İçeriğe geç

GEÇMİŞE DOĞRU *Tek bedende üc insan *

Bölüm 33 · 7 dk okuma

GEÇMİŞE DOĞRU *Tek bedende üc insan *

Bölüm 33

33. Bölüm

Mihra, hem yanındaki müdürünün getirdiği iş ciddiyetini koruma baskısıyla hem de karşısındaki adamın sarsıcı enerjisiyle ne cevap vereceğini bilemiyordu.

​Sojun, adeta bir heykel gibi kaskatı karşısında duruyordu. Elleri, Mihra’ya dokunmak arzusuyla çekilse de arada görünmez bir sınır varmış gibi havada asılı kalıyor, geri çekiliyordu. Onu ürkütmekten, bu büyüyü bozmaktan ya da bir yıldır kurduğu o hassas dengeyi tek bir hamlede yıkmaktan öylesine korkuyordu ki...

Tüm o güçlü holding yöneticisi duruşunun altında, aslında sevdiği kadına dokunmaya kıyamayan asil, sabırlı ve derin seven bir adam vardı. Koskoca dünyaları, zamanları aşıp gelmişti ama şimdi onun rızası olmadan tenine dokunmayı kalbine haksızlık sayıyordu.

​Mihra, Sojun’un gözlerindeki o incitmekten korkan adanmışlığı gördüğünde kalbinde bir yerler koptu. Bu adam onun için zamandan vazgeçmişti; eğer ilk adımı kendisi atmazsa, bu mucize ellerinin arasından bir sis bulutu gibi dağılıp gidecekti.

​Daha fazla bekleyemedi. Gözlerinden süzülen yaşlarla birlikte aralarındaki son mesafeyi eriterek kendini öne doğru bıraktı. Kollarını Sojun’un boynuna dolayıp göğsüne sığındığında, dünya üzerindeki tüm sesler sustu. Mihra, adamın ceketini parmaklarının arasında parçalayacakmış gibi sıkıyor, hüngür hüngür ağlıyordu. İçindeki o bir yıllık amansız yokluk, göğsünü yırtan çaresiz hasret şimdi hıçkırıklar halinde dışarı dökülüyordu. Bu ana delice inanmak istiyor ama içini kemiren o tekrar kaybetme korkusu yüzünden kollarını tek bir milim bile gevşetemiyordu. Sanki azıcık bıraksa Sojun yeniden o karanlık geçmişe gömülecek, bu an bir seraba dönüşecekti.

​Sojun, kollarının altındaki narin kadının sarsılışını hissettikçe, o ana kadar kendini tuttuğu irade duvarı un ufak oldu. Kıyamayan, uzaktan bekleyen o adamın yerini; tüm heybetiyle sahiplenen sarsılmaz bir güç aldı. Kollarını Mihra’nın beline ve sırtına birer çelik zırh gibi doladı; onu neredeyse kendi bedeninin içine gömmek istiyormuş gibi sarmaladı. Dudaklarını kadının saçlarının arasına gömüp kokusunu ciğerlerine hapsederken, derin ve erkeksi sesi gecenin karanlığına karıştı:

​"Geçti..." dedi, sesi titrese de arkasındaki o sarsılmaz güçle. "Geçti ay parçam. Buradayım. Bir daha hiçbir güç beni senden koparamaz. Seni bir kez buldum, bir daha asla bırakmam."

​Eli, kadının sırtında ve saçlarında, varlığını ezberlemek istercesine büyük bir tutkuyla gezindi. Mihra, onun göğsünün her iniş kalkışında, teninden yayılan o tanıdık sıcaklıkta gerçeği bulmaya çalışırken; Sojun onu dünyadan soyutlarcasına sarıyor, tüm korkularını tek tek eritiyordu.

​"Nefesim..." diye fısıldadı Sojun, sesi kalbinin tam ortasından kopup gelerek. "Her kahırlı gecede sadece bu anın kokusunu hayal ederek hayatta kaldım. Sonunda buradasın, kollarımdasın Gökçem..."

​🕳🕳🕳🕳

​Mihra, Sojun’un göğsünde atan o hızlı kalbin sesini dinlerken, zamanın da mekânın da bir hükmü kalmamıştı. Sojun, kollarındaki kadının bir hayal olup uçup gitmesinden korkarcasına, gece boyunca Mihra’yı bir an bile bırakmadı. Bir yılın acısı, yerini sessiz ve derin bir teslimiyete bıraktı.

Kelimeler azaldı; birbirini ilk kez böylesine tutkuyla tanıyan bedenler, kenetlenen parmaklar ve saçlara kondurulan derin öpücükler her şeyi anlatmaya yetti. Dünya üzerindeki tüm belirsizlikler ve dertler o odanın kapısının ardında kaldı. Sadece ikisi, sadece ilk kez böylesine tek vücut olan aşkları vardı.

