Karne gününden sonra (Lise):
Dün arkadaşlarıma mesaj atmıştım Yalıkent Kafe'de saat 2'de buluşmak için. Onlara bugün söylecektim Karadeniz turu ayarladığımı, çok sevineceklerdi.
Saat 13.40 hepsinden önce gelmiştim her zaman ki oturduğumuz yerde onları bekliyordum. İlk Yazgı geldi sonra Berker, Ahsen ve Elvin. Onlardan sonra Cihan, Ferhat, Merih geldi.
"Herkes geldiğine göre sizi buraya neden çağırdığımı söyleyeyim." Konuşmaya devam edecekken Özge'nin gelmesiyle konuşmam bölündü.
"Simay sana anlatmam gerekenler var beni dinlemelisin." dedi Özge. Bütün gözler ona çevrilmişti.
"Sen bizim burada olduğumuzu nereden biliyorsun?" diyen Ferhat'tı.
"Berker'i gördüm yolda o söyledi. Hem konumuz bu değil artık saklayamam istersen aileme sırlarımı, her şeyimi umrumda değil Simay'ı daha fazla kullanmanıza izin veremem."dedi Özge. Ne biliyordu? Beni kullandıklarını ima etmişti bu ne demekti?
"Özge lütfen sus bu şimdi konuşulacak konu değil!"diyordu Cihan.
"Susunda anlatsın benimle ilgili bir konuymuş dinlemek istiyorum." Dedim. Bütün gözler bendeydi korkmuş gibi bakıyorlardı.
"Simay her şeyi olduğu gibi anlatacağım daha önceden anlatmadığım için özür dilerim." dedi ve 10 dakikaya hayatımı paramparça etti. Her şeyi öğrenmiştim. Berker'i sevmeme rağmen Elvin'in onu öptüğünü, Ahsen'le birlik olup bunları saklamasını. Cihan'ın beni artık sevmiyor diye arkadaşlığımızı sonlandırmak istemesini, Ferhat'ın sırf derslerde yardımcı oluyorum diye benimle arkadaş rolü yapmasını, Merih'in artık beni arkadaş olarak görmediğini ve gruptan atmak istediğini öğrenmiştim. Belki de sakladıkları daha çok şey vardı ama bu kadarı bile hayatımı alt üst etmeye yetmişti. Gözlerim dolmuştu onların yanında ağlamak istemiyordum bu insanlar benim gözyaşlarımı görmeyi bile hak etmiyordu. Kafeden çıktım hızlı olmaya çalışıyordum daha fazla onlarla konuşmak istemiyordum. Caddede ilerlerken Berker'in sesini duydum peşimden geliyordu.
"Simay sana demem gereken bir şey var lütfen dinle."
"Yetmedimi! Kalbimi paramparça ettiniz onlara arkadaşım demiştim sırtımdan bıçakladılar. Peki ya sen? Seni seviyordum sen neden tüm bunlara sessiz kaldın? Elvin seni öptüğünde neden bir şey demedin? Biliyordun seni sevdiğimi! Bildiğini biliyorum çünkü Ahsen sana demişti." Gözümden bir damla yaş süzüldü.
"Evet biliyordum! Dün sana diyecektim Elvin'in beni öptüğünü ama yüzümü çevirdim yanağımı öptü. Ona kızdım o da biliyordu senin beni sevdiğini ama kıskançlık duygusu onu esir almış bağırdı bana tüm bu olanları sana anlatmak istedim o kızdan uzak durman gerektiğini kendini koruman gerektiğini ama sen dün o kadar heyecanlıydın ki diyemedim. Tur bittikten sonra derim diye düşündüm ama Özge geldi bir anda ve benim bile bilmediklerimi anlattı. Özür dilerim." demişti Berker keşke daha önce anlatsaydı ama artık çok geç bir şey demedim geri adım attım. Caddede olduğumuz aklımdan tamamen çıkmış araba geliyordu hızlıydı, çok hızlıydı. Sol koluma çarptı ne olduğunu anlamadan sol gözümün üstünde bir kesik hissettim arabanın bir parçası gözümün üstünü kesmişti. Berker beni çekmeseydi daha kötü olabilirdim.
"Simay ne diye yola atlıyorsun ki gel hastaneye gidelim." Bir şey demeden hastanenin yolunu tuttum. Kolum sızlıyordu, gözüm sızlıyordu.
Bazı muayeneler sonrası kolumu sargıya almışlardı gözümün üstü temizlenmiş pansuman yapılmıştı. Saçma sapan bir kaza geçirmiştim. Tüm bunlar olurken Berker hala yanımdaydı. Ona gitmesini söyledim. Biraz bekledikten sonra telefon geldi konuşmaya başladı. Sanırım birisi onu çağırıyordu.
"Simay benim gitmem gerek. Özür dilerim tüm yaşananlar için. Senden bir şey rica edeceğim. Lütfen beni sevmeye devam etme kalbinin kapılarını başkasına aç." Söyledi ve gitti. Gerçekten gitti, yalnız kalmıştım.Ruhen ve bedenen.