Kibirli, kendini beğenmiş, pisliğin teki. Buraya geleli sadece bir saat geçti fakat prensin bana bakışları yüzünden bir yıl geçmiş gibi hissediyorum. Onun bakışlarına karşılık vermek istiyorum fakat ne zaman ona bakış atacak olsam annem ile göz göze geliyorum ve prenses olduğumu hatırlatan bakışlara maruz kalıyorum. Onunla tartışacak bolca zamanım olacaktı zaten. Konu ne zaman bize3gelecek acaba diye beklerken Kral Odre konuşmaya başladı. "Prens Grayson Prenses Violet ile evleneceğini öğrendiğinden beri hazırlık yapıyor. Sizin gibi güzel bir leydi ile evlenecek olmak onu heyecanlandırmış olmalı prenses." Grayson'a baktım, bunun yalan olduğunu belli edecek şekilde bakıyordu. "Nazik sözleriniz için teşekkür ederim kralım. Prens ile oldukça iyi anlaşacağız galiba." Bana iğneleyici bakışlar atarak "Kesinlikle prenses." dedi.Bu masada oturmak midemi bulandırmaya başlamıştı. Nasıl kalkabileceğimi düşünürken aklıma sadece karnımın ağrıdığını ve biraz temiz hava almak istediğimi söylemek geldi. Masadan kalktım ve bahçeye doğru yürümeye başladım. Tam onların beni göremeyeceği bir yere döndüğümde biri kolumu tuttu. Döndüğümde Grayson'ı görmemle kaşlarım çatıldı. "Senden kurtulup hava almak istemiştim." "Kes sesini prenses. Ben de sana bayıldığımdan gelmedim yanına. Gel benimle burda bizi duyanlar olabilir." Kolumdan çekerek götürmeye çalışınca kolumu çekip ondan kurtarıp "Fikrimin sorulduğunu hatırlamıyorum." dedim. "Burada yaşadığın süre boyunca sana hiç fikrin sorulmayacak güzelim" Kollarımı bağlayıp gelmediğimi belli edecek şekilde gözlerine baktım. Başını geriye atarak iç çekti. "Seninle işim çok zor olacak galiba. Konuşmamız gerekenler var prenses benimle küçük bir yürüyüşe çıkar mısınız?" Kolunu girmem için hafifçe araladığında koluna hafifçe baktım ve istediğini yapmadan yürümeye başladım "Ne konuşacağımızı çok merak ediyorum prensim" Arkamda kaldığında burnundan gülüşünü duymuştum. "Yanlış yoldan gidiyorsun prenses. Nezaketime karşılık verseydin seni götürecektim." Durmuştum ve yavaş adımlarla yanıma yaklaştı." Tam konuşacakken sözünü kestim. "Gidelim." Hafifçe kıkırdadı ve eliyle gitmem gereken yolu gösterdi. "Önden buyurun lütfen"Bir bahçeye gelmiştik. Tam ona dönüp konuşmaya başlayacaktım ki "Daha gelmedik beni takip et" dedi. Ağaçların arasından geçtik ve hiçbir şey olmayan duvara elini uzattı ve duvarda yaprakların arasından bir kapı kolu tuttu. Kolu çevirdiğinde bir oda göründü. Çok temiz ve düzenli görünüyordu. Gözlerim şaşkınlıktan kocaman açılmıştı. Kapının yanında reverans yaparak önden geçmemi işaret etti. Hâlâ etrafa şaşkın şakın bakıyordum ve arkamdan kapıyı kapatıp yanıma geldi. "Dışarıdaki nazik Grayson bir yere kadar prenses buradan gideceksin. Benimle evlenmeyeceksin." Kollarımı bağladım. "Bunu neden yapayım." O da benim gibi kollarını bağladı. "Bu seni ilgilendirmez sadece seninle evlenemem." Anlamaya çalışır gibi bakıyordum. "Nasıl beni ilgilendirmez ya ben senin nişanlınım." Bunu neden söylediğimi anlayamamıştım. "Ne zaman bu kadar yakın olduk Violet" "Yakın olmadık Grayson. Olmayacağız da. Ama bana çok geçerli bir sebep vermediğin sürece evlenmekten vazgeçmeyeceğim." Ellerini dizine koydu eğildi ve boyumuz aynı olacak seviyeye geldiğinde