İkinci dersin bitmesine daha birkaç dakika vardı.
Alina sırasına yayılmış, telefonundan bir şeylere bakıyordu. Elis ve Pelin de iki yanında oturmuş, kendi aralarında konuşuyordu.
Elis: “Ay Alina, dün attığın fotoğrafı gördün mü?”
Alina: “Hangisini?”
Elis: “Hani siyah olan.”
Pelin: “Ay o çok güzeldi.”
Alina: “Ben de beğendim.”
Elis: “Zaten sen ne atsan güzel oluyor.”
Alina gülerek telefonunu kapattı.
Alina: “Tamam canım, yeter.”
Pelin: “Ne yeteri? Gerçek bu.”
Zil çaldı.
Herkes sınıftan çıkarken Alina çantasını aldı.
Pelin: “Kantine mi?”
Alina: “Gidelim.”
Üçü koridora çıktığında karşıdan Ata, Ateş ve Alaz geliyordu.
Okulun koridorunda yürürken herkes dönüp bakıyordu ama onlar buna alışmış gibiydi.
Ata elleri cebinde, sakin sakin yürüyordu.
Alina onu görünce hafifçe gülümsedi.
Ata da Alina'yı görünce başıyla selam verdi.
Ata: “Ne yapıyorsunuz?”
Alina: “Kantine gidiyoruz.”
Ateş: “Biz de geliyoruz.”
Pelin: “Ay gelsene zaten.”
Alaz: “Emir gibi söyledin.”
Pelin: “Gel işte.”
Ateş güldü.
Ateş: “Bunlar bizi de sahiplenmiş.”
Elis: “Siz zaten bizim küçük kardeşlerimizsiniz.”
Alaz: “Ben sizden büyük değil miyim?”
Elis: “Olsun.”
Herkes güldü.
Ata Alina'nın yanında yürümeye başladı.
Ata: “Bugün dersler nasıl?”
Alina: “Sıkıcı.”
Ata: “Daha günün yarısı.”
Alina: “Daha ne kadar var?”
Ata saatine baktı.
Ata: “Çok.”
Alina iç çekti.
Alina: “Of.”
Ata güldü.
Ata: “Dayan.”
Elis arkadan Pelin'in koluna girdi.
Elis: “Ay şunlara bak.”
Pelin: “Çok yakışıyorlar.”
Alina arkaya döndü.
Alina: “Ne konuşuyorsunuz?”
Elis: “Hiç canım.”
Pelin: “Siz yürüyün.”
Alina şüpheli şüpheli baktı ama bir şey demedi.
---
Kantinde herkes bir masaya oturdu.
Ata, Ateş ve Alaz karşı tarafa geçti.
Alina, Elis ve Pelin yan yana oturdu.
Bir süre sonra Emre kantine girdi.
Elinde yine kitabı vardı.
Alina onu görünce bir an baktı.
Elis'in yüzü hemen değişti.
Elis: “Of, yine bu.”
Pelin de Emre'ye bakıp gözlerini devirdi.
Pelin: “Çocuğun başka işi yok mu?”
Alina onlara baktı.
Alina: “Niye sevmiyorsunuz siz bunu?”
Elis: “Sevmiyorum.”
Pelin: “Ben de.”
Alina: “Niye?”
Elis: “Çok soğuk.”
Pelin: “Bir de sürekli ders çalışıyor. İnsan biraz normal olur.”
Alina güldü.
Alina: “Size ne yaptı?”
Elis: “Hiçbir şey yapmasına gerek yok.”
Pelin hemen Ata'yı gösterdi.
Pelin: “Hem senin yanında daha iyi biri var.”
Alina: “Yine başladınız.”
Elis: “Ne var canım? Ata seni seviyor.”
Pelin: “Hem çok yakışıyorsunuz.”
Ata uzaktan konuşulanları duydu.
Ata: “Ne konuşuyorsunuz?”
Ateş güldü.
Ateş: “Seni Alina'yla evlendiriyorlar.”
Ata başını iki yana salladı.
Ata: “Bunlara laf yetiştirilmez.”
Alaz: “Ama kötü fikir değil.”
Ata ona baktı.
Ata: “Sen de mi başladın?”
Alaz güldü.
Alaz: “Ben bir şey demedim.”
Alina kahkaha attı.
Alina: “Siz kafayı yemişsiniz.”
Ata ona baktı.
Ata: “Bırak onları.”
Alina gülümsedi.
Alina: “Tamam.”
Emre o sırada yanlarından geçti.
Kimseye bakmadan boş bir masaya oturdu.
Kitabını açtı.
Pelin hemen fısıldadı.
Pelin: “Bak yine ders.”
Elis: “Ay gerçekten sinir oluyorum.”
Alina Emre'ye baktı.
Emre başını bile kaldırmıyordu.
Ata bunu fark etti.
Ata: “Ne bakıyorsun?”
Alina hemen Ata'ya döndü.
Alina: “Hiç.”
Ata birkaç saniye baktı.
Sonra gülümsedi.
Ata: “Tamam.”
---
Öğleden sonra koridorda Alina, Elis ve Pelin yürüyordu.
Ata, Ateş ve Alaz karşıdan geliyordu.
Ateş: “Akşam sahaya geliyor musunuz?”
Pelin: “Geliriz.”
Elis: “Alina da gelir.”
Alina: “Ben ne zaman dedim?”
Elis: “Şimdi dedin.”
Alina: “Demek istemedim.”
Ata güldü.
Ata: “Gel işte.”
Alina ona baktı.
Alina: “Sen istiyorsan gelirim.”
Ata hafifçe gülümsedi.
Ata: “Ben isterim.”
Pelin'in gözleri büyüdü.
Pelin: “Ayyyy.”
Elis: “Ay sus, çok tatlı.”
Alina: “Siz ikiniz bir susun.”
Ateş kahkaha attı.
Ateş: “Bunlar sizden daha çok sevgili.”
Alaz: “Kesin.”
Ata başını salladı.
Ata: “Bunlarla uğraşılmaz.”
Alina gülerek Ata'nın koluna hafifçe vurdu.
Alina: “Alış artık.”
Ata ona baktı.
Ata: “Alıştım.”
Bir süre herkes konuşarak yürüdü.
Emre ise koridorun diğer ucundan geçti.
Alina onu gördü.
Emre de onları gördü.
Ama sadece bir saniye baktı.
Sonra yoluna devam etti.
Alina'nın yüzündeki gülümseme bir anlığına kayboldu.
Elis bunu fark etti.
Elis: “Boş ver şunu.”
Pelin: “Aynen. Ata burada.”
Ata ne dediklerini duymadı.
Alina da hiçbir şey söylemedi.
Sadece yürümeye devam etti.
Ama içinden bir türlü atamadığı bir merak vardı.
Emre neden kimseyle ilgilenmiyordu?
Ve daha önemlisi...
Neden Alina'yı da diğerlerinden farklı görmüyordu?
Şimdilik bunun cevabını kimse bilmiyordu.