Ertesi sabah Duru Koleji'nin koridorları yine her zamanki gibi kalabalıktı.
Ama Alina'nın yüzünde önceki günlere göre daha sakin bir ifade vardı.
Sınıfa girdiğinde Elis ve Pelin çoktan yerlerine oturmuştu.
Alina çantasını bıraktı.
Pelin hemen ona döndü.
Pelin: “Günaydın canım.”
Alina: “Günaydın.”
Elis: “Ay sonunda yüzün gülüyor.”
Alina: “Ne yapayım yani, sürekli surat mı asayım?”
Pelin: “Yok canım. Sana gülmek yakışıyor.”
Alina: “Başladın yine.”
Elis güldü.
Elis: “Ne var? Gerçek söylüyorum.”
Alina da gülerek yerine oturdu.
İki gündür süren soğukluk yavaş yavaş ortadan kalkmıştı.
Elis ve Pelin de bunu fark etmişti.
İkisi için bu büyük bir rahatlamaydı.
Alina tekrar eskisi gibi yanlarında oturuyor, onlarla konuşuyor, hatta bazen kendi kendine bir şey anlatmaya başlıyordu.
Pelin: “Bu arada akşam bizde kalıyorsunuz.”
Alina: “Ne?”
Elis: “Kız gecesi.”
Alina: “Nereden çıktı?”
Pelin: “Canımız istedi.”
Alina: “Benim canım istemedi.”
Elis: “İsteyecek.”
Alina gülmeye başladı.
Alina: “tamam tamam."
Pelin: “Akşam geliyorsun.”
Alina: “Tamam dedim ya.”
Elis: “İşte benim kızım.”
Alina: “Ay tamam.”
Tam o sırada sınıfın kapısından Ateş göründü.
Ateş: “Kızlar.”
Pelin: “Ne var?”
Ateş: “Akşam bir yere gidiyor musunuz?”
Elis: “Sana ne?”
Ateş: “Merak ettim.”
Alina: “Kız gecesi yapacağız.”
Ateş: “Bizi de çağırın.”
Pelin: “Hayır.”
Ateş: “Neden?”
Elis: “Çünkü kız gecesi.”
Ateş: “Ben de kız olabilirim.”
Alina kahkaha attı.
Alina: “Ateş, git.”
Ateş: “Tamam ya.”
Ateş giderken Alaz koridordan seslendi.
Alaz: “Sana dedim, bunlar seni almaz.”
Ateş: “Ben de gelmek istemiyordum zaten.”
Alina: “Tabii.”
Ateş: “Harbi istemiyordum.”
Alina: “Tamam.”
Herkes gülmeye başladı.
---
Bir süre sonra öğretmen sınıfa girdi.
Öğretmen: “Herkes yerine geçsin.”
Sınıf yavaş yavaş sessizleşti.
Öğretmen elindeki kağıtlara baktı.
Öğretmen: “Bugün bir çalışma yapacağız.”
Sınıftan birkaç kişi ofladı.
Öğretmen: “İkişerli oturacaksınız.”
Herkes birbirine bakmaya başladı.
Elis hemen Alina'ya döndü.
Elis: “Ben seninle oturuyorum.”
Pelin: “Hayır, ben oturuyorum.”
Alina: “Ay yine başladınız.”
Öğretmen sınıfı susturdu.
Öğretmen: “Ben yerleştireceğim.”
Alina'nın yüzü düştü.
Öğretmen sıralara bakmaya başladı.
Öğretmen: “Elis, Pelin.”
Elis: “Hocam?”
Öğretmen: “Siz arka sıraya geçin.”
Pelin: “Ama hocam...”
Öğretmen: “İtiraz yok.”
Sonra öğretmen başka isimler söylemeye devam etti.
En sonunda Alina'ya baktı.
Öğretmen: “Alina.”
Alina: “Efendim hocam?”
Öğretmen: “Emre'nin yanına geç.”
Sınıfta birkaç kişi birbirine baktı.
Elis'in yüzü bir anda değişti.
Pelin de Alina'ya baktı.
Alina ise birkaç saniye öylece kaldı.
