Ertesi sabah Alina gözlerini açtığında odası hâlâ sessizdi.
Telefonunu komodinin üzerinden aldı.
Ekrana baktığında birkaç bildirim gördü.
Bir süre ekrana öylece baktı.
Sonra telefonunu kapatıp tekrar yatağına bıraktı.
Ama birkaç saniye sonra yeniden aldı.
Ekranda kısa bir mesaj vardı.
Emre: "Günaydın."
Alina birkaç saniye düşündü.
Sonra cevap yazdı.
Alina: "Günaydın."
Telefonu kenara bıraktı.
Ama çok geçmeden tekrar eline aldı.
Emre: "Bugün ne yapıyorsun?"
Alina: "Bilmiyorum. Sen?"
Emre: "Ben de bilmiyorum."
Alina hafifçe gülümsedi.
Aralarındaki konuşma uzun değildi.
Ama Emre'nin yeniden ortaya çıkması, Alina'nın bütün sabahını düşünceli geçirmesine yetmişti.
Bir süre sonra yataktan kalktı.
Hazırlanırken telefonuna bir kez daha baktı.
Yeni mesaj yoktu.
Alina kendi kendine söylendi.
Alina: "Ne oluyor bana?"
Telefonunu çantasına koydu ve evden çıktı.
---
Öğleye doğru Alina, Ata'yla buluştu.
Ata onu görünce gülümsedi.
Ata: "Nasılsın?"
Alina: "İyiyim."
Ata: "Biraz dalgınsın."
Alina: "Yok ya."
Ata: "Emin misin?"
Alina: "Evet."
Ata başını salladı.
İkisi birlikte yürümeye başladı.
Bir süre günlük şeylerden konuştular.
Alina gülüyor, Ata da onu güldürmeye çalışıyordu.
Her şey normal görünüyordu.
Ama Alina'nın telefonu birkaç kez titredi.
İlkinde bakmadı.
İkincisinde de bakmadı.
Üçüncüsünde dayanamayarak çantasından çıkardı.
Emre: "Umarım günün güzel geçiyordur."
Alina mesajı okudu.
Bir süre cevap yazmadı.
Ata ona baktı.
Ata: "Önemli bir şey mi?"
Alina hemen ekranı kapattı.
Alina: "Yok."
Ata: "Tamam."
Alina telefonu tekrar çantasına koydu.
Ama artık konuşmaya eskisi kadar dikkat veremiyordu.
Ata bunu fark etmişti.
Ata: "Bir şey seni rahatsız ediyor."
Alina: "Hayır."
Ata: "Alina."
Alina sustu.
Ata: "Bana söyleyebilirsin."
Alina birkaç saniye düşündü.
Alina: "Sadece biraz kafam karışık."
Ata: "Ne hakkında?"
Alina cevap vermedi.
Ata da daha fazla üstelemedi.
Ata: "Tamam. Hazır olduğunda söylersin."
Alina ona baktı.
Alina: "Teşekkür ederim."
Ata gülümsedi.
Ata: "Rica ederim."
Bir süre daha oturdular.
Ama Alina'nın aklının bir köşesinde o mesaj vardı.
---
Akşam olduğunda Alina eve döndü.
Telefonunu masaya bıraktı.
Üstünü değiştirdi.
Bir şeyler yedi.
Sonra odasına geçti.
Telefonunu eline aldığında yeni bir mesaj gördü.
Emre: "Bugün seni biraz dalgın gördüm."
Alina'nın kaşları hafifçe çatıldı.
Alina: "Nereden gördün?"
Emre: "Tahmin ettim."
Alina: "Çok biliyorsun."
Emre: "Eskiden de böyleydin."
Alina bir süre ekrana baktı.
Sonra:
Alina: "Eskiden?"
Emre: "Boş ver."
Alina: "Hayır, söyle."
Emre: "Bazen seni özlediğimi fark ediyorum."
Alina'nın yüzündeki ifade değişti.
Telefonu elinde öylece kaldı.
Cevap yazmak istedi.
Ama ne yazacağını bilemedi.
Sonunda sadece:
Alina: "Bilmiyorum Emre."
yazdı.
Emre'nin cevabı kısa oldu.
Emre: "Ben de bilmiyorum."
Alina telefonu kapattı.
Yatağına uzandı.
Ama o gece uzun süre uyuyamadı.
---
Ertesi gün Alina, Ata'yla yeniden buluştu.
Ata her zamanki gibi neşeliydi.
Ata: "Bugün daha iyi görünüyorsun."
Alina: "Belki."
Ata: "Belki mi?"
Alina güldü.
Alina: "Evet."
Ata: "Tamam. Bugün seni güldürme görevim var."
Alina: "Başarılar."
Ata: "Zor bir görev olduğunu biliyorum."
Alina: "Bayağı zor."
