İçeriğe geç

GEÇMİŞİN İZİ

Bölüm 6 · 18 dk okuma

GEÇMİŞİN İZİ

Bölüm 6

6. Bölüm

🌺

Aynadaki yansımama baktım, bej yüksek bel pantolonum, siyah tişörtüm, siyah spor ayakkabım ve beyaz çantamla İzmir gezisine hazırdım.

Bugün cumartesi olduğu için bizler için tatildi, her şey dün ayarladığımız gibi olacaktı. Ben, Ecrin, Afra beraber takılacaktık yani programımızı Ecrin yapmıştı ama bizde uyacağız sanırım.

Odadan çıkıp bahçeye indim. Herkesin bahçede olduğunu farkettim Asmin, Ada, Ege, Poyraz, Afra, Ecrin herkes tatil günümüz için hazırdı. "Selam" bende onların yanına geçtim.

"Herkes hazır, biz Ege'yle beraber çıkıcağız" Poyraz arabayı göstererek konuştu, "Bizde benim arabayla gideceğiz" Asmin ve Ada'nın gidicekleri araba'da hazırdı peki biz neyle gidicektik? kafamı çevirip kızlara baktım "Biz neyle gidiyoruz?" Afra elini cebine attı ve bir araba anahtarı çıkardı, bana göz kırptı arkamı göstererek.

Arkamı döndüğümde siyah bir arabanın olduğunu gördüm, bunu ne zaman aldı? nerden buldu? hiç sormuyorum zaten sorsamda söylemez "Hadi o zaman akşam görüşürüz" Ada'nın elini çırparak sevinçli konuşması kulağıma geldi, Ada'nın çocuksu ruhu aktifti.

Herkes araçlarına geçti, Afra şoför koltuğuna oturdu bende yolcu koltuğuna oturdum, Ecrin ise arkaya geçti. Afra arabayı çalıştırdı bu sırada Ecrin sevinçle bugün neler yapıcağımızı anlatmaya başladı.

Bir restorana gelmiştik , kahvaltımızı yapmak için cam kenarına geçip siparişlerimizi verdik tabikide siparişlerim arasında çikolatada vardı. Ecrin üniversitede ki bazı arkadaşlarımızdan bahsederken yemeklerimizde gelmişti. Ecrin alışveriş için heyecanlı olduğu için kahvaltıyı kısa kesmişti.

Bir piazzanın önündeydik alışveriş yapmak için, Ecrin benim ve Afra'nın koluna girdi , önce kıyafet yerine gelmiştik bir sürü kıyafete baktık "Bu nasıl sizce tam yaza uygun" Ecrin'in gösterdiği yeşil mini elbiseye baktım, tatlı bir görüntüsü vardı yaz geldiği için bence oldukça uygundu, Afra'ya baktığımda ise reyonlarda hep siyah kıyafetlere baktığını gördüm. Ecrin bıkkınlıkla eline bir mavi elbise aldı ve Afra'nın üstüne tuttu "Bak çok güzel Afra'cım bunu denesene hep siyah hep siyah ahh! yeter içimizi kararttın "Ecrin gerçektende bıkmıştı Afra'nın siyah giyinmesine "Aa bırak kızı istediğini alsın karışma Afra'ya" dedim, gülerek onlara bakıyordum Afra istediğini giyebilirdi, Ecrin genellikle karşı çıkardı ama ben Afra'nın siyah sevgisine pek takılmıyordum.

"Canım ne isterse giyerim sanane Ecrin" Afra siyah kıyafetlere bakmaya devam etti. "Sizce bu nasıl" Afra'nın gösterdiği siyah derin göğüs dekoltesi olan tuluma baktım çok hoştu "Sana yakışır" Afra'yı siyahdan ayıramazdık o yüzden hiç denemiyordum. Ecrin elinde kırmızı, derin dekolteli, mini, katlı şifon bir elbiseyle geldi ve onu üzerime tuttu "Bu sana çok yakışır giysene" beni itekleyerek giyinme kabinine götürdü, kabine girdim ve elbiseyi giyip çıktım, aynada kendime baktım bencede çok güzel olmuştum. "Ayy çok güzel oldun Açelya" gülerek Ecrin'e döndüm, Afra ise eliyle çok güzel der gibi baş parmağıyla işaret parmağını birleştirerek salladı.

🌺

"Ayy çok yoruldum" bıkmış şekilde elimde poşetlerle yürüyordum. Piazzadan bir sürü kıyafet almıştık özelliklede ben, alışveriş yapmayı çok seviyorum ne yapabilirim ki annem hep 'seni alana yazık sen adamı iki güne iflas ettirirsin' derdi sanırım haklı.

