İçeriğe geç
Kami

GEÇMİŞİN İZBE KOKUSU

RomanDevam ediyorDram

Gözler bazen bize anlatan, bazen ise bizi anlatan büyük bir kudrettir. Kelimeleri yakarsın o an çünkü ihtiyacın yoktur. Gerek duymazsın dilini oynatmaya gözle bakınca, ömrünün sonuna kadar sussan bile o gözlerin seni anlatır yeter ki gözlerinle konuşmayı bilen biri olsun karşında. Ama insanoğlu yanlış anladı bu öğretiyi ya gözlere bakıp konuşturtmadı iki kudreti, ya da dilini oynatıp kelimeleri doğru kullanamadı. Konuşmak tek taraflı olabilir, anlaşılmak değil ama, diye geçirdim içimden. Anlaşılmak için sayısızca yıldız yakarsın ama anlaşılmadığını görünce tüm yaktığın yıldızlarla beraber kendi ışığını da söndürürsün ve Tanrı elini tutup kendi ışığıyla aydınlatana kadar kalırsın kendi yarattığın karanlıkta. Gerçek ışığa kavuşturur Tanrı seni. Bırak Tanrı tutsun ellerinden, bir tek o anlasın gözlerinden, hislerinden, anlattıklarından... Zaten Tanrıdan başka kimsen yoktur ki bu Dünya da, ruh eşini de bulmamışsan eğer. Sürekli hayatımızı yanlış yaşadığımızı düşünmek, yanlış kişilerin doğru kişi olduğunu düşünüp hayatımıza dahil ettiğimizden değil mi? Mesela içimizdeki savaşı anlatırken onlar gözlerimizdeki duygularımıza kör, ağzımızdan çıkan cümlelere iyi bir dinleyici oluyorsa yanımızda olmalarının ne anlamı var ki? İşte bu yüzden seni yaratandan başka kimseden yanında kalıp, anlamasını bekleme. Ama gözlerin görmediğinde de sana yol tarif edecek insanları aramaktan da vazgeçme. Gözleri müebbet yemiş gibi kapanır kızın, mahkûm olduğu yer hapis değil oğlanın kollarıymış. Her bakışmaların da yaseminler açar, her birlikteliklerin de solarmış o yaseminler. İblislerin kanlı mızrakları meleklerin kanatlarını kirletmek için hazırlanmış. "Göğsün ne ulu bir mâbed." Bir bebek uysallığıyla sindi oğlanın göğsüne. Yakıcı, kavruk tenine dokundu. Burnundan aldığı nefesle ciğerlerine kadar doldurdu kokusunu, ardından usulca kaldırdı başını bir ok gibi sapladı gözlerini gözlerine. "Diline yemin içtirmiş ruhum her gün kutsal kıldığı yerde ibadet etmeye." İnancın seni esir edebilir miydi acılara? Her ne kadar kabul edilmese de bir inanca bağlı kalıp tüm yanlışlarıyla o inanca göre yaşamak çok acınasıdır. Ve bir inanca bağlı kalmak onun getirdiği tüm acıları da kabul etmek demektir. Hüküm giymişti oğlanın dudaklarında sahte gülüşler. Ta ki ona kavuşana dek. "Eğer tek bir an bile huzur bulamayacağını düşünürsen..." Hiç düşünmeden söyledi ve bir an durdu. Bir şeyler düşündü ve bir şeyler yıkılmaya yüz tuttu ardından sözlerine devam etti. "Kutsal kıldığın bu mâbed üzerine yıkılsın kalbimin, ama altta çürüyen kalbimin üzerindeki enkaz, senin yaseminler gibi kokan ruhun olmasın." Piyanist son tuşuna bastı. Tüm ışıklar söndü. Tüm yalanlar karanlığa gömüldü. Birleştiler... Ve meleklerin kanatları kirlendi. Yaseminler çiçek açtı ve aynı anda oğlanın göğsü, kızın mâbedi yıkıldı. İkisinin de dudakları kurudu, ikisinin de evi yerle bir oldu. Yaseminler soldu... Ölüm koktu... Kurumuş yasemin çiçeği kokusu ölüm kokusuna karıştı. Kız, oğlanın kokusu karşısında diz çökmüşken, oğlan bilmeden ölümü soludu ve kızın boyun girintisine bir öpücük bıraktı;yumuşak ve aynı zaman da şehvetli bir öpücük. Ve kızın gözlerinden bir damla ölüm aktı oğlanın avuçlarına. Artık her şey için çok geçti. Her şey bitiyordu. İkisi de birbirine yemin etmişti oysa ölüme beraber yürüyeceklerine dair. Bir de ne vardı biliyor musunuz? Güneş Tanrısına aşık olan güzeller güzeli prenses vardı. Prensesin, Güneş Tanrısı tarafından reddedilişinin ardından intihar edip bedeninin de yakılıp, küllerinin toprağa karışması sonucu açan yasemin çiçekleri; ve yasemin çiçekleri ile birlikte doğan yasemin kokulu Evra, ve Güneş Tanrısına meydan okuyan Kamran. Şimdi boş verin bunu, ne de olsa geçmişte yaşanan bir olay nedeniyle birbirlerinin hayatına dahil olan insanların, gün geçtikçe aşklarına birbirlerinin sırlarını öğrenirken şahit olacağız. Ve korkularına ve yalanlarına. Şimdi sadece kendi zihnimizin yarattığı gökyüzünün altında gözlerimizi kapatıp yıldızlarımızı oluşturalım, sonra o yıldızların tek tek yeryüzüne düşüşünü izleyelim ve yıldızlarımızı kimlerin avucuna emanet edeceğimize karar verelim.

Bölüm
1
okunma
103
Beğeni
4
Puan
5,0
Puan ver

Benzer eserler