Sonra çantasını aldı.
Alina: “Tamam hocam.”
Emre de sandalyesini biraz yana çekti.
Alina yanına oturdu.
Emre: “Merhaba.”
Alina: “Merhaba.”
Emre: “Hazır mısın?”
Alina: “Hiç değilim.”
Emre güldü.
Emre: “Daha başlamadık.”
Alina: “O yüzden hazır değilim.”
Emre: “Mantıklı.”
Alina ona baktı.
Alina: “Sen bugün garip derecede konuşuyorsun.”
Emre: “Ben hep böyleyim.”
Alina: “Hayır.”
Emre: “Nasılım?”
Alina: “Daha konuşkansın.”
Emre: “Sen yanımdasın diye olabilir.”
Alina birkaç saniye sustu.
Sonra gülümsedi.
Alina: “Bak, bunu sevdim.”
Emre: “Neyi?”
Alina: “Konuşmanı.”
Emre başını iki yana salladı.
Emre: “Dersimize bakalım.”
Alina: “Tamam öğretmen bey.”
Emre güldü.
---
Çalışma başladı.
Emre soruları çözmeye çalışıyor, Alina da onun yazdıklarını takip ediyordu.
Bir süre sonra Alina kalemini bıraktı.
Alina: “Ben hiçbir şey anlamıyorum.”
Emre: “Anlarsın.”
Alina: “Hayır.”
Emre: “Bak.”
Emre kağıdı Alina'ya doğru çevirdi.
Emre: “Buradan başlayacaksın.”
Alina: “Niye?”
Emre: “Çünkü önce bunu bulman gerekiyor.”
Alina: “Sonra?”
Emre: “Sonra bunu yapacaksın.”
Alina: “Sonra?”
Emre: “Sonra bitecek.”
Alina: “Çok kolay anlatıyorsun.”
Emre: “Çünkü kolay.”
Alina ona baktı.
Alina: “Senin için kolay.”
Emre: “Tamam, haklısın.”
Alina gülümsedi.
Alina: “İlk defa kabul ettin.”
Emre: “Her şeyi kabul etmiyorum.”
Alina: “Ama bunu ettin.”
Emre: “Tamam.”
Alina: “Tamam.”
İkisi de gülmeye başladı.
Öğretmen uzaktan onlara baktı.
Öğretmen: “Siz orada neye gülüyorsunuz?”
Alina hemen toparlandı.
Alina: “Hiç hocam.”
Emre: “Dersle ilgili.”
Öğretmen: “İnşallah.”
Alina başını eğip gülmemeye çalıştı.
Emre de gülüyordu.
---
Sınıfın diğer tarafında Ata oturuyordu.
Gözleri sürekli Alina ve Emre'ye gidiyordu.
Ateş bunu fark etti.
Ateş: “Sen bugün başka yere bakamıyor musun?”
Ata: “Ne?”
Ateş: “Alina'ya.”
Ata: “Bakmıyorum.”
Alaz: “Bayağı bakıyorsun.”
Ata: “Size ne?”
Ateş: “Bize bir şey yok.”
Alaz: “Ama suratın her şeyi anlatıyor.”
Ata cevap vermedi.
Gözlerini tekrar önüne çevirdi.
Ama birkaç saniye sonra yine Alina'ya baktı.
Alina o sırada Emre'nin yazdığı bir şey yüzünden gülüyordu.
Ata'nın yüzü düştü.
---
Ders bittiğinde öğretmen kağıtları topladı.
Öğretmen: “Güzel çalıştınız.”
Alina: “Gerçekten mi?”
Öğretmen: “Evet.”
Emre: “Sen iyi yaptın.”
Alina: “Gerçekten?”
Emre: “Evet.”
Alina: “O zaman yarın da senin yanına oturayım.”
Emre bir an durdu.
Emre: “Olur.”
Alina gülümsedi.
Ama bunu uzaktan duyan Ata'nın yüzündeki ifade değişti.
---
Teneffüste Alina, Elis ve Pelin sınıftan çıktı.
Pelin: “Ne yaptınız siz derste?”