Piazzadan aldığımız şeyleri arabaya koymuştuk bu seferde yolda yürüyerek hoşumuza giden bütün mağazalara girip alışveriş yapıyorduk Afra bundan bıkmıştı bizi durdurmaya çalışıyordu ama ben ve Ecrin'i durdurmak hiç kolay değildi. Elimde bir sürü poşet vardı ve ellerim yorulmuştu, Ecrin'inde benden farkı yoktu ama Afra'nın elinde hiçbir şey yoktu o alışveriş yapmayı seven biri değildi hep bizim zorumuzla katlanırdı, Piazzadan bir kaç bir şeyler almıştı başka hiçbir şey almamıştı 'onlar bana yeter' demişti.

"Buraya da girelim" Ecrin'in heyecanla gösterdiği yere baktım , mağaza çok güzel görünüyordu tam ben 'evet' diyecektim ki Afra bıkmış bir şekilde "Yeter, şimdi otoparka gidip arabayı alıyoruz akşam yemeği yemeye gidiceğiz sonra kuaföre gidip hazırlanıcağız ve sonrada buluşmak için hastaneye geçiceğiz."

İkimizde üzgün bir şekilde bunu kabul ettik yoksa geç kalıcaktık otaparka doğru yürümeye başladık. Otoparka giden yol biraz sessizdi çok fazla kişi yoktu tam otaparka girmiştik ki bir adam önümüzü kesti "Naber kızlar " karşımızdaki adamın sarhoş olduğu çok belliydi, ağzını yaya yaya konuşuyordu.

"Üç fıstık nereye böyle?" sözleriyle yüzümü buruşturdum "Paranızda baya var" gözlerini elimizde ki poşetlerde tuttu. Ecrin bir anda hiddetle "Naptınızı sanıyorsunuz çekilin" dedi adam bir anda belinden bıçak çıkardı, Ecrin'le biz korkuyla Afra'nın arkasına geçtik. Afra'da bir şey yapamazdı ama biz Afra daha cesur olduğu için onun arkasına saklanmıştık. İzmir'de bir yaralanma yaşamak istemiyordum.

"Nereye güzeller, ben hiç sizi bırakır mıyım? Çıkarın paraları" adam elindeki bıçağı bir anda üzerimize savurdu hepimiz geri geri gittik. Adamın bıçak tuttuğu eli tam yan tarafına geldiğinde Afra hızla sağ eliyle adamın bıçak tutan elini tuttu, adam şaşkınken Afra ne bizim ne de adamın beklemediği bir şeyi yaptı, adama kafa attı. Hatta çok sert attı, adam yediği kafayla elindeki bıçağı yere düşürdü ve eğilerek iki eliyle burnunu tutmaya başladı, eline kan geliyordu Afra o kadar sert vurmuştuki adamın burnu kanamıştı.

Afra ayağı ile bıçağı adamdan uzağa itti "Hadi gidelim" Afra hiçbir şey olmamış gibi arabaya doğru gitti. Ecrin'le ben ise şaşkınlıkla onun arkasından baktık ama hemen kendimizi topladık ve onun arkasına koşar adımlarla gittik sonuçta adamın ne yapacağı belli olmazdı.

Afra'nın ardından bizde arabaya bindik, Afra arabayı bir restorana sürdü, kimse yol boyunca konuşmadı.

Çok tatlı bir restorana girdik, ortadaki dört kişilik masaya oturduk ve siparişlerimizi verdik . Sanırım bu konu hakkında kimse konuşmak istemiyordu, zaten günümüzü kötüleştirmeye gerek yoktu.

"Bu gece çok güzel olucağım" Ecrin böyle eğlencelere bayılıyordu, "Diğerleri ne yapıyorlarmış konuştun mu?" bir tarafdan yemeğimi yerken bir tarafdanda Afra'nın sorusunu cevapladım.

"Poyraz'a mesaj attım ama geri dönmedi, Asmin ve Ada ise hazırlanıyorlarmış" başını aşağı yukarı salladı.

Yemeklerimizi sakince bitirmiştik.

"Hadi gidelim geç kalıcağız" Ecrin çantasını aldı ve hemen ayağa kalktı, Afra ise hesabı istedi. Ecrin aceleci tavrıyla hepimizi telaşa sokuyordu.

🌺

Üçümüzde hazırdık hastaneye gidiyorduk. Kuaförde kıyafetlerimizi giymiştik, kuaför çok başarılıydı saçımızı, makyajımızı çok güzel yapmıştı.

Hastaneye gelmiştik, kapı açıldı ve bizde arabayla içeri girdik.