Ata: "Göreceğiz."
İkisi konuşarak yürümeye devam etti.
Bir süre sonra Ata bir şey anlatırken Alina'nın telefonu yine titredi.
Alina bakmadı.
Bir süre sonra bir kez daha titredi.
Bu sefer de bakmamaya çalıştı.
Ama üçüncü bildirim geldiğinde telefonunu çıkardı.
Emre: "Bugün hava güzel."
Alina istemsizce gülümsedi.
Ata bunu gördü.
Ata: "Kim?"
Alina hemen telefonu kapattı.
Alina: "Hiç."
Ata'nın yüzündeki gülümseme biraz azaldı.
Ata: "Tamam."
Alina: "Gerçekten bir şey yok."
Ata: "Sana güveniyorum."
Bu cümle Alina'nın içine oturdu.
Çünkü aslında Ata'ya söylemediği bir şey vardı.
Emre'nin mesajları artık onu eskisinden çok daha fazla düşündürüyordu.
---
Birkaç gün böyle geçti.
Mesajlar bazen sabah geliyordu.
Bazen öğleden sonra.
Bazen de gece.
Emre hiçbir zaman uzun uzun konuşmuyordu.
Ama yazdığı birkaç kelime bile Alina'nın aklında kalıyordu.
Emre: "Bugün nasılsın?"
Emre: "İyi geceler."
Emre: "Kendine dikkat et."
Emre: "Bugün güldüğünü gördüm."
Alina her seferinde ne yapacağını şaşırıyordu.
Bazen cevap veriyordu.
Bazen telefonu kapatıyordu.
Ama zaman geçtikçe Ata'yla geçirdiği zamanlarda bile aklı başka yerlere kaymaya başladı.
Ata bunu fark etmemeye çalışıyordu.
Alina ise kendine kızıyordu.
Bir akşam Ata'yla konuşurken telefonu yine titredi.
Alina ekrana baktı.
Bu kez mesaj biraz daha uzundu.
Emre: "Bazen seninle konuştuğumuz günleri düşünüyorum. Garip ama bazı şeyleri unutamıyorum."
Alina'nın gözleri yazıya takılı kaldı.
Ata: "Alina?"
Alina başını kaldırdı.
Alina: "Efendim?"
Ata: "Sana bir şey söyledim."
Alina: "Pardon, duymadım."
Ata birkaç saniye sustu.
Ata: "Sorun değil."
Alina: "Ne dedin?"
Ata: "Boş ver."
Alina onun yüzüne baktı.
Ata'nın kırıldığını anlamıştı.
Ama ne diyeceğini bilemedi.
---
O sırada Elis ve Pelin kendi aralarında konuşuyordu.
Pelin: "Alina son zamanlarda yine uzak."
Elis: "Fark ettim."
Pelin: "Ata'yla birlikteyken bile başka yerde gibi."
Elis: "Sence neden?"
Pelin birkaç saniye sustu.
Pelin: "Emre."
Elis'in yüzü değişti.
Elis: "Yine mi?"
Pelin: "Bence hâlâ aklında."
Elis: "Ama ayrıldılar."
Pelin: "Ayrılmak, unutmak demek değil."
Elis telefonuna baktı.
Elis: "Onu tekrar kendimize yaklaştırmamız gerekiyor."
Pelin: "Bu sefer acele etmeyelim."
Elis: "Nasıl yani?"
Pelin: "Alina'nın bize kendi isteğiyle gelmesini sağlayacağız."
Elis başını salladı.
Pelin: "Bir şey yapmadan önce düşünelim."
Elis: "Tamam."
---
Aradan birkaç gün daha geçti.
Bir akşam Alina evde otururken telefonu çaldı.
Arayan Elis'ti.
Alina birkaç saniye ekrana baktı.
Sonra açtı.
Alina: "Alo?"
Elis'in sesi normalden farklı geliyordu.
Elis: "Alina..."
Alina hemen doğruldu.
Alina: "Ne oldu?"
Elis: "Bilmiyorum."
Alina: "Elis, ne oldu?"
Elis: "Çok kötü hissediyorum."
Alina'nın yüzü ciddileşti.
Alina: "Neredesin?"
Elis bulunduğu yeri söyledi.
Alina hiç düşünmeden ayağa kalktı.
Alina: "Tamam, geliyorum."
Telefonu kapattı.
Çantasını aldı ve evden çıktı.
---
Alina yanına geldiğinde Elis oldukça gergindi.
Pelin de onun yanındaydı.
Alina: "Ne oldu?"
Pelin: "Bir anda çok kötü oldu."
Alina Elis'in yanına oturdu.
Alina: "Elis, bana bak."
Elis ona baktı.
Alina: "Buradayım."
Elis birkaç kez derin nefes almaya çalıştı.
