İçeriğe geç

Geçmişin Gölgesi

Bölüm 4 · 5 dk okuma

Geçmişin Gölgesi

Bölüm 4

BÖLÜM 4

Venaloppe

Ablamın odasının kapısın açıldığını duyduğumda yanıma geleceğini tahmin ettiğim için yüzümdeki gülümsemeyle kapımı açtım. Odaya girenin Grayson olduğunu fark edince geri çekildim ve beni görmemesini sağladım. Grayson’ın ablamın odasında ne işi vardı. Ablam sürekli aralarında hiçbir şey olmadığını söylüyordu. Ne yalan ama. Ne konuştuklarını duymak istiyordum fakat dedikleri anlaşılmıyordu. Bir anda kapının açılmasıyla kendi kapımı hızlıca kapattım. Umarım beni görmemiştir. Kendimi ne konuştuklarını düşünmekten alamıyordum. O kadar kısa sürmüştü ki sanki sadece bir şey söyleyip gitmiş gibiydi. Artık dayanamıyordum. Pembe geceliğimin üstüne sabahlığımı giyip odamdan dikkatli adımlarla çıktım. Odanın kapısını yavaşça açmama rağmen ablam yerinde sıçradı. “Sakin ol. Sadece benim.” Yanına yaklaştım . Yatağında oturuyordu. Vücudu döndürmeden sadece başını döndürerek bana baktı. “Venaloppe. Neden yatağında değilsin.” İşaret parmağımı sus çizgisine götürerek “Şşşş.”dedim. “Bu odadan kimin çıktığını gördüm. Yine mi inkâr edeceksin Violet Marsha?” Yüzünü iğrenerek buruşturdu. “O soyadı adımla beraber duymak midemi bulandırıyor.” Bıktığımı gösteren derin bir nefes aldım. “Yeter ama hâlâ reddediyorsun. Tamam ablacım sen bunu ne zaman kendine itiraf edebilirsen o zaman konuşuruz olur mu?” Kalkıp gidecektim ki kolumdan tutup beni yerime oturttu. “Sevgilisi varmış.” Duymayı beklediğim son şeydi. Ablamın yüzündeki endişe beni de tedirgin ediyordu. “Anneme bunu söylemelisin.” “bunun iyi olacağını sanmıyorum. Planlarından başka bir şey düşünemiyor ve bu da onu durdurmayacaktır. Ben vazgeçemem kralın Odre ‘nin vazgeçmesi gerekiyor.” Kral Odre’ ye kral demek istemiyorrdu. “Ama annemin yaşadığı da böyle değil miydi? Bunu başkasının yaşamasını istemez bence” “Belki de haklısın Venaloppe. Her neyse bunu yarın sabah konuşalım olur mu şimdi sadece uyu ve dinlen.” Oflayarak odadan çıktım.

Violet

Kardeşim odadan çıktıktan sonra göz yaşlarımı tutamadım. Neye ağladığımı ben de bilmiyordum. Sadece duygu boşalması gibiydi. Hiçbir hemcinsimin acı çekmesini istemezdim. Diğer yandan kraliçe olmak ve güç en büyük amacımdı. Düşüncelerin arasında gözyaşlarımla uyuya kaldım. Penceremin önünden gelen bir takırtı sesiyle gözlerimi araladım. Pencereden odama giren uzun boylu sarışın adamı gördüğümde gözlerim irileşti ve öylece kaldım. Bana bakıyordu ve gülümsüyordu. Ben ise donmuş şekilde adama bakıyordum. Bir şey hatırladığını belli ederek “Ah” dedi reverans yapıp tekrar düzeldiğinde kendime geldim. Hızla ayağa kalktım. “Burası bir prensesin odası bayım” Sırıttı. “Öyleyse doğru odaya geldim. Ben Adrian. Siz de Violet Crivell öyle değil mi?” Çok rahat görünüyordu. Elimi belli etmeden arkamdaki komodinden hançere uzatmaya çalışıyordum ki tek hamleyle benden önce hançeri aldı ve uzağa fırlattı. “Buraya dövüşmeye gelmedim. İş birliği yapmaya geldim kraliçem.” “Doğru düzgün anlat şunu” Kollarımı bağladım. “Kraliçem bildiğim kadarıyla Marsha’ nın sonunu getirmek istiyorsunuz. Hatta bundan eminim. Tabii bu ortak noktalarımızdan sadece biri.” Ne demek istediğini anlayamamıştım bakışlarımdan bunu anlamış olacak ki tekrar konuşmaya başladı. “Odre’yle ilgili kötü bir geçmişim var bu kadar bilgi şuan yeterli. Benimle birlik olun ve Marsha’nın sonunu getirelim kraliçem” Elini sıkmam için uzattı. “Bana daha fazla bilgi vermek zorundasın Adrian.” Derin bir nefes verdi ve anlatmaya başladı.