Arabadan indiğimizde ilk gördüğümüz kişiler Ada ve Asmin oldu sanırım onlar ilk hazırlananlardı. İkiside çok güzel olmuşlardı, bankın yanında ayakta karşılıklı konuştuklarını görebiliyordum, bizde yanlarına gittik "Naber?" ikiside bizi yeni farketmiş olucaklardı ki bize döndüler üçümüzü de baştan aşağı süzdüler, Ada beğenmiş bir ses tonuyla "Çok güzel olmuşsunuz kızlar" dedi. Ecrin kendi etrafında döndü "Evet ama sizde çok güzel olmuşsunuz" Asmin bize döndü

"Eğleniceğiz gibi duruyor?" Ecrin onayladı "Öyle."

"Poyraz ve Ege ne zaman gelicekler? Onlarla konuştunuz mu?" Asmin'in bıkmış bir şekilde sorduğu soruyla "Hayır ulaşamadım" bende bıkkın birazda meraklı bir şekilde konuştum. Nerede kalmışlardı, yarım saattir beklemekden sıkılmıştık. "Normalde kızlar geç kalırdı ama erkekler kızlardan daha kötü çıkdı" hepimiz gülmeye başladık Ada haklıydı.

Telefonumu elime aldım ve Poyraz'ı aradım ama çalmadı "Poyraz'a ulaşamıyorum, Ege'nin numarası varmı sizde? belki ona ulaşırız" kızların hepsi kafasını olumsuz bir şekilde sağ sola salladı. "Resepsiyon kısmındaki kıza soralım onda belki vardır. Ben gidip sorayım" Asmin yanımızdan ayrılıp binaya ilerledi.

"Ben Hira, Atlas, Ayaz ve Ediz'i ilerideki bankaların orada gördüm" Ada'nın sözleriyle kaşlarımı çattım. Merakla Afra "İyide bu saatte çıkabiliyorlar mı?" diye bir soru yöneltti ama Ada yüzünü bilmem dercesine iki yana salladı.

"Acaba başlarına bir şey gelmiş olmasın?" bende merak etmeye başlamıştım Ecrin gibi. Poyraz aklıma geldiğinde sıkıntı bir nefes verdim.

"Açelya gel biraz bahçede dolaşalım canım sıkıldı" Ecrin'i onayladım. Ecrin'le binanın yan tarafına doğru yürüdük, ayağımızda topuklular vardı ama neyseki düz yer sorun çıkarmıyordu. İlerlediğimizde ışıklarla aydınlatılmış yerde banklarda oturan dörtlüyü görmüştük.

Yanlarına yaklaştık bizi gören tarafda Ediz ve Hira oturuyordu, Ayaz ve Atlas'ın sırtları ise bize dönükdü. Hira kafasını kaldırdı ve bizi gördü önce gözleri hafif irileşti, ıslık çaldı, Ediz'de kafasını kardırdı bizi görünce biraz şaşırmış gibiydi.

Atlas ve Ayaz ise önce onlara baktı ve sonra arkalarına yani bize döndüler şuan hepsi bize bakıyordu sanırım bizim bu kadar şık olmamız onları şaşırtmıştı. Ayaz ilk bana baktı beni baştan aşağı süzdü ama vücudumun bacak kısmında gözleri daha uzun durmuştu. Eteğim kısaydı, Ayaz'ın kaşları çatıldı ve sadece bana odaklandı kimseye bakmadı.

"Çok güzel olmuşsunuz" Hira beğeniyle bize baktı, tabikide bu erkekler için aynı değildi. Hepimiz bankın yanına geldik sağ tarafımda Hira ve yanında Ediz vardı solumda ise Ayaz ve yanında ise Atlas vardı.

"Sizler neden dışarıdasınız?" sorumu Ecrin devam ettirdi "Bu saatte çıkmak yasak değil mi?" diğerleri sessiz kalırken Ediz cevapladı "Cumartesi pazar günleri dışarı çıkma saatlerimiz geç saatlere kayabiliyor" anladığımı belirten birkaç mırıltı döküldü dudaklarımdan.

Ayaz hariç hepsi konuşuyordu ama Ayaz sessizdi kafamı Ayaz'a çevirdim hala bana bakıyordu üstümdeki kıyafete odaklanmış gibiydi.

Ecrin'in telefonu çaldığında hemen aramayı cevapladı. "Nerdesiniz? sizi bekliyoruz, ne zaman gelirsiniz?" bütün sorularımı sırayla sormuştum bir süre karşı tarafı dinledim "Tamam bekliyoruz" telefonunu kapattı ve cebine koydu "Geliyorlarmış."

