarp gelmişti.
Mutfaktan çıkıp sola döndüm birkaç adım sonrasında kapyı açtım sarp yorgundu ve uykulu gözüküyordu sarpı içeriye aldım ve odasına gonderdim üstünü degiştirmesinden için bende mutfağa dönün işime devam ettim birkaç dakika geçmeden sarp mutfağa gelmiş ve bana sarılmıştı ardından masaya geçip yemeye başlamıştık " Ellerine sağlık prensesim çok güzel olmuş yine " Hem yemeğini yiyor hemde benle konuşmaya çalışıyordu ve bu hali çok komikti.
Sarpa gülerek bakarken konuşmaya başladım " Afiyet olsun prensim yavaş ye boğulucaksın tencere dolu merak etme " Bana " Bunu zaten biliyorum" Bakışı atıyordu bir süre bakıştıktan sonra kaşığını
Yemeğinin içine daldırdı yerken konuşmaya devam etti " Sen bana birşey anlatıçaktın o noldu " Ardından kafasını tabağından kaldırdı ve bana anlat artık bakışını attı bende dökülmeye başladım...
" Oha kızım sen bu beyinle nasıl böyle birşey yaptın aklım almıyor "
" Yaptım birşeyler işte he bu arada benimle buluşmak istiyormuş acil bir konu hakkında konuşmamız lazımmış yarın buluşucaz" Dedim sarp sanki birşey demek istiyor ama diyemiyordu tabağına bir bakış attıp konuşmaya başladı " Lütfen dikkat et kimin ne olduğunu ne yapıcağını bilemeyiz tedbirli ol yinede " Sonra devam etti " İstersen ben de geliyim yarın izinliyim nede olsa, bakarız neymiş acil olan bu konu " Biraz sınırlı gibiydi ama belli etmek istemiyordu bende cevap olarak " Olur prensim sende gel daha iyi olur " Oda gelse güzel olabilirdi bence de .masadan kalkıpkirli tabakları toplamaya başladım bir yandan da sarpı dinliyordum " Saat kaçta ve nerde buluşucaz beki prensesim " " Bilmiyorum hâlâ yazmadı sabah yazar heralde " " Hmm tamam o zaman sen bu adamı araltırfın mı? Araştırdıysan verirmisin birde ben bakıyim " Dosya odamdaydı ve bakabilirdi ondan birşey saklamıyordum " Dosta odamda gidip bakabilirsin prensim bende şunları toplayıp geliyorum birazdan " Sarpta masadan kalktı yanıma gelip kolunu belimden geçirdi ve beni kendine doğru çevirdi ben ona bakarken sarp her akşam yaptığı gibi saçımı 3 kere öptü ve ban sarıldı. Beni kendinden ayırırkrn yüzünde bir tebessüm vardı beni yine tezgah tarafına çevirdi ben yaptığına gülerken o merdivenlerden çıkmaya başlamıştı bile.
Mutfaktaki ufak tefek işleride bitirip odama gitmeye başladım odanın kapısına geldiğimde kapı sonuna kadar açıktı ve sarp çalışma masamda dosyayı inceliyordu yüzü ciddi.
Açık kapıdan içeriye girdiğimde sarp bana döndü gülümsedi sonrasında ise konuşmaya başladı "
Ben üstümü değiştirip geliyim sen yatağını aç beni bekle tamam mı? " Tamam şeklinde kafamı salladım. Sarp çıktıktan sonra ilk pijamalarımı giydim ve yatağı açarak sarpı beklemeye başladım birkaç dakika sonrasında odanın kapısı çalınıp " Girebilirmiyim prensesim " Diye seslendi onu bekletmeden içeriye çağırdım " Girebilirsin prensim " İçeriye girdiğinde üzerinde pjamaları vardı birden yatağa koşmaya başladı ve yatağa resmen atladı ve direk uyumaya başladı yorgundu zaten bende yanına yattım ve ona sarılarak uyudum...
Sabah uyandığımda sarp yanımda yoktu ve saat 11 di yataktan kalkıp banyoya doğru adımladım işlerimi gördükten sonra merdivenlerden salona doğru yürümeye beşladım.