Alina: “Ne yapacağız? Çalıştık.”
Elis: “Bayağı gülüyordunuz ama.”
Alina: “Emre komikmiş.”
Pelin: “Emre mi?”
Alina: “Evet.”
Elis birkaç saniye sustu.
Elis: “Sen ondan hoşlanıyor musun?”
Alina: “Ne?”
Pelin: “Ay biz de onu soruyoruz.”
Alina: “Bilmiyorum.”
Elis: “Bilmiyorum ne?”
Alina: “Gerçekten bilmiyorum.”
Pelin: “Bence hoşlanıyorsun.”
Alina: “Ya saçmalama.”
Elis: “Yüzünden belli.”
Alina: “Neyim belli?”
Pelin: “Çocuğu görünce gülüyorsun.”
Alina: “Ben herkese gülüyorum.”
Elis: “Bize öyle gülmüyorsun.”
Alina kahkaha attı.
Alina: “Ay canım, kıskanıyor musunuz?”
Pelin: “Biraz.”
Alina: “Manyaksınız.”
Üçü gülmeye başladı.
Alina onların gerçekten şaka yaptığını düşünüyordu.
Elis ve Pelin ise birbirlerine kısa bir bakış attı.
---
Öğle arasında Alina, Elis ve Pelin kantine gitti.
Bir süre sonra Ateş ve Alaz da geldi.
Ata ise biraz uzakta duruyordu.
Pelin: “Ata niye gelmedi?”
Ateş: “Gelmek istemedi.”
Alina: “Neden?”
Ateş: “Bilmiyorum.”
Alina birkaç saniye sustu.
Sonra önündeki içeceğe baktı.
Pelin: “Hâlâ konuşmuyorsunuz.”
Alina: “Konuşmuyoruz.”
Elis: “Barışmak istiyor ama.”
Alina: “Nereden biliyorsun?”
Elis: “Belli.”
Alina: “Ben barışmak istemiyorum.”
Pelin: “Ama çocuk seni seviyor.”
Alina: “Biliyorum.”
Elis: “E?”
Alina: “Ne e?”
Pelin: “Bilmiyorum.”
Alina: “Ben şu an uğraşamam.”
Tam o sırada Emre yanlarından geçti.
Alina onu gördü.
Emre de Alina'yı görünce durdu.
Emre: “Burada mısın?”
Alina: “Evet.”
Emre: “Ders notlarını getirdin mi?”
Alina: “Evet.”
Emre: “Sonra bana verir misin?”
Alina: “Olur.”
Emre: “Tamam.”
Emre uzaklaştı.
Pelin Alina'ya baktı.
Pelin: “Bak.”
Alina: “Ne?”
Pelin: “Sen gülümsedin.”
Alina: “Gülmedim.”
Elis: “Güldün.”
Alina: “Ya tamam.”
---
Derslerin bitmesine yakın Alina sınıfa döndü.
Ata kapının yanında bekliyordu.
Alina onu görünce durdu.
Ata: “Konuşabilir miyiz?”
Alina: “Ne hakkında?”
Ata: “Bizim hakkımızda.”
Alina: “Ata, konuşacak bir şey yok.”
Ata: “Ben barışmak istiyorum.”
Alina: “Biliyorum.”
Ata: “O zaman neden barışmıyoruz?”
Alina: “Çünkü şu an istemiyorum.”
Ata: “Seni kırmak istemedim.”
Alina: “Biliyorum.”
Ata: “Emre konusunda da...”
Alina hemen sözünü kesti.
Alina: “Yine Emre.”
Ata: “Ben sadece—”
Alina: “Ata, yeter.”
Ata sustu.
Alina: “Biraz zaman istiyorum.”
Ata: “Tamam.”
Alina: “Tamam.”
Ata birkaç saniye ona baktı.
Sonra başını sallayıp uzaklaştı.
Alina arkasından baktı.
Bir süre sonra sınıfa girdi.
Emre sırasındaydı.
Alina yanına geçti.
Emre: “Ne oldu?”
Alina: “Hiç.”
Emre: “Ata mı?”