Telefonumu çıkardım arama yerinden Poyraz'ı aradım bu sefer çaldı bende yanlarından ayrıldım ve yürümeye başladım, onları göremiyeceğim yerde duvar kenarına geldiğimde durdum, sonunda Poyraz telefonunu açtı

"Nerdesiniz? "

"Geliyoruz Açelya"

"Niye geç kaldınız bir sorun mu var?" Poyraz derin bir nefes aldı bunu telefondan duyabilmiştim "Araba bozuldu onu yaptırdık, sen aramışsın ama telonumun şarjı bitmiş yeni farkettim, şarja taktım, neyse gelince konuşuruz, bir kaç dakikaya oradayız" neyseki önemli bir şey olmamıştı "Görüşürüz" telefonu kapattım ve çantama koydum.

Diğerlerinin yanına gitmek için arkamı dönmüştüm ki Ayaz'ı belini duvara yaslamış bir şekilde bana baktığını gördüm. Tam karşısına geçtim "Ne yapıyorsunuz burada?" çok sakindi

"Seni izliyorum" kaşlarımı çattım "Neden?" bu sefer gülümsedi "Bilmem hoşuma gidiyor" bana karşı bu davranışları hiç hoş değildi kafamı sağ sola salladım diğerlerinin yanına gidicektim ki yine konuştu "Bara bu halde mi gideceksin?" Arkamı döndüm "Ne varmış ki halimde?" belini duvardan ayırdı ve tam karşıma geçti "Söylediğin gibi ne var ki?" gözleriyle üstümü işaret etti "Hiç bir şey giymemiş gibisin" bu durum sinirlerimi bozmaya başladı. Elbisem abarttığı kadar açık değildi, açık olsa bile bu sadece beni ilgilendirebilirdi.

"Ne giydiğim sizi ilgilendirmiyor ve evet bu halde bara gideceğim"

Bir kaşını yukarı kaldırdı "Emin misin?" hiç meraklı olmayan bir ses tonumla "Neye?" diyerek ona sordum "Bu halde bara gidebileceğine" derin bir nefes aldım sakinleşmek için "Evet eminim bakın hatta gidiyorum bile" arkamı döndüm ve diğerlerinin yanına gitmek için, arkamdan onun sesini duyabiliyordum "GÖRÜCEĞİZ".

Hastanenin ön kısmına gelmiştik bu sefer hepimiz tamdık Afra, Ecrin, Asmin, Ada, Poyraz ve Ege "İyi artık herkes tam olduğuna göre gidebilirmiyiz?" Ecrin'e tam evet diyecektim ki bir gariplik oldu, şuana kadar sessiz olan hastanede bir anda sesler gelmeye başladı bir çok güvenlik binaya koşarak gidiyorlardı, biz ise ne olduğunu anlamamış bir şekilde etrafımıza bakıyorduk.

Ege yanımızdan geçen bir güvenliği durdurdu "Neler oluyor?" güvenlik hızlı bir açıklama yaparak yanımızdan gitti "4. Katta hastaların arasında kavga çıktı onları ayırmaya çalışıyoruz, yaralı sayısı gittikçe artıyor" duyduğum sözleri idrak ettiğimde şaşırdım.

"Hadi gidelim" hepimiz Ege'yi takip ettik ve hastaneye girdik.

Dördüncü kata gelmiştik ama burası çok karışmış gibiydi ve çok kalabalıktı hemen katın büyük alan kısmına geçtim.

Hastalar kavga ediyorlardı , güvenlik ise ayırmaya çalışıyordu.

Resmen heryer birbirine girmişti, biz ise öylece izliyorduk yapabileceğimiz bir şey yoktu, kenarda sağlık ekipleri vardı bazılarını sedyeyle götürüyorlardı bazılarının ise pansumanları yapılması için götürülüyordu.

Bir çok kişi kanlar içindeydi hemen yanımdan sedyeyle bıçaklanmış biri geçti, kesici aletleri nasıl hastaneye sokabiliyorlardı. Biraz daha durdurmassalar bunun sonu hiç iyi olucak gibi değildi. Kafamı cam tarafına çevirdiğimde Hira, Atlas, Ediz ve Ayaz'ı gördüm onlarda kavgayı izliyorlardı.

Güvenlik kavgayı sonunda ayırabilmişti durumu acil olanlar sedyeyle götürülüyordu, diğerleri ise pansuman için götürülüyordu. Ege bize döndü "Dışarı çıkamayacağız, eğer hastanede acil bir durum olursa izinler ve tatiller iptal oluyor" hepimiz onun sözlerini onayladık. Barçın hocanın sesiyle kafamı ona çevirdim "Açelya benimle gel" başımı kızlara çevirdim "Biz bahçeye çıkıyoruz sende gelirsin."