Salona girdiğimde sarp koltukta uyuyordu . Yanına gidip yanaklarını mıncırmaya başlayınca uyandı beyefendi " Yapma acıyo " Diye söyleniyordu takmadan devam ederken " Uyan hadi kahvaltıya gidek kalk " O sırada telefonuma bildirim sesi geldi poyraz yazmıştı
Poyraz: Alisa istersen yani kahvaltı yapmadıysan ***** gidelim ne dersin?
Bildirim sesini duyan sarp merakla telefınumun içine girmeye çalışıtordu
Bu duruma gülerek telefonu sarpa verdim " Al al istediğin kadar bak çekinme " Telefonuma bakarken " Ne çekincem be ayrıca gidebiliriz açım bende " Diyerek telefonu bana uzattı " Sen yaz ben gidip giyimiyim" Derken koşarak merdivenlerden yukarı çıkıyordu bile arkasından " Tamam " Diye bağırıp poyraza yazmaya başladım sarpın da geleceğini yazıcaktım.
Siz: olur çıkarım birazdan yola
Siz: ayrıca bir arkadaşımda gelicek haberin olsun
Poyraz: sıkıntı değil gelebilir tabiki
Poyraz: çıktım bende şimdi
Görüldü atıp odama çıkmaya başladım dolabın önüne gelince direk bir eşofman altı ve kısa kollu tişortü giyip çıktım sarp daha şık giyinmişti siyah bolpaça pantolon beyaz tişort ve siyah kot ceketiyle herzamanki gibi çok iyiydi
Sarp bana bakarak gülümsedi ve koluma girip çıkışa doğru yürütmeye başladı beni " Neyle gıdıcez prensesim " " Hmmm motor! Nasıl fikir "
" Çok iyi fikir prensesim hadi yürü motorlara "
Motorlarımız iyi motorlardı ikimizinde R25 'i vardı sarpın kırmızı benimki siyahtı ikimizde motorlara bindikten sonra poyraz'ın bana attığı konumu sarpa attım ve sürmeye başladık yol çok uzun değildi 20 dakika falandı biz 15 dakikanın sonunda gelmiştik. Güzel bir yerdi.

Masa kısmında iki masa vardı ve ikiside boştu motorları park ettikten sonra poyraza yazmaya başladım
Siz: biz geldik sen nerdesin
Poyraz: 5 dk ordayım siz oturun.
Telefonu cebime koyduktan sonra sarpa bir bakış attım ve boş olan masalardan birini gösterip oturmaaını işaret ettim. Beni onayladı ve kaskınıda eline alıp masaya oturdu bende eldiveni mi ve kaskımı alarak sarpın yanına oturdum.
Masanın altında raflar vardı kasklarınızı ve eldivenlerimizi oraya koymuştuk 5-6 dakika sonra bir araba buraya yaklaştı ve park etti gelen poyrazdı arabadan indikten sonra etrafa bakındı beni görünce yüzünde bir tebessüm oluştu oturduğumuz masaya doğru yürümeye başaldı adımları sert ve hızlıydı bir anda yüzü sarpa döndü kaşları yavaştan çatılmaya başlamıştı bakışlarını düzeltip bana elini uzattı ve beraber selamlaştık sarplada aynı konu yaşandıktan sonra "hoşbulduk fası bittiyse konuya geçelim artık " Diyen yine bendim
... Mesajı okuduktan sonra içime bir merak saldı ve yazmaya başladım.
Siz: Evet Poyraz, neymiş acil olan?
Poyraz: Sana bir şey anlatmam lazım ama telefondan olmaz, yüz yüze olmamız gerek.
Siz: Tamam olur, buluşuruz. Bana konum atarsın yarın.
Poyraz: Tamam, görüşürüz.
Siz: Görüşürüz.
Telefonu kapattıktan sonra biraz düşündüm. Acaba benimle ne konuşacaktı bilmiyordum ama merak ediyordum. En sonunda düşünceler eşliğinde uykuya daldım...
Kalktığımda Sarp’ın gelmesine 1 saat kalmıştı. 2 saattir uyuyordum. Yataktan kalkıp merdivene yürüdüm. Aşağıya inince mutfağa girdim ve pilavı yapmaya başladım.
