İçeriğe geç

Gelmek istediğim yer

Bölüm 11 · 7 dk okuma

Gelmek istediğim yer

Bölüm 11

Neden uzaklaşıyorsun?

Yaz tatiline sayılı günler kalmıştı.

Duru Koleji'nde herkesin aklında artık derslerden çok yaz tatili vardı.

Koridorlarda tatil planları konuşuluyor, kimileri nereye gideceğini anlatıyor, kimileri de son sınavların bitmesini bekliyordu.

Ama Alina'nın aklında bunların hiçbiri yoktu.

Çünkü son birkaç gündür Emre değişmişti.

Eskiden sınıfa girdiğinde ilk baktığı kişilerden biri Alina olurdu.

Şimdi ise Alina'ya bakmamaya çalışıyordu.

Eskiden teneffüslerde yanına gelir, birkaç dakika bile olsa konuşurdu.

Şimdi ise çoğu zaman kitabını açıp tek başına oturuyordu.

Alina bunun nedenini anlamıyordu.

Sabah Alina sınıfa girdi.

Elis ve Pelin her zamanki gibi arka tarafta oturuyordu.

Pelin onu görünce el salladı.

Pelin: “Alinaaa.”

Alina gülümseyerek yanlarına gitti.

Alina: “Günaydın.”

Elis: “Günaydın canım.”

Pelin: “Bugün çok güzel görünüyorsun.”

Alina: “Teşekkür ederim.”

Elis: “Yaz tatili geliyor diye keyfin yerine geldi galiba.”

Alina: “Keşke.”

Pelin: “Ne oldu?”

Alina: “Hiç.”

Elis Alina'nın yüzüne baktı.

Elis: “Emre yine mi?”

Alina birkaç saniye sustu.

Alina: “Evet.”

Pelin: “Hâlâ mı?”

Alina: “Son birkaç gündür böyle.”

Elis: “Belki derslerden dolayıdır.”

Alina: “Sanmıyorum.”

Pelin: “Nereden biliyorsun?”

Alina: “Bilmiyorum. Sadece öyle hissediyorum.”

Elis ve Pelin kısa bir bakıştı.

Pelin: “Boş ver canım.”

Alina: “Ama neden böyle yaptığını bilmek istiyorum.”

Elis: “Belki biraz yalnız kalmak istiyordur.”

Alina: “Benden mi?”

Elis: “Öyle demedim.”

Alina başını salladı.

Alina: “Biliyorum.”

Tam o sırada Emre sınıfa girdi.

Alina'nın bakışları hemen ona döndü.

Emre de bir an Alina'yı gördü.

Ama bu kez sadece başını hafifçe sallayıp yerine geçti.

Alina'nın yüzündeki gülümseme kayboldu.

Pelin bunu fark etti.

Pelin: “Bakma.”

Alina: “Neden?”

Pelin: “Çünkü moralin bozuluyor.”

Alina birkaç saniye Emre'ye baktı.

Sonra önüne döndü.

İlk ders başladığında öğretmen sınav sonuçlarını dağıtıyordu.

Öğretmen: “Herkes kağıdını kontrol etsin.”

Sınıfta kağıt sesleri yükseldi.

Alina kağıdına baktı.

Sonucundan memnundu.

İstemeden Emre'ye döndü.

Alina: “Sen kaç aldın?”

Emre kağıdına baktı.

Emre: “İyi.”

Alina: “Kaç?”

Emre: “Yüksek.”

Alina şaşkınlıkla ona baktı.

Alina: “Emre, insan sayı söyler.”

Emre: “Sonra söylersin.”

Alina birkaç saniye ona baktı.

Alina: “Tamam.”

Eskiden böyle bir konuşmanın sonunda ikisi de gülerdi.

Şimdi ise aralarında garip bir sessizlik oluşmuştu.

Teneffüste Alina dayanamadı.

Emre sınıftan çıkmak üzereyken önüne geçti.

Alina: “Konuşabilir miyiz?”

Emre: “Şimdi mi?”

Alina: “Evet.”

Emre: “Sonra konuşsak?”

Alina: “Neden sonra?”