Barçın hocanın odasındaydım, Barçın hoca kafasını kaldırdı üstümdekilere baktı "Dışarı çıkıcaktık da o yüzden hazırlanmıştım" küçük bir açıklama yaptım.

"Bugün ki kavgada çok fazla yararı oldu psikolog ve psikiyatristlerin bir çoğu onlarla ilgilenecek bu yüzden haftaya yoğun bir süreç olucak çoğu kişi onlarla ilgilenecek biz ise mahkum hastalarla, yoğun bir hafta bizi bekliyor hazırlıklı ol "

"Elbette" bana uzattığı dosyayı aldım "Bu dosyayla ilgilen, çıkardığın notları bana gönderirsin" bana bir özet geçtiğinde önündeki bilgisayarını açtı "Gidebilirsin" arkamı döndüm ve odadan çıktım. Yoğun bir hafta anlaşılan baya sorunlu bir hafta bizi bekliyordu.

Dördüncü katın büyük salonuna geldiğimde kimsenin olmadığını farkettim sanırım heryeri temizlemişlerdi. Asansör'e doğru giderken birinin sözüyle durdum "Sana söylemiştim!" arkamı döndüğümde Ayaz'ı gördüm ne demeye çalışıyordu "Anlamadım?" bana doğru yaklaştı karşımda durdu.

"Sana gidemiyeceğini söylemiştim" dudağının bir kenarı yukarı kıvrılmıştı "Nasıl yani? Kavgayı siz mi çıkardınız?" başını aşağı yukarı salladı 'evet' der gibi.

Sırf bara gitmemem için hastanede kavga çıkardı, buna inanamıyorum. Böyle bir şeye nasıl kalkışırdı? Nasıl yapmıştı?

"Siz şaka mısınız? Bunu nasıl yapabilirsiniz?" cebindeki elini çıkardı "Oldukça gerçeğim ve yapmam pek zor olmadı" göz kırptı oldukca zevk almış gibiydi. Ayaz gerçektende tahmin ettiğimden daha tehlikeliydi. Ve bana karşı tavırları olmaması gerekirdi.

"İnsanları nasıl kavga ettirebilirsiniz o kadar kişi yaralandı" sinirle söylediğim sözle iki adım attı ve aramızdaki mesafeyi kapattı kafamı yukarı kaldırdım boyu bana göre uzundu, kafasını aşağı eğdi yüzlerimizin arasında çok az mesafe vardı boğuk ve kısık bir sesle gözlerimin içine bakarak konuştu "İnan bana eğer ben kavga etseydim olay yaralanmayla bitmezdi. "

Bir iki adım arkaya gittim ve aramıza mesafe koydum "Bu yaptığınız hiç hoş değil, ne yapıcağıma? Ne giyeceğime ben karar veririm" sinirden sesim yükselmişti "Zaten sen karar veriyorsun farkındaysan ne giydiğine nede gittiğin yere karıştım sadece küçük bir şey yaptım." Sinirle arkama döndüm ve asansöre bindim düğmeye bastım kapı tam kapanırken kapıyı eliyle durdurdu ve asansöre bindi.

Yanımda durdu onu asansörün aynasından görebiliyordum ama ona hiç dönmedim "Ne o bana kızdın mı?" sessizce durdum "Sen bana trip mi atıyorsun?" hiç bir cevap vermedim onunla konuşmaya niyetim yoktu, söylediğim her şeyi yanlış anlıyordu. Bu aslında birazda benim alışkanlığımdı küçüklüğümden itibaren kim beni sinirlendirse onunla konuşmam, küçüklüğümden itibaren hiç bırakmadığım bir alışkanlıktı. Sinirlendiğimde konuşmak istemiyordum.

Asansör açıldı zemin kata gelmiştim, asansörden indim ve binanın kapısına doğru giderken Ayaz bir anda önüme geçti ve beni durdurdu "Sen niye benimle konuşmuyorsun ki?" gitmek için onun sağ tarafına doğru gittim ama o da aynı şekilde gitti önümde durdu bu seferde sol tarafına gittim ama bu seferde önümde durdu, bir türlü gitmeme izin vermiyordu.

"Kızıyorsan kız, sanane diyorsan söyle ama konuş" benden bir cevap bekliyordu yüzüme dikkatle bakıyorken konuşmamı bekliyordu ama ben somurtarak ona bakıyordum. Ben bu alışkanlığımdan hiç vazgeçemiyordum onunla konuşmicaktım bunu anlaması gerekiyordu. Yaptığım bir psikiyatrist adayı olarak hoş değildi ama onun yaptığının açıklanır bir yanı yoktu.