Alina şaşırdı.
Alina: “Nereden bildin?”
Emre: “Suratından.”
Alina: “Siz bugün niye herkes benim suratımı okuyorsunuz?”
Emre güldü.
Emre: “Bilmiyorum.”
Alina da güldü.
Alina: “Sen biraz değiştin.”
Emre: “Nasıl?”
Alina: “Daha çok konuşuyorsun.”
Emre: “Belki sen çok konuştuğun için.”
Alina: “Yine başladı.”
Emre güldü.
---
Akşam olduğunda Alina, Elis ve Pelin kız gecesi için bir araya geldi.
Masada abur cuburlar vardı.
Televizyonda bir film açıktı ama kimse filme bakmıyordu.
Pelin telefonunu eline aldı.
Pelin: “Kızlar.”
Alina: “Ne?”
Pelin: “Şuna bakın.”
Elis yanına geldi.
Alina da merak edip baktı.
Pelin: “Bu çocuk okulda kendini bir şey sanıyor.”
Elis: “Ay gerçekten.”
Alina: “Kim bu?”
Pelin: “Şu 11. sınıftaki.”
Alina: “Haa.”
Elis: “Geçen gün bize bakıp durmuş.”
Alina: “Belki sizden hoşlanıyordur.”
Pelin: “Yok artık.”
Üçü gülmeye başladı.
Sonra başka birinin fotoğrafına geçtiler.
Elis: “Buna bakın.”
Alina: “Ay bu ne?”
Pelin: “Bunu geçen hafta koridorda gördüm.”
Alina: “Saçına bak.”
Elis: “Ben olsam o saçla okula gelmem.”
Alina kahkaha attı.
Alina: “Ay susun.”
Pelin: “Sen de yorum yap.”
Alina: “Ne diyeyim?”
Elis: “Her şeyi söyle.”
Alina: “Tamam. Çocuğun ayakkabıları güzelmiş.”
Pelin: “Sen çok pozitifsin.”
Alina: “Ne yapayım?”
Elis: “Senin yüzünden dedikodu bile yapamıyoruz.”
Alina: “Benim suçum mu?”
Üçü yine gülmeye başladı.
Bir süre sonra konu Ata'ya geldi.
Pelin: “Bu arada Ata ne yapıyor acaba?”
Alina: “Bilmiyorum.”
Elis: “Seni düşünüyor kesin.”
Alina: “Bence de.”
Pelin: “Peki sen?”
Alina bir süre sustu.
Alina: “Bilmiyorum.”
Elis: “Emre mi?”
Alina: “Yine mi Emre?”
Pelin: “Evet.”
Alina yastığı Pelin'e fırlattı.
Alina: “Sus.”
Pelin kahkaha attı.
Pelin: “Tamam tamam.”
Alina da gülmeye başladı.
Ama yüzündeki gülümsemenin altında kendi bile anlamadığı bir düşünce vardı.
Emre.
---
Ertesi gün öğretmen sınıfa girdiğinde yine aynı çalışmayı devam ettireceklerini söyledi.
Öğretmen: “Dünkü eşleşmeler aynı.”
Alina hemen Emre'ye baktı.
Emre de ona baktı.
Alina gülümsedi.
Alina: “Yine beraberiz.”
Emre: “Evet.”
Alina: “Şanslısın.”
Emre: “Sen de.”
Alina: “Bunu iltifat olarak kabul ediyorum.”
Emre güldü.
Ata ise arka sıradan onları izliyordu.
Alaz yanına eğildi.
Alaz: “Bence yanlış yere bakıyorsun.”
Ata: “Ne demek o?”
Alaz: “Alina'ya bakıp duruyorsun.”
Ata: “Başka yere bakamıyorum.”
Alaz birkaç saniye sustu.
Alaz: “O zaman işin zor.”
Ata cevap vermedi.
Önüne döndü.
Ama birkaç saniye sonra yine Alina'ya baktı.
Alina ise Emre'yle konuşup gülüyordu.
Ve Ata ilk defa, Alina'yı gerçekten kaybedebileceğini düşünmeye başlamıştı.