Emre: “İşim var.”

Alina etrafına baktı.

Emre'nin elinde sadece kitabı vardı.

Alina: “Ne işin var?”

Emre: “Kütüphaneye gideceğim.”

Alina: “Ben de geleyim.”

Emre bir an durdu.

Emre: “Gerek yok.”

Alina'nın yüzü düştü.

Alina: “Tamam.”

Emre: “Yanlış anlama.”

Alina: “Yanlış anlamıyorum.”

Emre: “Tamam.”

Emre sınıftan çıktı.

Alina arkasından baktı.

İçinden bir şeylerin ters gittiğine artık emindi.

Koridorun diğer ucunda Elis ve Pelin bunu izliyordu.

Pelin: “İyice uzaklaşıyor.”

Elis: “Daha iyi.”

Pelin: “Ama Alina üzülüyor.”

Elis: “Bir süre üzülür.”

Pelin: “Sonra?”

Elis: “Sonra Emre'den vazgeçer.”

Pelin: “Umarım.”

Elis: “Ata hâlâ onunla konuşmaya çalışıyor.”

Pelin: “Evet.”

Elis: “O zaman işimiz daha kolay.”

Pelin hafifçe gülümsedi.

Pelin: “Alina'nın Ata'yla yeniden yakınlaşmasını sağlayabiliriz.”

Elis: “Ama bu sefer açık açık değil.”

Pelin: “Tabii.”

Elis: “Yavaş yavaş.”

İkisi birbirlerine baktı.

Öğle arasında Alina kantine indi.

Normalde Emre'nin oturduğu masaya baktı.

Boştu.

Alina telefonunu çıkardı.

Emre'ye mesaj yazdı.

Alina: “Neredesin?”

Cevap gelmedi.

Birkaç dakika sonra tekrar yazdı.

Alina: “İyi misin?”

Yine cevap yoktu.

Alina telefonu masaya bıraktı.

Tam o sırada Ata geldi.

Ata: “Buraya oturabilir miyim?”

Alina başını kaldırdı.

Alina: “Otur.”

Ata karşısına geçti.

Ata: “Moralin bozuk.”

Alina: “Biraz.”

Ata: “Emre yüzünden mi?”

Alina iç çekti.

Alina: “Evet.”

Ata birkaç saniye sustu.

Ata: “İstersen konuşabilirsin.”

Alina: “Neden herkes aynı şeyi söylüyor?”

Ata gülümsedi.

Ata: “Çünkü yüzünden belli.”

Alina istemeden güldü.

Alina: “Herkes yüzümü okumaya başladı.”

Ata: “Ben seni uzun zamandır tanıyorum.”

Alina ona baktı.

Alina: “Doğru.”

Ata: “Seni üzmek istemem.”

Alina: “Biliyorum.”

Ata: “Emre konusunda da bir şey söylemeyeceğim.”

Alina: “İyi.”

Ata: “Karar senin.”

Alina başını salladı.

Alina: “Teşekkür ederim.”

Ata: “Rica ederim.”

Uzaktan Elis ve Pelin onları görüyordu.

Pelin: “Bak, Ata yanında.”

Elis: “Alina'nın yüzü de güldü.”

Pelin: “İşte istediğimiz şey bu.”

Ders çıkışında Alina sınıfta biraz daha kaldı.

Herkes çıkmıştı.

Emre ise çantasını topluyordu.

Alina onun yanına gitti.

Alina: “Emre.”

Emre başını kaldırdı.

Emre: “Ne oldu?”

Alina: “Bana neden böyle davranıyorsun?”

Emre sustu.

Alina: “Gerçekten anlamıyorum.”

Emre: “Nasıl davranıyorum?”

Alina: “Eskisi gibi değilsin.”

Emre: “Belki değişmişimdir.”

Alina: “Benden mi uzaklaşıyorsun?”

Emre cevap vermedi.

Alina: “Bir şey yaptım mı?”

Emre: “Hayır.”

Alina: “O zaman neden?”

Emre: “Bilmiyorum.”

Alina: “Emre, birkaç gündür benimle doğru düzgün konuşmuyorsun.”

