İçeriğe geç

Gelmek istediğim yer

Bölüm 19 · 7 dk okuma

Gelmek istediğim yer

Bölüm 19

Eskiden farklıydı

Yaz tatilinin başlamasının üzerinden birkaç gün geçmişti.

Herkes tatilin verdiği rahatlığa yavaş yavaş alışıyordu. Sabahları alarm kurmadan uyanmak, günün geri kalanında ne yapılacağına son anda karar vermek ve akşamları dışarıda uzun uzun oturmak artık sıradanlaşmıştı.

Alina da son günlerde zamanının çoğunu Ata'yla geçiriyordu.

Elis ve Pelin'le ise hâlâ konuşmuyordu.

Kız grubunda bazen mesajlaşıyorlardı ama o da sadece mecbur kalındığında yazılan birkaç kelimeden ibaretti.

Aralarındaki kırgınlık geçmemişti.

Elis ve Pelin bunun farkındaydı.

Ve ikisi de bundan hiç memnun değildi.

---

O gün öğleden sonra Elis, Pelin'e mesaj attı.

Elis: "Müsait misin?"

Pelin: "Evet."

Elis: "Görüşelim."

Pelin: "Tamam. Nerede?"

Elis: "Kimsenin olmadığı bir yerde."

Pelin birkaç saniye sonra cevap verdi.

Pelin: "Tamam."

Yaklaşık yarım saat sonra ikisi sakin bir kafede buluştu.

İçeri girdiklerinde arka tarafta boş bir masa bulup oturdular.

Pelin çantasını sandalyesinin yanına bıraktı.

Pelin: "Neden özellikle kimsenin olmadığı bir yer istedin?"

Elis etrafına baktı.

Elis: "Çünkü konuşacağımız şeyin duyulmasını istemiyorum."

Pelin'in yüzündeki ifade ciddileşti.

Pelin: "Alina mı?"

Elis başını salladı.

Elis: "Evet."

Pelin: "Ben de zaten onu konuşmak istiyordum."

Elis: "Artık böyle devam edemeyiz."

Pelin: "Biliyorum."

Elis: "Her geçen gün bizden biraz daha uzaklaşıyor."

Pelin: "Hem Ata'yla sürekli beraber."

Elis: "Bizi tamamen hayatından çıkardı."

Pelin bir süre sessiz kaldı.

Sonra masanın üzerinde duran telefonuna baktı.

Pelin: "Sence hâlâ bizi özlüyor mudur?"

Elis: "Özlese bile belli etmiyor."

Pelin: "Belki de artık gerçekten umursamıyor."

Elis'in yüzü gerildi.

Elis: "Ben bunu kabul etmiyorum."

Pelin: "Ne yapacağız?"

Elis birkaç saniye düşündü.

Elis: "Onu tekrar yanımıza çekeceğiz."

Pelin: "Nasıl?"

Elis: "Önce normal davranacağız."

Pelin: "Yani?"

Elis: "Kavga çıkarmayacağız. Üstüne gitmeyeceğiz. Ona kızgın olmadığımızı göstereceğiz."

Pelin: "Sonra?"

Elis: "Sonra kendiliğinden bize yaklaşmasını sağlayacağız."

Pelin hafifçe başını salladı.

Pelin: "Ama Alina kolay kolay güvenmez."

Elis: "O yüzden acele etmeyeceğiz."

Pelin: "Bir plan yapmamız gerekiyor."

Elis: "Zaten bunun için buradayız."

İkisi bir süre sessizce düşündü.

Pelin'in aklına bir fikir geldi.

Pelin: "Ata."

Elis: "Ne olmuş Ata'ya?"

Pelin: "Alina'nın yanında."

Elis: "Evet."

Pelin: "Önce onunla görüşelim."

Elis birkaç saniye düşündü.

Elis: "Alina da yanında olur."

Pelin: "Olması daha iyi."

Elis: "Neden?"