Yine sağ tarafa gidiyor gibi yaptım o da sağ tarafa geçti ama ben hemen sol tarafdan gittim ve bahçeye çıktım. Bahçeye çıktığımda adımlarım durdu. Kafamı yukarı kaldırdım gökyüzünde çok yıldız yoktu ama ay her zaman ki gibi çok güzel görünüyordu yüzümde bir gülümseme oluştu, tekrar yürümeye başladığımda bahçedeki yoldan ilerledim ve ormana yakın olan yerdeki banklara doğru gittim.

Bankaların oraya geldiğimde bankları birleştirerek oturduklarını gördüm ve sadece bizimkiler değil Hira, Atlas, Ediz'de oturuyordu ama beni şaşırtan onların olması değil Ayaz'ın da bankta oturuyor olmasıydı, ne zaman geldi? Ve ben nasıl görmedim?

Ecrin'in yanına oturdum, hastalar ve psikiyatrist adayları, bu gurubun bir araya gelmesi biraz garipti. "Siz neden kıyafetlerininizi değiştirmediniz ki?" kafamı Ediz'e cevirdim sesi sakin bir tonlamayla çıkmıştı bu aralar daha çok düşük bir moddaydı "Odalara gittiğimizde değiştiririz" Ecrin'in sözünü kafamı sallayarak onayladım. Ayak ayak üstüne attım ama eteğimin boyu biraz kısa olduğu için ellerimle biraz aşağı çektim.

"O kadar hazırlandınız ama gidemediniz" Hira bizim yerimize üzülüyor gibiydi "Haftaya gideriz bir şey olmaz" herkes sözümü onayladı. Kafamı çevirdiğimde Ayaz'ın bana baktığını gördüm sanırım benim onunla konuşmamam hoşuna gitmemiş gibi duruyordu. Bana bu kadar takmamalıydı.

"Birde başımıza bu kavga çıktı, neden kavga etmişler?" Asmin'i Ege cevapladı "Bilmiyoruz kimse bir şey söylemiyor ama bu kavganın cezasını alıcaklar" hastaları nasıl kavga ettirdi ve neden bu hastalar Ayaz'ın kavga ettirdiğini söylemiyorlar anlamıyorum, ben desem inanmazlar kanıt yok.

Ada çantasından çıkardığı lolipopu dudaklarının arasına aldı. "Varsa banada versene" dediğimde çantasından bir tane daha çıkardı. Şekerli olan her şeyi seviyordum.

"Sende mi şeker seviyorsun?" bu soru Ada'ya değil banaydı ve soran kişi Ayaz'dı cevap vermedim "Açelya sana sordu." Ada ben anlamamışım gibi açıklama yaptı ama benim konuşmaya niyetim yoktu. Ayaz'a baktığımda sanki benim onunla konuşmamama fazla kafaya takmış gibiydi. Onu yeni tanıyor olmasaydım üzüldüğünü düşünebilirdim ama sanmıyorum sonuçta o sırf bara gitmemem için kavga çıkardı ve o kadar insan yaralanmasına sebep oldu pekte üzülebileceğini sanmıyordum.

Kafamı geri önüme çevirdim "Oo Açelya'yı sinirlendirmişler " Poyraz gülerek bana baktı. O benim bu haraketlerimi biliyor ve alışmıştı. "Nasıl yani?" Ediz merakla Poyraz'a döndü "Açelya ne zaman birine sinirlense onunla konuşmaz bu çocukluğundan kalma bir alışkanlık, saçma ama inatçı bir kızdır" Ayaz kafasını bana çevirdi bir şeyleri anlar gibi baktı.

"Bir keresinde bana sinirlenmişti ve 1 ay konuşmamıştı" evet Ecrin'le ilk tanıştığımız zamanlar böyle bir şey yaşamıştık, Ayaz kaşlarını çattı "O kadar uzun süre konuşmuyor mu? "bunu çok merak ederek sormuştu "Yok aslında özür dilersen kendini afettirirsen konuşuyor ama ben neden benimle konuşmadığını anlamamıştım ve bu alışkanlığını bilmiyordum, Poyraz'da bana bu alışkanlığını bir ay sonra söyledi gıcıklık yaptı" Poyraz sırf gıcıklık olsun diye söylememişti.

"Nasıl affettirdin?" Ayaz bugün çok meraklıydı "Açelya çikolaya bayılır bende ona çikolata aldım özür diledim o da affetti. Zaten Açelya öyle kin tutabilen biri değil" Ayaz başını aşağı yukarı salladı ve ayağa kalkıp sessizce yanımızdan ayrılıp gitti.

Bir süre daha sohbet ettik ve odalarımıza dağıldık, odamı kartla açıp içeri girdim.

Işığı açtığımda gözüme bir şey çarptı yatağın üstünde çicek ve pasta vardı bunun burada ne işi vardı ki?