30 dakikanın sonunda pilav pişmişti. Sarp yolda olmalıydı. Onu beklerken bezelyeyi ısıtmak için ocağa koydum, ardından masayı hazırlamaya başladım. Masamız mutfaktaydı zaten, iki kişiydik o yüzden küçük bir masamız vardı. En son bardakları da dizdim, salata yapmaya başlamıştım. Tam tabaklara koyarken kapı çaldı, Sarp gelmişti.
Mutfaktan çıkıp sola döndüm. Birkaç adım sonrasında kapıyı açtım. Sarp yorgundu ve uykulu gözüküyordu. Sarp’ı içeriye aldım ve odasına gönderdim, üstünü değiştirmesi için. Ben de mutfağa dönüp işime devam ettim. Birkaç dakika geçmeden Sarp mutfağa gelmiş ve bana sarılmıştı. Ardından masaya geçip yemeye başlamıştık.
“Ellerine sağlık prensesim, çok güzel olmuş yine.” Hem yemeğini yiyor hem de benimle konuşmaya çalışıyordu ve bu hali çok komikti.
Sarp’a gülerek bakarken konuşmaya başladım:
“Afiyet olsun prensim, yavaş ye boğulacaksın, tencere dolu merak etme.”
Bana “Bunu zaten biliyorum.” bakışı atıyordu. Bir süre bakıştıktan sonra kaşığını yemeğinin içine daldırdı. Yerken konuşmaya devam etti:
“Sen bana bir şey anlatacaktın, o ne oldu?”
Ardından kafasını tabağından kaldırdı ve bana “anlat artık” bakışını attı, ben de dökülmeye başladım...
“Oha kızım, sen bu beyinle nasıl böyle bir şey yaptın, aklım almıyor.”
“Yaptım bir şeyler işte. He bu arada benimle buluşmak istiyormuş, acil bir konu hakkında konuşmamız lazımmış. Yarın buluşacağız,” dedim. Sarp sanki bir şey demek istiyor ama diyemiyordu. Tabağına bir bakış atıp konuşmaya başladı:
“Lütfen dikkat et, kimin ne olduğunu, ne yapacağını bilemeyiz. Tedbirli ol yine de.”
Sonra devam etti:
“İstersen ben de geleyim. Yarın izinliyim ne de olsa, bakarız neymiş acil olan konu.”
Biraz sinirli gibiydi ama belli etmek istemiyordu. Ben de cevap olarak:
“Olur prensim, sen de gel. Daha iyi olur.”
O da gelse güzel olabilirdi bence de. Masadan kalkıp kirli tabakları toplamaya başladım. Bir yandan da Sarp’ı dinliyordum:
“Saat kaçta ve nerede buluşacağız peki prensesim?”
“Bilmiyorum, hâlâ yazmadı. Sabah yazar herhalde.”
“Hmm, tamam o zaman. Sen bu adamı araştırdın mı? Araştırdıysan verir misin, bir de ben bakayım.”
Dosya odamdaydı ve bakabilirdi, ondan bir şey saklamıyordum.
“Dosya odamda, gidip bakabilirsin prensim. Ben de şunları toplayıp geliyorum birazdan.”
Sarp da masadan kalktı, yanıma gelip kolunu belimden geçirdi ve beni kendine doğru çevirdi. Ben ona bakarken Sarp her akşam yaptığı gibi saçımı 3 kere öptü ve bana sarıldı. Beni kendinden ayırırken yüzünde bir tebessüm vardı. Beni yine tezgâh tarafına çevirdi. Ben yaptığına gülerken o merdivenlerden çıkmaya başlamıştı bile.
Mutfaktaki ufak tefek işleri de bitirip odama gitmeye başladım. Odanın kapısına geldiğimde kapı sonuna kadar açıktı ve Sarp çalışma masamda dosyayı inceliyordu, yüzü ciddiydi.
Açık kapıdan içeriye girdiğimde Sarp bana döndü, gülümsedi, sonrasında ise konuşmaya başladı:
“Ben üstümü değiştirip geleyim, sen yatağını aç, beni bekle tamam mı?”
“Tamam” şeklinde kafamı salladım. Sarp çıktıktan sonra ilk pijamalarımı giydim ve yatağı açarak Sarp’ı beklemeye başladım. Birkaç dakika sonrasında odanın kapısı çalınıp:
“Girebilir miyim prensesim?” diye seslendi. Onu bekletmeden içeriye çağırdım:
“Girebilirsin prensim.”
