İçeriğe geç

Gelmek istediğim yer

Bölüm 1 · 5 dk okuma

Gelmek istediğim yer

Bölüm 1

Herkes bakıyor

İstanbul'un en bilinen kolejlerinden biriydi Duru Koleji.

Okulda herkes birbirini tanırdı. Kimin kiminle sevgili olduğu, kimin kiminle kavgalı olduğu, kimin sınavdan kaç aldığı... Bunların hepsi bir şekilde ertesi gün bütün okula yayılırdı.

Ama okulda herkesin dikkatini çeken bir kız grupu vardı.

Kızların arasında en popüler olan kişi Alina'ydı.

Alina'nın yanında sürekli Elis ve Pelin olurdu. İkisi de Alina'yı öyle bir överdi ki Alina bunu sadece arkadaşlarının onu çok sevmesine bağlardı.

Birde popüler bir erkek gurubu vardı.

Erkekler tarafında ise Ateş, Ata ve Alaz vardı. Üçü okulda neredeyse herkes tarafından tanınırdı.

Bir de Emre vardı.

Ama Emre diğerleri gibi değildi.

Popüler değildi.

Partilerle, kızlarla, okulda kim ne yapıyorla pek ilgilenmezdi. Onun dünyası derslerden, sınavlardan ve kitaplardan ibaretti. Öğretmenlerin gözdesiydi. Sınıfta biri “Bu soruyu kim çözer?” dediğinde herkesin baktığı kişi oydu.

Ve garip olan şuydu...

Okulun en popüler kızı Alina'nın gözü de zamanla tam olarak o çocukta takılı kalacaktı.

Ama o gün Alina'nın bundan haberi bile yoktu.

---

Pazartesi sabahı okulun bahçesi her zamanki gibi kalabalıktı.

Alina arabadan indiğinde Elis ile Pelin çoktan kapının önünde onu bekliyordu.

Elis: “Alinaaa!”

Alina dönüp onlara baktı.

Alina: “Ne oldu?”

Elis yanına gelip koluna girdi.

Elis: “Ay kızım bugün çok güzel olmuşsun.”

Pelin de Alina'nın diğer tarafına geçti.

Pelin: “Harbi. Saçın falan bayağı güzel olmuş.”

Alina gülerek saçını düzeltti.

Alina: “Abartmayın ya.”

Elis: “Abartmıyoruz canım.”

Pelin: “Valla ben olsam kendime bakıp bütün gün aynadan çıkmam.”

Alina güldü.

Alina: “Siz de değişiksiniz.”

Elis: “Ama seviyorsun bizi.”

Alina: “Seviyorum tabii.”

Pelin hemen Alina'ya sarıldı.

Pelin: “Ay benim güzel arkadaşım.”

Alina: “Tamam bırak, boğdun.”

Üçü gülüşerek okula girdi.

Daha koridorda birkaç kişi Alina'ya selam verdi.

Elis hemen:

Elis: “Ay herkes seni tanıyor.”

Alina: “Normal.”

Pelin: “Normalmiş. Kız okulun yarısı sana bakıyor.”

Alina: “Ya saçmalama.”

Tam o sırada Ata yanlarına geldi.

Elinde Alina'nın sevdiği kahveden vardı.

Ata: “Günaydın.”

Alina: “Günaydın.”

Ata kahveyi uzattı.

Ata: “Bunu sana aldım.”

Alina kahveyi aldı.

Alina: “Yine mi?”

Ata: “İçersin diye.”

Elis'in yüzünde hemen kocaman bir gülümseme oluştu.

Elis: “Ay çok tatlı.”

Pelin de Ata'ya baktı.

Pelin: “Harbi ya. Alina sen bunu kaçırma.”

Alina gülerek Pelin'e vurdu.

Alina: “Ne diyorsun sen?”

Pelin: “Ne var canım?”

Ata güldü.

Ata: “Ben kaçırılacak bir şey miyim?”

Elis: “Bence evet.”

Alina: “Elis!”

Herkes güldü.

Ata, Alina'ya bakıp gülümsedi.

Ata: “Neyse, sonra görüşürüz.”

Alina: “Tamam.”

Ata uzaklaşırken Elis hemen Alina'ya döndü.

Elis: “Ay kız, çocuk sana resmen aşık.”

Pelin: “Bence artık kabul et.”

Alina: “Neyi kabul edeceğim?”

Pelin: “Ata'nın senden hoşlandığını.”

Alina omuz silkti.

Alina: “Biliyorum zaten.”

Elis: “E o zaman?”

Alina: “Ne o zaman?”

Elis: “Bir şans versene çocuğa.”

Alina cevap vermeden yürümeye devam etti.

Tam o sırada karşı taraftan Ateş ve Alaz geldi.

Ateş: “Ne konuşuyorsunuz?”

Elis: “Ata'yı.”

Ateş: “Yine mi?”

Pelin: “Sana ne?”

Ateş: “Bana ne tabii.”

Alaz güldü.

Alaz: “Ata'nın adı geçince çocuk ortalıkta yok ama kulağı kesin buradadır.”

Ateş: “Kesin.”

Alina güldü.

Tam o sırada gözleri koridorun diğer ucuna kaydı.

Emre.

Tek başına yürüyordu.

Kollarında kitaplar vardı. Bir yandan da telefonundaki bir PDF'e bakıyordu.

Alina birkaç saniye ona baktı.

Pelin onun baktığı yere döndü.

Pelin: “Emre mi?”

Alina hemen gözünü çevirdi.

Alina: “Ne?”

Pelin: “Ona baktın.”

Alina: “Yok.”

Elis: “Bakıyordun ama.”