​Ancak zaman, aşıklar için her zaman en hızlı akandı.

​Şafak vakti, odanın pencerelerinden içeri sabahın ilk yumuşak ışıkları süzüldüğünde, Sojun gözlerini bir an bile kırpmadan Mihra’nın uyuyan yüzünü izliyordu. Bir yıldır ilk kez kalbi bu kadar hafif, ruhu bu kadar huzurluydu. Mihra kıpırdanıp gözlerini araladığında, Sojun’un kendisine o hayran ve sevgi dolu gözlerle baktığını gördü.

​Sojun, elini usulca Mihra’nın yanağına yerleştirip başparmağıyla tenini okşadı. Sesi sabaha mahsus bir boğuklukla ama sonsuz bir şefkatle döküldü dudaklarından: "Günaydın nefesim... Gerçekten buradasın. Bu bir rüya değil, değil mi?"

​Mihra, onun elinin üzerine kendi elini koyup hafifçe gülümsedi. Aralarındaki o büyüleyici sessizliği, odanın kapısına usulca vurulan iki tık sesi böldü. Kapının arkasındaki görevli, çekinerek seslendi: "Efendim, gün ağardı. Bugün için planlanan büyük konsey toplantısının saati yaklaşıyor, hazırlıklar tamamlandı."

​Sojun derin bir iç çekti ama bu kez yüzünde o eski, bezgin ifadeden eser yoktu. Bakışlarını yeniden Mihra’ya çevirdi, gözlerinde bu defa gurur dolu bir parıltı vardı. "Görünüşe göre bizi bekliyorlar," dedi, 'biz' kelimesinin üzerine basarak.

​Mihra, Sojun’un elini hafifçe sıkarak ondan izin istercesine gözlerinin içine baktı.

Kendi odasına gitmeye yeltendiğinde, Sojun onun bileğini nazikçe ama gitmesine izin vermeyecek bir kararlılıkla yakaladı. "Gitme," dedi, sesi hâlâ gecenin izlerini taşıyan bir fısıltıydı. "Burada kal. Artık saklanacak bir şeyimiz yok."

​Sojun, dışarıdaki görevliye kısa ve net emirler vererek Mihra için en uygun kıyafetlerin derhal odasına getirilmesini sağladı. Mihra, odadaki banyoya geçip gecenin ve bir yıllık hasretin sıcaklığını teninden usulca akıtırken; Sojun dışarıda sabırsızlıkla onun çıkmasını bekliyordu.

Mihra, getirilen elbiseler içinde duru güzelliğiyle adeta göz kamaştıran bi güzellikte banyodan çıktığında, arkasında bıraktığı o tatlı koku Sojun’un aklını başından almaya yetmişti bile. Sojun, ona yaklaşmak için can atan kalbini zorlukla zapt ederek derin bir nefes aldı. "Ben simdi seni nasil yanimdan ayiracagim hayir bu olmaz seni artik birakmam ay parçam ...

"Bugün, her şeyin değişeceği gündü.

​Büyük konsey toplantı salonunun devasa kapıları açıldığında, içerideki tüm gözler kapıya çevrildi. Konsey üyeleri, Ufuk Bey ve diğer liderler Sojun’u yalnız görmeyi beklerken, gördükleri manzara karşısında salona derin bir sessizlik çöktü.

​Sojun, parmaklarını Mihra’nın parmaklarına kenetlemiş, el ele salona giriyordu. Yüzünde ne bir çekince, ne de açıklama yapma gereği duyan bir ifade vardı. Kimsenin ne düşündüğünü, ne fısıldaşacağını umursamıyordu; o kadar net, o kadar kararlıydı. Mihra’yı tam yanına, kendi koltuğunun hemen yanındaki sandalyeye oturttu. Onu bir an bile yanından ayırmaya niyetli değildi; çünkü kendini artık belli etmiş, Mihra’nın varlığıyla yeniden doğmuştu. Mihrasız geçen tek bir saniyeye bile tahammülü yoktu.

​Salondaki şaşkın fısıltıları bölen, Ufuk Bey’in Sojun’a attığı meraklı ve anlamaya çalışan yüz ifadesi oldu . Sojun, Ufuk Bey’in gözlerinin içine bakarak, sesindeki o sarsılmaz lider tonuyla üstü kapalı ama son derece net bir cevap verdi:

​

​"Her şey olması gerektiği gibi, Ufuk Bey. Şimdi, asıl meselemize dönelim."