İçeriye girdiğinde üzerinde pijamaları vardı. Birden yatağa koşmaya başladı ve yatağa resmen atladı, direkt uyumaya başladı. Yorgundu zaten. Ben de yanına yattım ve ona sarılarak uyudum...
Sabah uyandığımda Sarp yanımda yoktu ve saat 11’di. Yataktan kalkıp banyoya doğru adımladım. İşlerimi gördükten sonra merdivenlerden salona doğru yürümeye başladım.
Salona girdiğimde Sarp koltukta uyuyordu. Yanına gidip yanaklarını mıncırmaya başlayınca uyandı beyefendi:
“Yapma, acıyor.” diyordu. Takmadan devam ederken:
“Uyan hadi, kahvaltıya gidelim, kalk.”
O sırada telefonuma bildirim sesi geldi. Poyraz yazmıştı.
Poyraz: Alisa, istersen yani kahvaltı yapmadıysan ***** gidelim, ne dersin?
Bildirim sesini duyan Sarp merakla telefonumun içine girmeye çalışıyordu.
Bu duruma gülerek telefonu Sarp’a verdim:
“Al, al istediğin kadar bak, çekinme.”
Telefonuma bakarken:
“Ne çekincem be, ayrıca gidebiliriz, açım ben de.” diyerek telefonu bana uzattı.
“Sen yaz, ben gidip giyineyim.” derken koşarak merdivenlerden yukarı çıktı bile.
Arkasından “Tamam” diye bağırıp Poyraz’a yazmaya başladım. Sarp’ın da geleceğini yazacaktım.
Siz: Olur, çıkarım birazdan yola.
Siz: Ayrıca bir arkadaşım da gelecek, haberin olsun.
Poyraz: Sıkıntı değil, gelebilir tabii.
Poyraz: Çıktım ben de şimdi.
Görüldü atıp odama çıkmaya başladım. Dolabın önüne gelince direkt bir eşofman altı ve kısa kollu tişörtü giyip çıktım. Sarp daha şık giyinmişti: siyah bol paça pantolon, beyaz tişört ve siyah kot ceketiyle her zamanki gibi çok iyiydi.
Sarp bana bakarak gülümsedi ve koluma girip çıkışa doğru yürütmeye başladı beni:
“Neyle gideceğiz prensesim?”
“Hmmm motor! Nasıl fikir?”
“Çok iyi fikir prensesim, hadi yürü motorlara.”
Motorlarımız iyi motorlardı. İkimizin de R25’i vardı. Sarp’ın kırmızı, benimki siyahtı. İkimiz de motorlara bindikten sonra Poyraz’ın bana attığı konumu Sarp’a attım ve sürmeye başladık. Yol çok uzun değildi, 20 dakika falandı. Biz 15 dakikanın sonunda gelmiştik. Güzel bir yerdi.
Masa kısmında iki masa vardı ve ikisi de boştu. Motorları park ettikten sonra Poyraz’a yazmaya başladım.
Siz: Biz geldik, sen neredesin?
Poyraz: 5 dk oradayım, siz oturun.
Telefonu cebime koyduktan sonra Sarp’a bir bakış attım ve boş olan masalardan birini gösterip oturmasını işaret ettim. Beni onayladı ve kaskını da eline alıp masaya oturdu. Ben de eldivenimi ve kaskımı alarak Sarp’ın yanına oturdum.
Masanın altında raflar vardı, kasklarımızı ve eldivenlerimizi oraya koymuştuk. 5-6 dakika sonra bir araba buraya yaklaştı ve park etti. Gelen Poyraz’dı. Arabadan indikten sonra etrafa bakındı, beni görünce yüzünde bir tebessüm oluştu. Oturduğumuz masaya doğru yürümeye başladı. Adımları sert ve hızlıydı. Bir anda yüzü Sarp’a döndü, kaşları yavaştan çatılmaya başlamıştı. Bakışlarını düzeltip bana elini uzattı ve beraber selamlaştık. Sarp’la da aynı konu yaşandıktan sonra:
“Hoş bulduk faslı bittiyse konuya geçelim artık.”