Sabahın erken saatlerinde uyandım. Odanın içinde, geceden kalma ağır bir sessizlik hâkimdi; sanki dünya henüz tam anlamıyla nefes almaya başlamamıştı. Perdelerin arasından sızan solgun gün ışığı, duvarlara silik ve hareketsiz gölgeler düşürüyordu. Bir süre yatakta öylece kaldım. Saatin tik takları bile bu sessizliği bozmaya çekiniyor gibiydi.
Sonunda yavaşça doğruldum ve doğruca balkona çıktım.
Aşağıya baktığımda, hayat çoktan hızlanmıştı. Telaşla bir yerlere yetişmeye çalışan yetişkinler, onlara ayak uydurmaya çalışan çocuklar... Hepsi gözümün önünden bir film şeridi gibi akıp gidiyordu. Ben henüz uyanmamışken bile dünya durmamıştı. Kimsenin durup nefes almaya niyeti yok gibiydi.
Serin sabah havası tenime değdiği anda istemsizce ürperdim. Kollarımı kendime doladım. İçimde, adını koyamadığım bir huzursuzluk vardı. Çok kısa bir an için, sanki bugün sıradan bir gün olmayacakmış gibi hissettim. Ardından bu düşünceyi silkeleyip içeri girdim.
Saate baktım. Mesai saatine kırk beş dakika kalmıştı. Gün, beni beklemeyecekti.
Dolaba yöneldim. Beyaz, sade bir basic tişört giydim. Üzerine siyah, deri bir blazer ceket aldım. Açık mavi, düz paça kot pantolon ve siyah, ince topuklu botlarla kombinimi tamamladım. Aynanın karşısında durup kendime baktım.

(Kıyafetleri bu şekilde düşünebiliriz)
Gerçekten şık olmuştum. Fazlasız ama dikkat çekici... Kendime kısa bir onay verir gibi başımı salladım. Siyah çantamı elime aldım; anahtarlarımı, telefonumu, cüzdanımı ve birkaç ufak eşyayı içine yerleştirdim. Hazır olduğumdan emin olunca kapıyı kapatıp çıktım.
Asansöre bindiğimde içeride Thalena teyze vardı.
Elli yaşlarını geçmişti ama yıllar ona neredeyse hiç dokunmamış gibiydi. Yüzündeki sıcak ifade, sakin bakışları ve her zaman özenli duran görünümüyle apartmanın sessiz koruyucusu gibiydi. İnsan onun yanında kendini istemsizce güvende hissederdi.
Beni fark ettiğinde yüzünde içten bir gülümseme belirdi.
"Arvenya, kızım... nasılsın?"
Adım.
Arvenya...
Zamanı aşarak yeniden doğan anlamına gelirdi. Bu ismi bana kahin olan Melvira teyzem koymuştu. Anlamı kulağa biraz tuhaf gelse de ismimi hep sevmiştim. Sanki kaderimle aramda görünmez bir bağ vardı.
"İyiyim Thalena teyze, sen nasılsın?" dedim.
"Ben de iyiyim kızım," diye karşılık verdi ama sesi her zamankinden biraz daha durgundu.
Asansörde kısa bir sessizlik oldu. Katlar birer birer geçerken Thalena teyze huzursuzca kıpırdandı. Ellerini birbirine kenetledi, sonra derin bir nefes alıp bana döndü. Gözlerinde tereddüt vardı.
"Kızım... sakın yanlış anlama ama," dedi fısıltıya yakın bir sesle, "geçen gece rüyamda seni gördüm."
Kalbim hafifçe hızlandı ama belli etmedim.
"Rüyamda... öldüğünü gördüm."
Bir anlığına asansör durmuş gibi hissettirdi.
Thalena teyze tam olarak böyleydi. Apartmandaki herkes için endişelenir, başımıza bir şey geldiğinde anne şefkatiyle yanımızda olurdu. Belki de hiç çocuğu olmadığı için bu kadar sahipleniciydi.
Onu sakinleştirmek istercesine elimi omzuna koydum.