Alina: "Yavaş."
Elis: "Gitme."
Alina: "Gitmiyorum."
Bir süre sessiz kaldılar.
Alina onun yanında oturmaya devam etti.
Pelin de su getirdi.
Bir süre sonra Elis biraz sakinleşti.
Elis: "Özür dilerim."
Alina: "Neden?"
Elis: "Seni aradığım için."
Alina: "Bunun için özür dileme."
Elis gözlerini kaçırdı.
Elis: "Sen benimle konuşmuyorsun diye çok kötü oldum."
Alina sustu.
Elis: "Biliyorum, sana yaptıklarımız yanlıştı."
Alina: "Elis..."
Elis: "Hayır, dinle."
Bir süre durdu.
Elis: "Seni kaybetmek istemiyorum."
Alina'nın yüzündeki sert ifade biraz yumuşadı.
Ama hemen cevap vermedi.
Alina: "Ben de seni böyle görmek istemiyorum."
Elis gözlerini sildi.
Elis: "Bana kızgın mısın?"
Alina: "Kızgınım."
Elis'in yüzü düştü.
Alina: "Ama bu, seni umursamadığım anlamına gelmiyor."
Elis ona baktı.
Alina: "Sadece eskisi gibi hemen her şeyi unutamam."
Elis başını salladı.
Elis: "Anladım."
Pelin sessizce ikisini izliyordu.
Alina ayağa kalktı.
Alina: "Biraz dinlen."
Elis: "Gidecek misin?"
Alina: "Evet."
Elis'in yüzü yeniden gerildi.
Alina: "Ama yarın yine konuşuruz."
Elis hafifçe gülümsedi.
Elis: "Tamam."
---
Alina eve döndüğünde odasına geçti.
Telefonunu açtı.
Yeni bir mesaj vardı.
Emre: "İyi misin?"
Alina şaşırdı.
Alina: "Nereden biliyorsun?"
Emre: "Bilmiyorum. Sadece sordum."
Alina birkaç saniye düşündü.
Alina: "İyiyim."
Emre: "Emin misin?"
Alina: "Evet."
Emre: "Tamam."
Kısa bir sessizlik oldu.
Sonra:
Emre: "İyi geceler Alina."
Alina ekrana baktı.
Alina: "İyi geceler."
Telefonu bıraktı.
Bu kez yüzünde küçük bir gülümseme vardı.
---
Ertesi gün Alina Ata'yla buluştu.
Ama önceki günlerden farklıydı.
Daha sessizdi.
Ata bunu hemen fark etti.
Ata: "Bir şey söyleyeceğim."
Alina: "Söyle."
Ata: "Son zamanlarda benden uzaklaşıyorsun."
Alina sustu.
Ata: "Yanlış mı düşünüyorum?"
Alina başını eğdi.
Alina: "Biraz."
Ata: "Neden?"
Alina: "Kafam karışık."
Ata: "Emre yüzünden mi?"
Alina cevap vermedi.
Bu sessizlik Ata'ya yetmişti.
Ata birkaç saniye boyunca önüne baktı.
Ata: "Tamam."
Alina: "Ata..."
Ata: "Kızmıyorum."
Alina: "Ama..."
Ata: "Sadece biraz zamana ihtiyacım var."
Alina ona baktı.
Ata: "Ben seni zorlamak istemiyorum."
Alina'nın gözleri dolacak gibi oldu.
Alina: "Özür dilerim."
Ata: "Özür dileme."
Bir süre ikisi de konuşmadı.
Sonra Ata ayağa kalktı.
Ata: "Bugünlük gidelim."
Alina başını salladı.
Ata uzaklaşırken Alina olduğu yerde kaldı.
Artık bir karar vermesi gerektiğini hissediyordu.
Ama hangi kararı vereceğini hâlâ bilmiyordu.
---
Akşamüstü Alina tek başına yürürken telefonuna yine bir bildirim geldi.
Emre: "Konuşmak ister misin?"
Alina durdu.
Ekrana baktı.
Uzun süre cevap vermedi.
Sonra yazdı.
Alina: "Belki."
Emre: "Ne zaman?"
Alina: "Bilmiyorum."
Emre: "Hazır olduğunda."
Alina telefonunu kapattı.
İlk kez mesajı gördüğünde kaçmak istememişti.
Çünkü artık geçmişte kalan şeylerin gerçekten bitip bitmediğini kendisi de merak ediyordu.
Ve belki de en büyük sorun buydu.
Alina, Ata'dan uzaklaşmaya başlamıştı.
Emre ise hiçbir şey yapmadan yeniden hayatının içine girmeye başlamıştı.
Ama bu kez Alina'nın önünde tek bir yol yoktu.
Önünde cevaplanması gereken çok daha büyük bir soru vardı:
Gerçekten kimi özlüyordu?