Elindeki kalemi masaya yavaşça, neredeyse hiç ses çıkarmadan bıraktı. Arkasına yaslanarak ve gözlerini kısmadan Mihra ile Sojun arasında gezdiriyordu Ufuk bey

​"Bu sözden sonra , konuyu toplantı sonrasına bırakmanın daha uygun olacağını düşündü. Aslında bu yakınlaşmayı çok merak ediyordu; fakat bir yandan da şirketleri için iyi olabileceğini düşününce keyiflenmeye başlamıştı."

​Toplantı boyunca Sojun, profesyonel duruşunu bozmamaya çalışsa da gözleri sık sık Mihra’ya kayiyordu .Dakikalar geçmek bilmezken ona yeniden dokunmak, sarılmak ve kokusunu içine çekmek için adeta can atıyordu. Mihra’nın da durumu farksızdı; bakışları her kesiştiğinde ikisinin de içi kıpır kıpırdı, kalpleri göğüs kafeslerine sığmıyordu.

Uzun süredir üzerinde çalışılan o büyük proje için nihayet imzalar atıldı ve aylar süren süreç başarıyla nihayete erdirildi. Salondaki herkes tebrikleşirken, kimsenin bilmediği, sezemediği çok büyük bir sır vardı: Mihra ve Sojun arasındaki o kopmaz bağ.

İmzalar atılıp iş resmiyete döküldükten sonra

, Ufuk Bey’in telefonuna gelen haberden sonra yüzünün düştüğü apaçık aşikardı

Sojhun Ufuk bey in "Hemen çıkmalıyız" sözleriyle adeta buz kesti. İçinde aylardır biriken o devasa özlem henüz birkaç saatlik kucaklaşmayla dinmemişken, Mihra’nın ellerinin arasından kayıp gitmesine izin vermeye hiç niyeti yoktu.

O asırlık iradesi, bu ani ayrılık ihtimali karşısında tamamen isyan etti; ondan ayrılmak, nefessiz kalmakla eş değerdi.

​Ufuk Bey kapıya doğru adımlarken Sojun, kimseyi ve hiçbir resmiyeti umursamadan öne doğru bir adım attı. Gözleri sadece Mihra’daydı. Kalabalığın ortasında olduklarını unuttu, profesyonel lider maskesini bir kenara fırlattı. Mihra’nın elini herkesin şaşkın bakışları altında sıkıca yakaladı. Parmaklarını kadınının tenine öyle bir kenetledi ki, bu "Gitme" demenin en sessiz ama en güçlü haykırışıydı.

​"Bir dakika," dedi Sojun, ( Tae )sesi salondaki herkesi durduracak kadar gür ve ödün vermez bir tonla çıkmıştı. Bakışlarını Ufuk Bey’e çevirdi ama elini hala bırakmıyordu. "Şirket uçağını sizin için hemen hazırlatıyorum, bu size birkaç saat kazandırır. Ama Mihra... Onun bu toplantı sonrası bu krizle bir baglantisi yoksa, Seul'de kalıp projenin buradaki teknik detaylarını benimle netleştirmesi çok daha doğru olur."

​Mihra, elini sıkan o sıcaklığın ve Sojun’un gözlerindeki o gitmesine asla izin vermek istemeyen tutkulu yalvarışın karşısında ne yapacağını bilemedi. İçindeki kalp heyecanla çırpınırken, Sojun’un bu ani ve gözü kara hamlesi odadaki tüm havayı bir anda değiştirdi. Herkesi susturan bu sahipleniş, Sojun’un ondan ayrılmamak için neleri göze alabileceğinin en büyük kanıtıydı.

Ufuk Bey, Tae-oh ’un bu ani ve ödün vermez çıkışı karşısında bir an duraksadı. Salondaki şaşkın sessizliği bozan tek şey, iki iş insanı arasındaki o görünmez ama son derece gergin güç savaşıydı. Ufuk Bey, Sojun’un gözlerindeki o profesyonelliğin çok ötesindeki kararlı bakışı ve Mihra’nın elini bırakmayan o sarsılmaz tutuşunu fark ettiğinde durumu sezdi, ancak renk vermedi.

​"Haklısınız Tae-oh Bey," dedi Ufuk Bey, profesyonel bir nezaketle gülümseyerek. "Şirket uçağınız zamanlama açısından işimizi çok kolaylaştırır, teşekkür ederim. Ancak İstanbul'daki kriz doğrudan bu projenin finansal ayağıyla ilgili ve Mihra’nın sunum verilerine orada acilen ihtiyacım var. Teknik detayları dijital kanallardan da yürütebiliriz."

​Sojun’un çenesi kasıldı. Alacağı bu cevabı bilmesine rağmen, içindeki o aşık adam son ana kadar bir açık kapı aramıştı.

Bölüm sonu

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.