Kasaba, akşamları olduğundan daha sessiz olurdu.
Özellikle de eski çarşı tarafı...
Gündüzleri insanların alışveriş yaptığı, çocukların koşturduğu o dar sokaklar; güneş battığında sanki başka bir yere dönüşürdü. Taş duvarların arasından geçen rüzgâr, yıllardır söylenmeyen sözleri fısıldıyor gibi eserdi.
Beril, bisikletinin frenine basıp eski gelinlik dükkânının önünde durdu.
Dükkânın adı hâlâ solmuş tabelada yazıyordu:
"Lale Gelinlik Evi"
Yıllardır kapalıydı. Kasabadaki herkes burayı bilirdi ama kimse içine girmeye cesaret etmezdi.
Sebebi ise vitrindeki tek gelinlikti.
Bembeyaz, uzun kollu, eski moda bir gelinlik...
Beril, çocukluğundan beri onu görüyordu. Garip olan şey ise gelinliğin hiç değişmemesiydi. Camın arkasında yıllardır duran kumaş ne sararmış ne de yıpranmıştı.
"Abartıyorlar sadece..." diye mırıldandı.
Ona göre kasabadaki herkes sıkıcı hayatlarına biraz gizem katmak için bu hikâyeyi büyütüyordu.
"Bu gelinlik uğursuzmuş."
"Onu giyen kişinin başına kötü şeyler gelirmiş."
"Gece dükkânın ışıkları yanarmış."
Beril bu sözlerin hiçbirine inanmıyordu.
Tam bisikletine binecekken vitrinin önündeki küçük tabelayı fark etti.
Daha önce orada yoktu.
Üzerinde sadece tek bir cümle yazıyordu:
"Yeni sahibi için hazır."
Beril kaşlarını çattı.
"Kim koydu bunu?"
Etrafına baktı. Sokakta kimse yoktu.
Dükkânın kapısına yaklaştı. Kilit hâlâ yerindeydi ama kapının arkasından sanki çok hafif bir ses geliyordu.
Bir fısıltı gibi...
Beril birkaç saniye bekledi.
Sonra kendi kendine gülümsedi.
"Hayal görüyorum."
Tam dönecekti ki vitrindeki gelinliğin kol kısmında bir şey fark etti.
Daha önce hiç görmediği küçük bir işlemeydi.
Bir isim...
Beril.
Kalbi hızla atmaya başladı.
Bir adım geri çekildi.
"Bu nasıl olabilir?"
Sokağın sonunda bir kapı gıcırtısı duyuldu.
Beril başını çevirdiğinde yaşlı bir kadınla göz göze geldi. Kadın, eski gelinlik dükkânına bakıyordu.
Sonra Beril'e döndü.
"Onu gördün mü?"
Beril cevap veremedi.
Kadın yavaşça yaklaştı.
"Yıllardır kimse onun adını görmedi."
"Ne demek istiyorsunuz?"
Yaşlı kadın, vitrindeki gelinliğe baktı.
"Çünkü o gelinlik, sahibini kendisi seçer."
Beril'in içini açıklayamadığı bir korku kapladı.
"Ben sadece tesadüfen gördüm."
Kadın başını salladı.
"Bu kasabada bazı şeyler tesadüf değildir."
O gece Beril eve dönerken aklında tek bir şey vardı:
Vitrindeki gelinlikte neden kendi adı yazıyordu?
Ve daha önemlisi...
Onu kim yazmıştı?