Pelin: "Çünkü direkt Alina'yı çağırırsak şüphelenebilir."

Elis: "Doğru."

Pelin: "Yanlarına gidip normal bir şekilde konuşuruz."

Elis: "Sonra?"

Pelin: "Yarın için hep beraber bir buluşma ayarlarız."

Elis: "Ve orada?"

Pelin: "Orada Alina'yla yeniden yakınlaşmaya başlarız."

Elis gözlerini kıstı.

Elis: "Ama intikam?"

Pelin: "O hemen olmayacak."

Elis: "Yani önce güvenini kazanacağız."

Pelin: "Aynen."

Elis bir süre düşündü.

Sonra hafifçe gülümsedi.

Elis: "Tamam."

Pelin: "Bu sefer gerçekten sabırlı olacağız."

Elis: "Ve Alina'nın bize tekrar ihtiyacı olacak."

Pelin: "Bunu zaman gösterecek."

İkisi planı konuştukça ayrıntıları belirlemeye başladı.

Önce Alina ve Ata'nın yanına gideceklerdi.

Sonra hiçbir şey olmamış gibi davranacaklardı.

Ve uygun bir anda ertesi gün için buluşma teklif edeceklerdi.

Planın geri kalanını ise zamana bırakacaklardı.

---

Aynı saatlerde Alina ve Ata şehrin daha sakin bir tarafındaki küçük bir kafede oturuyordu.

Ata önündeki içeceğinden bir yudum aldı.

Ata: "Bugün nereye gidelim?"

Alina: "Bilmiyorum."

Ata: "Senin bu 'bilmiyorum'ların yüzünden her gün farklı bir yere gidiyoruz."

Alina güldü.

Alina: "Sen seç o zaman."

Ata: "Tamam."

Alina: "Ama kötü bir yer seçersen suç senin."

Ata: "Kabul."

Alina telefonunu masaya bıraktı.

Tam o sırada kafenin kapısından Elis ve Pelin içeri girdi.

İkisi Alina'yı gördü.

Birbirlerine baktılar.

Pelin: "Gidelim."

Elis başını salladı.

Masaya doğru yürüdüler.

Alina onları fark edince konuşmayı kesti.

Ata da başını kaldırdı.

Elis: "Merhaba."

Alina birkaç saniye baktı.

Alina: "Merhaba."

Pelin: "Rahatsız etmiyoruz, değil mi?"

Ata: "Yok."

Elis: "O zaman oturalım."

Alina cevap vermedi.

Elis ve Pelin karşılarına oturdu.

İlk birkaç saniye herkes sessiz kaldı.

Sonra Pelin konuştu.

Pelin: "Uzun zamandır doğru düzgün konuşmadık."

Alina: "Evet."

Elis: "Biz de bunun böyle devam etmesini istemiyoruz."

Alina: "Ben de kavga etmek istemiyorum."

Elis: "Kavga etmeye gelmedik."

Alina ona baktı.

Alina: "Tamam."

Pelin: "Sadece biraz konuşalım istedik."

Alina: "Konuşuyoruz zaten."

Pelin hafifçe gülümsedi.

Pelin: "Eskiden böyle değildik."

Alina: "Eskiden çok şey farklıydı."

Elis birkaç saniye sustu.

Elis: "Haklısın."

Bu cevap Alina'nın beklediği bir şey değildi.

Alina: "Ne?"

Elis: "Haklısın dedim."

Alina bir süre ona baktı.

Sonra bakışlarını masaya çevirdi.

Ata konuşmaya karışmadı.

Sadece Alina'nın yanında oturmaya devam etti.

Bir süre sonra Pelin:

Pelin: "Yarın dışarı çıkalım mı?"

Alina başını kaldırdı.

Alina: "Kim?"

Pelin: "Biz."

Alina: "Yani?"

Pelin: "Sen, biz ve Ata."

Alina Ata'ya baktı.

Ata: "Bana uyar."

