Ertesi sabah Alina sınıfa girdiğinde ilk baktığı yer kendi sırası olmadı.
Gözleri istemsizce Emre'yi aradı.
Emre çoktan gelmişti.
Sırasında oturmuş, defterine bir şeyler yazıyordu.
Alina onu görünce hafifçe gülümsedi.
Emre de başını kaldırdı.
Göz göze geldiler.
Bu kez ikisi de bakışlarını hemen kaçırmadı.
Alina çantasını yerine bıraktıktan sonra Emre'nin yanına gitti.
Alina: “Günaydın.”
Emre: “Günaydın.”
Alina: “Erken gelmişsin.”
Emre: “Her zamanki saat.”
Alina: “Ben de bugün erken geldim.”
Emre: “Fark ettim.”
Alina gülümsedi.
Alina: “Beni fark ediyorsun yani?”
Emre birkaç saniye sustu.
Emre: “Evet.”
Alina'nın yüzünde küçük bir gülümseme oluştu.
Tam o sırada Elis ve Pelin yanlarına geldi.
Elis: “Alina, bizimle otursana.”
Alina Emre'ye baktı.
Sonra kızlara döndü.
Alina: “Birazdan.”
Pelin şaşkınlıkla Emre'ye baktı"
Pelin: “Tamam.”
Elis ile Pelin uzaklaşırken birbirlerine baktılar.
Elis'in yüzündeki gülümseme kaybolmuştu.
---
İlk ders boyunca Alina ile Emre yan yana oturdu.
Öğretmen tahtaya bir şeyler yazarken Alina defterine eğildi.
Alina: “Bunu anladın mı?"
Emre: “Evet.”
Alina: “Anlat.”
Emre: “Yine mi?”
Alina: “Evet.”
Emre gülümsedi.
Emre: “Tamam.”
Alina sandalyesini biraz ona doğru çevirdi.
Emre soruyu anlatırken Alina dikkatle dinledi.
Bir süre sonra:
Alina: “Tamam, şimdi anladım.”
Emre: “Gördün mü?”
Alina: “Sen anlatınca anlıyorum.”
Emre: “O zaman hep ben anlatayım.”
Alina: “Olur.”
İkisi de güldü.
Arka sırada oturan Ata onları izliyordu.
Ateş, Ata'nın baktığı yeri fark etti.
Ateş: “Yine başladın.”
Ata: “Ne?”
Ateş: “Bakmayı bırakmayacak mısın?”
Ata: “Derse bakıyorum.”
Alaz: “Dersin adı Alina mı?”
Ateş gülmeye başladı.
Ata: “Kesin şunu.”
Ama gözlerini onlardan ayırmadı.
---
Teneffüste Alina ve Emre sınıftan birlikte çıktı.
Koridorda yan yana yürüdüler.
Alina: “Kantine gidelim mi?”
Emre: “Olur.”
Alina: “Sen bugün şaşırtıcı derecede sosyalsin.”
Emre: “Senin yanında olunca oluyorum galiba.”
Alina ona baktı.
Alina: “Bunu yine sevdim.”
Emre güldü.
Kantine geldiklerinde boş bir masaya oturdular.
Alina telefonuna bakarken Emre önündeki kitabı açtı.
Alina: “Yine mi kitap?”
Emre: “Birazdan sınav var.”
Alina: “Daha iki gün var.”
Emre: “İki gün çabuk geçiyor.”
Alina: “Sen gerçekten değişiksin.”
Emre: “Biliyorum.”
Alina gülerek başını salladı.
Bir süre sonra Emre kitabı kapattı.
Alina: “Ne oldu?”
Emre: “Sen konuşurken ders çalışamıyorum.”
Alina şaşırdı.
Alina: “Ben mi dikkatini dağıtıyorum?”
Emre: “Biraz.”
Alina gülmeye başladı.
Alina: “İyi.”
Emre: “Nesi iyi?”
Alina: “Bilmiyorum.”
İkisi de güldü.
---
Koridorun diğer tarafında Elis ve Pelin onları izliyordu.
Pelin: “Bunlar gerçekten yakınlaştı.”
Elis: “Evet.”
Pelin: “Böyle giderse...”
Elis: “Alina Ata'yı tamamen unutacak.”
Pelin: “Zaten şimdi bile doğru düzgün konuşmuyor.”