20 YIL ÖNCE

Adrian

Annemin haşladığı yumurtanın kokusuna uyandım. Evimizde sadece iki oda vardı bir oda lavabo bir oda ise mutfak oturma odası ve yatak odasıydı. Uyandığımda gördüğüm yumurtalar beni heyecanlandırmıştı hemen abimi ve küçük kız kardeşimi uyandırdım. Kahvaltımızı yaparken babam konuşmaya başladı. “Dün Prenses Anna doğdu çocuklar. Bu yüzden meydanda bir kutlama yapılacak. Biz de orada kralımıza ve kraliçemize hizmet edeceğiz.” Hepimiz isteksizce onayladık.

Akşam olmuştu ve hep birlikte meydana gelmiştik. Satış yapmaya başladık. Her ne kadar kıyafetlerimiz kirli ve yırtık olsa da abimin yakışıklılığı ve güler yüzü sayesinde en fazla satış yapan bizdik. Kral ve ailesi gelmeden önce diğer insanlara satış yapar para kazanırdık. Kral gelince ise sadece onları izleyip eğlenmelerini izlerdik.

Sonunda kral gelmişti. Geldiği an havaya bir el ateş etti. Korkuyla abimin arkasına saklandım. “Sakin ol Adrian, sadece kendini beğenmiş bir adam.”

Annem ve babam kraliçeye hizmet ediyorlardı. Biz de satış yapmaya devam ettik. Kral bir anda kahkaha atarak rastgele kurşunlar yağdırmaya başladı. Birkaç kişinin yere yığıldığını görünce titreme başladım. Abim kardeşimi ve beni tutarak tezgahın arkasına saklanmamızı sağladı. Bize sarılıyordu ve bu beni biraz daha güvende hissettirmişti. Abim on üç yaşındaydı ve ben sadece 7 yaşındaydım küçük kardeşimizse 6 yaşındaydı. Silah sesleri artarken bir bağırma sesi duyduk. Babamın sesine benziyordu. Abime endişeyle baktım. O da benim kadar korkmuş görünüyordu. Biz kalkmadık fakat abim hafifçe kafasını uzatarak oraya baktı. Gördüğü şey ona dehşet vermişti. Tekrar yanımıza eğilip bize sarıldı. Bir süre sonra çığlıkla karışık bir bağırma sesi duyuldu. Ses anneme aitti. “YETER” Herkes susmuştu. Tüm gözler annemin üzerindeydi. Annem krala döndü.” Yeter. Masum insanları öldürüyorsunuz. Sizin kızınız doğdu diye başkaları ölmek zorunda değil.” Kral anneme sinirle bakıyordu. “Biz sadece kutlama yapıyoruz. Ayrıca ne yaparsam yapayım sen beni sorgulayamazsın. Bu saygısızlığın cezasız mı kalacak sanıyorsun. Tüm ailen idam edilecek.” Annem o an gerçekten ruhsal olarak ölmüştü. Krala ne kadar yalvarsa da fikrinden dönmedi kral.

O gün o eve döndüğüm son gündü. Sabahında tüm ailem idam edildi. Ben ise sadece bir korkaktım… Saklandım, ama ailemin ölümünü görmekten kaçamadım. Annem, abim ve altı yaşındaki küçük kız kardeşim gözlerimin önünde öldürüldüler. Ama ben ölümü göze alacak kadar cesur değildim. O gün eve dönmedim, ormana gittim. Bir köşede uyudum. O eve gitmeye bile cesaretim yoktu. Kendime bir söz verdim; Ailemin intikamını alacaktım. Çalıştım çok az kazanmama rağmen çalıştım. Bir yandan da kendimi geliştirmeye çalışıyordum. Bulduğum yemeği yiyordum ve çalışmalara devam ediyordum.

Günümüz

Violet

“Şimdi ise yirmi yedi yaşındayım ve hayallerimi gerçekleştireceğim gün geldi. Sabah beşte kütüphanede ol” Tebessüm etti. “Emriniz olur kraliçem.” Pencereden indi ve gitti. O yorgunlukla uyudum mu bayıldım mı bilmiyorum fakat dörtte çalan alarm ile uyandım. Hedef Ron’un odasıydı. Adrian’ ın anlattığı hikaye gerçek ise Ron bunu kesinlikle biliyordur. Kapıdan yavaşça girdim ve Ivy’ i uyandırmamaya dikkat ederek abime seslendim. Uyandığında beni görmek onu şaşırtmıştı. “Violet? Burada ne işin var?” Kolundan tuttum. “Gel benimle sana sormam gereken şeyler var.” Koridor a çıktık. Soran gözlerle bana bakıyordu. “Bir olay duydum da bu olayın gerçek olup olmadığını soracaktım. “ Olayı üstünkörü şekilde anlattım. “Yani detayları bilmiyorum ama bir kadın ve ailesinin prenses Anna’nın doğum gününde böyle bir olay olduğunu biliyorum.” Çok mutluydum. “Teşekkür ederim abi.” Koşarak kütüphaneye gittim. Tahminimce on on iki dakikada içerisinde gelir. Diye düşünüyordum ki Adrian yine pencereden geldi. “Kararını verdin mi kraliçem” “Verdim. Sana yardım edeceğim.” Yüzüne gerçek bir gülümseme yayılmıştı.

“İlk kurbanımız kim kraliçem”

“…”

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.