Emre: “Sadece biraz kafamı toparlamak istiyorum.”

Alina: “Neden?”

Emre: “Çünkü bazı şeyleri fazla düşünüyorum.”

Alina: “Neyi?”

Emre ona baktı.

Bir süre hiçbir şey söylemedi.

Sonra:

Emre: “Her şeyi.”

Alina: “Bana söyleyebilirsin.”

Emre: “Şu an söylemek istemiyorum.”

Alina'nın yüzü düştü.

Alina: “Tamam.”

Emre çantasını aldı.

Alina: “Ama en azından bana kızgın olmadığını söyle.”

Emre: “Kızgın değilim.”

Alina: “Peki.”

Emre: “Görüşürüz.”

Alina: “Görüşürüz.”

Emre sınıftan çıktı.

Alina tek başına kaldı.

Bir süre kapıya baktı.

Sonra sessizce yerine oturdu.

Ertesi gün okulda hava daha da farklıydı.

Yaz tatili yaklaşırken sınıftaki herkes son günlerin heyecanını yaşıyordu.

Öğretmenler artık daha az ödev veriyor, öğrenciler sürekli tatilden bahsediyordu.

Ama Alina için günler geçmek bilmiyordu.

Emre ise giderek daha da uzaklaşıyordu.

Sabahları sadece selamlaşıyorlardı.

Teneffüslerde konuşmuyorlardı.

Kantinde farklı masalarda oturuyorlardı.

Alina ne zaman yanına gitse Emre'nin bir bahanesi oluyordu.

Bir gün kitap okuyordu.

Bir gün ders çalışıyordu.

Bir gün kütüphaneye gidiyordu.

Bir gün de arkadaşlarıyla konuşuyordu.

Alina artık onun kendisinden özellikle kaçtığını düşünmeye başlamıştı.

Öğle arasında Elis ve Pelin yine Alina'nın yanına geldi.

Elis: “Canım, bugün bizimle otur.”

Alina: “Olur.”

Pelin: “Emre yine yok.”

Alina: “Evet.”

Elis: “Boş ver.”

Alina: “Kolay söylüyorsun.”

Elis: “Çünkü sen kendini üzüyorsun.”

Pelin: “Belki de biraz geri çekilmelisin.”

Alina: “Ben mi?”

Elis: “Evet.”

Alina: “Ama neden?”

Pelin: “Çünkü sürekli onun peşinden gidiyormuşsun gibi oluyor.”

Alina sustu.

Bu söz biraz canını sıkmıştı.

Alina: “Ben onun peşinden gitmiyorum.”

Elis: “Yanlış anlama.”

Pelin: “Sadece kendini yıpratma diyoruz.”

Alina başını salladı.

Alina: “Tamam.”

Elis, Alina'nın omzuna elini koydu.

Elis: “Biz senin iyiliğini istiyoruz.”

Alina ona baktı.

Alina: “Biliyorum.”

Pelin ve Elis birbirlerine baktı.

Alina hâlâ onların söylediklerine inanıyordu.

Aynı günün son dersinde öğretmen yaz tatilinden önceki son etkinlikleri anlattı.

Öğretmen: “Haftaya son derslerimizi yapacağız. Ondan sonra tatil başlıyor.”

Sınıftan alkış ve sevinç sesleri yükseldi.

Alina istemsizce Emre'ye baktı.

Emre de ona baktı.

Ama bu kez sadece birkaç saniye sürdü.

Sonra Emre gözlerini kaçırdı.

Alina'nın içindeki huzursuzluk daha da arttı.

Ders bitince Emre sınıftan çıkmak üzereydi.

Alina arkasından yetişti.

Alina: “Emre.”

Emre durdu.

Emre: “Efendim?”

Alina: “Tatil geliyor.”

Emre: “Evet.”

Alina: “Sonra görüşemeyeceğiz.”

Emre: “Bir süre.”

Alina: “Sen... bunu hiç umursamıyor musun?”

Emre birkaç saniye sustu.

Emre: “Umursuyorum.”

Alina: “Öyle görünmüyor.”