yüzünü yaklaştırdı ve gözlerime bakarak konuşmaya başladı. "Sebebim gayet geçerli. Seni istemiyorum." Yüzlerimizi daha da yaklaştırıp konuşmaya başladım. "Ben de senin için ölmüyorum Grayson. Beni peşinden koşturamazsın. Ben buraya senin krallığının teklifi üzerine geldim şimdi hiç bir çıkarım olmadan vârisliğimi kaybetmeyi kabul edeceğimi mi sanıyorsun." Geri çekildi ve aramızdaki boy farkı tekrar oluştu. "Sana kabul et demiyorum. Buradan gideceksin diyorum." Alaycı bir kahkaha attım. "Hiçbir yere gitmiyorum Grayson. Ayrıca bana bir daha emir verecek olursan silah prenses olduğumu hatırla olur mu kocacım." Kapıyı sertçe kapatarak çıktım ve geldiğimiz yöne yürümeye başladım. En son yemek yediğimiz yere geldiğimde kimsenin orada olmadığını gördüm. Bir hizmetçi koşarak yanıma geldi. "Sonunda sizi bulduk efendim. Kraliçe odanızı hazırlamamızı söyledi. Odanız hazır dilerseniz sizi götürebilirim." Kız oldukça heyecanlı görünüyordu. Bu haline sırıttım. "Sakin ol." Utanmıştı. "Şey kusura bakmayın efendim ben sizin hikayelerinizi hep duyuyordum da. Yaptıklarınıza çok hayranım." Genç kız çok heyecanlı görünüyordu. "Hadi beni odama götür..." Sorar gibi ona baktım "Adım Amy efendim" Başımla onayladığımda odama doğru yürümeye başladık. Önümüzü Venaloppe kesti. "Amy ile tanışmışsınız. Seninle tanışmak için çok heyecanlıydı." Ona baktığımda Venaloppe'nin yanına geçti "Evet tanıştık." "Ben sizi yalnız bırakayım efendim." Amy gittiği anda Venaloppe kolumdan çekerek beni bir odaya soktu. "Her şeyi detaylı anlat çabuk." Meraktan gözleri parlıyordu. "Neyi anlatmam gerekiyor?" Kaşlarını çattı. "Ciddi misin sen? Grayson ile kalkıp gittiniz. Ne yaptınız her şeyi anlat." Bu hallerine karşılık bıkkınlıkla başımı geriye attım. "Hiçbir şey olmadı Venaloppe." Kpıya doğru yürüyordum ki arkamdan söylenmeye başladı. "İyi tamam anlatma. Kesin bir şey olmamıştır zaten. Çocuk kandırıyor sanki." Arkamı döndüm. "Benim odam nerede?" "Karşı oda" Odadan çıktım ve kendi odama girdim. Kendimi yatağa bıraktım. Burada geçirdiğim tüm günler bu kadar yorucu mu olacaktı? Bu şekilde uyuyamazdım. Kalktım, elbisemi çıkardım. Geceliğimi giydim ve makyaj masama oturdum. Makyajımı çıkardığımda kendimi büyük bir yükten kurtulmuş hissettim. Saçlarımı taradım. Aynada kendimi izledim. Yıllardır bugün için hazırlanmıştım ve şimdi buradaydım; Marsha sarayında.
Tam uykuya dalmıştım ki kapımın açıldığını duydum. Elime komodinde duran süs bibloyu aldım. Işık açıldı. Karşımda Grayson'u görmeyi beklemiyordum. Bibloyu yerine bıraktım. "Bu izni sana kim verdi." Kıkırdadı. "ama karıcım sana hiç yakışmıyor böyle sözler. Biz nişanlıyız birbirimizle daha saygılı konuşmalıyız öyle değil mi?" "Grayson ne istiyorsun." dememle ciddileşti. "Buraya gururumu hiçe sayarak geldim. Arkanda dolaşıyor gibi görünmekten nefret ediyorum." iç çekti. "Tam olarak öyle gözüküyorsunuz prensim" "Violet çok ciddiyim evlenemeyiz. Sebebini sorma, sadece evlenemeyiz." "Neden evlenemeyeceğimiz umurumda değil. Sadece çıkarımı öğrenmek istiyorum." "Violet annenin ne yaşadığını biliyorum. Sen de biliyorsun." Başımı yavaşça salladım. "Peki bunu başka bir kadının yaşamasını ister misin? Sevgilisinin başkasıyla evlenmesi büyük bir acı olur değil mi?"