Yatağa oturduğumda çiceğin spathiphyllum wallisii çiceği olduğunu farkettim beyaz yaprakları olan saksıda güzel bir çicekti bu çiceğin anlamı 'barış çiceği' ve yanında güzel bir çikolatalı pasta. Çiçeğin üzerinde ki kartı aldım.

Özür dilerim ama pişman değilim

Ayaz A.K

Özür dilemişti ama yaptığından da pişman değildi. Heryeri yakıp yıkan ve uzun bir suç dosyasına sahip birisinden ne bekliyordum ki?

Spathiphylum wallisii ve çikolata. Bunu bile yapması beni şaşırtmıştı. Bana karşı tavırları fazla dikkat çekiyordu. Geldiğimden beri haraketleri hoş değildi. Umarım aklımda ki düşüncelerim yanılıyordur.

Kıyafetlerimi değiştirdim, Çiçeği odadaki masaya koydum çok güzel duruyordu, pastayıda yedim zaten çikolatalı pastaya dayanamıyorum. Bugün yorucu olduğu için yatağıma geçtim. Yarın onunla konuşmam gerekiyordu.

🌺🌺🌺

Bugün ilk olarak Ayaz'ın odasına gidiyordum. Bu konuşma ne kadar erken olursa o kadar daha iyi olucaktı. Bana karşı bir duygu hissetmemeli. Yada hastalığından dolayı takıntı etmemeliydi böyle bir durum varsa şimdiden engel olmalıydım.

Kapıyı tıklattığımda içeriden sesini duymuştum. Odaya girdiğimde koltuğa oturmuş önündeki satranç taşlarını çok dikkatli bir şekilde yerlerine yerleştiriyordu. Onun birkaç adım ilerisinde durduğumda alttan bakışlarıyla bana baktı.

"Bugün nasılsınız?" her gün sorucak mısın der gibi bakışları üzerimde çok durmadı. Satranç taşlarıyla ilgilenmeye devam etti "Sen nasılsın?" elimi önlüğün cebine yerleştirdim "Dünkü olay dışında iyim" sesimi elimden geldiğince soğuk çıkarmaya çalışıyordum. Önceden onunla biraz samimi davranmaya çalışıyordum bana karşı tedirgin hissetmeyip tedavi için yardımcı olmak için ama bu yanlış anlaşılsın istemiyordum.

Şahı eline aldığında küçük karenin içine ortalı bir şekilde koydu. Elinde ki her an kırılacakmış gibi yerine dikkat ediyordu. "İlaçlarınızı aldınız mı?" umarım almamıştı. Önceden aldırmaya çalışıp şimdi bunu engellemem biraz saçmaydı ama o ilaçların içinde zehir olduğunu öğrendiğimde daha dikkatli olmaya çalışıyordum.

"Sen içme dedin bende içmedim" o kadar sakindi ki bu beni biraz afallatmıştı "Ben size içmeyin demedim" tam olarak söylememiştim. "İçme demek istedin" diyerek düzelttiğinde onayladım. "Neden böyle yaptığımı sormayacak mısın?" meraklı bakışlarım onun üzerindeydi "Hayır" biliyordu. Gözleri bana çevrildiğinde bundan daha çok emin oldum.

"Biliyordunuz?" şaşkınlıkla ona bakıyordum ve evet biliyordu bunu sözleriyle söylemesede. "Zehir olduğu halde neden içiyorsunuz?" bu saçmalıktı. Kim bile isteye kendini öldürmek isterdiki.

Ayaz'ın odada olmadığı bir fırsatta odaya girip ilaç kutularının içine bakmıştım. Duyduklarım doğruydu çünkü baktığım birkaç ilaç kutuya ait değildi.

Satranç taşlarını düzenli bir şekilde dizdiğinde arkasına rahatça yaslandı gözlerini tamamen üzerimde tuttu. "Sen nasıl öğrendin?" sorularıma ya cevap vermiyordu yada soruyla karşılık veriyordu.

"Burada neler dönüyor? Neden sizi öldürmek istiyorlar ve hastane bunun için neden bir şey yapmıyor?" anlamlandıramadığım şeylerden dolayı sesim biraz fazla yükselmişti. "Daha öğreniceğin çok şey var bu hastaneyi fazla temiz sanma" sürekli beni bir çıkmaza sürüklüyordu.

"O özel bölümde ne olduğunu biliyor musun?" orada ne varsa heryerden daha çok korunuyordu ama bunu güvenlik koyarak yapmıyorlardı. Oraya kimseyi sokmayarak yapıyorlardı. Koltuktan kalkıp bana doğru yürüyordu ki elimi kaldırarak onu durdurdum. Ben buraya onu uyarmak için gelmiştim.