Alina: “Çocuk önümüzden geçti sadece.”

Pelin: “He tamam.”

Alina Emre'ye tekrar baktı.

Emre ise yanlarından geçip gitti.

Ne Alina'ya baktı, ne selam verdi, ne de kimseyle ilgilendi.

Elindeki kitaba bakmaya devam etti.

Alina birkaç saniye arkasından baktı.

Elis: “Hadi sınıfa gidelim.”

Alina: “Hı hı.”

---

Sınıfa girdiklerinde Emre çoktan yerine oturmuştu.

Defterini açmış, bir şeyler çözüyordu.

Alina yerine oturdu.

Bir süre sonra çantasını karıştırmaya başladı.

Elis: “Ne arıyorsun?”

Alina: “Kalemimi.”

Pelin: “Elinde.”

Alina eline baktı.

Kalem gerçekten elindeydi.

Alina: “Ay...”

Elis kahkaha attı.

Elis: “Sabah sabah kafan gitmiş.”

Alina: “Sus ya.”

Pelin gülerek Alina'nın omzuna dokundu.

Pelin: “Ata yüzünden.”

Alina: “Ne alaka?”

Pelin: “Bilmiyorum.”

Alina güldü.

Sonra gözü tekrar Emre'ye kaydı.

Emre hâlâ ders çalışıyordu.

Alina birkaç saniye düşündü.

Sonra arkasını döndü.

Alina: “Emre.”

Emre başını kaldırdı.

Emre: “Efendim?”

Alina: “Dünkü matematik ödevini yaptın mı?”

Emre: “Yaptım.”

Alina: “Ben yapamadım da.”

Emre: “Tamam.”

Alina bekledi.

Emre tekrar defterine döndü.

Alina birkaç saniye öylece kaldı.

Alina: “Şey... anlatır mısın?”

Emre başını kaldırdı.

Emre: “Şimdi mi?”

Alina: “Evet.”

Emre saate baktı.

Emre: “Ders başlayacak.”

Alina: “İki dakika.”

Emre iç çekti.

Emre: “Neresi?”

Alina defterini uzattı.

Emre soruya baktı.

Emre: “Burayı yanlış yapmışsın.”

Alina: “Nerede?”

Emre işlemi gösterdi.

Emre: “Şurada.”

Alina: “Ha.”

Emre: “Sonra buradan devam edeceksin.”

Alina: “Tamam.”

Emre defteri geri verdi.

Emre: “Anladın mı?”

Alina: “Evet.”

Emre: “Tamam.”

Ve hiçbir şey olmamış gibi yerine dönüp çalışmaya devam etti.

Alina bir süre ona baktı.

Sonra Elis'e döndü.

Alina: “Bu çocuk niye böyle?”

Elis: “Nasıl?”

Alina: “Bilmiyorum. Çok soğuk.”

Pelin: “Ders dışında bir şeyi yok onun.”

Elis: “Boş ver canım.”

Pelin: “Ata'ya bak sen.”

Alina güldü.

Alina: “Siz Ata'yı bayağı seviyorsunuz.”

Elis: “Çocuk iyi.”

Pelin: “Hem sana çok iyi davranıyor.”

Alina omuz silkti.

Alina: “Biliyorum.”

---

Ders başladığında öğretmen tahtaya bir soru yazdı.

Öğretmen: “Kim çözmek ister?”

Sınıf sessiz kaldı.

Emre elini kaldırdı.

Öğretmen: “Emre, sen gel.”

Emre tahtaya çıktı ve soruyu birkaç dakikada çözdü.

Öğretmen:

Öğretmen: “Doğru.”

Emre yerine oturdu.

Alina onu izliyordu.

Bir süre sonra öğretmen tekrar soru sordu.

Öğretmen: “Başka kim yapmak ister?”

Alina elini kaldırdı.

Elis şaşkın şaşkın baktı.

Elis: “Sen mi?”

Alina: “Evet.”

Pelin hafifçe güldü.

Pelin: “Ay hadi bakalım.”

Alina tahtaya çıktı.

Soruyu yazdı.

Bir kısmını yaptı.

Sonra durdu.

Alina: “Hocam...”

Öğretmen: “Evet?”

Alina: “Buradan sonra ne yapıyorduk?”

Sınıftan birkaç kişi güldü.

Alina arkasına baktı.

Emre ona baktı.

Sadece:

Emre: “Üçe böl.”

dedi.

Alina başını salladı.

Alina: “Ha tamam.”

Soruyu tamamladı.

Yerine oturduğunda Elis kulağına eğildi.

Elis: “Ata görseydi kesin alkışlardı.”

Pelin güldü.

Pelin: “Ata zaten Alina ne yapsa alkışlar.”

Alina güldü.

Alina: “Abartmayın.”

Ama gözleri istemsizce yine Emre'ye gitti.

Alina ona bakarken içinden neden baktığını kendisi bile bilmiyordu.

Belki de Emre'nin onu hiç umursamaması garip gelmişti.

Çünkü okulda herkes Alina'yı tanıyordu.

Herkes onunla konuşmak istiyordu.

Herkes ona bakıyordu.

Bir tek Emre bakmıyordu.

Ve Alina, bunun nedenini anlamaya çalışırken farkında olmadan o çocuğu daha fazla merak etmeye başlamıştı.

Ama Emre'nin aklında Alina yoktu.

Hatta o gün öğle arasında bile Emre'nin tek düşündüğü şey, ertesi günkü matematik sınavında çıkacak konulardı.

Alina ise ilk defa birinin dikkatini çekmek için gerçekten uğraşması gerekeceğini hissediyordu.

Bölüm sonu

1 yorum