Alina birkaç saniye düşündü.

Elis: "İstemiyorsan gelmek zorunda değilsin."

Alina: "Hayır, öyle demedim."

Pelin: "O zaman?"

Alina: "Olur."

Elis'in yüzünde küçük bir gülümseme oluştu.

Elis: "Tamam."

Alina: "Saat kaçta?"

Pelin: "Öğleden sonra."

Alina: "Tamam."

Elis: "Yarın haberleşiriz."

Alina başını salladı.

Elis ve Pelin bir süre daha oturduktan sonra kalktı.

Elis: "Biz artık gidelim."

Alina: "Tamam."

Pelin: "Yarın görüşürüz."

Alina: "Görüşürüz."

Kızlar uzaklaşırken Alina arkalarından baktı.

Ata ona döndü.

Ata: "Sence gerçekten barışmak istiyorlar mı?"

Alina omuzlarını silkti.

Alina: "Bilmiyorum."

Ata: "Güveniyor musun?"

Alina: "Hayır."

Ata: "Ama yarın gidiyorsun."

Alina: "Sadece konuşmak için."

Ata başını salladı.

Ata: "Tamam."

Alina içeceğinden bir yudum aldı.

Alina: "Belki bazı şeyleri düzeltmek mümkün olur."

Ata: "Belki."

---

Ertesi gün Alina hazırlanırken telefonuna Pelin'den mesaj geldi.

Pelin: "Biz çıktık, birazdan orada oluruz."

Alina: "Tamam."

Ata da kısa süre sonra geldi.

Ata: "Hazır mısın?"

Alina: "Hazırım."

Birlikte buluşacakları yere gittiler.

Elis ve Pelin onları bekliyordu.

Pelin: "Sonunda geldiniz."

Alina: "Geç kalmadık."

Elis: "Yok."

Hep beraber yürümeye başladılar.

İlk başta konuşmalar oldukça sıradandı.

Tatilden bahsettiler.

Nereye gitmek istediklerini konuştular.

Bir mağazanın önünden geçerken Pelin durdu.

Pelin: "Şuraya girelim mi?"

Alina: "Olur."

Dördü içeri girdi.

Bir süre mağazada dolaştılar.

Elis eskiden olduğu gibi Alina'nın fikrini sormaya başladı.

Elis: "Bu nasıl?"

Alina: "Güzel."

Pelin: "Bence de."

Alina istemsizce gülümsedi.

Bir anlığına eski günlere dönmüş gibi hissetti.

Ama hemen ardından kendini toparladı.

Sonra hep birlikte başka bir yere geçtiler.

Gün ilerledikçe ortam daha rahat bir hâl aldı.

Alina birkaç kez güldü.

Pelin eski bir okul anısını anlatınca Ata bile güldü.

Elis de arada Alina'ya bakıyordu.

Planlarının ilk kısmı işe yarıyor gibiydi.

Ama Alina hâlâ temkinliydi.

Akşamüstüne doğru buluşma sona ermeye başladı.

Ata saate baktı.

Ata: "Ben artık gitmeliyim."

Alina: "Tamam."

Pelin: "Biz de birazdan çıkarız."

Alina: "Tamam."

Elis: "Bugün güzeldi."

Alina birkaç saniye düşündü.

Alina: "Evet."

Elis: "Belki yine yaparız."

Alina: "Bakarız."

Pelin: "Görüşürüz o zaman."

Alina: "Görüşürüz."

Alina ve Ata birlikte oradan ayrıldı.

Bir süre yan yana yürüdüler.

Ata: "Bugün nasıldı?"

Alina: "Beklediğimden daha iyi."

Ata: "Memnun oldun mu?"

Alina: "Evet."

Ata: "Ama hâlâ güvenmiyorsun."

Alina: "Tam olarak değil."

Ata: "Zamanla."

Alina başını salladı.

Alina: "Belki."

Bir süre daha yürüdüler.