"Eğer davranışlarınıza dikkat etmezseniz yönetimle konuşurum ve görev yerimi değiştiririm" oldukça nettim sözlerimde. Kaşlarını çattı "Ne yapıcaksın?" geriye bir adım atarak aramıza mesafe bıraktım "Davranışlarınız hiç doğru değil. Lütfen dikkatli oldun siz hastasınız ben ise psikiyatrist adayı. Ne düşündüğünüzü bilmiyorum ama hiç etik değil" ben konuştukça karşımda ki adamın daha çok sinirlendiğini görebiliyordum. Geldiğimden beri ifade oluşmayan yüzünden duygularını görebiliyordum.

Onu arkamda bırakıp odadan çıktım, umarım sözlerim yeterli gelmişti. Üst kata çıktığımda müdürün odasına ilerledim, kapıyı tıklatıcağım sırada aralık olması dikkatimi çekmişti. "Ne demek çalışanı o özel bölüme almak!" müdürün sert sesiyle kapının önünde haraketsiz kaldım.

"Benimle beraberdi zaten. Ben birkaç dosyaya baktım ve çıktık. Hiçbir şey yapmadı hem o odada fazla dikkat çekicek bilgiler yok" Barçın hocanın sesini duyduğumda kaşlarım çatıldı. Kapının aralık kısmı çok az olduğu için farkedilmiyordum. "Barçın bir daha böyle bir hata yapma! Orada hadi bir şeylerle karşılaşsaydı. Bir daha istemiyorum" ayaklarım geri geri gittiğinde odadan uzaklaştım. Barçın hocayla girdiğim özel bölümden bahsediyorlardı. Ne vardı orada bu kadar sinirlenilecek. Bu hastanede neler dönüyordu?

Telefonumu ellerim arasına aldığımda Biz bize grubuna yazdım.

Açelya: konuşmamız gerekiyor.

Ecrin: ne oldu?

Açelya: binanın yan tarafındaki çardakta buluşalım.

Kısa süre sonra buraya gelmiştik. Poyraz'ada özelden yazdığım için buraya gelmişti. Şimdiye kadar olan anormallikleri ve duyduklarımı anlattım. Etrafta kimse yoktu buraya zaten çok kişi gelmiyordu. İlaçın içinde zehir olduğunu, Barçın hocayla girdiğimiz özel bölümü, Barçın hocanın odadaki konuşmalı, Aslı'nın ve güvenliğin söyledileri. Hepsi beni dikkatle dinlediklerinde her olaya ayrı şaşıran Ecrin "Bu yüzden ilaçları içmiyorlardı. Ben Ediz'in ilaçına bakmak istediğimde hemşire beni oyalayarak baktırmamıştı."

Taşlar yavaşça yerine otururken Poyraz "Tamamda biz ne yapabiliriz? Sadece polisi arayabiliriz yada yönetim ile konuşuruz ki ikincinin olma olasılığı yok çünkü belliki bir şeyler karıştırıyorlar ve bu davranışlar fazla dikkat çeker" sorun buydu ne yapmalıydık ama daha fazlası ise burada neler olduğunu bile bilmiyorduk ki çözmeye kalkalım.

"Önceliğimiz burada neler olduğunu bulmak. O özel bölüme giriceğiz ve orada sakladıkları neymiş bulucağız" sözlerimle Afra yarım bir gülüşle bana baktı "Dedektifcilik mi oynayacağız? Saçmalamayın buraya çalışmaya geldik başımıza iş almayalım" dedi. Bu işlerden hoşlanmadığı belliydi "Ne yapalım göz göre göre yaptıklarına göz mü yumalım. Yapan kadar susanda suçludur" bu kadar rahat olmamalıydı.

Elini omzuma koydu "Bu kadar adalet ve iyilik peşinde koşmaya meraklı olursan başına sürekli bir bela alırsın. Bazen susup yoluna bakmak gerekir" Afra ısrarla beni geri çevirmeye çalışsada ben geri adım atmiyacaktım. Bu işlere girip uğraşmak istemediği belliydi.

"O özel bölüme giriceğiz ve neler olduğunu çözüceğiz. Benimle misiniz?" kararlı halimle Poyraz "Alalım bakalım başımıza belayı" diyerek kabul etti "Senden kurtuluş yok Açi" Ecrin'de kabul ettiğinde Afra'ya döndüm. "Yanıyorsa hepimizin başı yansın."

Herkes benim yüzümden onaylamak zorunda kaldığında arkama yaslandım. Merak duygusu çok büyüktü ve bir şeyler olduğu o kadar belliyken sessiz kalmak istemiyordum.

🌺

Bölüm sonu

2 yorum