"Thalena teyze," dedim yumuşak bir sesle, "her rüya gerçek olacak diye bir şey yok. Bu da gördüğümüz saçma rüyalardan biridir."
Yüzündeki gerginlik yavaş yavaş çözüldü. Omuzları gevşedi, gözlerindeki korku yerini zayıf bir rahatlamaya bıraktı.
"Olsun kızım," dedi yine de, "sen yine de kendine dikkat et."
Gülümsedim. Bu kadını gerçekten seviyordum.
"Tamam teyze," dedim. "Sen de kendine dikkat et. Ben işe gitmeliyim. İyi günler."
Asansörden indim, binadan çıktım. Sabah trafiği yavaş yavaş kendini göstermeye başlamıştı. Arabamın kilidini açıp içine girdim ve motoru çalıştırdım. Direksiyonun başına geçtiğimde, içimdeki huzursuzluk hâlâ geçmemişti.
Yazılım mühendisliği bölümünden mezun olduktan sonra uzun süre iş bulamamıştım. Umudumu yitirmeye başladığım bir dönemde, Darven amcanın bir arkadaşı, sırf amcamın hatrı için beni işe almıştı. İş yerim evime ne çok yakındı ne de çok uzak... Tam kararındaydı. Hayatımda nadiren de olsa, her şeyin yerli yerinde olduğu hissini veren ender şeylerden biriydi.
Trafik ışıklarına geldiğimde kırmızı yanıyordu. Durup beklerken Thalena teyzenin anlattığı rüya aklıma düştü. Rüyaların bazen gerçekleştiğini duymuştum. Hatta bunlardan biri, benim doğumumla ilgiliydi...
Bu düşünce içimde sebebini bilmediğim bir huzursuzluk yarattı.
Işık yeşile döndüğünde gaza bastım. Yol boştu. Farkında olmadan hızlandım.
Ve tam o anda...
Karşıma aniden çıkan arabayı gördüğümde çığlık attım.
Çarpmamak için direksiyonu refleksle sağa doğru kırdım. Kontrol tamamen elimden çıkmıştı. Araba savruldu, yol kenarındaki araziye doğru sürüklendi ve büyük bir gürültüyle dengesini kaybederek devrildi.
Başım sarsıntıyla zonkluyordu. Her şey bulanıktı. Ayağımı hissetmiyordum; ne kadar istesem de hareket ettiremiyordum. Nefes almak bile zorlaşmıştı.
O an Thalena teyzenin sözleri zihnime çarpıp durdu.
Rüya...
Gerçekten gerçekleşecek miydi?
Sonum gerçekten böyle mi olacaktı?
Bana doğru koşan insanların sesleri giderek boğuk bir uğultuya dönüştü. Görüntüler silikleşti. Dünya yavaşça karardı. Bilincim kapanırken dudaklarımdan dökülen son sözler, bir fısıltıdan ibaretti:
"Thalena teyze... gördüğün rüyayı..."
💌💌💌💌💌💌💌💌💌💌💌💌💌💌💌💌
Merhabalar ben Kurgusalyazar241 umarım bölümü beğenmişsinizdir bu yazdığım ilk kitap (binbir hevesle yazmaya başladığım ilk kitap bundan önce birkaç kitap daha yazmıştım) olduğu için büyük ihtimalle bir çok yerde yazım hatası yapmışımdır bunun için özür dilerim kendimi yavaş yavaş geliştireceğime inanıyorum
Neyse biraz da bölüm hakkında konuşmak istiyorum bana göre bu bölüm biraz kısa oldu ama daha ilk bölüm olduğu için çok önemli olduğunu sanmıyorum inşaallah diğer bölümleri uzun bir şekilde yazıcam
bu arada son cümlesini neden böyle yazdığımı ben de bilmiyorum
Ve en önemlisi de canım arkadaşlarım Damla ve Zehra'ya teşekkür ederim bana kitap konusunda çok yardım ettiler. İyi ki varsınız🫶💖
Diğer bölümlerde görüşmek üzere en sevgiliye emanetsiniz 👋👋👋