Sonra Ata başka bir yöne gitmesi gerektiğini söyledi.

Ata: "Ben buradan gideceğim."

Alina: "Tamam."

Ata: "Akşam seni ararım."

Alina: "Tamam."

Ata: "Görüşürüz."

Alina: "Görüşürüz."

Ata uzaklaştı.

Alina da tek başına yürümeye devam etti.

Kafasında gün boyunca yaşananları düşünüyordu.

Elis ve Pelin gerçekten değişmiş olabilir miydi?

Yoksa her şey sadece geçici miydi?

Buna henüz cevap veremiyordu.

---

Alina birkaç dakika sonra yol üzerindeki küçük bir kafeden geçti.

Tam o sırada içeriden biri çıktı.

Alina yürürken başını kaldırdı.

Karşısındaki kişiyi görünce durdu.

Emre.

Emre de onu görünce şaşırdı.

İkisi birkaç saniye birbirine baktı.

Emre: "Alina?"

Alina: "Emre."

Emre hafifçe gülümsedi.

Emre: "Nasılsın?"

Alina: "İyiyim. Sen?"

Emre: "Ben de iyiyim."

Alina onun görünüşüne dikkat etti.

Emre'nin tarzı değişmişti.

Saçları farklıydı, giyim tarzı da eskisinden daha özenli görünüyordu.

Alina: "Sen bayağı değişmişsin."

Emre güldü.

Emre: "Sen de ilk gördüğünde bunu söyledin."

Alina: "Çünkü gerçekten değişmişsin."

Emre: "Tatilde biraz uğraştım."

Alina: "Yakışmış."

Emre: "Teşekkür ederim."

Kısa bir sessizlik oldu.

Emre kafeyi işaret etti.

Emre: "İstersen oturalım."

Alina birkaç saniye düşündü.

Sonra başını salladı.

Alina: "Olur."

İkisi içeri girip boş bir masaya oturdu.

Emre: "Uzun zaman oldu."

Alina: "Evet."

Emre: "Tatilde nasıl gidiyor?"

Alina: "İyi."

Emre: "Ata'yla mıydın?"

Alina başını salladı.

Alina: "Evet."

Emre: "Anladım."

Alina: "Sen ne yapıyorsun?"

Emre: "Sporla uğraşıyorum biraz."

Alina: "Belli."

Emre: "Nesi belli?"

Alina gülümsedi.

Alina: "Değişmişsin ya."

Emre: "Sen de."

Alina: "Ben de ne?"

Emre birkaç saniye düşündü.

Emre: "Daha farklı görünüyorsun."

Alina: "İyi anlamda mı?"

Emre gülümsedi.

Emre: "İyi anlamda."

Alina da gülümsedi.

Sonra ikisi bir süre geçmişten, tatilden ve ortak arkadaşlarından konuştu.

Konuşmaları eskisi kadar rahat değildi.

Ama artık aralarında kırgınlığın ağırlığı da yoktu.

Sadece uzun zamandır görüşmeyen iki insanın birbirine anlatacak çok şeyi olması vardı.

Ve ikisi de farkında olmadan, uzun zaman sonra ilk kez aynı masada yeniden oturuyordu.

Alina saate baktı.

Alina: "Ben artık gitsem iyi olacak."

Emre: "Tabii."

Alina ayağa kalktı.

Alina: "Görüşürüz."

Emre: "Görüşürüz, Alina."

Alina kapıya doğru yürüdü.

Çıkmadan önce kısa bir an dönüp Emre'ye baktı.

Emre hâlâ masada oturuyordu.

Alina gülümsedi.

Sonra dışarı çıktı.

Emre de birkaç saniye boyunca kapıya baktı.

İkisi de bunun sadece tesadüfi bir karşılaşma olduğunu düşünüyordu.

Ama bazen bir hikâyenin en önemli kısmı, kimsenin henüz önemsemediği küçük bir karşılaşmayla başlardı.

Bölüm sonu

1 yorum