Emre: “Alina...”

Alina: “Ne?”

Emre: “Bence biraz uzak durmamız daha iyi.”

Alina'nın yüzü düştü.

Alina: “Neden?”

Emre: “Çünkü kafam çok karışık.”

Alina: “Benim yüzümden mi?”

Emre: “Hayır.”

Alina: “O zaman neden?”

Emre cevap vermedi.

Alina: “Bana bir açıklama borçlusun.”

Emre: “Şu an açıklayamam.”

Alina: “Tamam.”

Bu kez Alina onun arkasından gitmedi.

Emre birkaç adım yürüdü.

Sonra dönüp Alina'ya baktı.

Alina hâlâ olduğu yerde duruyordu.

Ama bu kez yüzünde ne öfke vardı ne de gülümseme.

Sadece kırgınlık vardı.

Emre bir an durdu.

Sonra yoluna devam etti.

Koridorun diğer tarafında Elis ve Pelin her şeyi görmüştü.

Pelin: “İşe yarıyor.”

Elis: “Evet.”

Pelin: “Ama Alina çok üzgün.”

Elis: “Biraz daha.”

Pelin: “Sonra?”

Elis: “Sonra Emre tamamen uzaklaşacak.”

Pelin: “Ya Alina bizi de bırakırsa?”

Elis: “Bırakmayacak.”

Pelin: “Nereden biliyorsun?”

Elis Alina'ya baktı.

Elis: “Çünkü sonunda yine bize ihtiyaç duyacak.”

Pelin sessiz kaldı.

O akşam Alina odasında yatağına uzanmıştı.

Telefonunu eline aldı.

Emre'nin konuşmalarına baktı.

Son mesajları günler öncesindeydi.

Parmağı ekranın üzerinde birkaç saniye durdu.

Sonra yazmaya başladı.

Alina: “Benden neden uzaklaşıyorsun?”

Mesajı gönderdi.

Dakikalar geçti.

Cevap gelmedi.

Alina telefonu bıraktı.

Bir süre tavana baktı.

Sonra telefon tekrar titredi.

Alina hemen eline aldı.

Ama mesaj Emre'den değildi.

Elis: “Canım, yarın bizimle otur tamam mı? Seni özledik.”

Alina mesaja baktı.

Kısa bir süre düşündü.

Sonra:

Alina: “Tamam.”

Telefonu tekrar yatağının üzerine bıraktı.

Ama aklındaki tek kişi hâlâ Emre'ydi.

Ertesi sabah Emre sınıfa girdiğinde Alina ona bakmadı.

Emre bunu fark etti.

Sırasına oturdu.

Bir süre sonra Alina yanından geçti.

Eskiden olsa ona mutlaka günaydın derdi.

Bu kez hiçbir şey söylemedi.

Emre başını kaldırıp arkasından baktı.

Alina, Elis ve Pelin'in yanına oturdu.

Elis ona bir şey anlatıyor, Pelin de gülüyordu.

Alina da onlara eşlik ediyordu.

Ama Emre onun gülüşünü uzaktan izlerken içinde garip bir boşluk oluştu.

Kendi kendine fısıldadı:

Emre: “Ben ne yapıyorum?”

Alaz yanından geçti.

Alaz: “Kiminle konuşuyorsun?”

Emre: “Kimseyle.”

Alaz: “O zaman niye kendi kendine konuşuyorsun?”

Emre cevap vermedi.

Gözleri yine Alina'ya kaydı.

Bu kez Alina da ona baktı.

İkisi birkaç saniye göz göze geldi.

Sonra Alina bakışlarını çevirdi.

Emre'nin yüzündeki ifade değişti.

Çünkü artık Alina'nın da ondan uzaklaşmaya başladığını fark etmişti.

Ve Elis ile Pelin'in kurduğu plan, farkında olmadan ikisinin arasındaki bağı gerçekten sarsmaya başlamıştı.

Yaz tatiline yalnızca birkaç gün kalmıştı.

Ve kimsenin bilmediği şey, tatilden önce aralarındaki her şeyin daha da karışacağıydı

Bölüm sonu

1 yorum