Elis: “Biraz bekleyelim.”
Pelin: “Sonra?”
Elis: “Sonra düşünürüz.”
Şimdilik ikisi de yanlarına gitmedi.
---
Öğle arasında Alina sınıfa döndüğünde Emre sırasındaydı.
Alina onun yanına oturdu.
Emre: “Buraya mı?”
Alina: “Evet.”
Emre: “Tamam.”
Alina: “Rahatsız oldun mu?”
Emre: “Hayır.”
Alina: “İyi.”
Bir süre sessiz kaldılar.
Sonra Alina elini masanın üzerinde bıraktı.
Emre de birkaç saniye baktı.
Sonra elini onun elinin yanına koydu.
Alina ona baktı.
Emre: “Ne?”
Alina: “Hiç.”
Alina elini hafifçe onun eline yaklaştırdı.
Emre de elini tuttu.
İkisi bir süre hiçbir şey söylemeden öylece oturdu.
Alina gülümsedi.
Emre: “Gülme.”
Alina: “Niye?”
Emre: “Bilmiyorum.”
Alina: “Sen de gülüyorsun.”
Emre: “Ben gülmüyorum.”
Alina: “Gülüyorsun.”
Emre başını eğip gülmeye başladı.
---
Tam o sırada Ata sınıfa girdi.
İlk gördüğü şey, Alina ile Emre'nin yan yana oturduğu ve ellerinin birbirine yakın olduğuydu.
Olduğu yerde durdu.
Yüzündeki ifade değişti.
Ateş onun arkasından geldi.
Ateş: “Ne oldu?”
Ata cevap vermedi.
Alaz da içeri girdi.
Alaz: “Oğlum?”
Ata: “Bir şey yok.”
Ama sesi hiç de sakin değildi.
Alina Ata'yı fark etti.
Elini Emre'den çekti.
Alina: “Ata.”
Ata: “Ne?”
Alina: “İyi misin?"
Ata: “İyiyim.”
Alina: “Emin misin?”
Ata: “Evet.”
Ata çantasını alıp yerine geçti.
Alina arkasından baktı.
Emre: “İstersen konuş.”
Alina: “Hayır.”
Emre: “Tamam.”
Alina tekrar Emre'ye döndü.
Bu kez daha sessizdi.
---
Ders çıkışında Alina ile Emre okulun bahçesinde yan yana yürüyordu.
Alina: “Bugün güzeldi.”
Emre: “Bence de.”
Alina: “Yarın da beraber oturalım mı?”
Emre: “Olur.”
Alina: “Kesin mi?”
Emre: “Kesin.”
Alina gülümsedi.
Bir süre yürüdüler.
Sonra Alina:
Alina: “Biz... ne oluyoruz?”
Emre birkaç saniye sustu.
Emre: “Bilmiyorum.”
Alina: “Ben de.”
Emre: “Ama bunu öğrenmek istiyorum.”
Alina ona baktı.
Alina: “Ben de.”
İkisi birbirine gülümsedi.
Henüz aralarındaki şeyin adını koymamışlardı.
Ama ikisi de bunun sıradan bir arkadaşlık olmadığını biliyordu.
---
Ertesi gün Alina sınıfa girdiğinde Elis ve Pelin yine yanına geldi.
Elis: “Bugün bizimle otur.”
Alina: “Emre'yle oturacağım.”
Pelin: “Her gün mü?”
Alina: “Bilmiyorum. Canım öyle istiyor.”
Elis birkaç saniye sustu.
Sonra gülümsedi.
Elis: “Tamam canım.”
Pelin de gülümsedi.
Pelin: “Tabii."
Ama ikisinin de gözlerindeki ifade değişmişti.
Artık sadece izlemiyorlardı.
Alina'nın Emre'ye gittikçe yaklaşmasını durdurmaları gerektiğini düşünmeye başlamışlardı.
Ata ise arka sıradan Alina'ya bakıyordu.
Alina, Emre'nin yanına geçti.
Emre ona dönüp gülümsedi.
Alina da gülümsedi.
Ve o anda Ata'nın yüzündeki kıskançlık bir kez daha belli oldu.
Duru Koleji'nde herkes bir şeylerin değiştiğini fark etmeye başlamıştı.
Ama henüz kimse, bu değişimin nereye kadar gideceğini bilmiyordu.